Bronzlasmak Icin Adim Adim

Konusu 'Güneş kremleri, bronzlaşma' forumundadır ve talin tarafından 12 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    12 Haziran 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Eskiden sağlık simgesiydi güneş, yine de ondan vaz geçmeyelim ama dikkatli olalım, çünkü artık bize kızgın kızgın dokunuyor… Bu kızgın ışınlardan korunmak için hazırlıklı olun!

    Bronzlaşmanın tadını almadan çok önceleri beyaz ten bir aristokrasi simgesiydi. Kadınlar birbirinden şık şapkalar altında porselen tenlerinin beyazlığını korurlardı. Oysa o zamanlar güneş daha nazikti, ışınlarıyla sağlık veriyordu insanlara. Derken ozon tabakası incelmeye başladı ve sağlık veren güneş ışınları uzun vadede sağlığımızı tehdit eder oldu
    Güneş eski güneş değil, koruyucu kalkanımızı (ozon tabakası) zedelemeye de devam ediyoruz. Bu yetmiyormuş gibi, .bütün uyarılara rağmen ille de bronzlaşmak istiyoruz. . Peki biz ne zaman bronzlaşmaya başladık?

    Bronzlaşmanın toplumlarca kabul edilmesi...
    Geçen yüzyıl başlarına kadar bronzlaşma yalnızca açık havada çalışan tarım ve inşaat işçilerinin simgesiydi. Derken 1920 yılında ünlü modacı Coco Chanel “estetik” bronzlaşma kavramını ortaya attı. Chanel giderek bunun bir sağlık ve refah simgesi haline gelmesini de sağladı. 1936 yılında batıda yıllık izinlerin ücretli olmasını sağlayan yasadan sonra güneşlenme yaygınlaşmaya başladı. Bu arada da güneş ışınlarından fazla bir koruma sağlamayan güneş yağlarının kullanımı da başlamıştı. İlk güneş yağları ultra viole ışınlarını filtre etmiyor, yalnızca cilt üzerinde bir tabaka oluşturarak cildin aşırı kurumasını önleyebiliyorlardı.

    UV ışınlarına karşı güneş kozmetikleri...

    Özellikle 1975 -1980’li yılla arasında güneşin cilde verdiği zararın üzerine önemle eğinilmeye başlanınca, zararlı ultra viyole ışınlarından korunma da ön plana çıktı. Artık güneşlenme daha bilinçli bir hale gelmeye başlamıştı. Buna paralel olarak da güneş kozmetikleri piyasa sürülmeye başlandı. Bu ürünler ilk önceleri filtre içeren çeşitli “Güneş Yağları”ndan ibaretti. Bunlar cildi nemlendirmiyorlardı ama nem kaybını bir ölçüye kadar önleyebiliyor ve süzücü etkileriyle koruma da sağlayabiliyorlardı. Ama hoşa gitmeyen bir başka sakıncaları daha vardı: O da yağ olmalarıydı. 80’li yıllardan sonra güneş yağlarının arzulanmayan özellikleri göz önüne alınarak, kullanım ve uygulanmaları daha rahat olan su/yağ ve yağ/su emülsiyonu tarzında, yine güneş filtreleri içeren güneş sütleri imal edildi.

    Günümüzün güneş kozmetikleri...

    Güneş ışınlarının şifreleri ve cilt hücreleri üzerindeki zararlı etkileri çözüldükçe, koruyucu güneş kozmetikleri de zenginleştirildi. Artık güneş ürünleri cilde kolay nüfuz eden, cildi bir yandan kimyasal ve fiziksel filtrelerle UV ışınlarından korurken bir yandan da nem kaybını önleyen ve nemlendiren bakım ürünlerine dönüştürüldü. Güneş ürünlerinin çeşidi de içerikleri de zenginleştirilmeye devam ediyor. Bronz tenden vaz geçemeyenler için autobronzant dediğimiz güneşsiz bronzlaştırıcılar; ille de brozlaşmaktan vaz geçemeyenler için ise geliştirilmiş UV filtreleriyle koruyucu ürünler alanında epey yol alındı ve bazıları kaynak suyu bazında, bazıları anti-aging etkili, aynı zamanda sıkılaştırıcı, nemlendirici ve besleyici formüller geliştirildi. Güneşe karşı hassas olanlar ve yıl boyunca güneşten korunmayı yeğleyenler için de güneşi durduran “sun block” ürünler geliştirildi. Aslında bu ürünler sadece tatil ürünü değildir, kentte de gğüneşe maruz kaldığımızı unutmayalım ve UV ışınlarından korunalım hatta penceremizin ardındayken bile!

    Önemli not: Yoğun UV koruyucularının ciltte yoğurt gibi görünmesini önlemek için, fondöten sürer gibi sünger kullanarak yüzünüze uygularsanız, beyaz görünümü ortadan kaldırırsınız.

