Cahit Külebi Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Che tarafından 27 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  1. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Cahit KULEBİ
    ( 1917 - 1997 )


    HAYATI:

    1917 yılında Tokat'ta doğdu, 20 Haziran 1997 tarihinde Ankara'da öldü.
    İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Liselerde ve konservatuarda edebiyat öğretmenliği yaptı.
    Milli Eğitim müfettişliği, İsviçre'de kültür ataşeliği ve öğrenci müfettişliği yaptı. 1976-1983 yılları arasında Türk Dil Kurumu Genel Yazmanı'ydı.
    1940 sonrasındaki şiirimizin yenileşmesi hareketinde kendine özgü bir yeri vardır. Rahat anlatımı, içtenlik ve duyarlılığıyla ilgi çeken titiz bir şiir işçisidir.

    ESERLERİ:

    Adamın Biri (1946)
    Rüzgâr (1949)
    Atatürk Kurtuluş Savaşında (1952)
    Yeşeren Otlar (1954)
    Süt (1965)
    Şiirler (1969)
    Türk Mavisi (1973)
    Sıkıntı ve Umut (1977)
    Yangın (1980)
    Bütün Şiirleri (1982)
    Güz Türküleri (1991)
    Bütün Şiirleri (1997)
     
  2. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  3. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ALACAKARANLIKTA

    Akşam karanlıklarla sarmaş dolaş
    Sen de sarılmışsın yalnızlığına,
    Taksiler kurşun gibi gelir geçer
    Troleybüsler salına salına.

    Tek tük kadınlar aydınlatır caddeyi.
    Genç kızlar beyaz neonlar gibi.
    Ortancalar gül rengi ışık saçar,
    On beşine varmamışlar masmavi.

    Sen de yalnızlık saçarsın.
    İçmeye korkarsın, efkâr basar.
    Ağlayamazsın elâlem var.
    Şapkanı bile çıkaramazsın
    Saçlarını uçurur rüzgâr...

    Gittim deniz kıyısına oturdum.
    Akşam karanlıklarda sarmaş dolaş,
    Ben de denize akıyordum
    Irmaklar gibi yavaş, yavaş...


    CAHİT KULEBİ
     
  4. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  5. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BİLİNMEYEN

    O ki bardağa dökülen seraptır
    Bal yoğunluğundadır, sıcaktır, ışıktır.

    O ki sabah erken bir bahçedir
    Çayir kokusudur, serinliktir, muttur.

    O ki esen yeldir kar erirken
    Çigdemdir, agaç çiçeğidir, okşayıstır.

    O ki içilen sudur kana kana
    Özlemdir, doymayıştır, kardeştir.

    O ki bir yüce ırmaktır akar
    Ürküntüdür, baş dönmesidir, gidiştir.

    O ki maviliği belirsiz denizdir
    Buğulanmadır, düştür, sevmekte ölümdür..

    O ki bir ince kızdır ak tenli
    Yaşamdır, umuttur, gözyaşıdır..

    CAHİT KULEBİ
     
  6. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  7. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BİR UMUT

    Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin,
    Yitirmişsin ne varsa birer birer.
    Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
    Onlar da nerdeyse gitti, gider.

    Dost bildiğin insanların yüzleri
    Aynalar gibi kapkara.
    Suyu mu çekilmiş bulutların
    Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

    Taşlara düşen saat gibi
    Ne artı ne eksi.
    Bir sağlık, bir sevinç,
    bir umut Hikaye hepsi..

    CAHİT KULEBİ
     
  8. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  9. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BİZİM DAGLAR

    Ararat dağı anamın pişirdiği
    Çocukluğumda yediğim nişastadır.
    Yıldız dağı bir ekilmiş tarladır
    Mevsim mevsim yıldızların bittiği.

    Sultan dağında ak kuzular meleşir
    Uzun yayla'da pehlivanlar güleşir
    Bingöl dağı çiğdem çiğdem yeşerir
    Belli olur abı hayat içtiği.

    Kaz dağından beyaz bulutlar uçar
    Keşiş dağında Kerem'in yolu geçer
    Çamlıbel'de Köroğlu kalmaz naçar
    Kop dağında öküzlerin çektiği.

