bu duygulara yabancı olmayanlar buyrun

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve rim tarafından 20 Haziran 2007 başlatılmıştır.

    20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : rim
  1. rim

    rim Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    16
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    size bir hikaye anlatmak istiyorum öncelikle.zamanın birinde 2 köyü ayıran bir ırmak varmış .köylüler bir birlerini ancak ırmak sakinken kullandıkları asma köprüyü le görürlermiş.işte günün birinde bir gencte bu köprüyü kullanıp diğer köye varmış.karşısına bir güzel çıkmış ve gönlü orada o güzele akmış.aynı duygular kızdada oluşmuşki konuşmaya başlamışlar ve bir gören olur endişesiyle başka zaman buluşmaya karar vermişler.kararlaştırdıkları saate kız karanlığın dehşetine aldırmadan evden cıkmış erkekte suyun azgın dalgalarını görmeden kulac atmaya başlamış ve köyün cıkışında buluşmuşlar.artık hergün oğlan yüzerek kıza geliyor ve gün aşıyana kadar birlikte oturuyorlarmış.yine bir gün buluşmuşlar.bir ara oğlan kıza bakmış ve demiş ki senin bir gözün şaşımı yoksa banamı öyle geldi.kız gülümsemiş ve evet demişsonra gündoğumuna kadar ki süre dolmuş ayrılık saati gelmiş.kız bugün yüzerek dönme köprüyü kullan demiş oğlan kabul etmemiş ve yüzmeye başlamış. günün ilerleyen saatlerinde köye haber gelmiş. karşı köyde bir genc boğularak ölmüş.kız ölen kişinin sevdiceği olduğunu anlamış .en kısa zamanda mezarına gitmiş.mezarın başında .bensana demiştim sevdiceğim bugün yüzerek gitme diye.çünkü hergün sen o ırmağı kalbinle aşıp geliyodun ama gözümün kusurunu farkettiğin an anladımki artık kalbinle deyil gözlerinle bana bakıyosun .aylar sonra kusurumu gördün ve hergün kalbinle glirken ogün bedeninle gittin bunu bilmeni istedim deyip mezarın başından ayrılı. evet arkadaşlar acaba bizde bazı şeyleri kalbimizle bazı şeyleri gözümüzlemi görüyoruz.yaşantımız sadece birbirimizin kusurlarını aramaklamı geciyo eşimize sevdiğimize beden gözüylemi bakıyoruz kalp gözüylemi.ben şahsen şunu diyorum sevdiğime aşkıma bakarken hep kalp gözünü tercih ediyorum .yoksa cok acı cekiyorum sevdiğimde yanlışlar olunca beni yıpratıyo ozaman beden gözümü gerekirse kör edip kalp gözümle mutluluğu yakalayıp yaşamaya calışıyorum. bilmem düşüncelerime katılırmısını.ama mutlu olmak benim hakkım ve bu mutlulğu elde etmek hem cok zor hem cok kolay .bana gelecek mutluluk dolambaclı yol secmişse ben o yolu tırnağımla otobana cevirmeye razıyım .arkadaşlar fikirlerinizi bekliyorm
     
  2. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : rim
  3. Mahbile

    Mahbile Acem Kızı Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.396
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Rim çok güzel bi hikayeydi ve sana repimi verdim sadece bunu sölicem
     
