çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin

Konusu 'Nasıl Anne Babalarız ?' forumundadır ve çokoprens tarafından 23 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  1. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    SİMLİ ŞEKİLLER


    GEREKLİ OLANLAR:

    · Toz sim

    · Yapıştırıcı

    · Karton

    Bir karton kağıda geometrik şekiller çizin; üçgen, kare, dikdörtgen… Sonra bu şekillerin üzerine yapıştırıcı sürün. Çocuğunuz bu şekillerin üzerine sim döksün. Simlerin yapışması çocuğunuzun hoşuna gidecektir. Çocuğunuzla bu şekillerin neler olduğunu konuşun.

    İĞNESİZ DİKİŞ

    GEREKLİ OLANLAR:

    İnce karton
    Renkli yün ipler
    Çivi
    Çekiç
    Bu etkinliği gerçekleştirmek için çocuğunuzun eline iğne vermeniz gerekmiyor. Öncelikle yapmanız gereken; ince karton üzerine bir hayvan, ev, araba yada çocuğunuzun ilgi duyduğu herhangi bir şeyin resmini çizmek. Resmin dönüş noktalarında yada oluşan açılı kısımlarda çekiç ve çivi yardımıyla delikler açın.

    Çocuğunuza deliklerden geçebilecek incelikte bir yün iplik verin. İpin kullanımını kolaylaştırmak için iki ucunu sıkıca bantlayıp ayakkabı bağcığı gibi sertleştirin.

    Küçükler, ipliği bir delikten sokup diğerinden çıkarmak için sizden yardım isteyebilir. Daha büyükleri resmin belirli bölümlerini açığa çıkaracak şekilde farklı renklerde iplik kullanmaktan hoşlanacaklardır. Tüm delikler doldurulduğunda, arkadan ipe bir düğüm atın.

    Çocuğunuz, bu özgün eserini arkadaşlarına gururla göstermek üzere odasında sergileyebilir.


    MAKARNADAN TAKILAR


    GEREKLİ OLANLAR:

    Delikli makarnalar
    İp
    Çengelli iğne
    Yapıştırıcı
    Sulu boya
    Mücevher yapmak için erzak dolabınıza bakın, o kadar çok şey bulacaksınız ki! Bilezik, kolye, saç bandı gibi şeyleri yapmak için delikli makarnalardan pek ala faydalanabilirsiniz. Makarnaları sulu boya ile çeşitli renklerde boyadıktan sonra bir ipe geçirerek kolye, bilezik ve saç bandı üretebilirsiniz. Yaka iğnesi yapmak için renkli makarnayı bir kartona yapıştırıp arkasına bir çengelli iğne tutturabilirsiniz.

    Bu el emeği takıları çocuğunuz kendisi kullanabileceği gibi; oyuncaklarına da takabilir.

    FOLYO MÜCEVHERLER

    GEREKLİ OLANLAR:

    · Alüminyum folyo

    · Makas

    Folyonun parlaklığı çocuğun ilgisini çekecektir. Folyoları küçük küçük kesip kendine yüzükler ve künyeler yapabilir yada bunu ona siz yapabilirsiniz.

    PONPON ÖRÜMCEKLER


    GEREKLİ OLANLAR:

    · Siyah yün ip

    · Küçük kare biçimi karton

    · Makas

    · Altı tane kulak temizleyicisi veya tel toka

    · Karton

    · İp

    · Kalem

    · Yapıştırıcı


    Siyah yün ipi küçük bir kare kartonun etrafına iyice sarın. Sardığınız yün ipin ortasını küçük bir ip parçasıyla bağlayın (bu ip sıkıca bağlanmalı; ama düğümlenmemelidir, çünkü karton çıkarıldığı zaman bu ip çözülecek). Sardığınız yünü bir makas yardımıyla kartonun iki kenarından kesin. Kartonu çıkarın. Sonra kesilen yünleri ortalarından sıkıca bağlayın. Üçü bir tarafta, üçü diğer tarafta olmak üzere altı kulak temizleyicisini veya tel tokayı yün yumağına takın. Bunlar örümceğin bacakları olacak. Sonra örümceğin gözlerini yapmak için kartondan minik iki daire kesin. Kalemle bu dairelerin içini boyayın. Gözleri ponponlara yapıştırın. Örümceğin üstünden bir ip geçirin. Böylece ağıyla aşağıya sarkan bir örümceğiniz olacak.


    YATMA ZAMANI

    GEREKLİ OLANLAR:

    Oyuncak hayvan
    Oyuncağı içine alacak büyüklükte karton kutu
    Eski havlu, eski kumaş parçaları, pamuk

    Çocuğunuz uykuya gitmekte isteksiz mi davranıyor? İşte onun uykuya kolay gitmesini sağlayacak bir aktivite. Önce çocuğunuza en gözde oyuncak hayvanını almasını söyleyin. Sonra da karton kutuyu rahat bir yatağa dönüştürün. Eski bir havluyu yatak olarak kullanabilirsiniz. Makas yardımıyla eski bir kumaş parçasından yorgan yapabilirsiniz. Yastık için biraz emek harcamanız gerekecek. Eski kumaştan küçük bir yastık kılıfı dikin ve içini pamukla doldurun.

    Oyuncak yatağı çocuğunuzun yatağının hemen yanı başındaki etejerin üzerine koyun. Çocuğunuza uyku saatinin geldiğini ve en sevdiği oyuncak hayvanını yatağına yatırmasını söyleyin. Oyuncağını sallayarak, ninni söyleyerek yada masal anlatarak uyutmasını sağlayın. Söylediği ninni ve anlattığı masal telkin görevi yapacak ve çocuğunuz kolayca uykuya gidecektir.



    YUMURTA KABINDAN SAKSI

    GEREKLİ OLANLAR:

    12 lik karton yumurta kabı
    Kulak temizleme çöpleri
    Yeşil karton
    Kırmızı karton
    Pembe karton
    Sarı karton
    Makas
    Yumurta kabını ikiye bölün. Çocuğunuz her bölmeyi farlı renklerde boyasın. Her bölmenin ortasına bir kulak temizleyicisi sokun. Yeşil kartondan yaprak şekilleri ve diğer reklerden çiçek şekilleri kesip yapıştırırsanız çocuğunuzun güzel bir saksısı olacaktır.




