Bölgesel Yağ Fazlalıklarından nasıl KURTULUNAMAZ?

Konusu 'Vücut Estetiği' forumundadır ve Op. Dr. Naci Celik tarafından 28 Eylül 2010 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    28 Eylül 2010
    Konu Sahibi : Op. Dr. Naci Celik
  1. Op. Dr. Naci Celik

    Op. Dr. Naci Celik Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Eylül 2010
    Mesajlar:
    519
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    41
    Vücudumuzdaki bazı spesifik bölgelerin daha fazla yağlanması yani bölgesel olarak daha fazla şişmanlama nedeni bu bölgelerde yağ hücre sayısı ve hücre büyüklüğünün daha fazla olmasıdır. Kadın ve erkeklerde bu tür bölgesel yağlanmalar farklı bölgelerde yerleşir.

    Erkeklerde Bölgesel Yağlanma
    1. Gıdı ve ense bölgesi
    2. Meme bölgesi (pseudojinekomasti)
    3. Karın Bölgesi
    4. Bel Bölgesi şeklindedir

    Kadınlarda Bölgesel Yağlanma
    1. Karın bölgesi
    2. Bel bölgesi
    3. Basen Bölgesi
    a. Popo
    b. İç uyluk
    c. Dış uyluk
    4. Diz içi
    5. Üst kol

    Her iki cinsde de vücut ağırlığı arttıkça diğer bölgelerde de yağlanma fazlalığı görülebilir ve bu bir süre sonra bölgesel yağlanma olmaktan çıkıp generalize yağlanmaya ve daha da ileri dönemde obeziteye dönüşür. Genel yağlanma ve obezite durumları tamamen farklı konular olup bu durumlar plastik cerrahlardan çok metabolizma uzmanlarını ilgilendirir. Bu durumdaki hastalar öncelikle diyet ve/veya spor ile aşırı kilolarının bir kısmını verdikten sonra kalan kısmı için plastik cerrahlara başvurabilirler (geride kalan bölgesel fazlalıklar ve deride olan sarkmalar için). Bölgesel yağ fazlalığı ise tamamen ayrı bir durumdur. 45 kg lık bir bayan hastada da bölgesel yağ fazlalığı olup basenlerinden şikayeti olabilirken 60 kg bir bayanda vücut oranları çok iyiyse hiç bir işlem yapmaya gerek kalmayabilir. Bölgesel fazlalıklar:

    1. Diyet ve sporla bir miktar azalsa bile sıklıkla tam olarak kaybolmaları mümkün değildir.

    2. Bu şikayeti olan hastalar sıklıkla çok kilolu değildir. (Çünkü kilo arttıkça genel olarak yağlanma başlayacağı için bölgesel fazlalıklar görünmez olur. Hastanın konturları da kaybolur)

    3. Hastalar en sık olarak giysilerinin yakışmadığından şikayet ederler. Yani hala eskiden giydikleri kıyafetleri giyebilseler bile artık eskisi kadar güzel durmadığını ifade ederler.

    Bu tür bölgesel yağ fazlalıklarına yaklaşım kademeli bir şekilde olmalıdır. Tabii ki en doğal yaklaşım diyet ve spordur. Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu hastalar diyete sıklıkla cevap vermezler. Hasta diyet sayesinde kilo verse bile karın, bel, basen gibi bölgelerdeki fazlalıklar yine de göze çarpabilir. Spor bu tür problemlerde oldukça iyi bir alternatiftir. Ancak bu spor çok ciddi bir şekilde örneğin haftada minimum 4 gün, en az 2 saat ve deneyimli antrenörler tarafından yapıldığı zaman genellikle 2 ay içinde etkisini göstermeye başlar ve hayat boyunca yapılmalıdır. Yani gazetelerin magazin eklerinde gördüğünüz “10 dk da işyerinizde yapacağınız 10 hareketle incecik popo sahibi” olmak sadece boş bir hayaldir. Bu şekilde bölgesel fazlalıklardan kurtulamazsınız. Spor çok ciddi bir şekilde ve antrenörlerin size uygulatacağı hareketleri defalarca tekrarlamanızla işe yarar. Spor ile incelmek en sağlıklı yöntem olmasına karşın herkes için uygun olmayabilir. Kişinin iş yaşantısı böyle bir aktiviteye izin vermeyebilir. Spor yapmayı önleyecek ciddi sağlık problemleri olabilir. Yaşı uygun olmayabilir. Ayrıca demin de bahsettiğim gibi spor ile incelme çok yavaş olan ve uzun döneme yayılması gereken bir işlem olduğu için hastalar sıklıkla sıkılıp spor yapmayı bırakırlar veya istedikleri sonucu elde edince spor yapmayı bırakırlar ve ardından tekrar eski durumlarına gelirler.

