Burun Yerine Ağizdan Solumanin Zararlari

Konusu 'Faydalı Bilgiler' forumundadır ve roxett tarafından 22 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    22 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  1. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108


    Doğru solunum orijinal olandır. Nefes teknikleri uygulamaları doğal yapıya uygun olmalı, bedenin orijinal çalışma düzenini bozmamalıdır. Nefes çalışmalarının zarar vermesini engellemek için fizik bedenin doğal yapısını iyi bilmek gerekir.Bedenin kendi orijinalitesi içinde nefes alış verişi için burun görevlendirilmiştir.
    Çalışmalarda burun yerine, ağızdan nefes alıp verilmeye başlandığında neler olur?
    Burun yerine ağız solunumunu tercih ettiğinizde, fizik bedenin burun içindeki filtre ve toz tutucularını devre dışı bırakmış olursunuz. Ağız solunumunu tercih edildiğinde, burun mukozası ve burun kılları devre dışı bırakılacağından, yabancı maddeler rahatlıkla ciğerlere ve alvoellere ulaşırlar. Onları büyük olasılıkla tahriş ve tahrip ederek, önce iltihaplanmalarına arkasındanda önemli ve kalıcı rahatsızlıklar almalarına yol açabilirler.
    Burun deliklerinden ve burun kanallarından yapılan solunumun ciğerlere ve bronşlara ulaşacak havayı, ciğerlerin ısısına uygun olarak ısıtmak veya soğutmak gibi çok önemli görevi vardır.
    Burun kanallarından geçen hava;burun mukozası vasıtasıyla nemlendirilerek akciğerler için uygun hale getirilirler. Burun yolunun ağız yoluna göre daha uzun olmasıda işlemi kolaylaştırır. Burun yolu havayı arındırır, uyumlandırır ve adeta insiye eder ve sisteme hemen prana salmaya başlar.
    Ağızdan nefes almayı alışkanlık haline getirirseniz burun kanallarının ihmal sebebi ile kurumasına, tıkanmasına ve kirlenmesi ne sebebiyet verebilirsiniz. Bu sağlıksız oluşum kan toplanmasına ve iltihaplanmasına yol açar.
    Eğer burun kanallarıyla aldığınız nefesi, yine burun kanalından vermezseniz, burunda filtre edilip tutulan yabancı maddelerin beden dışına taşınmasını engeller, burun boşluğunda kalmalarına yol açarsınız.
    Nefesi burun yerine ağızdan aldığınızda, diyaframla burun arasındaki mesafeden daha kısa bir mesafeye düşersiniz ki, o zaman yeterli basıncın düşmesine sebep olarak ciğerlerin havayı emme ve pompalama gücünü azaltırsınız.
    Ağızdan aldığınız hava, yeterli nem oranına sahip olmayan bir yolu seçtiği için, bu yolda yumuşak dokunun çabuk kurumasına ve özellikle ses tellerinin çalışma düzeninin bozulmasına sebebiyet verir.
    Ağızdan nefes almak nazal bölgede ve bronşlarda istenmeyen mukozalı salgılara yol açabilir.Bu şekilde nefes almaya alışmış olanlar günün birinde ameliyat olmak zorunda kalabilirler. Koriza, ahtapot gibi rahatsızlıklarla sıklıkla karşılaşabililer.
    Normal olarak burun kanallarından geçen havanın üzerindeki prana dediğimiz manyetik enerji, beynin hemen altındaki sinüs boşluklarından geçerken beynin sağ ve sol lopunu manyetize eder ki sufilerin ve yogilerin bu amaca ulaşmak için oluşturduk ları çapraz nefes alma teknikleri vardır. Ağızdan solunan hava bu imkanı yok eder.
    Horlama denilen rahatsızlık, sadece ağız yoluyla solunum yapanlarda görülür ve horlama tamamen burnu kullanamama ve doğru nefes alamama sorunu olarak önümüze çıkar. Aldığımız havanın üzerinde içeriye taşınan manyetik etkiler içinde aynı şeyler söz konusudur. Kalıcı enerji blokajlarına sebebiyet vermemek için, nefesin burun kanallarından alınması ve kesinlikle alındığı yerden geri verilmesi gerekir.

    BURUN NEDEN İKİ DELİKLİDİR ?

    Vücudumuza gereken gıdaların alınması için sindirim sistemimize açılan tek bir giriş varken, solunum sistemimize alınması gereken hava için sağ ve sol burun deliği olarak iki kanal vardır. Sağ veya sol burun deliklerinden nefes almanın ilk bakışta solunumda ve akciğerlerde fark edilir bi değişiklik gözlenmesede, bilimin ortaya çıkardığı son bulgularda çok ilginç enteresan bilgilere ulaşılmıştır.
    Araştırmaların sonuçlarına göre nefes alıp- vermek aslında tek bir burun deliği ağırlıklı gerçekleşmektedir. Bir burun deliğinden geçen hava miktarı, diğerinde
    göre birkaç kat daha fazla olabilmektedir.
    Hangi burun deliğinin kullanılacağı vücudun ihtiyacına bağlı ol mak üzere günün belli zaman dilimlerinde değişmektedir. Her insanda daha yoğun kullandığı eli gibi, daha yoğun kullandığı burun deliği söz konusudur. Buna rağmen ağırlıklı kullandığımız burun deliği, gün içinde ve gecede devamlı değişmektedir. Aynı burun deliğinin sürekliliği yoktur. Yoğunlukla kullanım onbeş dakikayla sekiz saat arasındaki bir periyotta değişmektedir. Bu değişmeye tıp dilinde nazal siklus denmektedir.
    Bir burun deliği ağırlıklı olarak kullanıldığında, o kanalı takip eden burnun boşluğundaki damarlar daralırken ( dekonjesyon ), burun boşluğunun kendisi genişler. Bu anda diğer delikte tam tersine burun boşluğundaki damarlar genişlerken ( konjesyon), burun boşluğu daralır.

    Burnun yumuşak dokusu altında bulunan sinir uçları doğal ola rak beyinle ilişkilidir ve nazal siklus, beynin normal çalışmasına ve fonksiyonlarına tesir etmektedir. Eğer sağ burundan nefes alınırsa, ki bu diğer diğer burun deliği tıkanarakda uygulanabilir, sol beyin de elektrikî aktivite artar ve bu beyinden elektro ensefalogram ( EEG ) ile izlenebilir.
    Tersine eğer sol burundan nefes alınırsa, sağ beyinde elektrikî aktivite artar. Bir burundan aşırı hava geçişi o burun mukozasında mekanik ve dokunma duyuları hâsıl etmektedir. Bu sufilerin ve doğu öğretilerinin kullandığı çapraz nefes çalışmalarının bilim tarafından anlamlandırılmasını ve kabul edilir bir gerçeklik kazanmasını sağlar.
    Beyin sağ ve sol olmak üzere iki loptan oluşmuştur. Kişinin iradesi dışında çalışan iç organ faaliyetlerini düzenleyen otonom sinir sisteminin de iki kolu vardır:
    Sempatik sinir sistemi,
    Parasempatik sinir sistemi.
    Beynin sol lobu sempatik sinir sisteminin çalışmalarını düzenlerken, sağ lop parasempatik sinir sisteminin çalışmalarında yetkilidir. Sağ burundan nefes alırken farkında olmadan sempatik sinir sistemine, sol burundan nefes alırken de parasempatik sinir sistemine etki ederek çalışmalarına yün vermiş ve tesir vermiş oluruz .