Charles Bukowski

Konusu 'Yazarlar' forumundadır ve seaBahAR tarafından 2 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    2 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Charles Bukowski

    [​IMG]

    Charles Bukowski, 16 Ağustos 1920 Almanya doğumlu, asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanları ve depresyonu konu alması ve alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski’nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır.

    I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'a taşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Çocukluğunda genelde sessiz ve bu nedenle dikkat çeken yazar bazen çıldırış noktasına geliyor kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlk okul yıllarındandan itibaren korkusuz olan Bukowski kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Daha o zamandan nasıl birisi olacağı netlik kazanan Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu.

    Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski’nin yazıları hep geri gönderilmiştir. Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yönteminlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü A.B.D.'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlık ile boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını Factotum isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığındandı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefliyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günü birlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa etkiliyor onların evlerinde yaşamaya başlıyor ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu ki 1969’da da bunu aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilinecek kadar kısmını da hipodromlarda gecirmiş ve bundan yazılarında sık sık sözetmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre A.B.D. Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeğe devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı: "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmayalı Bukowski Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda Lee Beighle ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler.

    Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Ölüm töreni budist rahipler tarafından yönetildi.

    Bu tip bir hayat yaşadığı için bir çok kez tutuklanmış, dayak yemiş hatta bazı kitaplarında adam öldürdüğünü dahi söylemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikadan edebiyatına damgasını vurmuş, ülkemizde ise ilk kez Sokak dergisi’nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır.

    Eserleri
    Kadınlar
    Sıcak Su Müziği
    Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan
    Dünyevi Şiirlerin Son Gecesi (2 Cilt)
    Kapalı Bir Kapıdır Cehennem
    Gülün Gölgesinde
    Postane (roman)
    Pis Moruğun Notları
    Sevimli Bir Aşk Hikayesi
    Sıradan Delilik Öyküleri
    Kendimizde Açtığımız Yaralar
    Sarhoş Çal Piyanoyu, Vurmalı Çalgı Gibi, Parmaklar Biraz Kanamaya Başlayana Dek
    Pansiyon Manzumeleri
    Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı
    Ölüler Böyle Sever
    Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı
    Güneşe Uzan
    En Kısa Andır Mucize
    Güneş İşte Burdayım
    Kimse Bilmez Ne Çektiğimi
    Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
    Pulp
    Factotum
    Ekmek Arası
    Kaybedenin Önde Gideni
    Bana Aşkını Getir
    En İyi Adamlar Yalnızken Güçlüdür
    Hollywood

    Not: Bukowski’nin şiir ve öykülerinden oluşan toplam 45 kitap bulunmaktadır. Pek çok dile çevirisi olan yazıları bir çok dergide de yayımlanmış olan yazarın kitaplarının çevirisi Avi Pardo’ya aittir.


    -alıntı-
     
  2. 2 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238
    "Birçok yaşıtımdan daha az şaşırtıldım hayat tarafından. Bana bir şeyler ters gidince ağlamamayı öğrettiler. İlk tohumları onlar savurdular bahçelerime.
    Sonra kanser geldi. Alkol ve kadınlar ve daktilom hiç gitmedi. O gelmeden neden intihar etmedim bilmiyorum. Üşendim galiba. Hayat, sonlanmak için bile bu kadar çabaya değmez bir şeydi.
    Neden yazdığımı da bilmiyorum. Neden beni yaşatacağını bildiğim şeyleri yaptığımı. Canım istiyordu herhalde. Benim de cevaplayamadığım sorularım var herkes gibi. Sanırım bütün sorularıma verebileceğim en geçerli cevap, “nasıl ve neden yaptığım umurumda değildi, ben de öyle yaptım” olur. Canım öyle istedi. Ama ben yalan söylemeyi severim, oyun oynamayı.
    Bazen başka cevaplar veririm. Gerçek kimin umurunda. Ben kimin umurundayım? Babamın ustura kayışının.
    Dürüstümdür. Siz benim umurumda değilsiniz. Her şeye rağmen özlediğim şeyler var, ve her şeye rağmen -sanırım- şimdi bir tohumum birilerinin toprağında. Ölüm de hayatı, hayatı oluşturan o boktan seçimler silsilesini anlamlandıramadı.
    Her şeye rağmen, yaşamayı denedim. Ve tek diyebileceğim -pişman değilim ama,- siz denemeyin."​

    Charles Bukowski

     
  4. 13 Şubat 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. epaq

    epaq Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    7 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.373
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    146
    Henry Chinaski,lise yıllarımda sanki benim edepsiz,aklına geleni söyleyen,geleceği kafasına takmayıp bugünü yaşayan bir dostum gibiydi.Hala rafta kitabını gördüğümde aynı hissi yaşıyorum.

    Bukowski'nin mutlaka bir kitabı olsun okunmalı bence.
     
  6. 13 Şubat 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. **garfield**

    **garfield** Popüler Üye Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.566
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    bana çok argo gelmişti ya, liseden hatırladığım kadarıyla. bi daha da elime alamdım kitabını.
     
