Buyrun Bir Başari öyküsü Daha

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve realist tarafından 13 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    13 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148


    BİR KADIN BİR ŞİRKETİN KADERİNİ NASIL DEĞİŞTİRİR?


    Yazan: İsmail Yanmaz


    Funda Başman, kayınpederinin 50 yıl önce tamirci olarak işe başladığı dükkânı, bugün 5 milyon dolar ihracat yapan şirkete dönüştürdü. Adanalı Başman Ailesi’nin gelini olan Funda Başman, ürettiği ziraat makinelerinin büyük bölümünü Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. Başman’ın yeni hedefi ise Ortadoğu ve Orta Asya ülkeleri.

    Türkiye’de makineli tarımın başladığı 1950’li yıllarda Kemal Başman’ın tamirci dükkânı olarak çalıştığı işyeri, bugün Türkiye’nin en önemli zirai makineler üreten kuruluşlarından birisi oldu. Hem üretim hem de pazarlama konusunda sürekli yenilik yaratan Başman Zirai Aletleri İmalat San. Tic. A.Ş.’nin başarısının ardında bir kadının da imzası bulunuyor.

    Halen şirketin Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Funda Başman, aynı zamanda Başman Ailesi’nin gelini. Kurucu Kemal Başman’ın oğlu Halil Başman ile evlenerek yönetimde görev aldı. İlaçlama makinelerinden sap parçalama ve kanal açma makinelerine kadar geniş bir yelpazede üretilen zirai aletlerin önemli bir kısmı ihraç ediliyor. Üretimin geri kalan bölümü ise Funda Başman tarafından Anadolu bozkırlarında pazarlanıyor.

    Postalımı giyip bozkıra çıkıyorum

    Aslında iktisat eğitimi alan Funda Başman, makine mühendisi olan eşi Halil Başman çok iyi proje üretmesine karşın, pazarlama ile ilgilenmediği için pazarlama konusuyla ilgilenmeye başlamış. Bu konuda sürekli kendini geliştirdiğini söyleyen Başman, yeni yeni taktiklerle Anadolu’da tanıtım yaptıklarını belirtiyor. Anadolu köylüsünün bazen geleneksel yöntemleri kolay terk etmediğini vurgulayan Başman, "Bu nedenle makineleri, değişik yörelerde ’tarla günleri’ düzenleyerek, köylüye bizzat tanıtıyoruz" dedi.

    Belli yörelerde belirli tanıtımlar için organizasyon yaptıklarını, bunun için önceden broşür ve afiş gibi dokümanlar bastırarak duyuru yaptıklarını belirten Başman daha sonra şunları söyledi:

    "Ne zaman hangi tarlada ’tarla günü’ yapacağımızı önceden duyurduğumuz için köylü oraya toplanıyor. Bizzat çiftçinin ayağına gidiyoruz. Ben de postallarımı giyip gidiyorum. Çiftçiye makinenin özelliklerini bizzat çalıştırarak gösteriyoruz. İhtiyaçlarıyla örtüştüğünü görünce ikna oluyorlar. Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar her yöreyi dolaşıyoruz."

    Marka tanıtımı için yurtiçinde ve yurtdışında sürekli fuarlara katılan Başman Zirai Aletler, yine pazarlama stratejisinin bir parçası olarak, çok sayıda broşür bastırıp, bölge bölge dağıtarak tanıtım yapıyor. Yabancı alıcılarla ise fuarlar aracılığı ile temas kuruluyor. Dönemlere göre değişmekle birlikte, ortalama 70 kişinin istihdam edildiği tesisteki üretimin yaklaşık yüzde 80’i Fransa, İtalya, Portekiz ve Romanya’ya ihraç ediliyor. Hatta İtalya’daki bir firma, bu ürünleri Türkiye dahil başka ülkelere de ihraç ediyor. Yaklaşık 6 milyon dolar ciro yapan şirketin ihracat tutarı da 5 milyon dolar civarında. Başman Zirai Aletler’in bundan sonraki pazar hedefi Orta Asya ülkeleri ile Ortadoğu ülkeleri.

    Kaliteyi eğitimle sağlıyoruz

    Tarım makinelerinde, Avrupa ülkelerine kendini kanıtlamanın yolunun kaliteden geçtiğini söyleyen Funda Başman, kaliteli üretimi de işyerindeki eğitime bağlıyor. Her birimde, üretimle ilgili sürekli kendilerine hedefler koyduklarını da vurgulayan Başman, "Hep birlikte sürekli yeni şeyler öğreniyoruz. İhtiyaç duyduğumuz alanlarda, bazen İstanbul’dan uzman getirtip personelimize eğitim veriyoruz. Böylece kişisel gelişimlerine katkıda bulunuruz. Gerekirse bazen ben kendim masanın üzerine oturup bazı kitapları okurum onlara. Hatta zaman zaman ayağıma demir uçlu botları ve tulumu giyip dalarım aralarına ben de çalışırım. Bunun gibi durumlar işçilerimizi motive ediyor" dedi.

    Çeyizlik altınlardan doğan şirket

    Tam 50 yıl önce kayınpederim Kemal Başman açmış dükkânı. Önce tamir işleri yapıyormuş. Daha sonra biraz daha geliştirmek için bir torna makinesi almak istemiş. Ama bunun için yeterli sermaye olmadığı için kayınvalidem Saliha Hanım sandıktan bileziklerini çıkarıp vermiş ve ilk torna alınmış. Yani Başman Makine, Saliha Hanım’ın bilezikleri sayesinde doğmuş.

    Bir gün bir çiftçi Alman malı bir ilaçlama makinesini tamir ettirmek için getirmiş. Tamirat bitmesine karşın kayınpederim çiftçiye "Bitmedi" diye, makineyi 1 hafta teslim etmemiş ve o süre içinde tüm makineyi parçalayarak çizimini yapmış ve kopyalamış. 1 hafta sonra da çiftçiye yaptığı yeni makineyi teslim etmiş. Ziraat makineleri yapımına bu şekilde başlanmış.

    Elimin hamuruyla evde oturmam

    Ben elimin hamuruyla evde oturmam. Benim elimin hamuru olmadı zaten hiç. Devamlı çalışırım. Çoğu kişi Doğu-Güneydoğu’ya bizzat benim gitmemi yadırgıyor. Ama ben o bölgede kurduğum yakın dostluklar sayesinde işlerimi daha kolay halledebiliyorum. Bayan olmanın avantajları çok. Kahveye gelip, karşılarında çatır çatır pazarlık eden bir bayana alışık olmadıklarından, pek itiraz etmiyorlar. Birçok pazarlamacının giderek çekini tahsil edemediği yerlerde ben bir telefonla da halledebiliyorum. Ben doğru diyalog kurmaya çalışırım, o nedenle bana karşı pek itiraz etmezler. Birçok müşterimle akraba gibi olmuşumdur. Gittiğimde gerekirse evlerinde de kalırım.