Bu yazıda anlatılan olaylar gerçekten yaşanmıştır

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve peehh tarafından 27 Aralık 2009 başlatılmıştır.

    27 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  1. peehh

    peehh Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Aralık 2009
    Mesajlar:
    59
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    KÜÇÜK İTFAİYECİ
    Annesi, altı yaşındaki lösemiyle savaşan
    Bora’ya bakarken dalıp gitmişti.

    Kalbi, acı içinde olmasına rağmen,
    kararlılık duygusunun da etkisini hissediyordu.

    Doktorlar Bora’nın yaklaşık
    bir aylık ömrü
    kaldığını söylemişlerdi.

    Her ebeveyn gibi o da oğlunun büyümesini
    ve umutlarını gerçekleştirmesini isterdi.

    Ama bu, artık gerçekleşmeyecekti. Löseminin buna fırsat tanıması olası değildi.

    Oysa o oğlunun hayallerinin gerçekleşmesini istiyordu.

    "Bora! Büyüyünce ne olmak istediğini hiç düşündün mü? " diye sordu.
    "Anneciğim, ben büyüyünce hep
    İTFAİYECİ
    olmak istedim."

    Annesinin içi burkuldu, ama gülümsedi...

    “Bora’nın dileğini gerçekleştirebilir miyim acaba?"
    diye düşündü.

    Ertesi gün, Ankara'daki İtfaiye Müdürlüğüne gitti…
    Ve orada yüreği en az
    Ankara kadar büyük itfaiyeciler ile tanıştı.

    Onlara oğlunun son isteğinden söz etti…
    Ve oğlunun itfaiye arabasıyla şehirde küçük bir tur atmasının mümkün olup olamayacağını sordu.

    İtfaiye Müdürü;
    "Bundan daha iyisini de yapabiliriz.
    Eğer oğlunuzu Çarşamba sabahı saat sekizde hazır ederseniz, onu o gün şeref konuğu yapar,
    itfaiyeci kimliğine büründürürüz.”

    “Bizimle itfaiye müdürlüğüne gelir, bizimle yemek yer,
    yangın söndürmeye gelir.”

    “Hatta, bize Bora’nın ölçülerini verirseniz,
    ona üzerinde Ankara itfaiyesinin ambleminin olduğu gerçek bir itfaiyeci kostümü diktirir, lastik botları ısmarlarız. Hepsi Ankara’da üretiliyor." dedi

    Üç gün sonra,
    bir itfaiyeci Bora’yı aldı,
    ona elbisesini giydirdi,
    ve hasta yatağından itfaiye arabasına kadar eşlik etti.

    Bora,
    itfaiye arabasına kuruldu…
    İtfaiye Müdürlüğüne doğru yol almaya başladılar. Kendini çok mutlu hissediyor ve içi içine sığmıyordu.

    O gün Ankara'da tam üç yangın ihbarı olmuştu. Bora değişik itfaiye arabalarına, hatta İtfaiye Müdürünün resmî arabasına da binmişti. Yerel televizyonlar da onu izleyip, çektiler.

    Hayallerinin gerçekleşmesi,
    gösterilen sevgi ve ilgi,
    Bora’ya, o kadar moral vermiş, onu o kadar etkilemişti ki;

    Doktorların verdiği süre
    tam altı ay
    aşılmıştı.

    Ancak bir gece Bora’nın bütün yaşam belirtileri,
    dramatik bir şekilde yok olmaya başladı.

    Hiç kimsenin yalnız ölmemesi gerektiğine inanan başhemşire, aile bireylerini hastaneye çağırdı.

    Daha sonra Bora’nın itfaiyede geçirdiği en mutlu gününü hatırladı.

    İtfaiye Müdürlüğüne telefon açıp,
    “Bora’nın bu dünyaya veda ederken yanında,
    özel kıyafetleri içinde bir itfaiyecinin bulunması
    mümkün mü?” diye sordu.

    İtfaiye Müdürü,

    Küçük İtfaiyecinin son anlarını yaşadığını duyunca göz yaşlarına engel olamadı. Titrek bir sesle:

    “Elbette dedi. Hatta bundan daha iyisini de yapabiliriz.
    Beş dakika içinde oradayız.”

    “Ancak; Sirenlerin çaldığını duyduğunuzda,
    paniğe yol açılmaması adına
    yangın olmadığını…”

    “Sadece itfaiyecilerin
    önemli bir meslektaşlarını !
    ziyarete geldikleri
    anonsunu yapar mısınız?”

    Ve lütfen sirenleri duyduğunuzda Bora’nın odasının penceresini açınız"
    diye yanıtladı.

    Yaklaşık beş dakika sonra siren sesiyle birlikte
    Hastaneye çengel ve
    merdiven taşıyan itfaiye arabası geldi.

    İtfaiyeciler merdiveni açtılar
    ve
    Bora’nın 5.kattaki odasına doğru yaklaştılar.

    Tam on dört itfaiyeci Bora’nın odasına girdiler.
    Annesinin izniyle onu kucakladılar.

    ve ona;
    “onu ne kadar sevdiklerini”
    söylediler.

    Ölümle pençelesen Bora,
    İtfaiye Müdürüne baktı ve;
    "Efendim, ben simdi gerçekten itfaiyeci miyim?"
    diye sordu.
    Gözyaşlarını belli etmemeye çalışarak:
    "Bundan şüphen mi var Bora?“
    diye yanıtladı müdür.

    Bu kelimelerden sonra,
    Bora gülümsedi
    ve;

    Gözlerini sonsuza dek kapattı.

