Can Yücel

Konusu 'Yazarlar' forumundadır ve Elif tarafından 20 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.595
    Beğenildi:
    5.125
    Ödül Puanları:
    438
    Şair, yazar, felsefe hocası, milletvekili, konservatuar ve köy enstitülerinin kurucusu Hasan Ali Yücel'in oğlu Can Yücel, 1926'da İstanbul'da dünyaya geldi. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. 1950 'de yurda geri döndü ve aynı yıl babasının önerisi ve desteği ile ilk kitabı ''yazma''yı çıkarttı. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu yıllarda Che Guevera ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıla mahkum oldu. İki yıl sonra genel bir afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından ''Bir Siyasinin Şiirleri'' adlı kitabını yayınladı. Şair'in bu kitabı için ilk kez yoğun ve ciddi şiirle ilgilendiği dönemin şiirlerini içerir diyebiliriz. "Bir Siyasinin Şiirleri" nin önsözünü yazan Refik Durbaş, kitabı ''Can Yücel'i geniş okuyucu kitlesiyle buluşturan, kişisel ve toplumsal yaşamın acı bir dönemini dile getiren, öfkeli, alaycı, boyun eğmeyen, siyasal şiirlere ağırlık verilen bir kitap'' olarak değerlendirir. Can Yücel ise yazdıktan seneler sonra, "kişinin dış baskıların hışmı karşısında kendi özünü hırpalattırmamak için, hatta yitirmemek için kullandığı bir savunma mekanizması, baskının, acının üstüne gidiş" olarak nitelendirir.

    Şair 1973'de "Sevgi Duvarı" kitabıyla kitlelerle daha yaygın bir şekilde buluştu. Şiir kitapları ardarda gelmeye başladı : "Ölüm ve Oğlum", "Şiir Alayı", "Rengahenk", "Gökyokuş", "Gece Vardiyası", "Güle Güle Seslerin Sessizliği" ..... Bunlardan bazıları.

    Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Bu kendine has çeviriler kimi zaman beğenilip ayakta alkışlanırken, kimi zaman eleştiri konusu oldu. Son yıllarda her hafta "Leman"da her ay "Öküz" de yazıları ve şiirleri yayınlandı. "Mekanım Datça Olsun" demişti. 12 Ağustos 1999 gecesi yitirdiğimiz şair, çok sevdiği Günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça'ya gömüldü.

    1988' de kendisiyle yapılan bir söyleşide bu ifadeyi kullanan Can Yücel, müziğe geçişini şöyle anlatır : ''İlk şiirimi on yaşında yazdım. Babamın metresi olan hanımın yuvasındayken. Yuvada bir çocuk öldü. Çok üzüldüm, arkasından bir şiir yazdim. Şiirime babamın yardımı çok oldu. Şiire elverişli bir dünya yaratmıştı babam bana... Hep şiir çevresindeydim. Dili iyi biliyorsan, şiirin ne olduğunu biliyorsan yazmadan duramazsın.''
    Şairin şiire bakış açısını düşündüğümüzde, Octavia Paz'la ilişkilendirmekte zorlanmayız. Bu ilişkiyi kuran ortaklık, ''Tek bir şiirin, kendini bütün şairlere yazdırması'' düşüncesidir. Octavia Paz, ''Şairler aslında bir tek şiiri yazar'' derken, Can Yücel şunları söyler : ''Ben şiiri ciddiye almıyorum ki zaten, yeter ki şiir beni ciddiye alsın! Davetsiz misafirdir...Pat diye gelir O, ya bir afrika menekşesini ya ölen bir delikanlıyı bahane eder, oturur karşıma, kaldırabilirsen kaldır artık.'


    Şiiri yaşamı çepeçevre saran bir bütünsellik olarak değerlendiren şairin şiirindeki temel öğeler, bu bütünsellik anlayışıyla bağdaşır : Mizah, alay, yergi, öfke, sevecenlik, lirizm, eleştirel bir dünya görüşü, siyasal bilinç...

    Can Yücel'de mizah ve yergi başkasını küçük düşüren, gülünçleştiren bir mizah değildir. Yalanı, aldatmacayı, haksızlığı toplumsal düzenin ürünü olması açısından ele alır ve zaman zaman bunların farkında değilmiş gibi kendisiyle de dalga geçer. O'nun şiirlerinde aldatanın da aldatılanın da gülünçlüğünü buluruz.

    Can Yücel şiirlerinde var olan ironi için şunları söyler :

    ''Harika odur ki, insanlar kendi adlarına değil, kainat adına yazarlar. Bütünselliğin dışında bir şiir yoktur. Hayat ve ölüm de bir bütündür. Şiir bu bütünden çıkan çılgınlıktır. Çok ağır geçen hayatımızın içinde ironi, bütünselliği bozmayacak ana çaredir. Bir direnç kahkahasıdır.''

    Kendisiyle yapılan bir söyleşide, şiir ve dil hakkındakı görüşlerini şöyle aktarmaktadır : ''Goethe der ya : dil orman gibidir. Ağaçlar çürür orman kalır. Bizde ağaçları kesmeye kalktılar.Bizde katıldık buna.Hala kahroluyorum.Yanlıştı. Sadeleştirme meselesi o bütünlüğün içinde sözcükleri, tümceleri nereye oturttuğunun hesabını vermek meselesidir. Kelimeler bütünselliğin parçalarıdırlar. Şiir kelimeleri bu galaksiye hediye etmektir.'' Can Yücel şiirine bu sözler ışığında baktığımızda, töresel dil anlayışına karşı çıkışı görürüz. Bu karşı çıkış şiirse sözcük dağarcığının genişletilmesi ile beslenir. Küfürler ve kaba sözcükler bu karşı çıkışla, şiirin içine girmiştir.