    YUMURTA KABINDAN SAKSI


    GEREKLİ OLANLAR:

    12 lik karton yumurta kabı
    Kulak temizleme çöpleri
    Yeşil karton
    Kırmızı karton
    Pembe karton
    Sarı karton
    Makas
    Yumurta kabını ikiye bölün. Çocuğunuz her bölmeyi farlı renklerde boyasın. Her bölmenin ortasına bir kulak temizleyicisi sokun. Yeşil kartondan yaprak şekilleri ve diğer reklerden çiçek şekilleri kesip yapıştırırsanız çocuğunuzun güzel bir saksısı olacaktır.
     
  2. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  3. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU


    Bir varmış, bir yokmuş… eski bir çiftlikte yaşayan bir ördek ailesi varmış. Anne ördeğin yeni yavrular için kuluçkaya yatma süresi yeni dolmuş. Güzel bir sabah, altı tane kıpır kıpır ördek yavrusu, cıvıldayarak yumurtadan çıkmışlar. Ama diğerlerinden daha büyük olan bir yumurta açılmamış. Anne ördek bu yedinci yumurtayı yumurtladığını hatırlamıyormuş. Peki burada ne işi varmış? TAK! TAK! İçeride hapis kalan yavru, yumurtanın kabuğuna vurmaya devam ediyormuş.

    “Acaba sayıyı şaşırmış olabilir miyim?” diye kendi kendine sormuş, anne ördek. Ama şüphelerini açığa kavuşturacak zaman bulamamış, çünkü geç kalan yumurta da açılıvermiş: Sarı değil de gri tüyleri olan tuhaf bir ördek yavrusu yumurtadan çıkıp şaşkın şaşkın annesine bakmış.

    Ördek yavruları hızla büyüyormuş. Ama anne ördek dertliymiş. Ne zaman en son doğana baksa: “O kadar çirkin ki, bu nasıl benim yavrum olur anlamıyorum!” diyormuş, şaşkın şaşkın. Gerçekten de, gri ördek yavrusu güzel olmadığı gibi, kardeşlerinden daha çok yediği için de hepsinden daha iriymiş.

    İlerleyen günler zavallı ördek yavrusuna yalnızca üzüntü getirmiş. Çirkin ve hantal olduğu için kardeşleri onunla oyun oynamak istememişler. Kümesteki diğer hayvanlar da ona gülüyorlarmış. Kısacası, arada sırada anne ördek onu teselli etse de, kendini yalnız ve mutsuz hissediyormuş: “Zavallı çirkin oğlum!” dermiş annesi, “Neden sen de diğerlerine benzemedin sanki?” Zavallı küçük yavrunun mutsuzluğu günden güne artıyormuş. Herkesin kendisini dışladığını düşünüyor, geceleri gizli gizli ağlıyormuş. “Kimse beni sevmiyor, burada benimle herkes alay ediyor. Ah! Ne için ben de kardeşlerime benzemiyorum?”

    Bir sabah, çiftlikten kaçmış. Mola verdiği küçük gölde, karşısına çıkan herkese soruyormuş: “Benim gibi gri tüyleri olan ördekler nerede, biliyor musunuz?” Herkes başını sallıyor, “Senin kadar çirkin kimseyi tanımıyoruz” diyormuş. Ördek yavrusu yılmamış ve aynı soruyu sormaya devam etmiş. Bir su birikintisine gelmiş ve karşılaştığı iki kaz ona aynı yanıtı vermişler. Hatta onu uyarmışlar: “Hemen buradan kaç, burası tehlikeli, etrafta avcılar var!” Ördek yavrusu, çiftliğin yolunu bulamadığı için yeniden ağlamaya başlamış. Bir gün yine böyle başı boş gezinirken, yaşlı bir köylü kadının kulübesinin yakınlarına gelmiş. Kadın onu yolunu şaşırmış bir kaz zannedip yakalamış. “Bunu kafese koyacağım. Umarım dişidir de, bir sürü yumurta verir!” demiş gözleri iyi görmeyen yaşlı kadın. Ama ördek yavrusu yumurtlamamış.

    Tavuk onu sürekli korkutuyormuş: “Göreceksin, yumurta vermezsen, bu kadın kafanı koparıp seni tencereye atacak!” Kedi de yangına körükle gidiyormuş: “Heh! Heh! Umarım yaşlı kadın seni bir an önce pişirir; ben de kemiklerini sıyırırım!” Zavallı ördek yavrusunun korkudan iştahı da kaçmış. Köylü kadın da söylenmeye devam ediyormuş: “Madem yumurtlamıyorsun, inşallah çabuk semirirsin!”

    “Ne kadar acımasızlar!” diyormuş dehşete kapılan ördekçik, “Böyle giderse, korkudan öleceğim! Keşke biri beni sevseydi.”

    Derken bir gece kafesin aralık kalan kapısından kaçıvermiş. Hızla kulübeden uzaklaşmış. Gün doğarken kendini sık bir sazlığın ortasında buluvermiş. “Madem kimse beni istemiyor, ben de sonsuza dek burada saklanırım.” demiş. Yiyecek bolmuş ve ördek yavrusu huzur bulmaya başlamış, ama yalnızlık çekiyormuş. Bir sabah güneye göç etmekte olan kıvrık boyunlu, sarı gagalı, kocaman kanatlı, gösterişli, beyaz kuşlar görmüş. “Oh, bir gün için bile olsa onlar kadar güzel olabilseydim!” demiş yavru ördek, onları uzaktan hayranlıkla izlerken.

    Kış gelmiş ve sazlığın suyu buz tutmuş. Zavallı ördek yavrusu karda yiyecek aramaya çıkmış. Ama yorgunluktan bitkin düşmüş. Oradan geçen bir çiftçi onu bulup ceketinin geniş cebine yerleştirmiş. “Onu çocuklarıma götüreyim de iyileştirsinler. Zavallıcık! Tamamen donmuş! demiş adamcağız, onu okşayarak. Evdeki herkes bu yeni gelenle çok ilgilenmiş, böylece ördek yavrusu kış soğuğunda donmaktan kurtulmuş. Ama ilkbahar gelene kadar öyle büyümüş ki, çiftçi karar vermiş: “Onu göle götürüp serbest bırakacağım!” İşte o zaman, ördek yavrusu sudaki yansımasını görmüş: “İmkansız! Nasıl da değişmişim! Artık kendini tanıyamıyorum!”

