Cenap Şahabettin

Konusu 'Yazarlar' forumundadır ve Elif tarafından 3 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    3 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.619
    Beğenildi:
    5.147
    Ödül Puanları:
    438
    1870 yılında Manastır'da doğdu. Askerî okullarda okudu. Askerî Tıbbiyeyi bitirdi. Paris'te ihtisasını tamamladı. Çeşitli yerlerde hekimlik yaptı. Emekli olduktan sonra Darülfünûn'da Türk Edebiyatı Tarihi derslerini okuttu. Fransız sembolizmi etkisinde kaldı. Servet-i Fünûn dergisinde yazdı.1934 yılında öldü.

    ESERLERİ
    İlk şiirleri Tamat adıyla basıldı. Şiirleri, ölümünden sonra "Cenab Şahabettin'in Bütün Şiirleri" adıyla yayımlandı
     
  2. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Bitmemiş bir gül



    Bir gonce râz-ı aşkı sarar penbe bir güle
    Bir gül bugün nişanlanacak andelîb ile

    Güller açınca kendini her kalb-i derbeder
    Güller açınca arş-ı hayâlâtı devreder

    Cûlar güler uzakta, çemenlerde bâd-ı saf
    Eyler harem-serâyım eş kuşların tavaf

    Güllerle rû-be-rû açılır taze sineler,
    Her sine kendi üstüne güllerle iğneler.
     
  4. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  5. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Elhan-ı Şita



    Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
    (Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,)
    Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
    (Eşini kaybeden bir kuş gibi kar)
    Gibi kar
    (Gibi kar)
    Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar...
    (Geçen ilkbahar günlerini arar)
    Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
    (Ey kalplerin divane şarkısı)
    Ey kebûterlerin neşideleri,
    (Ey güvercinlerin şiirleri)
    O baharın bu işte ferdâsı
    (O baharın bu işte yarını)
    Kapladı bir derin sükûta yeri
    (Kapladı bir derin sessizliğe yeri)
    Karlar
    (Karlar)
    Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
    (Ki sessizce arasıra ağlar)
    Ey uçarken düşüp ölen kelebek
    (Ey uçarken düşüp ölen kelebek)
    Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
    (Bir melek kanadının beyaz püskülü)
    Gibi kar
    (Gibi kar)
    Seni solgun hadîkalarda arar.
    (Seni solgun bahçelerde arar.)
    Sen açarken çiçekler üstünde
    (Sen açarken çiçekler üstünde)
    Ufacık bir çiçekli yelpâze,
    (Ufacık bir çiçekli yelpâze,)
    Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde
    (Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü)
    Başladı parça parça pervâze
    (Başladı parça parça altın kırıntıları)
    Karlar
    (Karlar)
    Ki semâdan düşer düşer ağlar!
    (Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!)
    Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
    (Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar :KK66:
    Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
    (Küçücük, beyaz başlı baykuşlar)
    Gibi kar
    (Gibi kar)
    Sizi dallarda, lânelerde arar.
    (Sizi dallarda, yuvalarda arar.)
    Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
    (Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,)
    Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
    (Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar :KK66:
    Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! -
    (Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm-)
    Son kalan mâi tüyleri kovalar
    (Son kalan mavi tüyleri kovalar)
    Karlar
    (Karlar)
    Ki havada uçar uçar ağlar.
    (Ki havada uçar uçar ağlar.)
    Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
    (Ey kış göğü, elinde yığın yığındır)
    Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...
    (Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut...)
    Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
    (Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-)
    Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
    (Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!)
    Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
    (Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -)
    Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid...
    (Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz)
    Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
    (Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.)
    Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
    (Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!)
    Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
    (Göklerden emeller gibi dökülüyor kar)
    Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
    (Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar)
    Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
    (Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar)
    Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
    (Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,)

    Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
    (Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçışarak)
    Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
    (Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmede)
    Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
    (Karlar, sessizliğin dualarının bütün nağmeleri)
    Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
    (Karlar, ruhların bahçelerinin çiçekleri)
    Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
    (Dök siyah toprak üstüne, ey göğün eli dök.)
    Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
    (Ey göğün eli, izzetin eli, kışın eli, dök :)
    Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
    (Bahar çiçekleri yerine beyaz kar)
    Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.
    (Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu.)

    Cenab Şahabettin

     
  6. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  7. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Senin İçin



    Sesin işler gibi bir şûh kanat gamlarıma
    Seni dinlerken olur kalbim uçan kuşlara eş
    Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş
    Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma.

    Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi
    Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken
    Koklarım ellerini gülleri koklar gibi ben
    Avucundan alırım kış günü bir yaz ateşi

    Gönlüme avdet eder her unutulmuş nisan
    Ne zaman gençliğini yolda hırâman görsem
    Eskiden pembe dudaklarda dağılmış bûsem
    Toplanır leblerime bir gece dalgın dursan

    Seni zambak gibi gördükçe açık pencerede
    Gül açar bahtımın evvelki hazanlık korusu
    Genç eder ufkumu hülyalarımın genç kokusu
    Sorarım ak saçımın örttüğü yıllar nerede

    Çehremi varsın o solgun seneler soldursun
    Yeni yıldız gibi doğdukça güzel her akşam
    Gençliğin böyle benimken kocamam hiç kocamam
    Ruhum, ölsem bile ben, sen yaşayan ruhumsun


     
  8. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    HAKİKAT-I SEVDÂ (1279 Hit)

    Bir şüphe-i hissiyye ile dalgalanır dil;
    Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde;
    İnsan bütün ahzân ü meserrâta muâdil
    Bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde

    Her cevf-i hayâtî, sevilen şeyden ibaret
    Bir lem'a-i nev, şa'şaasıyla eder ihfâ;
    Bir berk arkasından ederek ömrü temâşâ
    Bin müddet için göz kamaşır... İşte muhabbet!

    Pek boştur o his, lakin o boşlukla dolar dil;
    Âfâk-ı hayatiyyedeki cevfi o örter;
    Herkes hep o boşlukta arar bir tutacak yer
    Pîrâmen-i ömründeki girdâbâ mukâbil

    Sevdâya mukabil duyulur rûhta her gâh
    Bir def-i pey-â-pey ile bir cezb-i pey-â-pey;
    Bir istiyor insan onu, bir istemiyor, âh
    Sevmek bile doğmak gibi, ölmek gibi bir şey!
     
  10. 17 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  11. 1kumtanesi

    1kumtanesi Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    127
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    108
    Edebiyat dilini anlamadığım için (yurt dışında okuduğumdan) türkçe kısmını ayırdım. Bir de böyle okuyun belki aranızda benim gibi edebiyat dilinden anlamayan vardır.Teşekkürler roxett.
     
  12. 17 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  13. bal2

    bal2 Guest

    TEŞEKKÜRLER ARKADAŞLAR...
    Ben de Osmanlıca'yı pek anlamam, fakat bu ahenk ve zarafet çok hoşuma gidiyor...sevgiler...
     
  14. 23 Kasım 2006
    Konu Sahibi : Elif
  15. benbeyaz

    benbeyaz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2006
    Mesajlar:
    237
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Çok güzel bir paylaşım.Teşekkür ederim canım.Şiir sevgisi daha bir başka.Okuması ayrı bir sanat bence.Sessizlik içinde kendini vererek okursan şiiri,sanki yazan ve hisseden sen olursun.Ben böyle hissederim şiir okurken kendimi,mutlaka kendimden birşeyler bulurum.