  8. 13 Şubat 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238
    Bukowski ile tanışmam çok enteresan olmuştur..
    Bir gün, gazetede bir ilan gördüm. Sanırım bundan 9-10 yıl önce.. Şimdi hatırlayamadım.
    İlanda Bukowski'nin yeni çıkan bir kitabının tanıtımı yapılıyordu.
    Kitabın arka kapak yazısına yer verilmişti ilanda ve şöyle diyordu:

    "Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları.."

    Kitabın adı : Ölüler Böyle Sever

    Hemen o gün aldım kitabı. Kitaplığımdaki Bukowski bölümüne yerleşen ilk kitaptır bu. Son okuduğum ise "Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı" Yine bir günce niteliğinde ancak fotoğraflarla da süslenmiş bir çalışma.. Kitabın boyutları da oldukça enteresan..

    Elbette yine Parantez yayınlarından.. Aklınızda bulunsun.

    Bukowski sanki olduğum ama göstermeyi beceremediğim ağırlıklı bir yanımı anlatıyor.. Kendisi her ne kadar John Fante'den etkilendiğini söylüyor olsa da, "Toza Sor" u okuduktan sonra, Fante'nin çok daha üstünde olduğunu söyleyebilirim.. Ya da böyle bir dehayı yaratan adam gözüyle baktığım için Fante beni hayal kırıklığına uğratmış olabilir diyorum..
     
    karanfildeste bunu beğendi.
  10. 18 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  11. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238
    Bukowski, yoğun yazım hayatına başlamadan önce zamanının büyük bir kısmını kütüphanalerde kitap okuyarak geçirmiş.. O dönem tanışmış John Fante ile.. Daha doğrusu John Fante'nin "Toza Sor" adı eseriyle..

    Bu romanı okuduğunda beyninden vurulmuşa dönmüş Bukowski (ben okuduğumda aynı tadı alamadım. Çünkü; benim beynimi Bukowski çoktan vurmuştu yerimseniben)

    Yani John Fante'yi, Bukowski'nin ilahı olarak nitelendirirsek tuhaf olmaz..

    "Toza Sor" yakın yıllarda sinemaya da uyarlandı. Başrollerini de Salma Hayek ve Colin Farrell oynadı.

    John Fante hakkında içimi burkan bir yazı okudum dün.. Paylaşmak istedim.

    Şeker hastası oluyor Fante. Ve şöyle diyor yakınlarına "...uyandığımda gözlerimi açmaya korktum, kör mü olmuştum? Kariyerimin henüz başındayken körlükle mi karşı karşıya kalacaktım? Bütün organlarımı alabilirsiniz baylar, gözlerimi ve sağ ellerimi bırakın yeter ki..."

    Fakat dilediği gibi olmuyor.. Kısa bir süre sonra gözlerini ve iki bacağını kaybediyor Fante..

    Ama yine de direniyor, yazma tutkusundan vazgeçmiyor. Son romanını karısına dikte ediyor, karısı da kaleme alıyor. (Bunker Tepesi Düşleri) Ertesi yıl, 1983 de hayata veda ediyor..
     
  12. 15 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  13. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    herkes sevmez bukowskiyi, biraz edepsizdir :)
    Kimse O'nu sevmek zorunda degil ama eger edebiyat varsa bir yerlerde O kesinlikle orada yerini almalı...


    ahhh o videoyu bulamiyorum
    bulabilseydim size öyle bi video sunacaktim kiii
    bukowski city ve faridin muhtesem kemani
     
  14. 15 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  15. Womanizer

    Womanizer Popüler Üye Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.739
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Bukowski nin Kadınlar ı okunmalı Ekmek Arası da okunmalı

    yaşlı,ayyaş, edepsiz pis moruk deliliğin sarkacında deli gibi salınımlar yapan pis moruk :KK70:
     
    demirzeynep bunu beğendi.
  16. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  17. Macchiato

    Macchiato Hayat kısa kuşlar uçuyor! Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    142
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    Bazen alınganlaşırım
    Nerede olduğumu bilemem,
    Birkaç adım tökezler, yitik hissederim
    Kendimi.

    Tanıdığım herkes benden daha
    Uzun
    Daha zeki
    Daha müşfikmiş
    Gibi gelir bana,
    Ve daha az çirkin
    Elbette.

    Ama asla
    uzun sürmez
    bu ruh hali.

    Etrafıma sıkı bir
    Bakış atarım,
    Çepeçevre
    Sert bir bakış
    Ve aklım başıma
    Gelir.

    Ama
    Bir süre için
    Sadece.

    "Charles Bukowski"
     
  18. 10 Eylül 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  19. BenPia

    BenPia Queen Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.898
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    106
    kabız yazarlardan gecilmiyor
    dünya.
    Ve taze boka doymayan
    İnsanlardan.
    Kasvet verici.
    (profesyoneller)

    c.bukowski






    "Henüz ölmemistim, yalnızca hızlı bir cürüme icindeydim. Kim degildi ki allahaskına? hepimiz aynı dibi delik teknede kendimizi eglendirmeye calısıyorduk."

    c.bukowski

    bırak moruk bu ıvır zıvırla ugrasmayı, ac oradan bir bira geç makinalının basına adam gibi seyler yaz
    hayat uzlasmadır, yazı onu mümkün kılar...