    Bütün bunlara ne gerek var dediğiniz ürünlerden de vaz geçmemelisiniz. Güneşin yıprattığı dokuları sakinleştirici, onarıcı ve toparlayıcı güneş sonrası kozmetikleri, saç bakımı için güneş kozmetikleri ve özellikle de hassas bölgeler için bakım ürünleri ile güneş ışınlarına karşı tam bir donanım yaratılmış oldu.

    Güneş alerjisi olursa...

    Bütün bu donanıma rağmen bazılarımız, bazı durumlarda güneş alerjisinden kurtulamıyor. Çeşitli nedenler bu alerjiye yol açabilir, doğum kontrol hapları, hava kirliliği, fazla sıcak ya da başka bir neden... Genelllikle alerji güneşlenmenin üçüncü gününden itibaren omuzlarda, göğüs dekoltesinde, bacaklar ve kollar üzerinde kaşınmalarla kendini gösteriyor. Durum kötüleşmeden o andan itibaren çok dikkatli olarak güneşli ve sıcak ortamlardan uzak durmak gerekir. Alerjiden kaçmanın bir yolu çok iyi korunmak ve dikkatli olmak. Bir yıl alerji yaşandığında ertesi yaz sezonunda dermatolog tavsiyesi alarak güneşe çıkmak ise, en sağlıklı yol.



    herkese iyi yazlara.s.
     
  2. 12 Haziran 2008
    Konu Sahibi : talin
  3. lotus79

    lotus79 kuzucuklarıma kavustum:)) Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.435
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    ılgınc ve hos bılgı mevsıme de hazırlık emegıne sağlık canım.bronzlasmanın toplumlarca kabul edılmesı bana kot pantolonun gecmısını hatırlattı.ılk kotlar dayanıklı bır kumas oldugu ıcın maden ışcılerı ıcın uretılmıs ya.......sagolasın.........
     
  4. 12 Haziran 2008
    Konu Sahibi : talin
  5. hakarka

    hakarka Aktif Üye Üye

    Katılım:
    3 Nisan 2008
    Mesajlar:
    163
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    güneşlenmek bana her zaman saçma gelmiştir bakıyorum insanlar güneşin altında saatlerce yatıyorlar ne için? güzelleşmek için yazık ediyorlar bence ciltlerine sonra bir bakıyorum yaz sonunda herkees aynu renk yani çakma buğday tenli güneş yararlı aslında ama güneşlenmeninde saatleri var. sadece bronzlaşacağım diye malak gibi güneşin altında yatmaya gerek yok bence
     
  6. 12 Haziran 2008
    Konu Sahibi : talin
  7. galisra

    galisra Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Ocak 2008
    Mesajlar:
    170
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    Herşeyin azı karar çoğu zaramış..Hele ki günümüzde ozon tabakası delindikçe atmosfer güneşten gelen zaralı ışınları dünyamıza yansıtması söz konusu..
     
  8. 27 Haziran 2008
    Konu Sahibi : talin
  9. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Güneşten korunmanın en iyi yolu, güneşli çok sıcak günlerde dışarı çıkmamak, diyor hekimlerimiz. Ama biz tatilimizde güneşlenmek ve güzel bir renk almak istiyoruz. Öyleyse alışkanlıklarımız değişmeli...

    Güneş ve ışınları altında sağlıklı bir yaz geçirmek için programımızı belirlerken, hekimlerin sözünü dinleyerek hiç güneşe çıkmamayı mı göze alırdınız, yoksa yavaş yavaş ama emin adımlarla tüm yazı bronz bir tenle geçirmenin bir yolunu mu arardınız!

    Aslında uslu uslu bronzlaşmanın da yolları var; bunların en masum olanı da kuşkusuz güneşsiz bronzlaştırıcı Autobronzant’lar...

    Bronzluğun bir başka yolu da solaryumlardan geçiyor. Ancak solaryum konusuna dermatolog ve hekimler kuşkulu yaklaşıyorlar. Dermatologlar solaryumun kontrollü (belli saatlerde) ve belli aralıklarla uygulandığı takdirde masum olabileceğini belirtiyor. Ancak mümkünse uygun bir koruyucu güneş ürünü kullanın, diyor.

    Üçüncü seçeneğimiz de güneşlenmek.


    Güneşe çıkarken...

    Krem, süt, jel veya yağ... Güneş ürünleri seçenekleriniz çok. Hangisini cildiniz daha çok seviyorsa, onu seçebilirsiniz. Kimi akışkan ürünleri tercih eder, kimi yağları, kimi ise spreyleri... Önemli olan sağlıklı bir program uygulamak.

    Artık hekimlerin uyarılarını ciddiye almanın zamanı geldi: Güneşe ilk çıktığınız günlerde mutlaka yüksek faktörlü bir koruma ürünü kullanmalısınız.