    Diyet ve sporla bölgesel fazlalıkları gitmeyen/gidemeyen hastalarda ikinci adım ne olmalıdır? İşte bu ikinci adım yani ameliyatsız teknikler, hem ilaç ve kozmetik firmaları hem de medikal estetisyenler tarafından hastalara en iyi çözüm yolu olarak gösterilen yöntemlerdir. Peki bunlar işe yarar mı? Maalesef her zaman işe yaramayabilirler.

    Öncelikle çeşitli ilaç ve kremlerden bahsedelim. Sıklıkla hastalar bu kremleri sürdükten sonra bazen sürdükleri bölgede hafif bir yanma bazen bir gerginlik hissi duyarlar. Bu ilaçların uzun süre kullanımından sonra hastalar bir miktar değişim farkedebilirler de. Ancak bu fark, eğer hasta ek olarak diyet ve spor desteği de almıyorsa, beden ölçüsünde azalma şeklinde olmaz. Bu ilaçların da olan az etkisini göstermesi için uzun süreli kullanıma ve daha sonra da bu kullanımın devam etmesine ihtiyaç vardır. İlaçların avantajı canınızın acımaması ve erken dönemde çok fazla para harcamamanızdır. Dezavantajı ise sıklıkla bu tür ilaçlara umut bağlayan hastaların işe yaramaması sonucu morallerinin bozulmasıdır. Ayrıca bu tür kremler bazı hassas bünyelerde allerjik reaksiyonlar, kontakt dermatit gibi problemler oluşturur ve kullanımı imkansız kılar.

    İkinci tür ameliyatsız teknikler genellikle medikal estetisyenler ve bazı estetik merkezlerinde kullanılan ve her gün bir yenisi çıkan yöntemlerdir. Bunlar da iki türlü olur:

    1. Çeşitli cihazlara bağlanarak belli aralıklarla ve belli seanslarla yapılan ameliyatsız incelme yöntemleri

    2. İğne ile yapılan incelme yöntemleri.

    Burada bunların hepsinden ayrı ayrı bahsetmek mümkün değil. Sayıca o kadar çok çeşitli cihaz var ki güncellemek imkansız. Sıklıkla Amerika’dan ve bazen Avrupa’dan ülkemize getirilen bu cihazların üretici firmalarının söylediklerine inanacak olursak bu cihazların hepsi birbirinden yetenekli. “Bugün başlayın 14 seans sonra 2 beden ince olacaksınız” Her yeni çıkan cihaz beden incelme miktarını ve bununla doğru orantılı olarak cihazın seans ücretini biraz arttırır. Peki sonuçlar gerçekten güzel midir? Aslında cihazlar genellikle az ya da çok işe yarar. Bu cihazların kullanılması esnasında da sıklıkla diyet önerilir. Ancak hastaların beklentileri yüksek tutulduğu için bunu yaptıranlar genellikle memnun kalmazlar. Çünkü bu tür cihazlarla aynı özelliklere sahip iki hastadan birisi bir miktar sonuç alırken diğeri işlem sonunda herhangi bir fark görmeyebilir. Sonuç görecelidir. Özellikle bu cihazlar bölgesel yağ fazlalıkları için değil de genel şişmanlık veya obezite için kullanılıyorsa hemen hiçbir etki göstermezler. Bu nedenle hastalar sıklıkla seansları tamamlamayıp yarıda keserler. Plastik cerrahide bu tür cihazlar sıklıkla bölgesel yağ fazlalıklarına liposelection operasyonu uygulandıktan sonra masaj yapmak amacıyla kullanılır ve böyle durumlarda cihazların etkisi çok daha fazladır. Bu cihazların operasyon sonrasında kullanılma sebebi de operasyonlara bağlı ortaya çıkabilecek sertlik ve şişlikleri azaltmaktır. Hastalar operasyon sonrası dönemde daha çabuk normal yaşantılarına dönerler.

