Çapkınlık yaparken nasıl rezil olursunuz?

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve web2.0 tarafından 11 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    11 Şubat 2007
    Konu Sahibi : web2.0
  1. web2.0

    web2.0 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2007
    Mesajlar:
    59
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    milliyet Blog`dan alinti:Erol Isik, 11.02.07

    Çapkınlık yaparken nasıl rezil olursunuz?
    Ekonomik olgunluğa erişmiş çoğunluğunu iş adamlarının oluşturduğu evli ve yetişkin çocukları olan erkeklerin kendilerine güvenlerini test etmek için yaptıkları kaçamaklarda hedefteki kişiler genelde kendilerinden en az 20 yaş küçük genç kadınlardır. Ancak burada kimin av, kimin avcı olduğu belli değildir.

    Bu çevrelerde gözlemlediğim, birinci ağızdan dinlediğim ve tanık olduğun trajikomik olayları burada paylaşmak istedim.

    Beyefendi, iş çıkışında bir bara uğruyor. Barda içkisini yudumlarken karşısındaki bayana gözü takılıyor. Bakışmalardan sonra içki ısmarlamalar v.b. Bayan kendisinin dizi oyuncusu olduğunu söylüyor. (Zaten buradaki bayanların kimi oyuncu olduğunu söyler kimi de manken. Ama bu kişileri ne dizilerde gören vardır ne de podyumlarda.)

    Gece yarısı bayan, beyefendiyi evine davet ediyor ve geceyi birlikte geçiriyorlar. Sabah olunca giyinip, gitmeye çalışan beyefendiye bayan, "Dur bakalım çay bahçesine mi geldin? Öde bakalım hesabı" diyor. Beyefendi ne hesabı demeye kalkmadan bir anda kapının önünde 2 doberman beliriyor. Çok yüksek bir ücret isteyen bayan karşısında köpekleri gören adam cebindeki nakit paraları verdiği gibi, kalan kısmı için çek yazmak zorunda kalıyor. Bu durumda evli bir erkeğin polise gitmesi beklenemez tabii.

    Mercedesli beyefendi yolda giderken genç ve güzel bir bayan görüyor. Yardımseverlik hisleri kabarmış olmalı ki genç kızın önünde duruyor. Kalıplaşmış bir cümle "gideceğiniz yere kadar götüreyim" Kız teklifi reddetmiyor. Yol boyunca beyefendi kızı ürkütmemek için çok nazik davranıyor ve bayana inerken kartvizitini vermeyi de ihmal etmiyor. İki gün sonra bir telefon alan beyefendi heyecandan titrek bir sesle telefona cevap veriyor. "Tamam orada buluşalım." Telefonu kapatırken, ne de olsa karizmatik bir adamım. Bir günde kızı tavladım. diye düşünüyor. Buluşmalar sonunda birlikte olmalar ve beyefendinin bayana aşık oluşu.

    Birgün havaalanında rastladım bu çifte. Bir iş seyahati bahanesiyle bayanla beraber yurtdışına tatile gidiyorlardı. Bana aman eşim duymasın, ona yurtdışında bayiler toplantısı olduğunu söyledim dedi.

    İleriki günlerde bayana aşık olan beyefendi, ona bir araba hediye etmişti. Yazları eşi İstanbul dışında olunca sevgilisiyle çok daha rahat birlikte oluyorlardı.

    Bir zaman sonra kendisinden bir telefon aldım. Morali çok bozuktu. Bana biliyormusun ne oldu? dedi. Ben merakla hayrola? dedim. Benim araba hediye ettiğim bayan var ya dedi. O telekızmış.

    Bir erkek arkadaşıyla yemek sonrası, çapkınlık yapmaya karar veren beyefendi arkadaşının telefon rehberindeki telekız numaraları arasında, o kişinin de numarasını görmüş ve ancak o zaman olayın gerçek yüzünü anlamış.

    Bir artist adayıyla çıkan beyefendi, hayatından çok memnun. Bayan yemek dışında bir şey istemeyen cinsten görünüyor. Bayanın evinde buluşan beyefendi bu arada ufak tefek hediyeler almayı ihmal etmiyor tabii. Ama bir taraftan da kendisine nasıl bir fatura çıkacağını düşünüyor. Bir gün Beyoğlu'nda yürürlerken, bayan bir dakika şurada bir yere uğramam gerekiyor diye beyefendiyle beraber bir kürkçü dükkanına gidiyorlar. Orada bir kürk beğenen bayan ödemeyi nasıl yapacağını soruyor. Dükkan sahibi 6 adet senet yapabileceğini ama, bir kefil vermesi gerektiğini söylüyor. Sizce kefil kim olabilir? Senetlere kefil olarak imza atan beyefendi, bir müddet sonra işyerine gelen bir zarfı açıyor. Yazı icra dairesinden; Müteselsil kefil olduğunuz senetler muacceliyet kesbettiğinden borcun tamamını 7 gün içersinde icra dairesine ödemeniz yoksa mal bildiriminde bulunmanız..........................

    Sevgililerinden biri beyefendiden borç istiyor. Beyefendi uyanık tabi. Vereyim ama bu miktar biraz fazla. Karşılığında teminat olarak birşey vermen gerekir. Kadın altınlarımı vereyim sana. Borcumu ödeyince senden geri alırım. Adam bir mahzuru olmadığını düşünüyor ve kadının istediği parayı veriyor. O zaman enflasyon ve faizlerin yüksek olduğu zaman. Aradan yaklaşık 3 yıl geçiyor. Bu zaman içersinde beyefendi, kadından haber çıkmayınca altınları, düğünlerde, doğum günlerinde, sunnet düğünlerinde teker teker hediye olarak birilerine takıyor. Üçüncü yılın sonunda beyefendi bir telefon alıyor. Arayan bayan, parayı denkleştirdiğini ve aldığı parayı geriye ödeyeceğini bunun karşılığında altınlarını geri almak istediğini söylüyor. O dönemde adamın verdiği paranın bugunkü değeri en az üç misli daha fazla. Adam sen ne diyorsun? 3 yıl bu para aynı mı kaldı? diyor. Tabii telefonu kapatıyor.

    Birgün gün beyefendiyi karakola çağırıyorlar. Suçu bir bayanın altınlarını gasp etmek. Altınları iade etmek için verdiği paranın 2 mislini daha harcamak zorunda kalan beyefendi, ne de olsa evli ve karısını seviyor. Bu nedenle adının olaylara karışmasını istemiyor ve bu kendisine pahalıya patlıyor.

    Bir gün muhafazakar kesimden bir müşterimle konuşuyorduk. Eşi ve kızının kapalı olduğunu, anne ve babasını da hacca göndereceğini bana söylüyordu. Ben kendisinin neden anne ve babasıyla birlikte hacca gitmediğini sorduğumda; "Benim daha yapacak işlerim var" dedi. Dilinin altında birşeyler vardı ve ben ne gibi yani dedim.Yoksa zamparalık falan mı? Adam "He ya Allahın bildiğini kuldan neden saklayacağım"dedi. Konuşmamız sırasında ilgisinin yabancı bayanlara karşı olduğunu söyledi. Bu konularda epey bilgi sahibiydi. Ve konuşmasının sonunda;

    Ya müdür bey, hadi seninle Allahın emriyle bir zamparalığa gidelim.

    Kuran-ı kerim isra suresi 32. ayet

    Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.