Cesare Pavese Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve seaBahAR tarafından 3 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Yalnızlığa Düşkünlük

    Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede.
    Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca
    geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra.
    Göğe bakıyor ve yiyorum - kimbilir şimdi
    kaç kadın yemek yiyordur - gövdem dingin;
    sersemleştiriyor gövdemi iş ve her kadın.

    Dışarıda akşam yemeğinden sonra, yıldızlar gelip
    geniş ovanın toprağına dokuncaklar. Yıldızlar
    canlı, değersiz ama bu bir başına yediğim kirazlar.
    Göğü görüyorum. Biliyorum ama paslı çatıların
    arasında parıldayan ışıkları ve altında yapılan
    gürültüleri. Koca bir yudumla bitkilerin ve ırmakların
    tadını alıyor kendini her şeyden ayrı duyan gövdem.
    Biraz sessizlik yetiyor, her varlık kendi gerçek
    yerinde duruyor, gövdemin duruşu gibi.

    Sessizliğin uğultusunu dağıtmaksızın benimseyen
    duygularımın önünde her varlık yalıtılmış.
    Damarlardan geçen kanımı bildiğim gibi
    her varlığı karanlıkta bilebilirim.
    Tüm varlıkların akşam yemeği, koca bir suyun
    otların arasında aktığı yerdir ova.
    Kımıltısız yaşıyor her bitki ve her taş.
    Bu ova üzerinde yaşayan her varlığın damarlarını,
    beni besleyen besinleri dinliyorum.

    Cesar Pavese


    Cesare Pavese biyografisi için tıklayınız.
     
  2. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Soğukluk

    Ateşli bir sevi gibi yeşeriverdi acılanarak
    ateşini seyre dalan bir kin. Bir yüz,
    bir ten sevişmişcesine.

    Öluverdi teni çinlayan sesleri dünyanın.
    Bir titreyiş kapladı varlıkları. Tümüyle
    bir sese asılı kaldı yaşam.
    Acı bir esrime içinde geçiyor günler
    yüzümü soldurarak geri gelen sesin
    üzünçlü okşayışında. Yeniden çınlayan
    ve bizim için bir kez daha acımasız
    anıda tatsız değil bu ses.

    Ten titremiyor ama. Onu sadece bir
    sevi tutuşturabilirve bu kin arar.
    Tümüyle varlıklar, sesler ve dünyanın
    teni yerinde tutmuyor o gövdenin ve gözlerin
    yanıp tutuşan okşayışının. Kendini yıkan
    acılı esrimede her gün yeniden bir bakış
    ve kırık bir sözcük buluyor bu kin.
    Ve yakalıyor orada, doyumsuzca,
    bir seviymişcesine.

    Cesar Pavese
     
  4. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Gece Tatları


    Geceyi duymaya duyuyoruz biz de
    Çırılçıplak anında yelin
    Kokuların döküldüğü, yelin dondurduğu yollarda
    Burun deliklerimiz kaldırıyoruz / Ötelerde salınan ışıklara.

    Karanlıkta bekleyen bir ev var hepimizi
    Döndüğümüzde düşlerine uzanmış bir kadının
    Sıcak kokular içinde, karanlık bir odada
    Uyurken esen yelden habersiz,
    İçimizde mırıldayan kan gibi
    Ilık tenini soluduğunu

    Cesar Pavese
     
  6. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Sokak Lambaları

    Sokak lambalarının sessiz ışıkları süslüyor
    geceyi tepeleri ve caddeleri

    Yüksek yapılar arasında bitkin günün
    uzayıp giden sancılanan yalnızlığı
    yeniden yanıyor tüm kanımda
    gözlerimde gökyüzüne dek yükselerek.

    Başdöndürücü yolların beyaz ışıkları evrenin ortasında
    Yollarda her yanan mavimsi tozlar açılıyor
    bana doğru. Susuyor bitkin anılar bir an için.
    Ve gökyüzü kararıp yitiyor gözden.

    Yarın güneşin isi altında
    yeniden yanlızlığa sarılacak yaşam

    Cesar Pavese
     
  8. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Düşün Sonu


    Yeniden başlayamaz artık bu gövde.
    Gözlerine dokunulduğunda, bir yığın toprağın
    canlılığını duyar biri. Tan ağırtısında da
    kendisini susturamayan topraktır o.
    Olü bir gövdedir, o bir çok uyanıştan
    kalan ama.

    Hergün yaşama başlayacak gücümüz yok
    - Toprağın önünde, suskun bir gök altında-
    bir yeniden uyanışı bekliyerek. Şaşırtıyor biri
    bunca yoruculuğuna tan ağırtısının. Bir iş
    yerine getiriliyor bu yeniden uyanışlar içinde.
    Ama sadece ilerki bir işe heyecan yüklemek
    ve toprağı bir kez uyandırmak için yaşıyoruz.
    Ve kimi kez oraya erişip, sonra bizle birlikte
    suskunluğa dönüyor.

    Kımıldanmazdı yüz hafifçe dokunsaydı el
    - yaşayan el duyuyor dokunulan yaşamı -
    Bu soğuk, tan ağartısında donan toprağın
    soğuğu değilse gerçekten belki de yeniden uyanıştır.
    ve tan ağartısında susan varlıklar
    sözcükler söylerler yine. Ama elim titriyor.
    Ve tüm varlıklar kımıltısız ele benziyor.

    Bir zamanlar kuru bir acı
    ve ışığın kasılmasıydı tan ağırtısında uyanmak.
    Ama yine de bir özgürlüğe kavuşmaydı.
    Toprağın verimsiz sözcüğü kısa bir an sevinçliydi.
    Ve yine orada dönmekti ölüm. Şimdi toprağa
    dönmeyen gövde bir çok yeniden uyanışı bekliyor.
    Ondan sözetmiyor kaskatı dudaklar da.

    Cesar Pavese