Bizim çocuklarimiz

Konusu 'Nasıl Anne Babalarız ?' forumundadır ve Fahriye tarafından 10 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

    10 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : Fahriye
  1. Fahriye

    Fahriye Popüler Üye Üye

    Katılım:
    15 Mart 2007
    Mesajlar:
    288
    Beğenildi:
    20
    Ödül Puanları:
    108
    BİZİM ÇOCUKLARIMIZ

    Köşe başlarında gördüğünüz, elindeki tesbihi sallayıp “Buraların efendisi benim!” edasıyla bakış fırlatanlar, bizim çocuklarımız…

    Trende, tramvayda, otobüste gürültülü konuşmalarıyla, daha aracın kapısının açılmasıyla varlığını hissettiren, etrafındaki insanların “belaya bulaşmak” korkusuyla bir laf söylemekten çekindiği gençler de bizim çocuklarımız…

    Ankesörlü telefonu, ya da elektronik tartı makinelerini yumruklayarak çalıştırmaya gayret edenler de bizim çocuklarımız…

    Okulda olması gereken saatlerde, park köşelerinde ellerindeki tek dal sigarayı, hastalık bulaşma riskini de göze alarak, sırayla tüttürenler de bizim evlatlarımız…

    Onlar, bizim çocuklarımız, bizim evlatlarımız.

    Ne oluyor da bu tablolarla karşılaşıyoruz?

    Nerede yanlış yapıyoruz?

    Otobüste kendisine yer vermediği için ayıplanan çocuklar, onu ayıplayan dedelerin torunları değil mi? İnsan, kendi ürününü nasıl beğenmez?

    Sürekli televizyon seyrediyor diye kızılan çocuklar, kimin çocukları? İnsan, eserini neden çirkin görür?



    “Ben yaşamadım; evladım yaşasın, görsün.” mantığıyla sınırsız ve hesapsız harçlık veren ebeveynler,

    “Bunlar küçük, beyaz yalanlar” diyerek yalanı masumlaştırmaya çalışan ebeveynler,

    “Kendini ezdirme, o sana vurduysa sen de ona vur.” nasihatiyle şiddeti hak gibi sunan ebeveynler,

    “Evladım, annen cahil, sen beni dinle…”diyerek ebeveynliğin kıymetini sıfırlayan ebeveynler,

    “Para her kapıyı açar.” diyerek para kazanmak için her yolun mübah olduğunu savunan ebeveynler,

    “Sen benim çocuğuma nasıl …..sın” cümlesini evladının haksızlığını hiç düşünmeden söyleyebilen ebeveynler,

    “Mürüvvetini görmek” arzusuyla sadece okul derslerine ağırlık verip milli, kültürel ve manevi değerlerin aktarılmasında eksik kalan ebeveynler,

    “Sen sus, bilmezsin, küçüksün” deyip, evladının özgüvenini yok eden ebeveynler,

    “Ona, şuna, buna dokunma” diyerek çocuğun araştırma ruhunu söndüren ebeveynler,

    “Bu çocuğu sen bu hale getirdin” diyerek birbirlerini suçlayan ebeveynler,

    Pembe dizileri kaçırmayan, maçları hiç aksatmayan; ancak evladına vakit ayıramayan ebeveynler,

    “Çocuğum kitap okusana” diyebilen, ancak henüz bir kitabın sonuna varamamış ebeveynler,



    Çocukların iyi, dürüst, çalışkan insanlar olmasını arzu ediyorsanız, onlara sözlerinizle, hareketlerinizle, duruşunuzla örnek olduğunuzu, model sunduğunuzu bilmelisiniz.

    Çocuklarımızın nasıl bireyler olmasını istiyorsak bizler de öyle olabilmeliyiz. Çünkü onlar, bizim çocuklarımız, bizim evlatlarımız. Onların güzel söze, sevgiye ve şefkate ihtiyaçları var.



    Mehmet Hilmi EREN

    Zeytinburnu Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü