çekim yasası nasıl çalışıyor?

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve guldenasya tarafından 15 Eylül 2010 başlatılmıştır.

    15 Eylül 2010
    Konu Sahibi : guldenasya
  1. guldenasya

    guldenasya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Eylül 2010
    Mesajlar:
    64
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    “Çekim Yasası nasıl çalışıyor?” Bu sorunun cevabını anlamak için, evreni anlamamız, yaşamı anlamamız, insanın ne olduğunu anlamamız gerekir. Eski çağlardan beri; kişinin kendini tanıması, bilmesi büyük bir erdem olarak bilinir. Şimdi bir düşünün; insan dediğimiz varlığın içinde milyonlarca hücre, mükemmel çalışan bir sinir sistemi ve iletişim ağı, kusursuz bir bilinç, inanılmaz bir zeka var. Bununla birlikte ruh dediğimiz ve ne olduğunu tam olarak bilmediğimiz bir varlıkla iç içe yaşıyoruz.

    Sevgi, mutluluk, aşk, gibi güzel duyguları içimizde barındırdığımız gibi, nefret, kin, öfke, kıskançlık gibi kötü duygular da bizimle yaşıyor. Yasanın bizim lehimize çalışmasını sağlamak için; hayatı sevmemiz, vermeyi bilmemiz, mutluluğun peşinden gitmemiz gerekiyor. Neden? diye soruyorsanız, yazının devamını okumanızı tavsiye ederim.

    Birde evrene göz atalım. Yıldızlar, gezegenler, galaksiler, gök taşları ve sonsuz bir boşluk var. Çok hoşuma giden bir sözü sizinle paylaşmak istiyorum: “her Adem, bir alem.” Bu söz ile; koskoca bir kainatın dürülerek insanın içine yerleştirildiği vurgulanmak isteniyor. Yaşadığımız evrende hemen her şey birbiri ile etkileşim halinde. En küçük zerreden en büyük küre ye kadar her şey iç içe geçmiş durumda. Hepimiz büyük insanlık ailesinin bir ferdi, aynı zamanda sonsuz evrenin içinde bir noktayız. Evrendeki her olay; kendisinden önce ve sonra gelen olayla bağlantılıdır.

    Çekim yasası sizin emrinizde, gelelim yasanın çalışma prensibine.

    1. İstemek

    Ne istediğinizi netleştirin. Yasanın çalışması için ne istediğinizi kesin ve net olarak bilmelisiniz. İstediğiniz şeyin neye benzediğini, özelliklerini, nasıl görüneceğini, neler hissedeceğinizi belirleyin. Bilinçaltına isteğiniz ile ilgili tohumları ekin. Bunu yaparken, olsa da olur, olmasa da olur şeklinde yanlış düşüncelere kapılmayın. Ya da muallakta kalan isteklerde bulunmayın.

    İsteğinizi her zaman göreceğiniz bir yere yazmak da faydalı olur. Baktıkça hatırlar, hatırladıkça düşünmeye ve odaklanmaya devam edersiniz.

    İsteyin, bu evrende her kese yetecek kadar bolluk, bereket var.

    İsteyin, idealleriniz için, hayalleriniz için, geleceğiniz için isteyin ve isteyin.

    Arzu ettiğiniz şey her ne ise, herkesin ve her şeyin mutluluğuna, iyiliğine hizmet edecek şekilde hayatınıza girmesini dilemelisiniz. Bunu kalbinizin derinliklerinden istemelisiniz. Bununla birlikte, başka insanlara zarar verecek şeyler düşünmek, kin, öfke, intikam gibi kötü duygulara esir olmak evrenin sizin için çalışmasını yavaşlatır. Tüm isteklerinizde yatan ana fikir, olumlu düşünmek ve evrene sevgiyle bakmak olmalıdır.

    Örneğin sırf başka bir insan da var diye bir şeye sahip olma fikrinin altında, kıskançlık vardır. Kıskançlık ise insanı ve insana ait tüm duyguları, ateşin mumu eritip bitirdiği gibi yok etmektedir.