    Göç ettiği yerden dönen kuğu sürüsü göle inmiş. Ördek yavrusu yeni gelenleri görünce tıpkı kendisine benzediklerini fark etmiş ve kısa zamanda onlarla arkadaşlık kurmuş.

    “Bizler de senin gibi kuğuyuz! Şimdiye kadar nerede saklandın?” diye sormuşlar ona.

    “Bu uzun hikaye!” diye yanıtlamış, hala şaşkınlığı üzerinden atamayan genç kuğu. Şimdi benzerlerinin arasında gururla yüzüyormuş.

    Günlerden bir gün, kıyıdaki birkaç çocuğun konuşmasını duymuş: “Bakın, şu genç kuğuya bakın, en güzeli o!” Artık kendini çok mutlu hissediyormuş.
     
  4. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  5. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    KURŞUN ASKER


    Bir varmış, bir yokmuş… bir sürü oyuncağı olan bir çocuk varmış. Oyuncaklarını odasında tutar ve gün boyunca onlarla oynayarak çok güzel saatler geçirirmiş. En sevdiği oyunlardan biri, kurşun askerlerin savaşıymış. Askerileri karşı karşıya dizer ve savaştırırmış… bu askerler ona ilk armağan edildiğinde, bir döküm hatası yüzünden, içlerinden birinin bir bacağının olmadığını fark etmiş. Yine de, oyun oynarken, sakat askeri en başarılıları olmaya teşvik etmek için, herkesin önüne, ilk sıraya koyarmış.

    Çocuk, geceleri oyuncaklarının canlandığını ve aralarında konuştuklarını bilmezmiş; sık sık da, sık sık da, bütün askerlerini sıraya dizip bırakırken, bacağı olmayanı diğer oyuncaklarının arasında unuturmuş. Böylece, kurşun asker, kendini yine kendisi gibi metalden yapılma, hoş bir balerinle konuşur bulmuş. Aralarında büyük bir yakınlık doğmuş ve yavaş yavaş, neredeyse hiç farkında olmadan, askercik kıza aşık olmuş. Geceler birbiri ardından hızla geçip gidiyormuş ve aşık asker, sevgisini itiraf edecek cesareti bir türlü bulamıyormuş. Çocuk onu savaşması için diğer askerlerin yanına koyduğu zamanlar, kızın onun ne kadar cesur olduğunu görmesini ümit edermiş. Akşamları, balerin ona korkup korkmadığını sorduğunda, gururla “hayır” dermiş.

    Ama askerin ısrarlı bakışları ve iç çekişleri sürpriz kutusu içinde kapalı duran küçük şeytanın dikkatinden kaçmamış. Gece yarısı olup da, kutu tıpkı bir büyü yapılmış gibi açılıverdiğinde, parmağıyla zavallı askeri işaret ediyormuş. Derken bir gece, küçük şeytan ağzındaki baklayı çıkarmış: “Hey, sen! Balerine fazla bakma!” Zavallı askercik, şaşkınlıkla kıpkırmızı kesilmiş ama nazik balerin, onu rahatlatmış: “O çirkin, kıskanç şeyi dinleme! Ben seninle sohbet etmeyi çok seviyorum!” Bunları söyledikten sonra, o da kızarmış. İkisi de öyle utangaçmış ki, birbirlerini sevdiklerini söyleyememişler!

    Derken bir gün birbirlerinden ayrılmışlar. Çocuk kurşun askeri alıp pencerenin önüne koymuş. “Burada kal ve içeri düşman girmesin diye nöbet tut! Bir bacağın eksik de olsa, gözcülük yapabilirsin!”

    Sonra, oyuna başlamak için, diğer askerleri masanın üstüne dizmiş. Mevsim yazmış ve sonraki günlerde de kurşun askeri yerinden oynatan olmamış. Bir öğleden sonra, aniden fırtına patlayıvermiş. Rüzgar yüzünden pencere kanatları kapanıp kurşun askeri boşluğa düşürmüş. Pencere pervazından baş aşağı yere düşerken, tüfeğinin süngüsü toprağa saplanmış. Rüzgar ve yağmur devam ediyormuş. Bu gerçekten korkunç bir fırtınaymış! Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, kısa sürede geniş su birikintileri oluşturmuş ve kanalizasyon çukurları bitip tükenmeyen yağmur sularıyla dolmuş.

    Yakındaki bir okulun kapısında, bir grup çocuk dışarı çıkabilmek için sabırsızlıkla yağmurun dinmesini bekliyormuş. Nihayet yağmurun hızı kesilmeye başlamış ve çocuklar evlerine dönmek için koşarak dışarı fırlamışlar. Şamata etmekten geri kalmayan çocuklar, en büyük su birikintilerinden kaçabilmek için hoplayıp zıplıyormuş; içlerinden ikisi, son yağmur damlalarına yakalanmamak için dikkatlice evlerin duvarlarına yakın yürüyorlarmış. Böylece, yağmur yüzünden yumuşayan toprağa saplanmış kurşun askeri görmüşler.

    Yalnızca tek bacağı olması ne kötü! Yoksa onu eve götürürdüm demiş biri. Diğeri oyuncağı alıp cebine koymuş: “Yine de alalım, belki işimize yarar!”

    Caddenin yukarısından aşağı doğru hızla sular akıyormuş. Nasıl olduysa bu suyun içine düşmüş kağıttan yapılma bir kayık, suyla birlikte yanlarına sürüklenmiş. “Askeri bunun içine koyalım, böylece denizci olur!” demiş onu alan çocuk. Böylece kurşun asker denizci olmuş!

    Hızla akan su bir kanalizasyon çukuruna iniyormuş, gemi de oraya sürüklenmiş. Yeraltındaki kanalda su yüksek ve çamurluymuş. Kocaman fareler, sırılsıklam olmuş, neredeyse batacak kayık tek yolcusuyla yanlarından geçerken, dilerini gıcırdatıyormuş.

    Ama savaşta onca tehlikeyle karşılaşmış olan askeri korkutmak için bundan daha fazlası gerekiyormuş! Kanalizasyondaki su bir nehre dökülmüş ve o sırada yüksek dalgalar arasında kalan kayık ters yüz olmuş. Asker o anda sonunun yaklaşmakta olduğunu anlamış.

