Çernobil:((((

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve KALB!M tarafından 15 Ekim 2007 başlatılmıştır.

    15 Ekim 2007
    Konu Sahibi : KALB!M
  1. KALB!M

    KALB!M Aktif Üye Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    204
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Dünya nükleer enerjinin korkunç yüzüyle 1986 nisanının sonlarında tanıştı.

    26 nisan günü, saat 01.24’te Sovyet topraklarında meydana gelen nükleer facia ardında günümüze kadar uzanan bir yıkım bıraktı.

    Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe yapılan ve reaktörün zayıf güvenlik sistemlerine meydan okuyan bir deney, santral çalışanlarının da ihmaliyle 'yüzyılın felaketi’ne dönüştü.

    Milyonların kaderini değiştiren kaza sonucu, Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombalarının yaklaşık 200 katı kadar radyoaktif madde atmosfere salındı.


    Ölümcül deney işte bu kontrol odasından yönetildi
    FACİANIN SONUÇLARI BELİRSİZ

    Kazadan sonra kuzey yarımküredeki hemen her ülkede radyoaktif kirlilik görüldü. Ancak rüzgarın yönü ve yağışlar nedeniyle bazı ülkeler radyoaktif maddelerden daha fazla etkilendi.

    Dönemin Sovyet topraklarının yanı sıra İskandinavya da yoğun oranda radyoaktif kirliliğe maruz kaldı. Çernobil'den kaynaklanan radyoaktif serpinti 160 bin kilometrekare toprağı kirletti.

    Çernobil faciasının sonuçları, olayın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra bile etkisini sürdürüyor.

    Kanser vakalarındaki çarpıcı artışın yanı

    Çernobil’de çalışan mühendis Volodymyr Shashenok, kazanın ikinci kurbanıydı... Shashenok, olaydan beş saat sonra öldü


    sıra, kaza sonrası radyoaktif bulutların ulaştığı bazı bölgelerde hala olayın izlerine rastlanabiliyor.

    Örneğin, ağustos 2005'te Almanya'nın güneyindeki Bavyera ormanlarında yaban domuzlarında yoğun oranda radyoaktivite tespit edildi. İngiltere'de de günümüzde bile bazı çiftliklerde 'Çernobil kontrolleri' yapılıyor.

    Ölü sayısı net değil

    Buna rağmen, facianın yarattığı yıkımın boyutları tartışmalı.

    Olayın etkilerine ilişkin olarak sürekli yeni raporlar yayımlanıyor, yeni araştırmalar yapılıyor ama kazanın tam olarak kaç kişinin ölümüne yol açtığı bile hala net değil.


    Santralde çalışan elektrik teknisyeni Viktor Lopatyuk, akut radyasyon zehirlenmesinden dolayı 22 gün içinde öldü


    Resmi açıklamalara göre kazayla doğrudan bağlantılı olarak ilk aşamada 31 kişi öldü. Birleşmiş Milletler'e bağlı organizasyonlar olan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kaza sonucu 4 bin kişinin öldüğünü belirtiyor.

    Nükleer enerjiyi aklama çabası...

    Greenpeace çevre örgütünün verdiği rakamlar ise, bu açıklamaların çok üzerinde. Örgüt, Çernobil felaketi sonrası sadece kanser nedeniyle ölenlerin sayısının 93 bin civarında olabileceğini bildiriyor. Beyaz Rusya Ulusal Bilimler Akademisi'nin araştırmasına dayanan Greenpeace raporunda, 2 milyar insanı etkileyen felaket yüzünden 270 bin kişinin kansere yakalanabileceğine dikkat çekiliyor.

    Verilerdeki bu belirsizlikte ise resmi kaynakların ve özellikle Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun 'nükleer enerjiyi aklama çabaları'nın da hayli etkili olduğu belirtiliyor.

    Türkiye'de Çernobil tartışması

    Çernobil faciası sonrası radyasyon yüklü bulutlar Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'nın yanı sıra tüm Avrupa'yı etkisi altına aldı. Radyasyondan Trakya ve Karadeniz de etkilendi.

    RADYASYON NEDİR?
    Uzayda yayılan enerji 'radyasyon' olarak adlandırılıyor. Çevrenin bir parçası olan radyasyon, maddeleri oluşturan atomlardan geliyor.

    Radyasyonun bilinen örnekleri güneşten dünyaya gelen ışık ve ısı ile X-ışını ve radyo dalgaları...

    Radyasyonun yararları olduğu gibi zararlı etkileri de var. Örneğin yaşamak için güneş enerjisine ihtiyaç duyulurken, aşırı güneş ışınına maruz kalınması cilt yanığına ve deri kanserine neden olabiliyor.

