Çiçeğin peşinde

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve realist tarafından 19 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    19 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148

    Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için
    evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da
    ısıtırdı…

    Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik
    beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu
    özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

    İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.
    Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can
    atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı,
    evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.


    Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
    Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
    'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
    Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal
    kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,
    sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne
    bekleyebilirdim ki!

    Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
    Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla
    değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
    'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi
    ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
    'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği
    benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,
    hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'
    Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
    Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.


    Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak
    masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
    'Sevgilim' diye başlıyordu,
    'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

    'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip
    çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar
    düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'

    'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve
    varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'

    'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu
    kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'

    '<Sâdık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki
    krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'

    'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını
    hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için
    ağzıma ihtiyacım var.'

    'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması
    kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,
    saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem,
    merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -
    gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için
    gözlerime ihtiyacım var.'

    'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o
    çiçeği senin için koparırım bir tanem.'


    Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
    Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
    'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok
    sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.'
    Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu
    susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
    Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O
    çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

    Bu gerçek aşktı.

    İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler
    sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de
    hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

    Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik
    değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda
    bir yerdedir.

    Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette
    gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi
    kalır.

    Hayat tam da böyle bir şeydir.
     
  2. 19 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : realist
  3. Lady34

    Lady34 &#9829;Kocasının Bebek'i&#9829; Pro Üye

    Katılım:
    6 Haziran 2008
    Mesajlar:
    13.566
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    196
    paylaşım için teşekkürler kaydirigubbakcemile5
     
  4. 19 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : realist
  5. EU1

    EU1 Guest

    çok kötüüüü
    yiyrenççç
    aglamaktan bitaap düştüm yafu....
     
  6. 24 Ekim 2008
    Konu Sahibi : realist
  7. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.