    Kayık battıktan sonra, asker suya gömülmüş. Aklından binlerce düşünce geçiyormuş ve içlerinden biri özellikle canını sıkmaktaymış. “Bir daha asla tatlı balerinimi göremeyeceğim!”

    Ama kocaman bir ağız onu yutuvermiş ve kurşun askerin kaderi bir kez daha değişmiş. Artık kurşun asker, üniformasının değişik renkleri yüzünden onu fark eden ve ağzının suyu akan kocaman bir balığın karanlık midesindeymiş. Ama balığın bu müthiş ziyafetin tadını çıkartmak için pek fazla zamanı olmamış. Bir balıkçının nehre attığı büyük ağa yakalanıvermiş. Çok geçmeden kendini, diğer talihsiz balıklarla birlikte, pazara götürülen bir sepetin içinde bulmuş.

    “İşte, bu tam akşam yemeğine gelecek davetlilere göre!” demiş kadının biri, bir tezgaha yerleştirilmiş koca balığı görünce. Artık balık mutfaktaymış. Aşçı onu temizlemek için içini açmış ve eline gelen kurşun askeri görünce çok şaşırmış.

    “Ama bu onun askeri…” diyerek, tek bacağı olmayan askeri bulduğunu söylemek üzere çocuğun yanına koşmuş. “Bu kesinlikle benim!” demiş, kayıp askerini tanıyarak sevinen çocuk. “Kim bilir neler oldu da o balığın karnına girdi! Zavallıcık pencereden düştüğünden beri başından neler geçmiştir!”

    Ve askeri şöminenin üzerindeki rafa, bir süre önce kız kardeşinin oraya koyduğu balerinin yanına yerleştirmiş.

    Kaderin mucizesi iki aşığı yine bir araya getirmiş. Birbirlerine yakın olduklarına sevinmişler. Gece boyunca aralıksız konuşabilir ve ayrılmalarından sonra olanları birbirlerine anlatabilirlermiş. Ama yeni bir sürprizle karşılaşmışlar. Şiddetli hava akımının havalandırdığı ağır tül havalanıp balerine çarpmış ve onu şöminedeki ateşe düşürmüş. Arkadaşının düştüğünü gören kurşun asker, korkuya kapılmış. Aşağıda, şöminede ateş yandığını biliyormuş. Onu kurtarmak için yapabileceği hiçbir şey yokmuş. Bir kurşun asker için ateş, en büyük düşmanmış. Çünkü ateş metali eritirmiş. Tek bacağı üzerinde sallanarak kendisini ayakta tutan kaideyi kımıldatmaya çalışmış. Bu çabası, o da ateşe düşene dek uzun süre devam etmiş. Böylece, kötü günde de yan yanaymışlar. O kadar yakınmışlar ki, ateşten ısınan metal kaideleri erimeye başlamış.

    Birinin kaidesini oluşturan kurşun, diğerininkiyle karışmış ve artık sıvılaşan metal, kalp şeklini almış. Vücutları da neredeyse eriyecekken, şöminenin önünden geçmekte olan çocuk, iki oyuncağını alevler arasında görmüş. Onları ayağıyla ateşten uzaklaştırmış. O günden sonra, asker ve balerin, kader onları birleştirdiği için, daima birbirlerine yakın olmuşlar. Kalp şeklindeki tek bir kaide üstünde.
     
  6. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  7. BenCano

    BenCano ~HürGeneral~ Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    148
    harika şeyler anlatmışsın canım,
    çocuklarla vakit geçirmek önemli ama bazen ne yapabiliriz diye düşündüğümüz de oluyodu, iyi oldu bu ,
    sağolasınnnn
     
  8. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  9. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    1.YELKENLİ YAPIMI

    Araç ve Gereçler: 1- Büyük boy gazoz kamışı.
    2- İki büyük makara.
    3- Renkli karton.
    4- Kürdan, ip (ince).

    Kamışlar kırılmadan esnetilir ve uçlarına delik açılarak birbirine bağlanır. Makaraların içlerinden kalın yün geçirilerek iki ucu kamışlara monte edilir. İki makaranın ortasına renkli kartondan dikdörtgen bir parça yerleştirilir. O parçaya daha önce renkli fon kağıdından hazırlanmış yelken kısmı ince uzun bir çubukla monte edilir ve bayrağı asılır. İki uçlarından ince ipliklerle kamışlara tutturulur.


    2.YILBAŞI SÜSÜ

    Araç ve Gereçler: 1- Fon kağıdı, kurdela.
    2- İstenilen renk ve desende kumaş.
    3- Çamaşır lastiği.
    4- Konçine (Yılbaşı için satılan kırmızı top çiçekler).


    Külah Yapımı: Yılbaşında çocuklara hazırlanan yılbaşın süslerinden olan yılbaşı külahının yapımı. En az 50 cm. ebadında istenilen renkte fon kağıdı külah yapılır. Kumaş külahtan uzun bırakılır. İçine istenilen hediyeler doldurulur. Kumaşın ağzı dikilip lastikle büzülür. Kurdela ile süslenir. İçindeki kumaşın deseninden külahın üzerine kesilip yapıştırılır.İstenilen şekilde yazılar yazılır. Bu şekil çizme veya torba olarak da uygulanır. Hazırlanan bu yılbaşı süsleri ipe geçirilerek panoya asılır ve yılbaşı günü gelene kadar muhafaza edilir.

    Yapraktan Ağaç Yapımı: İstenilen sayıdaki ağaçların gövdesi eski bir resim kitabından kesilir veya siz kendiniz ağaç gövdelerinin üzerine çeşitli ağaçlardan toplanmış olan yapraklar yapıştırılır. Üzerlerine yine resim kitabından kesilmiş ya da çizilmiş kuşlar yerleştirilir.

    Yapraktan Köpek Yapımı: Yukarıdaki işlem gibi istenilen bir köpek resmi çizilir ya da eski bir resim kitabından kesilir. Köpeğin vücuduna yaprak yapıştırılır. Çizilmiş ya da kesilmiş olan köpek kafası ve ayakları monte edilir.