  4. 22 Haziran 2007
    Konu Sahibi : rim
  5. rim

    rim Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    16
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Hiçbir çocuğun yüreği ile bakmayı denedinizmi hayata.yada kendi çocukluğunuza geri dönüp hayatı o bakışla yorumladınızmı enson ne zaman bir çocuk saflığı ile gülümsediniz insanlara.ve enson nezaman hayatı çocuğun oynadığı evcilik oyunu kadar cici gördünüz. enson nezaman içinizden gecenleri hiç sıkılmadan dostdoğru olarak söyleye bildiniz karşınızdakine .nekadar çocuklaşabildiniz. ve nekadar çocuk gözüyle hayata olaylara ve insanları anlamaya çalıştınız
    çocuklaşmak soyut bir kavramdır ama kapsam geniştir her devrin her kültürün çocuksu tutum ve davranışları farklıdır ve döneminin özeliklerini taşır.çocuklaşmanın ortak özelikleri de vardır. her çocuklaşma yeni bir gelişime kapı acar bunun için çocuklarla oyun oynamak çocuk filimleri izlemek onları anlamak için yararlı olacaktır.
    Çocuk adı anıldığında aklımızda saflığın simgesi olarak beliren masumiyet abidesi riyasız yalansız tertemiz kirlenmemiş duyguları ile her insanın onun gibi olmak istediği varlık bu dünyada çocuk gibi olmak gerek kendi hayaline ulaşmada önyargısız ve deneme yapmadan vazgecmeyen. herzaman meşkul ve bir neden olmaksızın hedaim mutlu .
    Birkişi senelerce bekar kaldıktan sonra evlenmeye karar vermiş ve çoluk çocuga karışmıştır.herşey iyiydi bir sorun yoktu.sadece ibadet ettiği zaman eski huzur ve huşuyu hissedemiyordu bir gece dua ederken çocuklardan birinin çıkardığı gürültüden dolayı çok rahatsız oldu ve karısına bağırdı. şu çocukları biraz sustursan ALLAH aşkına karısı ve çocukları neye uğradığını şaşırmış ve kalpleri kırılmıştı ama o kişi istediğine ulaşmıştı ogünden sonra nezaman eve gelse herkes sesiz sedasız köşeye çekiliyordu. oda ibadet ve dualarına bu sesiz ortamda yapmaya devam ediyordu fakat bir akşam birşeyi farketti duaları sanki göğe yükselmiyor ve birşeylere çarpıp geri dönüyordu artık kendiside eskisi gibi ibadetlerinden zevk almamaya başlamıştı sonunda dualarında veyanlız kaldığında bunun nedenini kendi kendine soruyor.birtürlü huzura kavuşamıyordu.sorular birbiri ardına geliyor ve niye böyle oluyor ihtiyac duyduğum huzur ve sukun var ama dua edemiyorum .neden diye sorular zihninde bir helezon gibi dolaşıyor bir gün rüyasında bir kişi ona ihtiyac duyduğu cevabı verdi
    ALLAH senin kelimelerini iştiyor ama kahkahaları ve çocuk seslerini işitmiyo SADAKATİ GÖRÜYOR ama SAADETİ GÖRMÜYOR bunun üzerine kalktı.. kanter icinde kalmıştı biraz düşündükten sonra eşine seslendi .bundan sonra çocukları bırak oynasınlar. onlarda duamın bir parcası olsun
    ogünden sonra dualarının göğe yükseldiğini ve kendisinin daha huzurlu olduğunu hisseti artık ibadetlerinden tekrar zevk almaya başlamıştı...

    aslında çocuk herşeyi güzel gördüğü için zahirdeki güzelliğin batında da bulunduğunu zanneder. yani her çocuğun yüreğinde bir mevlana dönüp durur çünkü cocuk yüreği herşeyi olduğu gibi görünendir diye bilir .öyle görür öyle zanneder ve harekete gectiği anda menfaat zarar kötülük gibi şeyleri hesap edemez hesapsız pervasız ve sınırsız bir bicimde sever ve ister .ateşe ısınmak için koştuğu gibi.
    çoğumuz cocuklarımıza uzağız onlarla arkadaşlık kurmayı başaramıyoruz hatta babalar cocuklarıyla doğrudan doğruya konuşmak yerine aneleri vasıtasıyla konuşmayı tercih ederler. baba olarak büyükler ya maşallah hepsi birer dahi ya dünya omuzlarımızda dönüyo sanki işleride çok ama çocuklarına ulaşamıyor ve onları kaybediyorlar
    o halde önümüzde bir cıkar yol kalmaktadır çocuğumuzu tanımak onun ruh halini anlamak ihtiyac ve beklentilerine cevap verecek bir anlayış ve algılayışa sahip olmaktır her çocuğu farklı bir kişilik ve karektere sahip olduğunu bilerek yetenek ve temayüllerini göz önünde bulundurmaktır .bu çatışmaların kavgaların ve sıkıntıların giderilmesinde bizlere yardımcı olacaktır
    bu bağlamda eyer çocuğunuzla konuşurken ona benzemezseniz gökler alemi size kapanır. peygamberimizde bu hakikatı yalın ve sade bir ifade ile dile getiri çocuğu olan onunla çocuklaşsın.
     
  6. 22 Haziran 2007
    Konu Sahibi : rim
  7. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Sevgili Rim bence yazın bu kadar uzunsa köşe yazılarına yazman daha doğru olur fikrindeyim.Bence çok güzel bir yazı .