    Eğer bir şeyi isterseniz ve bunu düşünmeye başlarsanız; bu istekle ilgili sinyalleri evrene göndermeye başlarsınız. Bu andan itibaren, bilinçaltınız ve zihniniz isteğinizi yerine getirmek için çalışmaya başlar. Bunun en somut örneği “algıda seçicilik” kavramıdır. Bir ev almak istediğinizi düşünelim. Caddede yürürken nerede satılık daire ilanı var ise gözünü o noktalara kayar. Gazetenin satılık ilan köşelerine gözünüz kayar. Arkadaşlarınızla ev konusunda sohbetler yapmaya başlarsınız. Normal zamanda yürüyerek geçtiğiniz sokakta, ev arama fikrini düşünerek geçerseniz daha önce görmediğiniz, dikkat etmediğiniz tüm ilanları görmeye başlarsınız. Gerçekten karar verir ve isterseniz, yapamayacağınız şey yoktur.

    "Kendi varlığını bile amacına feda edebilen insan iradesi karşısında hiç bir şey direnemez."
    - BENJAMIN DISRAELI -

    Hayatınız, yeni, tutarlı ve adamış bir karar verdiğiniz anda değişir. Kaderiniz karar anlarınızda biçimlenir. Hani derler ya “bir şeyi kırk defa söylersen olurmuş.” Bende odaklanın diyorum, ne kadar çok düşünürseniz, bilinç altında o kadar derine yerleşir bu tohum.

    İsteğinizle ilgili güzel bir karar verin ve ciddi olun. Birkaç gün sonra değiştirmek zorunda olacağınız şeyler istemeyin.

    Kaderinizi kontrol eden üç karar şunlardır:

    1. Nelere odaklanacağınıza karar vermek.
    2. Bir şeyin sizin için ne anlam taşıdığına karar vermek.
    3. İstediğiniz sonuçlara ulaşmak için ne yapacağınıza karar vermek.

    Düşünün ve isteyin. Allah kalbinizdeki en gizli şeyleri bilir ve yine Allah hazineleri geniş olan, hesapsızca dağıtandır. Şimdiye kadar sahip olduklarınıza bir baksanıza!

    2. İnanmak

    İsteğimizin gerçekleşeceğine kesinlikle inanmalıyız. Onu elde edeceğimize inanmalıyız. Günde birkaç defa gözlerimizi kapatıp isteğimizi düşüneceğiz. Örneğin bir ev almayı istiyorsanız, o ev için şimdiden bir eşya alabilirsiniz. Çok büyük bir şey almanıza da gerek yok. İsteğimizin nasıl gerçekleşeceği ile meşgul olmadan sadece gerçekleşeceğine inanın.

    Bize her şeyin nasıl olduğunu, neyin mümkün, neyin imkansız olduğunu, neyi yapabilip, neyi yapamayacağımızı İNANCIMIZ söyler. Her eylemimizi, her düşüncemizi, her duygumuzu İNANCIMIZ biçimlendirir. Sonuçta hayatımızda gerçek ve kalıcı değişiklikler yaratabilmek için, önce inanç sistemimizi değiştirmemiz gerekmektedir. İnanç sisteminin kontrolünü ele almadıkça, standartlarınızı istediğiniz kadar yükseltin, onlra destekleyecek inancı içinizde bulamazsınız...
    Çekim yasasına göre düşünülen şeyden kopulmadığı sürece o şeyin gerçekleşme ihtimalini arttırırsınız. İster pozitif ister negatif bir düşünce olsun odaklandığınız sürece size yaklaşır.

    Çekim yasası çalışmaya başladığında; bildiğimiz fiziksel hayatta zaman kavramı olduğu için belli bir süreye ihtiyaç duyar. Olaylar birbiri ardına dizilecek, o olaylarla ilgili olan kişilerin de en yüksek hayrını gözetecektir. Bu çok boyutlu, çok ilmekli bir örgü gibidir. Bu örgü süresince sabırla beklemelisiniz. Beklemek, aynı zamanda başkalarının da hakkına, süreç boyunca evrene ve Yüce Yaratan’a saygı duyduğunuzu gösterir.

    Beklemenin en güzel tarafı ipuçlarını takip etmektir. İsteğinizle ilgili her gün küçük küçük ipuçları görmeye başlarsınız. Yukarıda da bahsettiğimiz; gibi odaklandığınız şeyle ilgili olaylar, kişiler konuşmalar çıkar karşınıza. İşte bu küçük ipuçlarını takip ederek her geçen gün isteğinize yaklaşacaksınız. İyi bir gözlemci olun.

    Hayalinizde ne kadar ısrarcı olursanız, o kadar başarılı olursunuz. İki dakikalığına bir ev almayı mı düşündünüz, yasa sizin için iki dakika boyunca çalıştı. Gelecekte kavuşacağınız ev için şartlar oluşmaya başladı.