    Belki farkında değilsiniz,
    Belki unuttunuz,
    Belki de, hep günlük işlerin arasında boğuluyorsunuz

    Ama bilin ki ;
    HAYAT;
    ASLINDA,
    SEVGİ
    VE
    UMUT
    DAĞITMAKTIR.

    Eğer Bora’nın dramını izlerken,

    boğazınıza bir şeyler düğümlenip,
    gözleriniz dolduysa;

    başınızı ellerinizin arasına alıp
    biraz canınızı acıtacak bir düşünce gezisine
    çıkmaya adaysınız demektir.

    Şimdi yüreğinizi sızlatacak
    varsayım;

    Varsayalım

    Canınızdan çok sevdiğiniz
    Anneciğinizin,

    Evinizin direği
    Babacığınızın,

    Küçük İtfaiyeci Bora
    gibi
    bir aylık ömrünün kaldığını öğrendiniz…

    Onlara saygısızlık eder misiniz?
    Sözlerini dinlemezlik eder misiniz?
    İstekleri olduğunda tembellik eder misiniz?
    Onların okuldan veya çevreden sizi şikayet eden sözler işitmesini ister misiniz?
    Onları üzmeye kıyabilir misiniz?
    Kısacası onları kıracak en küçük bir söz veya davranışta bulunabilir misiniz?
    Cevabınız
    HAYIR değil mi?

    Bu sorulara hayır cevabını vermek için, sevdiklerinizin bir aylık zamanının kalmasını beklemeyin!!!

    Belki vardır aramızda yakınlarını sevdiklerini zamansız kaybedenler,O ZAMAN, BU GÜNDEN TEZİ YOK, SEVDİKLERİMİZİN KIYMETİNİ DAHA İYİ BİLELİM !!!​
     
  2. 28 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  3. aqamarine

    aqamarine Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Mart 2008
    Mesajlar:
    40
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    sevgili arkadaşım gerçekten ağladım çok içlendim helede anne olunca insan çok oturuyor böyle şeyler sende çok güzel yazmışsın gerçekten doğru sevdiklerimizin anne baba evladımızın kardeşimizin teyzemisin hayat arkadaşlarımızın kıymetini daha çok bilmeliyiz özen göstermeliyiz zaten hayatta kalp kırmayı üzmeyi günah bildiğimden çok korkarım kim olursa olsun kalbini kırmamaya herhangi bir insanın birde canından öte sevdiğin ailen akraban sevdiklerin öenmi daha da büyüyor böyle gerçekleri okuyunca insan çok güzel yazmışsın iyiki yazmışsın çok teşekkür ederim çok duygulandığım için yazımı fazla uzattım kimse kusuruma bakmasın herkese sevgi, sağlık huzur mutluluk diliyorum özellikle bu yıl dargınlar küsler barışsın huzurlu bir yıl diliyorum herkese..
     
  4. 28 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  5. vahide1204

    vahide1204 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.358
    Beğenildi:
    870
    Ödül Puanları:
    188
    sabah sabah boğazıma bi yumru oturdu.çok hüzünlendim.bazen netin başına geçmek icin oğlum uyusa diye gözlerinin içine bakıyorum.öyle olsa diye yazacaktım ama yazmaya bile cesaret edemedim allah korusun tüm evlatları ana babalarına bağışlasın
     
  6. 28 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  7. peehh

    peehh Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Aralık 2009
    Mesajlar:
    59
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Bu yazıdan etkilenmek içlenmek hala insani duygularımızı vijdanımızı sevgi dolu yüreğimizi yitirmediğimizin göstergesidir. Hayat ne üzülmeye nede üzmeye değmez. Zaman ömür çok kısa sevdiklerimize daha özverili davranıp kenetlenerek yaşamı güzelleştirebiliriz. Biz bu karanlık dünyaya inat kalbimizi pak ve sevgi dolu tutmalıyız. Bütün iyi dileklerinize canı gönülden katılıyorum.
     
  8. 28 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  9. zeytin gxoxzlxux

    zeytin gxoxzlxux Yeni Üye Üye

    Katılım:
    2 Eylül 2007
    Mesajlar:
    4.143
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    boğazıma bişey düğümlendi kaldı allah kimseye sevdiklerinin acısını yaşatmasın
     
  10. 30 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  11. Azeri kizi

    Azeri kizi Türkiye'mmm Üye

    Katılım:
    21 Haziran 2007
    Mesajlar:
    5.722
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    148
    Böyle seyler okuyunca hemen kendini ordakilerin yerine koyuyor insan.Allah kimseye yasatmasin.Ama cok güzel hatirlatici bir yaziydi.
     
  12. 30 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  13. peehh

    peehh Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Aralık 2009
    Mesajlar:
    59
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    En yakınımız ufak bi hastalık geçirse bile mahvoluruz, en baiti başı ağrısa canımız sıkılır. ALLAH kimseyi sevdikleriyle sınamasın insallah.
     
  14. 30 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  15. EylulunAnnesi

    EylulunAnnesi Minik Prensesim Büyüyor Üye

    Katılım:
    1 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    4.702
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    146
    paylaşım için tşk.başka ne denebilirki...anne olunca daha bi koyuyo :KK43:
     
  16. 30 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  17. peehh

    peehh Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Aralık 2009
    Mesajlar:
    59
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Bende teşkkür ederim sivaslı58.Anne değilim ama sevdiğinin gidişinden sonraki o büyük boşluğu bilirim.
     
  18. 30 Aralık 2009
    Konu Sahibi : peehh
  19. Vildan

    Vildan umutluyum Üye

    Katılım:
    2 Ocak 2009
    Mesajlar:
    405
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    gözyaşlarıyla okudum
    paylaşım için teşekür