Charles Bukowski Siirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve suavea tarafından 31 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : suavea
  1. suavea

    suavea Yeni Üye Üye

    Katılım:
    22 Ocak 2007
    Mesajlar:
    710
    Beğenildi:
    2
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Mahvolmus Hayatlar
    .'ayni kadinla iki kez
    evlenerek hayatimi mahvettim'demis
    William Saroyan.

    hayatlarimizi mahvedecek bir seyler
    her zaman vardir,
    William,
    neyin veya kimin
    bizi önce
    bulduguna
    bakar,
    mahvolmaya hep
    hazirizdir.

    mahvolmus hayatlar
    olagandir
    bilgeler için de
    ahmaklar için de.

    ancak
    o mahvolmus hayat
    bizimki oldugunda,
    iste o zaman
    farkina variriz
    intiharlarin,ayyaslarin,hapisane
    kuslarinin,uyusturucu müptelalari
    ve benzerlerinin.
    varolusun
    menekseler kadar,
    gökkusagi
    kasirga
    ve
    tamtakir
    mutfak
    dolabi
    kadar
    olagan
    bir
    parçasi
    olduklarinin.
    .Charles Bukowski
     
  2. 7 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : suavea
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Yönetici Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.404
    Beğenildi:
    1.846
    Beğendikleri:
    1.039
    Ödül Puanları:
    113
    Bir Sigara Tüttürürsün

    Hışımla bir sigara tüttürür
    ve tarafsız bir uykuya dalarsın, uyandığında
    pencereler ve kederin şafağı karşılar seni, borazanlar yoktur;
    bir yerlerde, sözgelimi, bir balık- heryeri göz ve kıpırtı-
    suda oynaşır durur; o balık
    olabilirdin, orada olabilirdin, suya mahkum,
    göz olabilirdin, serin ve asılı,
    gayrı-insan; giy ayakkabılarını, geçir
    pantalonunu, hiç yolu yok evlat, hiç-
    olmayan havanın hiddeti, ölü menekşeler misali
    benzeşmişlerin küçümseyişi; haykır, haykır,
    bir borazan misali haykır, gömleğini geçir sırtına,
    kravatını tak, evlat: mandolin gibi
    hoş bir kelimedir keder, ve enginar gibi tuhaf; keder
    bir kelimedir ve bir yaşam tarzı; kapıyı aç,
    evlat; uzaklaş oradan.

    Charles Bukowski
     
  4. 7 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : suavea
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Yönetici Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.404
    Beğenildi:
    1.846
    Beğendikleri:
    1.039
    Ödül Puanları:
    113
    Etki Ve Tepki

    En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
    sırf uzaklaşmak için,
    ve geride kalanlar
    birinin onlardan
    uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
    bir türlü tam olarak anlayamazlar.

    Charles Bukowski
     
  6. 10 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : suavea
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Yönetici Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.404
    Beğenildi:
    1.846
    Beğendikleri:
    1.039
    Ödül Puanları:
    113
    Cehennem Köpekleri

    azdılar yine; sıçrayıp ısırıyorlar,geri çekiliyorlar,etrafımda dolanıp sonra yine saldırıyorlar.

    oysa ben kurtulduğumu sanıyordum
    onlardan,beni unuttuklarını; ama
    şimdi daha da
    çoklar.

    ve ben daha yaşlıyım
    şimdi

    ama köpeklerin yaşı
    yok

    ve herzamanki gibi
    etinizi ısırmakla yetinmiyor
    beyninizi ve ruhunuzu da
    ısırıyorlar

    bu odada
    etrafımda dönüyorlar
    şimdi.

    harikulade
    değiller; cehenem
    köpekleri bunlar

    ve sizi de
    bulacaklar

    şimdi
    onlardan biri
    olsanız
    da.

