Cem Yılmaz'ın Ağzından Çocukluğu

Konusu 'Komik Yazılar' forumundadır ve you_know tarafından 15 Haziran 2010 başlatılmıştır.

    15 Haziran 2010
    Konu Sahibi : you_know
  1. you_know

    you_know Ne bu neşe ? Pro Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    18.749
    Beğenildi:
    89
    Ödül Puanları:
    203
    Ben çocukken çok salaktım. Edip Akbayramın ismini Edi zannederdim.
    Yani o, benim ...için Edi Pakbayramdı. Ablama, Nasıl olup da koca
    bir günü canın sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun? demiştim.
    Büyüyünce insanın canı sokakta oynamak istemez ki cevabını
    vermişti. Uzunca bir süre büyüyüp büyümediğimi anlamak için
    kendime, Canın sokakta oynamayı istiyor mu? diye sormuştum. Annem
    erkeğin cinsel organını pipi kadınınkini kutu olarak
    tanımlamıştı. O zamanlar TRT'de Cenk Korayın sunduğu Tele Kutu
    diye bir yarışma vardı. Yarışmacılar, Hayır Cenk Bey, ben kutumu
    açmak istiyorum deyince koşarak odadan kaçardım.

    Sabahları kalktığımda aklımın hala yerinde olup olmadığını anlamak
    için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar doğru
    olunca da çok sevinirdim. Dedemle parka gittiğimiz bir gün
    TRTciler çekim için oradaydı. Beni oynarken çektiler. Yayın günü
    bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için
    televizyon başına geçti. Kendimi ekranda görünce, Beni niye parkta
    unuttunuz? diye gözyaşlarına boğulmuştum.

    Geri vites kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya
    doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.
    Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri
    kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala da
    külahların sivri kısımlarını yemem. Çöpe atarım.

    Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün
    gelsin istiyordum.

    Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans
    askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. Çok mühim bir şey
    yaptığımı sandığım için canım yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım.
    Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım.
    Bulmacalardaki, Annenin erkek kardeşi kısmına dayımın beş harfli
    ismini sığdırmaya çalışırdım.

    Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma
    gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak
    sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi
    yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu
    patateslerime kavuşmak için dahiyane bir fikirle öğretmenimin
    yanına gittim. Annem yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve
    gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her
    tarafına bastım. Sonra da annemin karşısına geçtim. Beni o halde
    görünce ağlamaya başlamıştı.

    Madonna ile Maradonayı kardeş zannederdim. Kendi kendime,
    Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı, biri
    müziğin kraliçesi derdim. Birinden özür dilediğim zaman Allahın
    bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen
    dilediğim özrü geri alırdım.

    Kurban Bayramında toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım.
    Uçakların dış yüzeyi bu derilerle kaplandığı için Türk Hava
    Kurumunun topladığını düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde
    silahla ateş edildiğinde ya da a patladığında, Ayyy! Deri
    delindi! derdim.

    Gil diye konuşanları fakir zannederdim. Annem banyodan çıktıktan
    sonra babamın söylediği, Sıhhatler olsun lafını Saatler oldu
    diye anlardım. Bunun da, Banyoda amma çok kaldın gibi bir şey
    demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin
    buna karşın niye sadece, Sağol dediğini merak ederdim. Ne kibar
    kadın, derdim.
     
  2. 15 Haziran 2010
    Konu Sahibi : you_know
  3. _laylaylom_

    _laylaylom_ Popüler Üye Üye

    Katılım:
    1 Haziran 2009
    Mesajlar:
    5.917
    Beğenildi:
    20
    Ödül Puanları:
    148
    :KK1: çok hoş tam zamanının çoğuğuymuş ...şimdiki çocuklar ,çocuk değil ki herşeyi bilerek doğuyorlar
    sanki büyümüşde küçülmüşler...
     
  4. 15 Haziran 2010
    Konu Sahibi : you_know
  5. leylek82

    leylek82 çok zor bazen.... Pro Üye

    Katılım:
    6 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    5.664
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    yaw çok şeker ya..
    dondurmanın külahının ucu kısmına ben de katılıyorum:kedi:
     
  6. 15 Haziran 2010
    Konu Sahibi : you_know
  7. jean

    jean xoxo Üye

    Katılım:
    21 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    5.109
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    148
    Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma
    gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak
    sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi
    yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu
    patateslerime kavuşmak için dahiyane bir fikirle öğretmenimin
    yanına gittim. Annem yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve
    gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her
    tarafına bastım. Sonra da annemin karşısına geçtim. Beni o halde
    görünce ağlamaya başlamıştı.

    bu çok tatlıymış ya opuyorumnanaktan diğerlerine çok güldüm ama :KK1:
     
  8. 16 Haziran 2010
    Konu Sahibi : you_know
  9. you_know

    you_know Ne bu neşe ? Pro Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    18.749
    Beğenildi:
    89
    Ödül Puanları:
    203
    kaydirigubbakcemile3
     
  10. 17 Haziran 2010
    Konu Sahibi : you_know
  11. Amonra

    Amonra Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    13.461
    Beğenildi:
    266
    Ödül Puanları:
    213
    külah kısmına ben de dahilim hala yiyemem külahın ucunu