    İğne ile yapılan işlemler genel olarak mezoterapi ve lipoliz olarak adlandırılmaktadır. Mezoterapi deri içine çeşitli kimyasal ve/veya biyolojik maddelerin enjekte edilmesidir. Bu maddelerin enjeksiyonu teorik olarak collagen formasyonunu arttırarak derinin gerginleştirilmesi ve gençleştirilmesi amacını taşırlar. Bu makalede mezoterapi mitlerinden hiç bahsedilmeyecektir. Ancak şunu bilmeniz gerekir ki deri içine yapılan enjeksiyon (yaklaşık1 mm) hiç bir şekilde derinin 2-8 cm altındaki yağlar üzerinde azaltıcı etki göstermez. Mezoterapi, eğer işe yararsa, etkisini deride gösterir ve bu kesinlikle bölgesel fazlalıkların giderilmesi değildir. Deride hafif bir gerginlik yapması için de bu tekniği gerçekten çok iyi bilen birilerinin yapması gerekmektedir.

    Lipoliz ise yağların eritilmesi için kullanılan enjeksiyon yöntemleridir. Gerçek anlamıyla lipolizde asıl kullanılan ilaç fosfatidil kolin içeren bir ilaçtır. Bunun serum fizyolojik ve B vitaminleriyle uygun oranlarda karıştırılması sonucu elde edilen solüsyon deri altına (mezoterapide olduğu gibi deri içine değil) yaklaşık 6-12 mm lik bir derinliğe enjekte edilir. Yöntemin injeksiyon bölgesinde ağrı, hafif kızarıklık ve yanma hissinden başka sık görülen yan tesirleri yoktur. Gebelerde, süt verenlerde ve sistemik hastalığı olanlarda uygulanamaz. Bu yöntem diğer yöntemlerle karşılaştırıldığında biraz daha ümit verici sonuçları vardır. Ancak bu etkide çok sınırlı ve belli belirsizdir. İnjeksiyon derinliğine bakılacak olursa (6-12 mm) sadece bu alandaki yağların erimesini stimüle eder ancak daha derin yerleşimli yağ dokuları üzerinde etkisi yoktur. Hemen hiçbir zaman tek seansta sonuç elde edilemez. En az 4-6 seans gerekir ve bu seansların arasının 2 ay olması gerekmektedir. Bu uygulamanın 15 günde bir yapılmasının hiçbir yararı olmadığı (ilacın metabolizması bilindiği takdirde) açıktır. Ancak çevremizde sık sık bu tür uygulamalarla karşılaşmaktayız. Lipoliz uygulaması yaptıracak olanlarında sertifikalı bir dermatolog veya plastik cerraha başvurması ancak bu yöntemin de diğerleri gibi mucize bir yöntem olmadığını bilmesi gerekir. Ayrıca bu tür bir tedaviye başvuran hasta ameliyat olmak istemediği halde en az 8-10 seans vücuduna yüzlerce iğne vurulacağını ve her işlem sonrası en az 2-3 gün yeni liposuction yaptırmış bir hasta gibi şiş ve ağrılı dolaşacağını bilmelidir. Eğer injeksiyon sonrası şişlik veya ağrı olmuyorsa bu durumda zaten yapılan işlem fosfatidilkolin ile yapılan gerçek bir lipoliz değildir.

    Yukarıda da bahsettiğim gibi ameliyatsız yöntemlerin çok az bir kısmından bahsedebildik. Burada bahsetme ihtiyacı duymadığım Karboksiterapi, Oksijen Terapi vb yöntemlerin zorlama bilimsel açıklamalar dışında pratikte yararları neredeyse hiç yoktur. Çeşitli firmaların bir çok modelde getirdiği ameliyatsız zayıflama yöntemleri işlemin ameliyatsız, ağrısız, şişsiz olması ve relatif olarak erken dönemde daha ucuz olması nedeniyle pek çok doktor ve hasta tarafından tercih edildiğini biliyoruz. Ancak bir hasta olarak işlem sonucu elde edebileceğiniz en iyi ve en kötü sonuçları doktorunuzla çok ayrıntılı bir şekilde konuşmalısınız. Genel olarak bu yöntemlerin çoğu hiçbir işe yaramaz, bazen eskisinden daha kötü sonuçlar verir, iyi sonuç alsanız bile bu muhtemelen beklentinizin çok altında olacaktır.
     
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.