    Charles Bukowski
     
  8. 25 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : suavea
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Yönetici Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.404
    Beğenildi:
    1.846
    Beğendikleri:
    1.039
    Ödül Puanları:
    113
    Güneş merhamet buyuruyor

    ve güneş merhamet buyuruyor
    ama fazla yükseğe taşınmış bir meşale misali,
    boydan boya kırbaçlar görüntüsünü jetler
    kurbağa gibi zıplar füzeler,
    çocuklar haritalarını çıkarır
    iğnedenliğe çevirir ayı,
    eski çürük peynir,
    orda hayat yok
    ama dünyada fazlasıyla;
    yıkanmamış Hintli çocuklarımız
    bacak bacak üstüne atıp flüt çalarak,
    göbekleri içe çökmüş, açlıktan ölürken,
    açlık kokan havada yılanların
    şuh kadınlar misali kıvırtışını izleyerek;
    füzeler zıplar,
    avcıları ve sürüyü geride bırakırken
    yabani tavşanlar gibi zıplar
    günü geçmiş kurşunların yerine;
    Çinliler hala yeşim işlerler,
    sessizce açlıklarına pirinç tıkarak,
    bir açlık ki bin yaşında,
    ateş ve türküyle ilerler çamurlu nehirleri,
    istemsiz beklemenin sürüklenen
    direkleri iter mavnaları
    yüzen evleri;
    Türkiye'de kilimlerinin üstünde
    kıbleye dönüp
    sigara içerek gülen
    ve parmaklarını gözlerine sokup kör eden
    mor bir tanrıya dua okurlar,
    tanrılar böyle işte, yaparlar;
    ama füzeler hazırlar: her nedense
    değersizdir artık barış,
    küçük bir göldeki nilüfer yaprağı
    misali sürüklenir delilik, hissiz daireler çizerek;
    kırmızı yeşil ve sarılarına batırıp
    resim yapar ressamlar,
    şairler uyaklara döker yalnızlıklarını,
    müzisyenler her zamanki gibi açtır
    ve romancılar kaçırır meselenin özünü,
    ama pelikan kaçırmaz, martı kaçırmaz;
    pelikanlar dalıp dalıp yükselir
    şok geçiren yarı ölü radyoaktif balıkları
    gagalarında sallayarak;
    evet, gerçekten de
    sümükle yıkar kayaları sular;
    ve Wall Street'te
    anahtarını arayan bir sarhoş gibi sendeler borsa;
    ah, işte bu sıkı bir şey olacak, allahın izniyle
    tekrar yılana götürecek bizi, deniz böceğine,
    ya da şanslıysak eğer,
    katalizi uzun dişli fosil kaplana götürecek,
    maden çukurunun içinde
    kırık kask, cihaz ve cam parçalarının üzerinde
    resim çiziktiren kanatlı maymuna götürecek;
    çatırdayarak girer şimşek
    pencereden içeri ve bir milyon odada
    aşıklar yatar kenetlenmiş, yitik
    ve barış gibi hastalıklı;
    kırmızı ve turunca çalmaya devam eder gökyüzü
    ressamlar için -ve aşıklar için,
    her daim açtıkları gibi açar çiçekler
    açar ama üzerlerinde
    füze yakıtlarının ve mantarların,
    zehirli mantarların ince tozu var; zaman kötü,
    bulantılı bir zaman -perde,
    III.sahne, sadece ayakta yer var,
    SATILDI, SATILDI, SATILDI yine,
    tanrı tarafından, birileri ya da birşeyler,
    füzeler generaller ve liderler tarafından,
    şairler doktorlar komedyenler
    sabun ve bisküi üreticileri
    ve iki yüzlü seyyar satıcılar tarafından
    kendilerine özgü ustalıklarıyla satıldı;
    şimdi kömür yağı tabakasıyla kirletilmiş
    tarlaları görebiliyorum, bir-iki salyangoz,
    safra, yanardağ taşı, sığ sularda
    bir-üç balık, kaynağımızın
    ve gözlerimizin yergisi...
    daha önce hiç olmuş muydu bu?
    kendini kuyruğundan yakalayan
    bir daire mi tarih,
    bir rüya, bir kabus mu,
    bir generalin hayali, bir başkanın,
    bir diktatörün hayali mi yoksa...
    uyanamaz mıyız?
    yoksa yaşamın güçleri daha mı yüce bizden?
    uyanamaz mıyız? sevgili dostlar,
    uykumuzda mı ölmeliyiz sonsuza dek?


    Charles Bukowski
     
    Son düzenleme: 25 Mayıs 2008
  10. 30 Haziran 2008
    Konu Sahibi : suavea
  11. violet sky

    violet sky Yeni Üye Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Öğleden Sonra 2 Birası

    hiçbir seyin önemi yok
    bir yatakta debelenmekten baska
    ucuz hayaller ve bir birayla
    yapraklar ölürken ve atlar ölürken
    ve ev sahibeleri koridorlarda dikmis gözlerini bakarken;
    canlidir müzigi çekilmis perdelerin,
    sinek sürüleri
    ve patlamalar sonsuzunda
    son insan`in magarasi;
    hiçbir seyin önemi yok sizdiran lavabodan baska,
    bos siseden,
    keyiften,
    kistirilmis
    biçaklanmis ve tras edilmis gençlikten baska,
    kendisine sözcükler ögretilip
    ölsün diye
    arkasi yastikla desteklenmis
    gençlikten baska.