    İlk birkaç gün yüksek koruma faktörlü bir ürünle teninizi güneşe alıştırın. Tatiliniz kısa sürüyor diye birden kendinizi güneşe atarsanız ve hızlı yanmak için düşük faktörlü ürün seçerseniz hem sağlıklı bronzlaşamazsınız, hem de bronzluğunuzun ömrü uzun olmaz. Ne kadar uzun zaman harcarsanız o kadar güzel ve kalıcı bir bronzluğa ulaşırsınız.

    Bu arada doğal yollardan da cildinizi bronzluğa hazırlayabilirsiniz; bol bol havuç salatası yiyerek, A ve E vitaminleri alarak...

    Araştırmalar, her gün alınan 30 gr. beta-karotenin, organizmanın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini gösteriyor.


    Suya girip çıkarken...

    Mutlaka suya girmeden önce sürün ürününüzü, deniz veya havuz suyuna karşı cildinizi korumuş olacaksınız. Hatta denizden yeterli dozda mineral de almış olacaksınız o zaman ve lütfen bu minerallerden cildinizin yararlanmasına da fırsat tanıyın.

    Yani: Eğer sık sık denize girip çıkanlardansanız, her sudan çıkışınızda duş altına koşmayın! İstediğiniz kadar ürün kullanın, yine de sık sık duş altına girerek cildinizi de kurutmuş oluyorsunuz.

    Ara sıra suya girip çıkıyorsanız, denizden çıktıktan sonra duş aldığınızda ürününüzü cildinize sürerken cömert davranın.

    Koruyucu güneş ürünlerinin yeterince sürülmediği görülüyor. Sürülecek miktarın yaklaşık 30 mg. olması gerekiyor.

    Unutmayın ki bir sonraki sezona bırakamazsınız güneş ürünlerinizi!

    Yüzme havuzlarını, denizi bulamadığınız yerlerde güneşlenmek ve arada bir serinlemek için kullanıyorsunuz ama, suya girerken ürün kullanmamanız, girişte de çıkışta da duşa girmeniz cildinizi iyice kurutacaktır.

    Sizin için de önerimiz, güneş sonrası cilt bakımınızı çok daha ciddiye almanız. Unutmayın zavallı mayonuz bile o klorlu sulara dayanamıyor!..


    Bunları yapmayı unutmayın...

    • UVA ve UVB filtreli güneş ürünlerini elinizin altından ayırmayın, sürekli ve yeterli miktarda kullanın.

    • Bol su içerek bedenimizi ve cildimizi susuz bırakmayacağız,

    • Günün sonunda güneş sonrası kozmetiklerle cildimizi rahatlatacak, sakinleştirecek ve onaracağız.

    • Hassas bölgelere özel ürünlerle göz çevresi, dudak kenarları ve dekolteyi mutlaka koruyacağız. Hassas bölgelere yönelik ürünler gereksiz değil aksine çok gereklidir.

    • Ürününüzü güneşte koruma faktörü yüksekse her iki saatte bir, düşükse saatte bir yenileyin. Suya girmeden önce tekrar yenileyin. Suyun yansıtma kabiliyeti karaya göre daha fazladır.

    • Sağlıklı bronzlaşabilmek için kısa aralıklarla güneşe çıkın. İlk gün uygun koruma faktörlü ürün kullanarak 15 dakika güneşte kalın. İkinci gün bunu 5-10 dk. Fazla kalın. Üçüncü gün, bir 5-10 dk.daha. Bu şekilde güneşte kalmak cildinizin yanmadan gerekli melanini üretmesini sağlar.

    • Saat 11:00 ila 16:00 arasında aman güneşlenmeyin. Gölgenizin uzunluğu fiziksel boyunuza göre en kısa pozisyonda olduğu durum güneşin en tepede olduğu saat 12:00 dir. Gün ilerledikçe gölgenizin uzunluğu fiziksel boyunuza yaklaşır. Bu demektir ki güneşin tehlikesi azalıyor.

    • Çocukları bir şapka, T-shirt, UV filtereli gözlük ve maksimum koruma içeren güneşten koruyucu kremlerle korumaya alın

    • 3 yaşından küçük çocukları direkt güneşte bırakmayın. Bebeklerin ciltleri daha ince ve kendini koruyacak yeterli melanini üretmekten acizdir.

    • Daima güneş filtreleri olan gözlüğünüzü yanınızda olsun.

    • Giyinik olmak insanı ışınlardan korur. Açık renkli bir giysi insanı sıcaktan (IR' dan) korur, koyu renk giysiler ise UVA ve UVB' ye karşı koruma sağlar.

    • Unutmayın, ıslanmış beyaz bir t-shirt çok seksi görünür ama, UVA ve UVB ışınlarının % 50' sini geçirir.

    alıntıdır