çirkin ördek yavrusu...

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 11 Mart 2008 başlatılmıştır.

    11 Mart 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Daha bebekken ilk hastalığı ile tanıştı ve genç kızlık yaşına kadar her türlü hastalığı tanıdı. İnatçı bir anne sayesinde hayatta kaldı ama bu ona pahalıya mal olabilirdi, çünkü çılızlığı ve hastalıkların verdiği içe dönük karakteri yüzünden aile içinde çirkin olduğuna inandırılmıştı. “Bütün çocuklarım güzel, bu kız kime çekti,” diyen babasının eseri oldu çirkin ördek yavrusu…

    Onu merakı kurtardı. Geceleri yorganın altında klasik eserleri okuyor, romanlarda ilk aşklarını yaşıyor, güzelleşiyor ve büyüyordu. Hep yalnızdı.
    Ama ezilmedi, komplekslere de kapılmadı, güzel bir kız olma hayalleri kurma yerine güçlü ve farklı olmayı seçti. Buna o kadar kaptırdı ki kendini, farklılığının onu ne kadar çekici kıldığını anca orta yaşlarında anladı.

    Aslında çirkin ördek yavrusu çoktan bir kuğuya dönüşmüştü ve bunu ondan başka herkes görüyordu.

    Böylece genç kızlık yılları, genç kadınlık yılları, anneliği yaşadı…

    Ama bir gün, aynada çok alımlı bir kadın gördü ve anladı. ''Ben güzelim,'' dediği andan itibaren de çevresindeki herkes onun güzelliğini gördü.

    Sonra ne oldu biliyor musunuz!

    Romanlarındaki sevgililerinden hesap sorması mümkün değildi, sadece sayfalar arasında onlarla buluştukça mutlu oluyordu…çok mutlu… Alıştı sevmeye ama beklentisizce sevmeye!...

    Böylece gerçek hayatın içinde de aşkı kendi içinde büyük bir keyifle yaşayan bağımsız bir kadın çıktı ortaya.

    Biz, çoğu zaman kendi eserimiz olan sorunlarla aşkın keyfini çıkarmayı unutuyoruz.

    Aşkın kısa ömürlü olduğunu biliyoruz. Çok az zamanımız var; bu kısa sürede mutlaka güzel bir şeyler yakalamalıyız, o ilk tutuşmadan sonrasını getirecek bir kor parçası saklanmalı…

    Aşkın yüreğimizde var olması, sadece bu bile mutlu olmaya yeterken neden beklentilerimizle cenneti cehenneme çeviriyoruz?!..

    Aşk bir gençlik iksiri, bir güzellik iksiri olabilecekken, o anların tadını çıkarmak yerine neden karşımızdakini sorgularız, neden çirkinleşiriz?!..

    İçimizdeki tanrıça ile karşılaşmalı sevgili…

    Beni özlediği zaman arasın, ben istiyorum diye gelmesin bana. İşte o an, bana geldiği o an, bundan haz duyuyor ve mutlu oluyorum.

    Başkalarından görmeye alıştığı hiçbir şey bende bulamaması, beni ölümsüz kılıyor bir tanrıça gibi!

    Ama Tanrıçayı görmezse, mabede giremeyeceğini de bilmeli.....
    ne dersiniz???

    sevgiyle kalına.s.