    3.PASTA KAĞIDI VE KESE KAĞIDI İLE ÇOCUK YAPIMI

    Araç ve Gereçler: 1- Tahta boncuk (Büyük boy)
    2- İçine pasta konulan kıvrımlı kağıtlar.
    3- İstenilen renkte kurdela ve fon kağıdı
    4- Guaj boya veya elişi kağıdı

    Pasta Kağıdı ile Çocuk Yapımı: Tahta boncuğun üzerine yüz ifadesini vermek için guaj boya ile boyanır veya elişi kağıdıyla kaşı ve gözü yapıştırılır. Kafasının üzerine yünden saçlar ve pasta kağıdından şapkayı yapıştırır. Fon kağıdını boru şeklinde kıvırarak baş uçlarını tırtıklı keserek, kurdelayı da boynuna bağlayarak monte edin. Pasta kağıtlarını ortalarından fon kağıdına uygun olarak yuvarlak kesip boru şeklindeki fon kağıdına üst üste gelecek şekilde dizin.

    Kese Kağıdı ile Çocuk Yapımı: Baş şekli aynı yukarıdaki şekildeki uygulandığı gibi uygulanır. Pasta kağıdı yerine başın altına kese kağıdı kurdela ile büzülüp yapıştırılır ve monte edilir.

    4.ÇEŞİTLİ YAPRAKLARDAN FAALİYETLER


    Araç ve Gereçler: 1- Çeşitli ağaç yaprakları
    2- Makas, uhu
    3- Eski boyama kitaplarından kesilecek resimler ya da kendimizin yapacağı resimler

    Yapraktan Bale Kızı Yapımı: Eski boyama kitabından kesilen baş, kol ve bacaklar bale dansının ritmine uygun şekilde orantılı olarak yaprağın üzerine yapıştırılır. İstendiği zaman yaprağın ekline uygun olarak baş, kol ve bacaklar çizilir.

    Yapraktan Ağaç Yapımı: İstenilen sayıdaki ağaçların gövdesi eski bir resim kitabından kesilir veya siz kendiniz ağaç gövdelerinin üzerine çeşitli ağaçlardan toplanmış olan yapraklar yapıştırılır. Üzerlerine yine resim kitabından kesilmiş ya da çizilmiş kuşlar yerleştirilir.

    Yapraktan Köpek Yapımı: Yukarıdaki işlem gibi istenilen bir köpek resmi çizilir ya da eski bir resim kitabından kesilir. Köpeğin vücuduna yaprak yapıştırılır. Çizilmiş ya da kesilmiş olan köpek kafası ve ayakları monte edilir.
     
  10. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  11. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    0-1 Yaş İşlevsel Oyunlar

    Bip Bip Oyunu

    Araba oyunu gibi oynanır; sözler söylendikçe, çocuğun aynı yerlerine dokunulur.

    Araba geldi,

    Durakta durdu,

    Bip bip.



    Çevren çevren çemberlik oyunu

    Çevren çevren çemberlik ( Parmakla, avuç içine halkalar çizilir )

    Ortasında pınarcık ( Parmakla, avuç ortasına vurulur )

    Bir kuş gelmiş su içmiş ( Parmak avuç ortasına vurulur, yukarıya kaldırılır,kuşun su içerken yaptığı gibi )

    Sonra pırrr diye uçmuş ( Denir, elle kuşun uçup gitmesi canlandırılır )

    Araba Oyunu

    Araba (denir çocuğun çenesine dokunulur)

    Maraba (denir çocuğun çenesine dokunulur)

    Cip (denir çocuğun çenesine dokunulur)

    Bip (denir çocuğun çenesine dokunulur)



    Beş kardeş oyunu

    Beş minik kardeş varmış ( Beş parmak gösterilir )

    Bir gün ava gitmişler

    Bir kuş görmüşler

    Bu tutmuş ( Baş parmak tutulur, sağa sola sallanır )

    Bu temizlemiş ( İşaret parmağı tutulur, sallanır )

    Bu pişirmiş ( Orta parmak tutulur, sallanır )

    Bu yemiş ( Yüzük parmağı tutulur, sallanır )

    Bu da ( Küçük parmak tutulur )

    "Hani bana, hani bana ?" demiş. ( Küçük parmak sallanır )

    "Yok sana, yok sana" demişler.

    "Ben de gider ararım, Ben de gider ararım" ( Bu sözler yinelenirken, uygulayıcı ikinci ve üçüncü parmakları ile yürüyüş öykünmesi yaparak, çocuğun bileğinden koluna doğru parmaklarını yürütür ve koltuk altına vararak çocuğu gıdıklar, gıdıklarken de aşağıdaki sözleri söyler : )

    "gıdı gıdı, gıdı gıdı "

    Tel sarar oyunu

    Tel sarar Ayşe tel sarar ( Eller yukarı kaldırılarak, sağa sola döndürülür )

    Tel bulamazsa ne sarar ( Ellerle soru devinimi yapılır )

    Komşunun oğlunu sarar ( Çocuğa sarılma devinimi yapılır )

    Not : Ayşe yerine, çocuğun adı neyse o söylenir. Çocuk erkekse son satırda "Komşunun kızını sarar" denilir.

    Köşe Bakkalı Oyunu

    Köşe bakkalı ( denir, çocuğun çenesi elle tutulur )

    Kapalı çarşı ( denir, ağız gösterilir )

    Horhor çeşmesi ( denir, burun tutulur )

    Elmacılar ( denir, yanaklara değilir )

    Aynacılar ( denir, gözler gösterilir )

    Kemancılar ( denir, kaşlar sıvazlanır )

    Düz bayır ( denir, alna dokunulur )

    Karışık çayır ( denir, saçlar karıştırılır )

    Sar makarayı oyunu

    Sar sar makarayı eller önde tutulur, birbiri çevresinde yün sarar gibi döndürülür

    Çöz çöz makarayı ( Devinim tersine yapılır )

    On kilo yağ ( İki el on parmak açılarak ileriye uzatılır )

    On kilo bal ( Aynı devinim yinelenir )

    Yala yala bitmez ( Avuçları yalama devinimi yapılır )

    Beşi sana ( Beş parmak açılır ve çocuğa gösterilir )

    Beşi bana ( Beş parmak açılır ve göğse konur )

    Kediye cık cık ( Yok anlamına gelen cık cık sesi çıkarılır, Baş ve ellerle yok devinimi yapılır )

    Yukarıda verilen tekerlemeli örneklerden başka tür işlev oyunları da uygulanabilir. Örneğin top oyunu, gazete oyunu vb.