    Daha fazla bilgi için tıklayın

    Kaza sonrası yapılan ölçümlerde, bu bölgelerdeki radyasyon oranında yükseliş tespit edildi ve bazı acil önlemler alındı.

    Ancak bir süre sonra resmi ağızlardan yapılan 'biraz radyasyon iyidir',
    'radyasyonlu çay daha lezzetli olur' türü açıklamalar, devleti 'konunun ciddiyetini kavrayamamak' ve 'halkı yanlış bilgilendirmek' suçlamalarıyla karşı karşıya bıraktı.

    İstatistikler eksik

    Zira Türkiye, kazanın üzerinden 20 yıl geçtikten sonra bile hala, facianın 'hasıraltı edilmiş' etkilerini tartışıyor.

    Döneme ait istatistik yoksunluğu da günümüze dair kesin hükümlerde bulunmayı zorlaştırıyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde kanser vakalarındaki artış endişe yaratıyor.

    Çernobil faciası sonrası sadece Ukrayna'daki tiroid kanseri vakaları rekor düzeyde arttı. Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya sağlık bakanlıkları verilerine göre, tiroid kanseri ve lösemide de büyük artış gözlendi.

    ÇERNOBİL'DE KAZA GÜNÜ

    SANTRALİN ÖZELLİKLERİ
    Çernobil nükleer santralı dört adet RBMK-1000 tipi reaktör ünitesinden oluşuyor. Kazaya uğrayan dördüncü ünite üç seneden beri çalışıyordu. 1000 MW e gücünde olan her bir ünitede 500 MWe'lik ikişer adet türbin bulunuyor. Reaktör grafit yavaşlatıcılı ve kaynayan hafif su soğutmalı tipten. Grafit blokları arasından geçen ve içinde yakıt elemanlarının da bulunduğu bin 661 adet dikine zirkonyum basınç tüpleri içinde kaynayan su, buhar ayırıcılarından geçtikten sonra kuru buhar olarak doğrudan türbinlere yollanıyor.

    Çernobil nükleer santrali, 1972 yılında bir 'Demir Perde Ülkesi' olan Sovyetler Birliği'ndeki (Bugünkü adıyla Ukrayna) Kiev kentinin 140 km kuzeyine kuruldu.

    Santral her biri 1000 megavat (mW) gücünde dört reaktörden oluşuyordu. 25 nisan 1986'da santralin dört numaralı reaktörü rutin bakım için kapatıldı.

    Santalde görevli mühendisler bu arayı değerlendirerek, reaktörün güvenliğini artırmak için elektrik kesilmesi ile özel bir deney yapmak istedi.

    Deneyin amacı tam olarak, reaktörün çalışması ansızın durduğunda buhar türbinlerinin ne kadar süre çalışmayı sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini görmekti.

    Reaktörün gücü düşürüldü

    Aynı gün reaktörün gücü yarıya düşürüldü. Ardından güvenlik testini 'yüzyılın nükleer faciası'na dönüştüren adım atıldı: Test sırasında reaktörün güvenlik sistemlerinin devreye girmemesi için 'acil durum soğutma sistemi' bilinçli olarak devre dışı bırakıldı.

    RBMK REAKTÖRLERİ
    Bu reaktörlerin zayıf yönleri:
    İşletme yönünden karmaşık olup operatöre fazla iş düşer. Nominal çalışma gücünün yüzde 20 ve altındaki değerlerde kararsızlık ve kontrol edilme zorlukları vardır.

    Kontrol çubukları hız ve reaktivite yönünden tüm kaza senaryolarını önleyebilecek şekilde tasarımlanmamıştır. Bilgisayardan gelen bilgileri kullanıp değerlendiren ve insan müdahalesini en aza indiren bir otomatik reaktivite kontrol sistemi yoktur.

    Rusların güvenlik felsefesinde insan faktörü otomasyona nazaran daha ön plana alınmıştır. Bu durum, insan-makina etkileşmesini arttırmakta ve buna bağlı olarak insani hataların fazlalaşmasına yol açmaktadır. (Kyn: TAEK)

    26 nisan günü saat 01.00'i biraz geçe deneyin son hazırlıkları tamamlandı. Reaktör gücünün sadece yüzde 7'siyle çalıştırılmaya başladı. Oysa, Çernobil gibi 'RBMK tipi grafitgaz reaktörleri'nin düşük güçte çalışmasının yarattığı sakıncalar biliniyordu.

    İşletme talimatları 'iptal'!

    İşletme talimatlarının dışına çıkılan ve güvenlik yönünden sakıncalı olan bir takım teknik işlemlerin ardından 'devam' kararı alındı.

