Büyük Biraderden kaçış yok!

Konusu 'Bilim ve Teknik' forumundadır ve realist tarafından 5 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    5 Şubat 2008
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148


    [​IMG]

    Şirketler, RFID sayesinde ürünlerinin nereye gittiğini kolayca takip ederken, artık bize pek kaçacak yer kalmıyor.

    'Yıldız Savaşları’ efekti iyi giderdi; ama ne yazık ki bu bir sinema perdesi değil, gazete sayfası... Önce bu coğrafya için pek de uzak olmayan bir geleceğin, ABD içinse bugünün mütevazı bir tasvirini yapalım.

    Satın aldığınız, giydiğiniz, bindiğiniz ve okuduğunuz her şeye antenli mikroçipler yerleştirilecek. Bu sayede üreticiler, ürünleri nereye giderse gitsin takip edebilecek ya da polis (!) aradığı kişinin izini kolayca sürebilecek.

    Engin bir ''elektronik burun ağı'', halka açık her yerde antenli etiketleri tarayacak; bireyleri ve zevklerini tanımlayarak kişiye özel reklamlar üretecek. Dijital bir reklam panosunun önünden geçerken, monitöre sizin ilginizi çekebilecek ürünün reklamı yansıyacak.

    Akıllı evlerde, duvarların, yerin, tavanın ve kullanılan cihazların içindeki algılayıcılar, eşyaların envanterini tutacak, yemek alışkanlığını kaydedecek, ecza dolabını takibe alacak. Tüm bunları yaparken, gizliden gizliye, özel yaşamınıza ait bilgileri pazarlamacılara, üreticilere bildirecek.

    Bu bir bilim-kurgu mu? Hayır, hiç değil. Objelerin ve insanların etiketlenmesini ve telsiz bir şekilde takip edilebilmesini sağlayan ''Radyo Frekans Kimlik Belirleme - Radio Frequency Identification'' (RFID) teknolojisi şu anda ABD, İngiltere, Japonya ve birçok Avrupa ülkesinde kullanılıyor. Bu teknolojinin mükemmelleştirilmesi üzerinde yoğun çalışmalar yürütülüyor, ki gözümüzü korkutan da bu zaten.

    Dünyanın en büyük şirketleri, çok uluslu ortaklıkları, ürünleri üzerindeki antenli mikroçipler yani RFID sayesinde edindikleri bilgileri, satışları ve müşterileri hakkındaki yeni verileri incelemekle meşgul. Verileri elde ettikleri bu mikroçipler, otomobil anahtarlarında, lastiklerinde, şampuan şişelerinde, mağazalardaki elbiselerin etiketlerinde, kütüphanelerdeki kitaplarda ve birçok kredi kartında bulunuyor.

    Şirketler, RFID etiketlerinin mağaza tedarik işlemini kolaylaştırdığını, hırsızlığı engellediğini ve ürünlerin sahte değil gerçek olduğunu garanti ettiğini söylüyor. Bir mağazada alışveriş ettikten sonra RFID teknolojisine sahip kapıdan çıkarken, satın alınan ürünlerin otomatik olarak hesaplanıp bedelinin kredi kartınızdan otomatik olarak düşülmesi gibi fikirler de kasada geçen sıkıcı dakikaların ortadan kalkması anlamına geliyor. Bu sistem ABD’de birçok mağaza zincirinde başarıyla uygulanıyor.
    Evde ise konfor aslında bir mağaza ya da satış noktası işlevi görüyor. RFID’li buzdolapları, son kullanma tarihi geçen süt konusunda alarm verebiliyor, haftalık alışveriş listesini güncelleyebiliyor, hatta interaktif televizyonunuza sinyaller göndererek, sizin ilgilenebileceğiniz gıdaların, ürünlerin reklamlarının yayımlanmasını sağlayabiliyor.


    Burnunu cüzdanıma sokma

    Peki konfora konfor katan RFID teknolojisinin bireye ne zararı var? Şirketlerin elektronik burunlarını, ceplere, cüzdanlara, çantalara, mutfaklara ve hatta yatak odalarına, gece-gündüz fark etmeksizin sokabilmesine imkân tanıması RFID’in eleştirildiği en önemli nokta. Associated Press’e konuşan Baltimore’daki teknoloji danışmanlık şirketi FTI Consulting’in yöneticisi Mark Rasch şunları söylüyor: ''RFID dünyasında yetkisiz kişilerin sizin kim olduğunuzu, ne, nasıl ve nereden satın aldığınızı öğrenebilmesi çok kolay.''

    ABD Adalet Bakanlığı’nın bilgisayar suçları biriminin eski başkanı olan Rasch, polisten, kimlik hırsızlarına, ''niyetli'' her kişinin, kilitli otomobil bagajlarından, ev ofislerine istediği her yere bir göz atabileceği günlerin geleceğini düşünüyor. Tabii bu, toplanan verilerin, sizin kontrolünüz dışında başkaları tarafından kullanılabileceği anlamına da geliyor.

    Anlattıklarıma mağazalarda, bankalarda ve her türlü işyerinde bulunan kapalı devre kamera sistemlerini (CCTV) de ekleyin. İngiltere’de en büyük tartışma konularından biri ülkeyi saran kameralar ağı. Yalnızca Londra’da 2 milyon CCTV kamera olduğu tahmin ediliyor. Yapılan hesaplar ortalama bir kişinin, günde 200 kez kameralara iz bıraktığını gösteriyor.


    Ve artık siz karar verin; ''Büyük Birader'' gerçek mi oldu, yoksa tüm bunlar konforumuz için mi?..
    (Menderes Özel'in haberi)