Çingeneler / Osman Cemal Kaygılı

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Elif tarafından 1 Eylül 2010 başlatılmıştır.

    1 Eylül 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.608
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438

    İrfan biraz okuması yazması olan, biraz müzikten anlayan ve keman çalan bir gençtir. Dul annesiyle bir*likte Topkapı yakınlarındaki babadan kalma evinde oturmaktadır. Birgün, yakın bir arkadaşı ile, surlar dı*şında barınmakta olan bir çingene topluluğunu ziyare*te gider. Onların kendi dünyalarında kendi dilleri ve müzikleri ortamında, kendi gelenekleri içinde sürdür*dükleri yaşayışın etkisinde kalır. Özellikle Nazlı adın*daki orta yaşlı dul bir kadın İrfan'ı adeta büyülemiştir. Nazlı garip, melankolik bir çingene kadınıdır; soydaş*ları onu biraz da kaçık olarak nitelemektedir, irfan, ikide birde oraya gitmeyi adet edinir. Arkadaşı kendi*sini bu ziyaretlerden vazgeçirmek için çalışır, fakat ba*şaramaz. Ancak bu arada Nazlı, birden ortadan kay-boluvermiştir. Topluluğun açıkgöz elemanlarından Etem, Nazlı'nm bilinmeyen bir yere kaçtığını söyle*mektedir.

    Şimdi İrfan, sınırlarım kendisinin bile çizemediği garip bir tutkunun esiridir. İstanbul'da çingenelerin barındığı uzak yakın ne kadar yer varsa hepsini teker teker dolaşıp Nazlı'yı arar. Bu arada başından türlü olaylar geçer, çingeneler hakkındaki bilgisi de artar. Arkadaşı, bu arama işinden İrfan'ı caydırmaya çalıştı*ğı için, onunla kavga eder. İki dost birbirinden ayrılır*lar. Bu arada Nazlı'nm obasından Gülizar adlı "tirşe gözlü" bir genç kız da İrfanı sevmiştir; kendisine haber yollamaktadır.
    İrfan, nihayet aramalarının sonucunu alır, Nazlı'yı Erenköy'ün iç taraflarındaki bir çergede bulur, annesi*nin istememesine rağmen onu evlerine getirir. Bir iki hafta birlikte yaşarlar. Ama Nazlı, hem özgür, başıboş hayatını, hem de çocuklarını özlediği için, bir süre sonra yeniden kayıplara karışır.

    Gülizar'la Etem, İrfan'ı hem kendilerine bağlamak, hem de para sızdırmak için peşini bırakmamaktadırlar. Bu arada İrfan, Çingene atmosferinin adeta tirya*kisi olmuştur. Reha Bey adında, yine çingenelerle ve onlann müziği ile yakından ilgili yaşlı bir adamla dost olur. Onunla birlikte birçok saz ve köçek âlemlerine karışır. Bu saz ve eğlence âlemlerinden birinde Reha Bey, kendisine Çakır Emine adlı yeni bir şarkıcı kız ta*nıtır. Çakır Emine, ötekilerine göre biraz daha eli dili düzgün bir kızdır.

    Bir yıldır içinde yaşadığı çingene hayatı İrfan'm zih*ninde bir fikir yaratmıştır: Gördüklerinden, duydukla*rından, yaşadıklarından yararlanarak "Çingeneler" adlı bir opera meydana getirmek. Ne var ki hızlı bir hayat sürmekte olduktan başka, kendisini derleyip toplama gücüne de sahip bulunmamaktadır; bu yüzden bu fi*kir sadece bir tasavvur olarak kalır.

    Genç adam, annesinin sızıldanmalarına aldırış et*meden çingeneler ve müzik toplantıları ortasında yaşa*yıp giderken, birgün Reha Beyle ve onun çevresindeki aşağılık adamlarla bozuşur. Bunun sonucu olarak, git*tikçe bağlanmakta olduğu Çakır Emine'ye olan bağlan*tıları da tehlikeye girer:

    Bir seferinde Beyoğlu'nda bir gazinoda otururken, gözünün ısırdığı fakat iyice tanıyamadığı bir genç ken*disini tehdit eder. Bu genç, kalemlerden birinde küçük bir memurdur; yan okumuş, yarı külhanbeyi bir kaba*dayıdır. Hovardalığı ile ün yapmıştır ve Emine ile de il*gilidir. Bu yüzden, kendine rakip gördüğü İrfana - bi*raz da Reha Bey ve arkadaşlarının kışkırtmasıyla kin beslemektedir. İrfan, Suphi adındaki bu adamla başa çıkamayacağını anlar, aşağıdan alır.
    İşler böyle giderken birgün Çakır Emine, yüzü gözü dayaktan morarmış, İrfan'm evine gelir. Bunları Sup*hi'nin ve arkadaşlarının yaptığını söyleyerek, ondan yardım ister. Bu sırada İrfan'm tarafında olan Etem'in de telkini ile genç adam Çakır Emine'yi - evlenmek yo*lu ile - Suphi'nin elinden kurtarmaya karar verir. Ne var ki bu evlenme işi için, alttan alıp, Suphi'yi razı et*mek gerekmektedir. İrfan, bizzat ona sığınarak ve rica ederek, konuyu çözümlemeyi en kestirme yol bulur.

    Gidip Suphi'yi bulacak, ondan izin alacak, onunla dost olacak, sonunda Emine'yle evlenecektir.

    Genç adam, bu niyetle Suphi'yi ararken birgün bir*den bir meyhanede onunla karşılaşır. Daha kendisi dostça agıza başlamadan Suphi ve arkadaşları ona ha*karete ve tecavüze girişirler. İrfan, kaçmak için dışarı fırlar, fakat ardından yetişen Suphi'nin bıçağını çekti*ğini ve neredeyse öldürüleceğini anlayınca, can havliy*le yanındaki sandalyayı kapıp onun başına indirir. Şimdi düşmanı ölmüş, kendisi de hapse girmiştir.

    Uzun yıllar sonra hapisten çıkan irfan, artık herşe-yini yitirmiştir. Annesi de, Reha Bey de, dostları da düşmanları da dünyada yoktur. Eski anılara takılarak gittiği obalardaki genç çingeneler ne kendisini ne de sorduklarını tanımaktadırlar.

    Hayatını keman çalıp dilenerek sürdüren İrfan, bir*gün Sultanahmet kahvelerinden birinde, vaktiyle kav*ga ettiği, dostunu görür. Ertesi gün bütün anılarını içinde bulunduran defterini ona teslim edip kayıplara karışır