    Ancak deneyin başlamasından kısa bir süre sonra dolaşım pompaları ve reaktör soğutma sistemi yavaşladı. Yakıt kanallarında ani ısı yükselmesi görüldü ve reaktör denetimden çıktı. Gücün kontrolsüz yükselişi sonucu yakıtlar aşırı ısındı, yakıt zarfı eridi, sıcak parçalar suyla temas ederek buhar patlamasına neden oldu.

    Bu kez reaktörün durdurulması için bütün denetim çubukları devreye sokuldu ama artık çok geçti. Bu sırada reaktörün gücü 4 saniye içinde nominal değerin 100 katına ulaştı. 3 saniyede reaktör gücü yüzde 7'den, yüzde 50'ye çıktı.

    Reaktörün çelik damı uçtu

    Aşırı ısınmış reaktörde çok şiddetli bir patlama meydana geldi. Aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının çelik damını uçurdu. Patlamanın meydana getirdiği şok bin tonluk çelik reaktör kapağını hayava fırlattı. Bu sırada kontrol çubukları kalpten dışarı fırladı ve kalp içindeki yakıtın yaklaşık yüzde 30'u eriyip parçalandı. Daha sonra bu duruma 'denetim dışı çekirdek tepkimesi'nin yolaçtığı belirtilecekti.

    Birinci patlamadan birkaç saniye sonra ikinci bir patlama daha oldu. İkinci patlamanın nedeni hala tam olarak bilinmiyor. Ancak grafit-buhar etkileşmesi gibi bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu meydana gelmiş olabileceği düşünülüyor.

    Alev toplarının gökyüzüne yükseldiği patlamalar sırasında 31 kişi hayatını kaybetti. Kaza sonucu reaktör kalbinin tümü ve binanın büyük bölümü hasar gördü.

    Büyük oranda radyasyon atmosfere karıştı

    En önemlisi, reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santrali ateş içinde bıraktı. Bunun sonucu olarak çok büyük oranda radyoaktif madde atmosfere karıştı.

    (Grafit: Yumuşak, kolay toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen bir çeşit doğal karbon. / Zirkonyum: Siyah toz biçiminde bir element)

    Radyoaktif elementler rüzgarın da etkisiyle kuzeybatıya doğru yayıldı. Radyoaktif maddeler taşıyan bulutlar İskandinavya, Hollanda, Belçika ve İngiltere'ye kadar taşındı.

    Kaza sonrası İsveç'in başkenti Stockholm'deki radyoaktif kirlilik düzeyi 15 kat artmıştı. Faciadan en büyük hasarı ise Ukrayna ve Beyaz Rusya gördü. Radyoaktif bulutların yayılımı:

    27-30 nisan: İskandinavya, Finlandiya, Belçika.
    28 nisan - 2 mayıs: Doğu ve Orta Avrupa, Güney Almanya, İtalya, Yugoslavya, Ukrayna ve Doğu Bloku, Türkiye (Karadeniz).
    1-4 mayıs: Balkanlar, Romanya, Bulgaristan, Türkiye (Trakya)
    2 mayıs ve sonrası: Karadeniz ve Türkiye.

    Bugün bile radyoaktif tozlar rüzgar, yağmur ve göçmen kuşlar aracılığıyla yayılmayı sürdürüyor.

    KAZA SONRASI

    Kaza sonrası nükleer santral içinde 30 ayrı yangın başladı. Yaklaşık 250 itfaiyeci yüksek dozdaki radyasyona karşı gerekli donanımları olmadan bölgeye geldi. Radyasyondan en çok etkilenenler santral çalışanlarının yanı sıra itfaiyeciler oldu.

    Yangının büyük kısmı saat 05.00 gibi kontrol altına alındı ama grafit yangını dokuz gün daha sürdü. 26 nisandan 4 mayısa kadar geçen süre radyasyonun büyük bölümünün çevreye karıştığı dönem oldu.


    Temizlik çalışmalarına katılan araçlardan oluşan ‘mezarlık’
    26 nisan günü santalden sadece 3 kilometre uzaklıktaki Pripyat kasabasında halk baharın ilk ılık pazar gününün tadını çıkarıyordu. Bir gün sonra ise 16 bini çocuk 45 bin kasabalı bir daha dönmemek üzere 2.5 saat içinde evlerinden tahliye edildi. Terkedilen Pripyat, bugün bile bir 'hayalet kasaba' görünümünde.

    27 nisandan 5 mayısa kadar geçen sürede ise yaklaşık bin 800 helikopter ile bölgeye 5 bin ton yangın söndürücü malzeme döküldü.