    Sizden değişik bir bakış açısı ile evreni gözlemlemenizi isteyeceğim. Allah her an yaratmaktadır. Kainatı yarattığı “OL” emrinden bu güne kadar ve bu günden kıyamete kadar yaratmaya devam etmektedir. Yaşadığımız her an, her şey, her olay Allah tarafından yaratılıyor. Kuşları havada tutan güç ne, peki bize soluk aldıran güç, karşımıza çıkan bir fırsat, başımıza gelen bir olay... Bu örneklerden milyonlarca verebilirim size. Allah her an yaratmaktadır. Eğer bu yaratma faaliyetinden bir an vazgeçerse, işte o zaman kainat tespihinin ipi kopar ve boncuklar yani gezegenler etrafa saçılır. “O ki yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı” (Bakara suresi 29)

    İstediğinizi, dileğinizi elde ettiğinize inanın. Onu evrenden istediğiniz andan itibaren o sizin!
    Dileğinizin nasıl gerçekleşeceği, evrenin onu size nasıl getireceği, sizin sorununuz ya da meseleniz değildir. Evrenin bunu sizin için yapmasına izin verin. Siz sadece güçlü bir duyguyla isteyin, güven içinde isteğinizin frekansını evrene yayın. Kontrolü Evren’e bıraktığınız takdirde, size verilenlere şaşıracaksınız, gözleriniz kamaşacak. Bu nokta, sihir ve mucizelerin gerçekleştiği noktadır.

    3. Çalışmak Ve Fırsatları Değerlendirmek

    Daha önce de dediğimiz gibi. Evrende bir şey almak için bir bedel ödemelisiniz. İsteğinizin gerçekleşmesi için karşınıza çıkacak fırsatları değerlendirin.

    Bir iş mi arıyorsunuz, görüşmeye davet edildiğinizde gidin. Ev mi almak istiyorsunuz, fırsatları değerlendirin. Mükemmel bir insanla mı tanışmak istiyorsunuz, onu görünce merhaba diyin.

    Gün boyunca koltukta oturup hiçbir faaliyet göstermeden isteğinize kavuşacağınızı söyleyenler, size yalan söylüyor !...

    Hayal edin, isteyin, çalışın, çabalayın, emek harcayın. Ama önce hayal edin.

    4. Duygular Ve Hisler

    Hislerimiz; ne düşündüğümüzden haberdar olmamız için bize verilmiş en müthiş armağandır, kılavuzdur. İyi şeyler düşündüğünüzde, kendinizi kötü veya berbat hissetmeniz mümkün değildir. Duygularınıza dikkat edin ve olumsuz hislere sahipseniz hemen fark edip olumlu düşünce ile değiştirin! Olumlu duygular yaşadıkça (sevinç, minnettarlık, hoşgörü ve sevgi&#8230:KK66: daha fazla olumlu duygu ve olguyu yaşamınıza çekeceksiniz. Çünkü, benzer benzeri çeker.
    İsteğinize kavuştuğunuz anda ki durumunuzu düşünün. O an hissettiğiniz mutluluğu düşünün. Yeni bir ev alsanız ne kadar sevinirdiniz veya mükemmel bir kız bayan ile tanıştığınızda, ona aşık olduğunuzda ne hissederdiniz. İşte şu anda bu ruh haline bürünerek, tam anlamıyla isteğinize kavuştuğunuz andaki duygularınızı yaşayın. Bunu yaparsanız evrene gönderdiğiniz mesaj daha hızlı ulaşır.

    İnsan beyni tıpkı bir yönetmen gibidir. Bir film yönetmeni korku filmi çekmek istiyorsa ses, ışık, kostüm ve oyuncuları bu senaryoya göre hazırlar. Aynı şekilde siz kendinizi kötü hissetmek istiyorsanız, beyniniz tıpkı bir film yönetmeni gibi; bedeninize sürekli negatif sinyaller gönderir. Böylece yüzünüz asılır, omuzlarınız düşer, bakışlarınız donuklaşır. Bu ruh halinden kurtulmanın tek yolu, hislerimize kulak verip iyi ve güzel şeyler düşünmektir.

