Çalışan Kadın ve Çocuk İletişimi

Konusu 'İş ve Kariyer' forumundadır ve mavrulam tarafından 8 Ocak 2009 başlatılmıştır.

    8 Ocak 2009
    Konu Sahibi : mavrulam
  1. mavrulam

    mavrulam Popüler Üye Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesajlar:
    6.771
    Beğenildi:
    807
    Ödül Puanları:
    153
    Bugün ülkemizin geldiği durum ekonomik olarak kadınların da iş dünyasının içinde olmalarını gerekli kılıyor. Yaşam şartlarının değişmesi, çağımızın getirdiği ihtiyaçlar bir yandan kadının iş yaşantısındaki rolünü arttırırken diğer yandan annelik görevini daha güç bir duruma sokmasına sebep oluyor.

    Kadınların çalışma hayatlarında daha aktif rol almaları tabi ki çocuklu kadınlar için zor ve problemli bir hale gelebiliyor. Hatta bazılarımız "iyi anne" olmayı evde kalıp çocukları ile zaman geçirmek, ev işleriyle ilgilenmek olarak bile algılayabiliyor. Oysa ki, psikoloji alanında yapılan birçok araştırma, şayet anne duygusal boyutta gereken sevgi, ilgi ve bakımı gösteriyorsa, çocuğun sağlıklı bireyler olması için bir engel veya sebebin olmadığını kanıtlamıştır. Hatta buna ek olarak, çalışan annelerin çocuklarının daha bağımsız, güçlü, sorumluluk sahibi ve başarı odaklı bireylere dönüştükleri gerçeği görülmüştür.

    Çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar ise, çocukluk döneminde sevilip sevilmemek, istenip istenmemek çocukların beynine sürekli yazıldığı ve çocuk ilk yaşlarında "annem" ve "ben" demeye başladığı gerçeğini bulmuştur. Bu yüzden, özellikle çocukluklarının ilk dönemlerinde anne ilgisi ve şefkati daha da önemli olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

    Özellikle çocuğun kişilik ve duygusal gelişimi açısından ilk 4 sene çok büyük önem taşıyor. Fakat, tabi ki bu durum doğum sonrası işlerine dönmek zorunda kalan annelerce çözümsüz bir problem olarak algılanmamalıdır. Buradaki kritik nokta, çocuğa sevgi ve güven duygularını verebilecek başka bir bireyin, çocukla beraber, anne yokken olup ilgilenmesidir. Bu kişi ister baba olsun, ister anneanne ya da bakıcı, önemli olan çocuğa ihtiyaç duyduğu duygusal yakınlığı verebilmesidir.

    Peki, çalışma hayatına dönen anne, içinde bulunduğu durum ve zorunlulukları nasıl paylaşmalıdır?

    Bu noktada annenin çocuğu büyük kişi gibi kabul edip açıklamalarını bu doğrultuda yapmasıdır. İşte burada en az annenin tutumu kadar babanın tutumu çok büyük değer taşır. Baba elinden geldiğince anneye yardım etmeli ve annenin söylediklerini en iyi şekilde desteklemelidir. Çocuğun ilk zamanlarda üzülüp tepki göstermesi normaldir. Fakat zamanla anne ve babasının onu gerçekten sevip önem verdiğini görüp bu durumu kabullenecektir.

    Burada değer taşıyan başka bir konu ise, annenin çocuğuyla geçirebileceği zamanın kalitesidir. Kaliteli zaman geçirmek nitelikli bir beraberlik yaratmaktır. Birlikte geçirilen zaman içinde, anne ve çocuk arasında gerçek bir ilişki kurabilmektir. Anne sürekli olarak çocuğu ile konuşmak, paylaşmak, oyunlar oynayıp onu çok sevdiğini söyleyip bunu hal ve tavırları ile belli etmelidir.

    Çocuğa bir annenin verebileceği en büyük hediye her gün kısa da olsa bir zaman dilimini nitelikli ve sürekli olarak geçirmektir. Emin olun çocuk zamanla annesinin çalışmasına tolere edecektir.