    Sovyetler önce gizlemek istedi

    Sovyet yetkililer başta felaket haberini gizlemeye kalkıştı ancak durumun vehameti büyüdükçe kazayı saklamanın mümkün olmadığı anlaşıldı. 28 nisan günü Sovyet haber ajansı Tass, Çernobil nükleer santralinde bir kaza meydana geldiğini, ölenler olduğunu, konuyla ilgili bir soruşturma komitesinin kurulduğunu duyurdu.

    Kazayı takip eden 10 gün içinde santralin 30 kilometre yarıçapında yaşayan 130 bin kişi tahliye edildi. Bu kişilere yeni evler verildi. Ancak halkın birçoğu bu süre zarfında radyasyona maruz kaldı.

    Binlerce 'temizlikçi' etkilendi

    Kaza sonrası temizlik çalışmalarına 200 bini aşkın işçi katıldı. 1986 - 1987 arasında santalin 30 kilometre yarıçapında çalışan ve 'likidatör' adı verilen bu kişiler yüksek dozda radyasyona maruz kaldı.

    Kazanın ilk kurbanları olan 31 kişiden 1'i doğrudan patlamanın etkisiyle, 1'i damar tıkanıklığı, 1'i termal yanıklar ve 28'i akut radyasyon sendromundan öldü. 134 kişi radyasyon zehirlenmesi tedavisi gördü.

    1989 yılında tahliye işlemlerinin ikinci bölümü başladı. Beyaz Rusya, Ukrayna ve Rusya'daki yaklaşık 100 bin insan evlerini terketmek zorunda kaldı.

    20 eylül 1999'da santralin 15 kilometre çevresinde yaşamak yasaklandı. Ancak 1990'ların başında yaşlı insanlar buralardaki evlerine geri dönmeye başladı. Yetkililer bu kişilerin sayısının bin 500 civarında olduğunu, bunlardan 3'te 2'sinin kadın olduğunu belirtiyor.

    Greenpeace verilerine göre, bugün hala 5 - 8 milyon arası insan kazadan etkilenen radyoaktif topraklarda yaşıyor.

    not:cnn türk ten alıntıdır.


    bu facia bugun geldi aklıma daha doğrusu kazım koyuncunun bir şarkısını dinlerken ve bende araştırdım ve bu bilgileri buldum ve okudukça tüylerim ürperdi paylaşmak istedim inşallah bir daha böyle bir facia yaşanmaz.ülkemizdede hala etkileri devam ediyomuş.kim bilir orda yaşayan insanlar nasıl etkilendiler.korkunç bir manzara korkunç.böyle şeyler olmasın çok kötü :1no2:
     
  2. 15 Ekim 2007
    Konu Sahibi : KALB!M
  3. CakmaKleopatra

    CakmaKleopatra asabiyim kompleksliyim!!! Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2007
    Mesajlar:
    833
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    canım paylaşımın için sağol özellikle karadeniz tarafında da çernobilin etkilerini taşıyan çocuklar sakat doğdu o dönemde içilen çaylarda radyasyon tespit edilmişti. ek bilgi olur diye düşündüm
     
  4. 15 Ekim 2007
    Konu Sahibi : KALB!M
  5. ekin naz

    ekin naz hayat 61 kenara beni Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.870
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    paylaşımın için çok sağol canım bende bir karadenizli olarak çernobilin açtığı zararları yakından gördüm.allah birdaha böyle birşey yaşatmasın çok kötü.
     
  6. 15 Ekim 2007
    Konu Sahibi : KALB!M
  7. guzelkizMS

    guzelkizMS İnsanın kaderi güzel olcakmış... Üye

    Katılım:
    28 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.273
    Beğenildi:
    190
    Ödül Puanları:
    163
    tşkler paylaşım için conem
     
  8. 3 Mart 2012
    Konu Sahibi : KALB!M
  9. TheBlackKeys

    TheBlackKeys ceviz ağacı Üye

    Katılım:
    13 Şubat 2012
    Mesajlar:
    884
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    63
    BAKAN ARAL: "BİRAZ RADYASYON İYİDİR"
    Radyasyonun etkileriyle ilgili yayınlara yasak getirilirken, halkı 'rahatlatma' kampanyası başlatıldı. Bakan Aral TV'ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral'ın akıllara kazınan bu görüntülerine "biraz radyasyon iyidir" sözleri eşlik etti. Aral gazetelere verdiği demeçlerde de, ”dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu.

    ÖZAL: "RADYOAKTİF ÇAY DAHA LEZZETLİ"
    Dönemin Başbakanı Turgut Özal "radyoaktif çay daha lezzetlidir" diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren "radyasyon kemiklere yararlıdır" diyordu.

    lezzetini ve yararını gördük ne yazık ki!!
     
    Son düzenleme: 3 Mart 2012