    Top oyunu

    Oturabilen bir çocuğun önüne topu yuvarlayınız. Çocuğun bu topu tutmaya size doğru yuvarlamaya çalışacağını görürsünüz. Çocuk emekleyebiliyorsa, bu kez de topu yakalayabilmek için ona doğru sürünmeye çalışacaktır. Bunlar gibi başka devinimler de oyun sırasında bulunabilir.

    Gazete oyunu

    Çocuk, bir yetişkinin gazete sayfalarını çevirirken çıkan kağıt hışırtısını duyarsa, gazeteyi yakalamaya çalışacak; başarabilirse, aynı hışırtıyı duyabilmek için kendisi de gazeteyi tutmayı ve sayfa çevirmeyi deneyecektir. Başka gazeteler bulsa, kağıt hışırtısının kendisine vereceği heyecanı yeniden tatmak için gene gazeteyle oynayacaktır.

    Özerklik dönemi işlev oyunları ( 1-3 yaş )

    Parmak Oyunları

    Çal Kapıyı

    Çal kapıyı çal ( Sağ elin işaret parmağıyla alna vurularak, kapı çalma öykünmesi yapılır )

    Bak pencereden ( her iki elin işaret ve baş parmakları iki gözün önünde birleştirilir, gözlük gibi halka yapılır )

    Çevir mandalı (Burun el ile bükülür )

    Gir içeri ( sağ elin işaret parmağı, ağzın içine sokulur )

    Al bir iskemle ( Kulak memelerinden biri tutulur, çekilir )

    Otur şuraya ( Öteki kulak memesi tutulur, çekilir )

    Nasılsın bu gün Ayşe ? ( Çene tutulur, sallanır )

    ( Ayşe adı, çocuğun adına göre değiştirilerek söylenir )

    Ben bir ağacım ( Öykünme )

    Ben bir ağacım ( Ayakta, eller yanda, dik durulur )

    Dallarım var benim (kollar, başın yukarısına kaldırılır, avuçlar kapatılır )

    Dallarım BİR çiçek açtı ( Bir parmak açılır )

    Dallarım İKİ çiçek açtı ( ikinci parmak açılır )

    Dallarım ÜÇ çiçek açtı ( üçüncü parmak açılır )

    Dallarım DÖRT çiçek açtı ( dördüncü parmak açılır )

    Dallarım BEŞ çiçek açtı ( beşinci parmak açılır )

    Dallarım ALTI çiçek açtı ( altıncı parmak açılır )

    Dallarım YEDİ çiçek açtı ( yedinci parmak açılır )

    Dallarım SEKİZ çiçek açtı sekizinci parmak açılır )

    Dallarım DOKUZ çiçek açtı dokuzuncu parmak açılır )

    Dallarım ON çiçek açtı ( onuncu parmak açılır )

    Bir rüzgar çıktı Yukarıdaki kollar, bedenle birlikte öne doğru eğilir, sağa sola sallanır ; rüzgardan sallanan ağaç öykünmesi yapılır )

    Vuvvv… vuuuvvv.. vuuuuvv… ( sesle rüzgar öykünmesi yapılır )

    Yağmur yağdı ; şıp şıp şıp ( parmaklarla yağmur öykünmesi yapılır )

    Tüm çiçekler döküldü ( parmaklar, kollar indirilir )

    On Parmak

    Benim on parmağım var ( iki elin parmakları açılarak gösterilir )

    Tümüyle benim ( eller, parmaklar açık olarak göğüste kavuşturulur )

    Onlarla ben her şeyi yaparım.

    Sımsıkı kapar ( her iki el yumulur )

    Kocaman açarım ( iki elin parmakları açılır )

    Birbirine kavuştururum ( eller kavuşturulur )

    Arkama saklarım ( eller arkaya saklanır )

    Yukarıya kaldırır ( kollar yukarıya, gerinerek kaldırılır )

    Aşağıya indiririm ( kollar bedenin iki yanına sarkıtılır )

    Sonra kucağımda dinlendiririm ( eller rahatça kavuşturulup kucağa konur )

    Parmaklarım

    Sağ elimde beş parmak ( Sağ elin beş parmağı gösterilir )

    Sol elimde beş parmak ( Sol elin beş parmağı gösterilir )

    Sen de istersen say bak

    Say bak, say bak, sayy bak.

    Bir-iki-üç-dört-beş ( Sağ elin parmakları sırayla açılarak sayılır )

    Bir-iki-üç-dört-beş ( Sol elin parmakları sırayla açılarak sayılır )

    Hepsi eder on parmak ( Her iki elin parmakları açılarak gösterilir )

    Sen de istersen say bak

    Say bak, say bak, sayy bak.

    Bir-iki-üç-dört-beş-altı-yedi-sekiz-dokuz-on ( Her iki eldeki parmakların tümü sırayla açılarak sayılır )

    Ali ile Ayşe

    Bu oyun, iki elin baş parmakları ile oynanır. Sağ elin baş parmağı "Ali", sol elin baş parmağı "Ayşe" olur. Avuç kapalı durur.

    Bir gün Ali evden çıkmış ( Baş parmak yumuk elden yukarı kaldırılır )

    Sağa bakmış kimse yok

    Sola bakmış kimse yok

    Aşağı bakmış kimse yok

    Yukarı bakmış kimse yok ( sağa, sola, aşağı, yukarı bakma işlemleri, baş parmakla yapılır )

    Girmiş içeri

    Biraz sonra

    İkisi birden evden çıkmışlar ( iki baş parmak avuç içinden çıkartılır )

    Sağa bakmışlar kimse yok

    Sol bakmışlar kimse yok

    Aşağı bakmışlar kimse yok

    Yukarı bakmışlar kimse yok ( her iki baş parmak, aynı devinimleri yapar )

    Karşılıklı bakışmışlar ( baş parmakların iç kısımları, birbirini görecek biçimde karşı karşıya getirilir )

    Günaydın ALİ

    Günaydın AYŞE

    demişler… ( baş parmaklar birbirine değdirilir )

    Oynamışlar, oynamışlar ( baş parmaklar oynama öyküntüsü yaparak, oynatılır )

    Yorulmuşlar… ( parmaklar durur )

    Ayşe'nin annesi çağırmış

    Ali'nin annesi çağırmış

    Hoşça kal ALİ

    Hoşça kal AYŞE

    demişler… ( baş parmaklar birbirine değdirilir )

    Evlerine girmişler. ( baş parmaklar avuç içine saklanır )

    Üç Topum Var

    Benim üç topum var.