    CAHİT KULEBİ
     
  10. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  11. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    CEBECİ KÖPRÜSÜ

    Cebeci köprüsünün üstü
    Karınca yuvasına benziyor,
    Hamallar, körler, topallar,
    Oturmuş nasibini bekliyor.

    Cebeci köprüsü yüksek
    Altından tren geçiyor,
    Ya benim aklımdan geçenler?
    Kimse bilmiyor.

    Şu dünya güzelim dünya
    Tıkır tıkır işliyor,
    İnsanlar insanlar insanlar
    Neden böyle çekişir durur
    Aklım ermiyor.

    Cebeci köprüsünün korkulukları
    Kara boyalı,
    Daha böyle köprülerden geçersin çok

    CAHİT KULEBİ
     
  12. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  13. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ÇİÇEKLE KONUŞMA

    Artık ne pencerem var seni koyacak
    Ne masam,
    Sevgilim de yok bu şehirde
    Çiçek seni alıp ne yapsam

    CAHİT KULEBİ
     
  14. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  15. HARP İÇİNDE

    Babalar evlerine mahçup döndü her akşam
    Harp içinde.
    Anaların sütü kesildi,
    Çocuklar ağladı,
    Erkekler askere gitti.
    Kadınlar bir deri bir kemik.
    Harp içinde kızlar sarardı.

    Savaşanlardansa
    Ancak bir hatıra kaldı.



    Cahit KÜLEBİ
     
  16. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  17. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ÇÜRÜYEN OTLAR

    I

    Bilinmez hangi şehirde
    Yaşarsın aşktan habersiz,
    Küçük çakıl taşım, nasıl bulayım!
    Kaybolmuşsun bir kocaman nehirde.

    Bu kimin çocuğu, der, seni görenler.
    Benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan.
    Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
    Yanakların kızarır ağlamaktan.

    Bir gün sokakta rastlasam, ellerini
    Alsam avuçlarıma okşasam.
    Sıcaklığını tanır da mısralarımdan
    Kız kardeşimsin sanırlar belki.

    Sen orada, ben burada
    Birbirimizden habersiz
    Ayrı yaylalarda yeşeren otlar gibi
    Bekleye bekleye çürüyeceğiz.

    II

    Senin oturduğun şehirde
    Gökyüzü mavidir benimkinden,
    Çiçekler daha taze
    Kuşlar bile güzeldir birbirinden.

    Şarkılar daha neşeli, daha mahzun
    Akşamlar daha garipsi,
    Umut alabildiğine geniş,
    Umutsuzluksa denizler gibi;

    Trenler bile daha sevinçli
    Daha kederli gelir gider.
    Gençler bütün haşarı
    Yaşlılar büsbütün kederlidirler.

    Kadınların sütü daha gür, daha ak
    Çocukların iştahı, yerinde,
    Gemiciler bile daha sarhoştur
    Doğup büyüdüğün şehirde.

    Garibim! Nazlım! Öksüzüm
    Hayal rüzgarlarıyla emzir beni de
    Uzak ya, kokunu duyuyorum
    Gül gibi açıldığın şehirde.

    CAHİT KULEBİ
     
  18. 27 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  19. HİKÂYE

    Senin dudakların pembe
    Ellerin beyaz,
    Al tut ellerimi bebek
    Tut biraz!

    Benim doğduğum köylerde
    Ceviz ağaçları yoktu,
    Ben bu yüzden serinliğe hasretim
    Okşa biraz!

    Benim doğduğum köylerde
    Buğday tarlaları yoktu,
    Dağıt saçlarını bebek
    Savur biraz!

    Benim doğduğum köyleri
    Akşamları eşkıyalar basardı.
    Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
    Konuş biraz!

    Benim doğduğum köylerde
    Kuzey rüzgârları eserdi,
    Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
    Öp biraz!

    Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
    Benim doğduğum köyler de güzeldi,
    Sen de anlat doğduğun yerleri,
    Anlat biraz!


    Cahit KÜLEBİ