çiçeğin peşinden..............

Konusu 'Tekrar Konular' forumundadır ve eylul07 tarafından 3 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    3 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : eylul07
  1. eylul07

    eylul07 bigün bende anne olacağım Üye

    Katılım:
    18 Haziran 2007
    Mesajlar:
    647
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    > > Kocam bir mühendisti. Onunla
    > > sâkin tabiatını sevdiğim için
    > > evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı
    > > koymak içimi nasıl da
    > > ısıtırdı…
    > >
    > > Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl
    > > evlilikten sonra bu sâkinlik
    > > beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok
    > > sevdiğim- bu
    > > özelliği artık beni huzursuz ediyordu.
    > >
    > > İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı
    > > hassas bir kadınım.
    > > Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere
    > > düşkünlüğü gibi can
    > > atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle
    > > vurdum duymazlığı,
    > > evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış,
    > > uzaklaştırmıştı.
    > >
    > >
    > >
    > > Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak
    > > istiyordum.
    > > Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye
    > > sordu.
    > > 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim,
    > > 'sadece yoruldum.'
    > > Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu.
    > > Bu hâli ise hayal
    > > kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe
    > > yaramıyordu: işte,
    > > sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla
    > > evliydim. Ondan ne
    > > bekleyebilirdim ki!
    > >
    > >
    > >
    > > Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne
    > > yapabilirim?'
    > > Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla
    > > değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da
    > > kaybolmuştu.
    > > 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun
    > > cevabını kendin bulup kalbimi
    > > ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
    > > 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir
    > > çiçek var. O çiçeği
    > > benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün
    > > kemiklerinin kırılmasına,
    > > hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar
    > > mısın?'
    > > Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını
    > > yarın vereceğim' dedi.
    > > Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
    > >
    > >
    > > Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt
    > > şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da
    > > bir not bırakmıştı.
    > > 'Sevgilim' diye başlıyordu,
    > > 'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim
    > > yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
    > >
    > > 'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın
    > > altını üstüne getirip
    > > çökerttikten sonra monitörün önünde
    > > ağladığında, onu tekrar
    > > düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'
    > >
    > > 'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden,
    > > senden önce eve
    > > varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma
    > > ihtiyacım var.'
    > >
    > > 'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep
    > > yolu
    > > kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime
    > > ihtiyacım var.'
    > > '<Sâdık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde
    > > sebep olduğu, karnındaki
    > > krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım
    > > var.'
    > >
    > > 'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını
    > > dağıtmak, can sıkıntını
    > > hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler
    > > anlatabilmem için
    > > ağzıma ihtiyacım var.'
    > >
    > > 'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan
    > > gözlerinin bozulması
    > > kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda
    > > tırnaklarını kesebilmem,
    > > saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri
    > > ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini
    > > tutabilmem, çiçeklerin renginin -
    > > gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu
    > > söyleyebilmem için
    > > gözlerime ihtiyacım var.'
    > >
    > > 'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o
    > > uçuruma gidip, o
    > > çiçeği senin için koparırım bir tanem..'
    > >
    > >
    > > Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer
    > > dağılıyordu.
    > > Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
    > > 'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften
    > > kapıyı aç canım. Çok
    > > sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda
    > > bekliyorum.' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir
    > > yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu
    > > susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
    > > Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse
    > > sevemezdi. O
    > > çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.
    > >
    > >
    > >
    > > Bu gerçek aşktı.
    > >
    > > İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye
    > > alıştığımız aşkın, seneler
    > > sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve
    > > durgunluk içinde de
    > > hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.
    > >
    > >
    > >
    > > Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki
    > > artık romantik
    > > değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki
    > > yüzsüz... Ama hep oralarda
    > > bir yerdedir.
    > >
    > > Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması
    > > için elbette
    > > gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek
    > > aşkın sütunu ebedi
    > > kalır.
    > >
    > >
    > >
    > > Hayat tam da böyle bir şeydir
     
  2. 4 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : eylul07
  3. HeartLess

    HeartLess HUZUR MELEĞİMSİN SEN.. Pro Üye

    Katılım:
    20 Ekim 2007
    Mesajlar:
    12.846
    Beğenildi:
    29
    Ödül Puanları:
    198
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.