    İşte en küçük topum ( baş parmak ve işaret parmağı birleştirilerek bu iki parmakla halka yapılır, gösterilir )

    İşte ortanca topum ( iki elin baş parmakları birbirine, iki elin işaret parmakları birbirine birleştirilir, ortanca topu simgeleyen bir halka yapılır, gösterilir )

    İşte bu da kocaman topum (iki kol öne uzatılır, ellerin uçları birbirine birleştirilir, halka yapılır, gösterilir)

    Haydi gelin bu üç topu

    Bir kez daha gösterelim ( aynı sözlerle, aynı devinimler yinelenir )

    Dedemin Gözlükleri

    Uyurken dedem

    Gözlükleri gözündeymiş ( iki elle yuvarlak gözlük işareti yapılır ve eller gözlerin üzerine konur )

    Unutmuş gözlüklerin gözünde olduğunu

    Uyanınca başlamış aramaya ( sağa, sola bakılarak arama öykünmesi yapılır )

    Aramış, taramış bulamamış ( eller arkaya saklanır )

    Bir de bakmış ki

    Gözlükler gözündeymiş ( eller gözlük gibi yapılır ve gözlere konur )

    Gözüm kulağım, elim ayağım

    İşte gözüm ( sağ göz, sağ elle kapatılır )

    İşte kulağım Sağ kulak, sağ elle tutulur

    Bu görmek için ( baş parmak ve işaret parmağı ile yuvarlak yapılır, göze yerleştirilir )

    Bu duymak için ( el kulağın arkasına konularak, ses duyuyormuş gibi yapılır )

    İşte elim ( sağ el gösterilir )

    İşte ayağım ( sağ ayak gösterilir )

    Bu tutmak için ( sağ elle bir şey tutuluyor gibi yapılır )

    Bu yürümek ve koşmak için ( durduğu yerde yürür gibi, koşar gibi yapılır )

    Minik Arı

    Anneme minicik bir arı götürüyorum ( iki elin avuçları birleştirilip, yuvarlak yapılır. İki el içinde bir şey varmış gibi tutulur )

    Çok sevinecek

    Kim bilir ne diyecek ?

    Ufff…soktu elimi ! ( arı sokmuş gibi yapılır, acıyla parmaklar açılır, eller silkelenir )

    Sağ El, Sol El

    İşte sağ elim ( sol el ile sağ ele dokunulur, sağ el gösterilir )

    Bu da sol elim ( sağ el ile sol ele dokunulur, sol el gösterilir )

    Bu sağ kolum ( sol el ile sağ kola dokunulur, sağ kol gösterilir )

    Bu da sol kolum ( sağ el ile sol kola dokunulur, sol kol gösterilir )

    İki kolumu havaya kaldırırım ( iki kol yukarıya kaldırılır )

    Ellerimi, avuçlarımı birbirine vurur

    İşte böyle şap şap yaparım. ( iki el havada, avuçlar birbirine vurularak ses çıkarılır )

    Saat

    Bir saatim var minicik ( iki elin avuçları, içinde bir şey varmış gibi birbirine çapraz olarak birleştirilir )

    Kulağıma koyarım ( birleştirilmiş eller kulağa götürülür )

    Tik tak'ını duyarım

    Tik tak, tik tak ( denirken, dinliyormuş gibi yapılır )

    Çocuklar dinleme öykünmesi yaparlarken öğretmen şunları söyler ;

    "Haydi şimdi çocuklar………………oyununa başlayalım."

    ( bunun üzerine çocuklar da, avuçlarındaki saati bir kenara koyar gibi yaparlar. Öğretmenin adını söylediği oyuna başlanır.)

    NOT : Bu parmak oyunu, bir başka oyuna başlamadan önce oynanır.

    Tavşan

    Bir minik tavşan varmış ( sağ elin işaret ve orta parmakları, tavşan kulakları gibi tutulur )

    Bu kafeste yaşarmış ( sol el, portakal tutar gibi yuvarlak yapılır )

    Gezerken bir ses duysa

    Hemen diker kulaklarını ( sağ elin kulak öykünmesi yapan parmakları dimdik tutulur )

    Hop… diye kafesine

    Koşar atlarmış… ( parmaklardan yapılmış kulaklar, "hop" deyince, öteki elin avuç içine konur ve sıkıca tutulur )
     
  12. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  13. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Yaşlara ve gelişim düzeyine uygun oyuncak seçimi
    Oyun ve oyuncak çocuğun dünyayı, yaşamı, insanları ve kendisinin dünya içerisindeki konumunu güvenli bir ortamda keşfetmesini sağlar. Çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişiminin en önemli kaynağı oyun ve oyuncaklardır. Çocukların işi oyun oynamaktır. Günümüzün bol seçenekli, bol reklamlı dünyasında çocuğunuzun gelişim düzeyine ve yaşına uygun, onu eğlendirirken geliştiren oyuncakları seçmekte zorlanıyorsanız, işte size pratik bir rehber. Aşağıda belli yaşlardaki önemli gelişimler ive bu gelişimleri destekleyen, çocuğun yeni becerilerini kullanması ve geliştirmesini sağlayan oyuncak önerilerini bulacaksınız.

