Büyük yaz dönüşümü için Küçük Sözler -Senai Demirci

Konusu 'Kitap Tavsiyeleri' forumundadır ve Zehranur tarafından 7 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    7 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : Zehranur
  1. Zehranur

    Zehranur Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    820
    Beğenildi:
    84
    Ödül Puanları:
    113
    Büyük yaz dönüşümü için Küçük Sözler*

    SENAİ DEMİRCİ

    Bir bilgeye sorarlar: “Bilgelikte ustanız kimdir?” “Bir köpek!” diye cevap verir. “Bir dere kenarında duruyordu fakat neredeyse susuzluktan ölmek üzereydi.

    Su içmek için dereye eğildiğinde, sudaki aksini başka bir köpek sanıp korkuyla geri çekiliyordu. Sonunda susuzluğu öyle bir noktaya geldi ki, korkusunu unutup suya daldı. Suya dalar dalmaz ‘diğer köpek’ kayboluverdi. Köpek kendisi ile arzusu arasındaki engelin yine kendisi olduğunu fark etmişti. Kendisini yok etmeyi göze aldığında, engel aradan kalkmış ve arzusuna ulaşmıştı. Ben de önümdeki engelin yine kendi nefsim olduğunu öğrenince ondan kurtuldum. Köpek gibi yaptım. Yolumu bir köpekten öğrendim.”

    Bu mesel, Risale-i Nur’un özellikle Sözler’de beliren, öncelikle Küçük Sözler’de belirginleşen öğretme/öğrenme usulünün ipuçlarını verir. Birinci Söz’den başlayarak ‘iki adam’ üzerine kurgulanmış hikâye/meseller, okuyucuyu her defasında “sudaki sûreti” ile yüzleştirir. “Bil ey nefsim,” hitabı ise, hikâyenin çözümlenmesi aşamasında, Onuncu Söz’de ima edildiği gibi, ‘sûret’ten ‘hakikat’e geçişte, insanı ‘kendilik engeli’ ile, yani nefsi ile karşı karşıya getirir. Birinci Söz’de, sudaki aksimizin ilk simasıyla tanışırız. “Mağrur”uzdur; ‘kendimizi kendimize malik’ bilerek, ‘kendi başımızaymışız’ zannederek aldanmışızdır. Elimizin asla erişeyemeceği sınırsız ihtiyaçlar içindeki hâlimizi fark edince, elimizle karşı koyamayacağımız nihayetsiz düşmanlar ortasındaki sûretimizi görünce, gurur ayinesinden yansıyan ‘ene’miz dağılır. Benliğin kabukları kırılır. Kaybedecek bir şeyimiz olmadığını anladığımızda, aldatıcı sûretimizi yeneriz, yırtarız. ‘Hakikat’e giden yolda ‘sûret’ten kurtuluruz. Sûreti hakikate engel değil araç eyleriz. “Mağrur” nefsimiz, şu dünya çölünde bir “seyyah”tır. Nihayetsiz aczi ve fakrı, nefsin kendini ayrık ve özgür bir birey olarak tanımlayacak sınırlarını siler, kabuklarını inceltir. Kendini katılaştıracağı, taşlaştıracağı şablonlardan sıyrılır.

    Bilgeye yol gösteren köpeğin ilk korkusuna dönersek, Sözler’i okurken yüzümüze çarpan görüntüden biz de aynı korkuyla kaçıyoruz. Kendimizi “iki adam”dan “iyi” olanının yanına ya da yerine koymaya hevesleniyoruz. Küçük Sözler’in ayinesinde yansıyan, “mağrur,” “hodbin,” “bedbaht,” “acemi,” “nefisperver,” “ayyaş,” “tembel,” “ahlaksız,” “serseri,” “sersem” ve “hain” sûretli görüntümüz bizi ürkütüyor. Hikâyecikleri okurken, hemencecik, “mütevazı”, “hüdabin” “bahtiyar” “muallem” “vazifeperver” “iyi huylu” ve “emin” olan adamların yerine geçip, bu sakinleştirici sıfatların gölgesinde kendimizi avutup, kıyıda kalmayı yeğliyoruz. İçimizdeki “öteki adam”ın sûretiyle yüzleşmekten kaçıyoruz. Sözler’in içine dalmak için, nefsimizin asıl sûretiyle yüzleşmeyi göze almak gerekiyor.

    Mesel, modern psikiyatrinin de ideal bir çözümleme aracıdır. Hastanın ego direncini kırmak için zaman zaman bir başkasının hikâyesi anlatılarak kişinin dışa kapalı ve bencil algılama alanı içine sancı vermeden nüfuz edilir. Kişinin kendi dışına taş(ın)arak, kendiliğine doğru kendiliğinden bir muhalefet oluşturması umulur. Kapı “içeriden” açılır. Meselin muhakemesini benimseyen kişi, kendi algısı dışında da var olan bir gerçekliğin varlığını fark etmiş olur. Sözler’deki “temsilî hikâyecikler” de, kırıcı olmayan, derinlemesine nüfuz eden bir ikna kapısı açar okuyucuya. Artık, karşımıza aniden çıkan nefsin “sûret”ini sözle itiraf edip etmemek bize kalmıştır. Küçük Sözler yazarı bir iyilik daha yapar okuyucuya. En evvel kendi nefsinin sûretini ifşa eder: “İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın.” Kendi nefsinin sûreti ile yüzleşir. Okuyucuya, bir başkasının nefsiyle yüzleşmesini izleyerek, korkmadan, ürkmeden, çekinmeden kendi nefsiyle de tanışma yolunu açar.

    Nefsimizi tezkiye edip temizlemek için, bilgenin köpeği gibi, sûretimizin yansıdığı suya dalmaktan korkmamalıyız. Nefsimizi temize çıkaracak suda her zaman nefsin “kirli sûret”ini göreceğiz. Nefsin temize çıkarılması da, nefsi “kirli” bilmekten geçer.

    Öyleyse, hiç olmazsa, bu yaz, çok kısa ama keskin Küçük Sözler okumalarıyla, “sûret”lerle yüzleşmeyi göze alalım. “Diğer adam”ı “adam” edelim. s.demirci@zaman.com.tr


    (*) Küçük Sözler, Bediüzzaman Said Nursî’nin Risale-i Nur Külliyatı içinde yer alan Sözler adlı eserinin ilk dokuz Söz’ünden oluşur. Her biri en fazla 1,5-2 sayfalık metinlerden oluşan Küçük Sözler’i okumak hayli kolay ve eğlencelidir de. Yabancısı olabileceğiniz kelimeler için de çeşitli yayınevlerinin ana metine eklediği açıklamalar var. Küçük Sözler’i, yine de veya yeniden anlayamayacak olursanız, bana yazmaktan çekinmeyin, cevaplayacağımdan emin olabilirsiniz.

    http://genclik.zaman.com.tr/?bl=14&hn=600