    Kötü şeyler hissettiğimizde Evren bize “kötü şeyler düşünüyorsun”, “Dikkat! şu an düşündüğün şeyi değiştir, olumsuz frekans kayıtta. Frekansı değiştir. Dikkat! Geri sayım başlamıştır” der. Bir daha kötü şeyler hissettiğinizde Evren’in sinyaline kulak verin. O an, size gelen iyilikleri “olumsuz frekansta olduğunuz için engellediğiniz an’dır.” Derhal olumlu düşüncelere yoğunlaşın, kendinizi iyi hissetmeye başladığınız anda yeni bir frekansa geçtiğinizi; Evren’in de bunu onaylayarak size olumlu hisler gönderdiğini anlayacaksınız.

    Siz istediğiniz, inandığınız ve ona zaten sahip olduğunuzu bildiğiniz için Evren onu “görünür kılmak için” hemen harekete geçecektir. Siz; dilediğiniz anda, ona sahipmişsiniz gibi davranın, öyle konuşun ve öyle düşünün. Gerçekmiş gibi davrandıkça, duruma inanmaya başlayacaksınız. Dileğinize ulaşmış olma frekansını yayın. Çünkü Evren bir aynadır ve düşündüğünüzü size aynen yansıtır. Bunu yaptığınızda; Çekim yasası koşulları, insanları ve olayları etkili bir biçimde harekete geçirecek, sizin dileğinizi elde etmenizi sağlayacaktır.

    Güven, en etkili gücünüzdür. Elde etmekte olduğunuza inandığınızda, hazır olun ve başlayan sihri izleyin! Katalogdan bir şey ısmarladıysanız rahat olun, o zaten sizin, siparişiniz size ulaşacak ve sizin hayatınızın bir parçası olacak. Düşünün; size bir mirasa konduğunda, piyangodan en büyük ikramiye çıktığında parayı nakit olarak elinize almadan önce de onun size ait olduğunu bilirsiniz. Şimdi de, istediğiniz şeyleri hissederek ve onları sahip olduğunuzu duyumsayarak, onlar üzerinde hak iddia edin. Bunu yaptığınızda Çekim Yasası bir kez daha koşulları, insanları ve olayları etkili bir biçimde harekete geçirecek, sizin dileğinizi elde etmenizi sağlayacaktır. Örneğin: Mükemmel kilonuzdaymışsınız gibi konuşun, davranın, tartının üzerine o mükemmel kilonuzu yazın, mükemmel vücut ağırlığına sahip kişileri bulun övün, onlara ilişkin olumlu duygular besledikçe mükemmel kilonuzu çağırırsınız.

    Mutlu olduğunuz, kendinizi iyi hissettiğiniz zamanları değerlendirin. Mutlu olduğunuzda, daha çok iyi şeyi, güçlü bir biçimde kendinize çekeceğinizi unutmayın.

    5. Şükran Ve Minnettarlık

    Her sabah uyandığımızda, gün elimizde olan, sahip olduğumuz her şey için minnettarlık duymalıyız. Yüce yaratıcıya, verdiği her şey için şükretmeliyiz. Aldığımız ufacık bir hediye için, arkadaşımıza teşekkür ettiğimiz gibi, sahip olduğumuz her şey ama her şey için kainatın yüce yaratıcısına, tek hakimine şükretmeliyiz. Böylece elimizdekilerin kıymetini anlar, duygusal açıdan tatmin oluruz. Şükran duygusu bizi mutlu edecek ve hayata bakış açımızı pozitif tutmaya yarayacaktır.

    Sevgi ve şükran, tüm hastalıkları ortadan kaldırabilir. Sağlıklıyken şükreden bir insan, hem sağlık nimetinin karşılığında minnettarlığını bildirir, hem de sahip olduğu bu sağlıklı bedeni muhafaza etmek için elinden geleni yapar.

    Hepimiz, DNA’larımıza işlenen bir kodla dünyaya geliyoruz. Bu temel bir programın adına “kendi kendini iyileştirme” deniyor. Yaralandığımızda yaralar kendiliğinden kapanıyor, bakteriyel enfeksiyon geçirdiğimizde bağışıklık sistemimiz kendi kendine iyileştiriyor. Bağışıklık sistemi kendi kendisini iyileştirmek için tasarlanmıştır. Tüm bunlar bizim bilgimiz dışında bilinçaltımız tarafından yapılıyor.