    Charles Bukowski
     
  12. 30 Haziran 2008
    Konu Sahibi : suavea
  13. violet sky

    violet sky Yeni Üye Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Working Out

    Van Gogh kulağını kesip
    bir
    orospuya verdi
    orospu
    hunharca fırlattı
    kulağı
    sokağa tiksinerek.

    Van,
    orospular
    kulak
    istemezler
    para isterler

    sanırım bu yüzden
    muhteşem bir
    ressamsın sen
    başka
    birşeyden
    anlamadığından...

    Charles Bukowski
     
  14. 30 Haziran 2008
    Konu Sahibi : suavea
  15. violet sky

    violet sky Yeni Üye Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Yüze Göze Bulaştırılmış Bir Üşengeçlikten Notasyonlar

    bir kadın geçiyor yanımdan ona bakıyorum
    ve biliyorum ki varlığından
    düşünce
    ve kurtlar silinmiş
    anlamıyor başarılı erkeklerin
    ne kadar hayvan olabileceğini
    bilmiyor formül tembelliğine
    yakalandığını

    pis bir ikindi vakti pis bir mutfakta oturmuş
    onu seyrediyorum
    portakal ve Cadillac'ları düşleyerek
    yürüyor

    beynimde bir palmiye ağacına atıyorum
    kadını
    madden tecavüz edip
    manen tükürüyorum
    gözüne

    gerçekte küçük bir çocuğun
    umumi bir helaya yazdığı birkaç sözcükten
    başka birşey olmadığını görüyorum

    bu sayısız ve şok edici
    kavrayışlar
    bu pislik
    hayat

    teni beyaz ve sarkmış
    mor bir külot var
    kıçında

    işte bundan çıkıyor
    savaşlar
    büyük tablolar
    intiharlar
    harpler
    kayabilim
    ve münzeviler.

    Charles Bukowski
     
  16. 11 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : suavea
  17. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Yönetici Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.404
    Beğenildi:
    1.846
    Beğendikleri:
    1.039
    Ödül Puanları:
    113
    Entel

    kadın
    havaya sprey sıkan
    uzun bir hortum misali
    durmadan yazı yazıyor,
    ve durmadan
    kavga ediyor;
    söyleyebileceğim
    gerçekten farklı
    hiçbir şey
    olmadığından
    söylemekten
    vazgeçiyorum;
    sonunda-
    üzerinde
    etki yaratmaya çalışmıyorum
    gibi bir şey deyip
    söylene söylene
    çıkıp gidiyor.

    ama biliyorum ki
    geri dönecek
    hep dönerler.

    ve
    akşam 5'te
    kapıyı çalıyordu.

    açtım kapıyı
    beni istemiyorsan
    uzun kalmam, dedi.

    eyvallah, dedim,
    banyo yapmam lazım.

    evlilik gibi bir şey:
    her şeyi
    hiç olmamış gibi
    kabulleniyorsun.


    Charles Bukowski
     
  18. 18 Kasım 2008
    Konu Sahibi : suavea
  19. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Yönetici Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.404
    Beğenildi:
    1.846
    Beğendikleri:
    1.039
    Ödül Puanları:
    113
    Gözyaşlarına dayanamam

    ayağını kıran kazın etrafında
    beş-altı yüz tane salak birikmişti
    nöbetçi yaklaşıp
    silahını çektiğinde
    ne yapılacağına
    karar vermeye çalışıyorlardı
    ve konu kapandı
    kulübesinden çıkıp
    ev hayvanını öldürdüğünü iddia eden
    bir kadın dışında
    fakat nöbetçi kayışını ovuşturup
    kıçımı öp
    dedi kadına,
    gidip başkana şikayet et;
    kadın ağlıyordu
    ben de gözyaşlarına hiç dayanamam.

    çadırımı katladım
    ve yolun aşağısına gittim:
    piçler
    manzaramı bozmuştu.

    Charles Bukowski