    Can Yücel'in şiirsel imgesini kuruşundaki kaynakları; doğa, insanlar, olaylar,kavramlar, heyecanlar duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanları buluruz. ''Maaile'' şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Şair için ailesi çok önemlidir, eşi, çocukları torunları, babası... Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımaktadır. ''Küçük Kızım Su'ya'', ''Güzel'e'', ''Yeni Hasan'a Yolluk'', ''Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim'' bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.

    Şairdeki imgeyi dönüştürme işlemi, gerçeküstücülerin üzerinde durmuş oldukları bilinçdışını özgürleştirme çabasıyla bağdaşır.
     
  2. 21 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Elif canımcığım verdiğin bilgiler için teşekkürler.
    emeğine sağlık.
    sevgilerimle...
     
  4. 23 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Elif
  5. Lotus

    Lotus kimse olmadı senin gibi.. Pro Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.835
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    148
    Kullandığı kaba ama samimi dilin hayranıyım...
    Yüreğindeki insan sevgisinin tutkunu...
    Onunla tanışmayı, sohbet etmeyi çok isterdim..
    Bu yaz Datça'da kaldığı evi ve mezarını ziyaret etmek nasip oldu bana...
    Tekrar geleceğim diye söz verdim kendisine...

    Yaşamak düğünse sen orada gelindin...
    Seni soydum Güler, dünyayı giyindim...

    Büyüksün Can Baba....
     
  6. 15 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : Elif
  7. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    bu adam tam bi cilgindi


    BÜYÜK CAN DEDİ Kİ

    Kovalamayın beni yatağa
    Hiç uykum yok
    Daha lafınıza karışacağım
    Ortalığı dağıtacağım
    Televizyonu kapatacağım
    Ayçiçeği resmi yapacağım daha
    Başparmağıma şiir okuyacağım
    Islık çalacağım
    Daha çok işim var
    Gecenizi karartacağım
    Kütahya vazonuzu kıracağım
    Vakitsiz yatırmayın beni
    Daha çok erken
     
  8. 15 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : Elif
  9. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    İlkin ELİFBA'ydı
    Sonra ALFABE oldu
    Derken ABeCe
    Şimdi de A.B.D.
     
  10. 26 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : Elif
  11. sevinctas

    sevinctas Popüler Üye Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    397
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    108
    alkisalkisalkis
     
  12. 27 Eylül 2009
    Konu Sahibi : Elif
  13. burcum86

    burcum86 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.430
    Beğenildi:
    171
    Ödül Puanları:
    163
    Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
    Yarım saat erkene kurulsun saatin
    Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
    Penceri aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
    Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
    Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
    Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
    Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
    Bak güzelim kahvaltının keyfine..

    Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana
    güzel gelsin aynadaki siluetin
    Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse,
    aydınlık bir gün dile
    Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta
    daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, ohhh şöyle
    bir hafifle Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden
    sesi duymak için alo de

    Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık Yağmur varsa ıslan, güneş
    varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
    Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil,
    görerek bak Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk
    görürsen yanağından makas al..
    Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen
    çok darda iken kimler seni ferahlattı,
    hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
    Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
    Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
    Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
    Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
    yüzünde güller açtıracak..

    Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
    Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun.. Saklamatabakları , bardakları misafire
    Sizden ala misafir mi var bu dünyada
    Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiçdeğil, şöyle keyife keyif
    katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar
    gibi tadına var akşamının..

    Gece evinde, dostların olsun Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
    Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?
    Ama en önce ve illaki sağlık olsun!
     
  14. 2 Mart 2010
    Konu Sahibi : Elif
  15. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    BAŞKA TÜRLÜ BıR ŞEY

    Başka türlü bir şey benim istediğim
    Ne ağaca benzer, ne de buluta
    Burası gibi değil gideceğim memleket
    Denizi ayrı deniz,
    Havası ayrı hava...

    Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
    Yaşadığından uzun

    Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
    Ağacın yüksekliğince
    Dalın yüksekliğince rüzgarda
    Ve bir yeni ömür,
    Vardığın çimen yeşilliğince.

    Nerde gördüklerim,
    Nerde o beklediğim,
    Rengi başka
    Tadı başka...

    Can Yücel
     
  16. 2 Mart 2010
    Konu Sahibi : Elif
  17. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    " O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela.
    O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    "O benim." diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak.
    İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

    İlişik yaşayacaksın.

    Ucundan tutarak...
     
  18. 2 Mart 2010
    Konu Sahibi : Elif
  19. cinsilatif

    cinsilatif sana emanet... Pro Üye

    Katılım:
    21 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.254
    Beğenildi:
    196
    Ödül Puanları:
    163
    [ en en en sevdiğim şiiri

    Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
    anladım.

    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
    Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.

    Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
    Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
    Neden hiç ağlamadığını anladım..

    Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
    Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

    Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
    acıtabilirmiş,
    Çok acıttığında anladım..

    Fakat,hakkedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
    Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

    Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
    Yüreğini avucuma koyduğunda anladım..

    ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
    Sana ''git'' dediğimde anladım..

    Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
    sevmek,
    Git dediklerinde gittiğimde anladım..

    Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl
    ağlayan,
    Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

    Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
    pişman olmak,
    Gerçekten pişman olduğumda anladım..

    Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

    Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
    affedilmeyi,
    Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

    Sevgi emekmiş,
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
    sevmekmiş...I][/I]