    Vücudumuz milyonlarca hücreyi yeniler ve aynı zamanda milyonlarca yeni hücre yaratır. Bir yılsonunda insan bedeninin tamamı yenilenmiş olur. İnsanın karşılaştığı tüm kötülüklerin, hastalığın, fakirliğin ve mutsuzluğun nedeni, kusurlu düşüncelerdir. Olumsuz düşüncelerin ve stresin, insan bedenine ve beyin fonksiyonlarına ciddi zararlar verdiği ispatlanmıştır. Bunun nedeni; duygu ve düşüncelerimizin sürekli bir araya gelip, yeniden organize olup bedenimizi baştan yaratmalarıdır.

    Çekimi gerçekleştiren yalnız görüntü değildir, bunları hissetmektir. Bolluğu, bereketi, sevgiyi, sevinci hissetmelisiniz. “Şimdi buna sahibim” imgesi ve duygusu ile. “şükrettiklerinizin listesi”ni yapın. Bunu yapmak, enerjinizi ve dolayısıyla düşüncelerinizi değiştirecek.

    Her yüne şükran duygularıyla başlayın ve en küçük şeyler için bile muhakkak teşekkür edin. Şükretme konusunda alıştırma yapmak, bolluk ve bereketi çekmek için en önemli iletişim hatlarından birini oluşturmak demektir. Dünyadaki her şeyin değerini bilip, onları kutsarsanız; olumsuzlukları ve uyuşmazlıkları yok ederek, kendinizi en yüksek frekans olan sevgiyle aynı frekansa getirirsiniz.

    Hayatta hiç bir şey için bunalmanız gerekmiyor. İsteyin yeter! Evreni kendiniz için hazırlanmış bir katalog gibi görün, istediğinizi seçin: “Bu deneyimi yaşamak isterim”, “hayatımda böyle bir insan olmasını isterim..” diyerek evrene direktif verin. Sadece 1 kez “olacağına emin olarak” isteyin yeter. Örneğin; Şişmansanız, “kilo vereye” değil, “mükemmel kiloyu ve ideal bedeni” kendinize çekmeye niyet edin. Bunun için; sizin için mükemmel olan kiloya ulaştığınızda, bedeninizin görüntüsünü beyninizde imgeleyin, o kiloda çekilmiş fotoğraflarınız varsa sık sık onlara bakın, ya da bu bedendeki başkasının fotoğraflarına.

    6. Almak:

    Siz bir bilgisayarda çalışıyor olsanız ve sürekli elektrik kesilse işinizi yapabilir misiniz? İnsanlar bu kesintiler yüzünden sekteye uğrar, coşkusunu yitirir, hevesini yitirir, dikkati dağılır, imajlarını kaybeder. Bu yüzden mümkün olduğunca hedeflerinize odaklanmanız gerekir.

    Çekim Yasasının temelinde VERMEK vardır. Zaten evren verme sistemi üzerine kurulmuştur. Bilinmeyen sürekli olarak bilinene bir akış halindedir. Evren verme eğilimindedir. Çiçekler büyür. Yağmurlar yağar. Güneş doğar. İnsanlar verir paylaşır. Bütün evrende doğal olan VERME eylemidir.

    Kendinizi iyi hissettiğinizde, Evren’den istediklerinizle aynı frekansa geçersiniz. Kendinizi bu frekansa geçirmenizin en hızlı yollarından biri de “Şu an isteğimi elde ediyorum. Yaşantımdaki bütün iyi şeyleri şu an alıyorum. Şu an –arzunuzu söyleyin- alıyorum” demektir. Arzunuzu elde etmiş olduğunuzu hissedin. Düşlediğiniz şeye sahip olduğunuz duygusunu yaratmak için yapmanız gereken ne varsa yapın ve bu duyguyu hatırlayın: Düşlediğiniz o arabanın deneme sürüşüne gidin, arzu ettiğiniz o evin içini gezin, bir şeyler alın… Sonra, içgüdülerinize güvenin.. Evren size ilham verir ve elde etme frekansında sizinle iletişim kurar. Sezgisel ve içgüdüsel hisleriniz olduğunda onları izleyin; Evrenin sizi manyetik bir biçimde istemiş olduğunuz şeyi elde etme noktasına doğru götürdüğünü anlayacaksınız.

    Kendinizden memnun olmalısınız, eğer sahip olduğunuz bedenden dolayı kendinizi mutsuz hissederseniz, bu bedenden dolayı mutsuz olmayı kendinize çekersiniz. Bedeninizin her santimetrekaresini övün, sahip olduğunuz mükemmellikleri düşünün, bunları düşündükçe kendinizden memnun olacak, mükemmel kiloda olmanın hoşnutluğunun frekansını yakalayacaksınız. Yemek yerken sadece yemek yeme deneyiminin keyfine odaklanırsanız, aldığınız besinin bedeniniz tarafından mükemmel bir biçimde sindirilecek ve bedeninizin bundan alacağı sonucun kusursuz olacaktır.

