Çayla Gelen Sağlık

Konusu 'Bitki Sözlüğü' forumundadır ve EU1 tarafından 16 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    16 Şubat 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    [​IMG]
    Belkide birçoğumuzun vazgeçilmezi olmuştur günboyu içtiğimiz çaylar.. Hatta bazen “keyif çayı” ismini bile koyarız çaya kahvaltı sonralarında nedenini tam bilmeden…Aslında soğuk kış mevsimelerinde içtiğimiz çayın rahatlama, ısınmanın yanında vücudumuza sağladığı olumlu getirilerinin olup olmadığını da bilmemizde fayda var.

    Tüketimi gün geçtikçe artan çayın; ülkeden ülkeye de tüketimi değişiklik göstermektedir. Bu miktarlar; Kuzey irlanda’da kişi başına 3.16 kg ( 8.7g /gün ), İngiltere’de 2.53kg ( 7g/gün ), Türkiye’de 2.25kg (6.2g/gün ) olarak bilinmektedir.



    Çayın üretimi sırasındaki değişiklikler nedeni ile oluşan çay tipleri
    Günümüzde ticari amaçla üretimi yapılan birbirinden farklı üç tip çay vardır. Bunlar: siyah, yeşil ve oolong çaydır. Dünya çapında üretilen çayın; %76’sını siyah çay, %22’sini yeşil çay ve %2’sini oolong çay oluşturmaktadır. Siyah çay üretimi; soldurma, kıvırma, enzimatik oksidasyon ve kurutma aşamalarından oluşurken, yeşil çay üretimi yüksek sıcaklık ve buharla şok soldurma, kıvırma ve kurutma, oolong çay üretimi ise hafif kıvırma, enzimatik oksidasyon ve kurutma aşamalarından oluşmaktadır.

    Çay yaprağının bileşimini; iklim, çayın genetik yapısı ve kültürel etkenler etkilemektedir. Bu bileşimde en fazla polifenolller bulunmaktadır. Çay yaprağındaki polifenollerin yaklaşık 3/4 ‘ünü flavonoidler, bunların da %60-70’ini epigallokateşin-3-gallat oluşturur. Siyah çayın işlenme miktarı arttıkça flavanoid içeriği azalmaktadır. Siyah çayda %3-10, oolong çayda %8-20, yeşil çayda ise %30-42 oranında flavanoid bulunmaktadır.


    Çayda bulunan flavanoidlerin vücuttaki etki mekanizması
    Çayın içerdiği flavanoidlerden dolayı çayın vücutta birçok önemli işlevi vardır. Özellikle içeriğindeki flavanoidler güçlü antioksidan etki göstererek bazı oksidatif olan enzimleri yok ederek iltihap önleyici aktivite göstermektedirler. Antioksidan etki sebebi ile enfeksiyona yakalanma riski yüksek olan bireylerde bağıişıklık sistemini arttırarak hastalıklara karşı koruyucu etki sağlamaktadır.

    Çayın flavanollerinin antioksidan yeteneği hidroksil gruplarının sayısına, bağlandığı yere ve bazı grupların varlığına bağlı olmaktadır. 1998 yılında yapılan bir çalışma; çayda bulunan kateşinlerin antioksidan gücünün vitaminleden daha yüksek olduğunu göstermiştir.

    Özellikle çaydaki bu fenolik bileşikler deri ve akciğer tümörü oluşumunda hücre çoğalmasını önlemekle kalmayıp aynı zamanda bu tümörün büyümesini engellemektedir. Yapılan bir çalışma diyetle alınan antioksidanların %35-45’inin çay flavanoidlerinden kaynaklandığını belirtirken çayın demlenme sırasında sıcaklığının artması ile deme geçen antioksidan sayısının arttığını destekleyen sonuçlar bulunmuştur.


    Çay bazı hastalıkların oluşumunu da azaltıyor!
    Yeşil çay siyah çaya göre daha fazla antioksidan etkiye sahiptir. Yüksek antioksidan aktiviteye sahip olan çay LDL ( kötü huylu kolesterol ) kolesterolün oksidasyonunu geciktirerek kanda miktarının azalmasını sağlamaktadır. Bu durum göz önüne alındığında çayın kalp hastalıklarının oluşma riskini de azalttığı gözden kaçırılmamalıdır.

    Ayrıca düzenli çay tüketimi akciğer, özefagus, pankreas, meme, karaciğer ve kolon kanseri oluşumuna neden olan kimyasal karsinojenlere karşı koruma sağlarken , kanserin de başlangıç, ilerleyiş ve dönüşüm evrelerini önlediği bazı çalışrmalarda gösterilmiştir.


    Ne kadar tüketmek gerekir?
    Bu kadar fayda sağlayan çayın tüketimi konusunda Fark Etmeden Diyet Beslenme ve Diyet Danışmanlığı önerilerimiz; çayın tüketiminin çok fazla sınırlandırılmadan yetişkin bireylerde tüketimini günde 600- 750 ml arasında olabileceği iken dikkat edilmesi gereken noktalar da olduğunu vurgulamak gerekmektedir.

    LÜTFEN
    Tüketirken dikkat edelim!!
    Özellikle tüm yaş grubunda öğünle tüketildiği zaman, öğünle alınan demirin; çayın içerdiği bazı fitat ve tanenler nedeni ile emiliminin azalması ile sonuçlanabileceği ve bu durumun demir eksikliği anemisine neden olabileceğinin unutulmaması gerekmektedir. Bu durumdan kaçınmak için ise öğünle değil öğün sonrasında ve açık olarak tüketilmesini öneriyoruz. Ayrıca çayın içersine sıkılan 2-3 damla limon suyu da demir emilimini engelleyerek bu olumsuz durumun oluşumunu engellemektedir.