    İsteğinizin gecikmesi durumunda; karamsarlığa, kötü düşüncelere kapılmayın. İsteyin, inanın, hissedin ve ALIN.

    Hayatımızı tümüyle değiştirmek, sevinç, coşku ve bolluk içinde yaşamak için,

    Kendinizi her zaman sakin, huzurlu ve güvenli hissetmek için,

    İhtiyacınız olan kişileri, olayları, nesneleri kendinize çekmek ve onlarla mükemmelleşme
    yolculuğunuzda birlikte olmak için,

    Kendinizi yargılamadan ve hiç kimseyi yargılamadan yaşamak için,

    İnsanların “ Bu bir mucize” diyebilecekleri işleri küçük bir adımla başarabilmek için,

    Ve barış dolu, güvenli bir dünya oluşturmak için...

    Ne mi yapmanız gerekiyor? DÜŞÜNÜN (R.Şanal)

    Hayata karşı tavrınız olumlu ve umut dolu olsun. Çevrenizdeki her şeyin sonsuz mükemmellik içinde var olduğunu görmeye çalışın. Bu bir iyimserlik oyunu değildir. Aslında gerçeğin ta kendisidir. Ancak bakışlarını olayların içine çevirebilen, onların sebeplerini yansız olarak görebilen insanlara özgüdür. Bu, bir annenin çocuğuna hissettiği o güzel duygunun eşidir. Anne de çocuğunun büyüyeceğine, iyi ve akıllı bir insan olacağına dair sarsılmaz bir inanç ve umut içindedir. Siz de kendinize ve başkalarına karşı aynı inancı besleyin.
    Her şeyi biz seçiyoruz. Yaşamınızı görülmeyen kuvvetlerin şekillendirdiğini düşünmeyin. Yaşamınızı siz şekillendiriyorsunuz. Ne şeytan, ne melekler ne de başka bir şey. Bütün yaşamınıza siz şekil veriyorsunuz. Çünkü Allah kimseye taşıyamayacağı yükü vermez.
     
  2. 16 Eylül 2010
    Konu Sahibi : guldenasya
  3. senaysenay

    senaysenay tü tü tü maşallahhhh Üye

    Katılım:
    17 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    147
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    çokk uzun hepsini okumadım ben bu konulara dayanan bi kitap olkumuştum Secret diye, orada böyle bişeyden bahsediyodu, tamamiyle buna katılmasamda kendimden biliyorm bence istediğin zaman ve inandığında oluo, bide ne kadar isyan edersen o kadar isyana sebep olan şeylerle karşılasıosn,
     
  4. 16 Eylül 2010
    Konu Sahibi : guldenasya
  5. guldenasya

    guldenasya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Eylül 2010
    Mesajlar:
    64
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    İnsanlık ailesinin iyileşmesinin temelinde, bilinçaltımızı sürekli olumlu düşüncelerle beslemek yatıyor. Mutlu sonu, sorunlarınızın çözüldüğünü hayal edin, başarının heyecanını hissedin; bilinçaltınız hayal ettiklerinizi kabul edecek ve bunları gerçek kılmaya çalışacak. Düşüncelerinizi nereye koyduğunuza dikkat edin.

    Hayatın yasası, inanç yasasıdır. İnanç, zihninizdeki düşüncedir. Size zarar verecek ya da sizi incitecek şeylere inanmayın. Bilinçaltınızın sizi iyileştirme, güçlendirme, zenginleştirme ve size ilham verme gücüne inanın. İnanmanız halinde gerçekleşir. (J.Murphy)

    Bir insanın kendisi olması demek, tüm mükemmel yönleriyle beraber, kusurlarını da kabul etmesi demektir. Bizi mükemmel kılan şey kusurlarımızı kabul etmektir. Neden? Çünkü kimse mükemmel değil. Ben bu düşünceye katlanamıyordum. Zayıf yanlarım bana acı çektiriyordu. Kendimi, kendim olarak kabul etmekte zorlandım bir dönem. Sonra anladım ki, iyi yönlerim kadar, kursularım da kişiliğimin bir parçası.