    0-6 aylık çocuklar
    Gelişim özellikleri
    Bebeğin bu dönem içerisinde sergileyeceği önemli gelişimlerden bazıları şunlardır:

    Fiziksel
    Gözlerini odaklama, yani nesneleri gözleri ile takip etme,Seslerin kaynağını tespit etme ve başını sesin geldiği yöne çevirme,El kontrolünün artması ve önce elleriyle nesnelere vurma, daha sonra da nesnelere uzanıp, tutma,Ayaklarını keşfetme ve ayaklarını ağzına götürme,Destekli olarak oturmaya başlama,Yuvarlanma, sallanma, sürünme, dönme gibi büyük kas hareketleri

    Zihinsel
    Dünyayı gözleri ve kulakları ile keşfetme ve elleri, ayakları ve ağzı ile keşfetmeye de başlama,Ortamda kendi hareketlerinden kaynaklanan etkiler yaratmaktan hoşlanma
    Her zaman gördüğü kişileri, nesneleri ve hatta olayları tanımaya ve hatta bunların olmasını beklemeye başlama.İnsanlar, nesneler ve olaylar arasındaki farkları ve yabancıları ayırmaya başlama.Bazı kişi, nesne ve olaylara yönelik belirgin tercihler geliştirmesi.Bazı hareketleri taklit edebilmesi

    Sosyal
    İnsan yüzü ve seslerine ilgi gösterme.Bazı yüzler, sesler ve aynadaki aksine gülümseme.Yüzleri gördüğünde ve sesleri duyduğunda ağlamayı bırakma.Dikkat çekmek ve insanlarla ilişki kurmak için çaba göstermeye başlama.Tanıdık insanları yabancılardan ayırma ve bazı kişileri özellikle tercih etme.Sesler ve heceler çıkarma, kahkaha atma ve ses oyunları.Sesleri dinleme ve taklit etmeye çalışma

    Oyuncakların genel özellikleri
    Bu yaşa yönelik oyuncaklar esas olarak bakma, dinleme, ağza alma ve dokunmaya yöneliktir.0-2 aylık bebekler ilginç şeyleri görmek ve duymaktan hoşlanır.2-6 aylık bebekler nesnelere dokunmak, tutmak, eliyle vurarak döndürmek, sallamak, tekmelemek, ağza almak ve tadına bakmaktan hoşlanırlar.Bebekler parlak renkleri, zıt renkleri, basit çizimler ve net çizgileri, insan yüzlerini ve özellikle de gözleri görmekten hoşlanır.Bebekler asılı, hareket eden ve hafif, yumuşak sesler çıkaran nesneleri veya dönenceleri izlemekten hoşlanır. Bebeğin izlemesi için asılan oyuncaklar bebeğin gözlerinden 15-20 cm. uzağa yerleştirilmelidir. İlk haftalarda bebekler çoğunlukla sağ yanlarına bakarlar. Bu nedenle ilk haftalarda oyuncaklar bebeğin sağ tarafına asılmalı ve bebek uzanmaya başladığında ise dokunamayacağı mesafeye çekilmelidir. Bebekler çeşitlilik ister ve kendi yaptığı bir hareket ile etkileyebileceği oyuncakları severler. Elinde tutacağı oyuncaklar hafif ve bebeğin eliyle tutmasına uygun oyuncaklar olmalıdır.Ağzına götürebileceği oyuncaklar keskin köşe veya kenarları olmamalı, boğazına, burnuna, kulağına kaçabilecek küçük parçalar, toksik malzemeler, cam parçalar, parmaklarının sıkışabileceği delikler ve uzun ipler içermemelidir.

    Hangi oyuncaklar?
    Yüzünüze değişik, eğlenceli ifadeler vermek.Bebeğinizle konuşmak ve ona şarkılar söylemek.Çıngıraklar ve müzikli oyuncaklar.Yumuşak, sıkınca ses çıkaran oyuncak ve toplar (topların çapı en az 44 mm. olmalıdır) .Kırılmaz aynalar.Dişlikler.Parlak resimler.Bebeğin kolayca tutabileceği küçük oyuncaklar.Kumaş kitaplar.Birbirine geçen plastik halkalar.


    7-12 aylık çocuklar
    Gelişim özellikleri
    Bebeğin bu dönem içerisinde sergileyeceği önemli gelişimlerden bazıları şunlardır:

    Fiziksel
    Desteksiz oturma,Emekleme,Tutunarak ayağa kalkma, sıralama ve yürüme (10-16 ay).Hareket etmeye ilginin artması ve motor becerilerini sınama.Baş parmağı ve işaret parmağı arasında küçük nesneleri tutabilme.Nesneleri birbirine vurma, birbirinin içine sokma, sürükleme, sıkma, atma, sallama, ısırma, düşürme, açma/kapama, itme/çekme, doldurma/boşaltma.Suda oynamaktan hoşlanma

    Zihinsel
    İnsanların ve nesnelerin ortaya çıkması ve kaybolmasına ilgi duyma, nesnelerin kalıcılığının kavranması (11 ay civarında gözüyle görmediği nesnelerin var olmaya devam ettiğini bilir ve bu nesneyi arar) .Çekmeceleri, dolapları, kutuları doldurup boşaltma, nesneleri içeren şey ile içerdiği şey arasındaki ilişkiye ilgi gösterme .
    İlerleyen ve düşen nesnelere ilgi duyma, nesneleri ipten çekerek sürükleme.
    Herşeyi keşfetme, inceleme arzusu.Basit mekanizmaları çalıştırmak ve sonucunu görmekten hoşlanma.İnsanları, nesneleri, oyunları hatırlama, oyuncaklarla yaptığı hareketlerin kalıcı olması (aynı oyuncakla her seferinde aynı şekilde oynaması) ve farklılıklara yönelik ilgi .Resimli kitaplara ilgi duymaya başlama

    Sosyal
    Yabancılardan korkma ve değişikliklere tepki gösterme,Başka insanları inceleme ve taklit etme,Başkalarının kendisini onaylaması ve onaylamamasına karşı hassasiyet
    Başkalarının ilgisini çekme ve onları etkilemeye ilgi duyma,Saklambaç, bay bay yapmak gibi basit sosyal oyunlara ilgi,Heceler söyleme ve dil oyunları yapma, bazı sesleri taklit etmeye çalışma,Kendi adını tanıma, adını bildiği nesneleri parmağıyla işaret etme, basit komutları izleme

    Oyuncakların genel özellikleri
    7-9 aylık bebekler oyuncaklarla daha uzun süre ilgilenirler. Bu yaştaki bebekler oyuncakları birbirine vurmaktan, birbirinin içine sokmaktan, düşürmekten, bükmekten, sıkmaktan, sallamaktan, sürüklemekten, ısırmaktan, fırlatmaktan, açıp kapamaktan, doldurup boşaltmaktan hoşlanırlar.10-12 aylık bebekler nesneleri her yönüyle tanımaya çalışırlar ve herşeyi keşfetmek isterler. Bu yaştaki bebekler nesneleri istiflemekten, birşeyin içine koyup, dışına çıkarmaktan, dökmekten, içiçe geçirmekten, açma ve kapamaktan, tuşlara basmaktan, döndürmekten ve araba ve topları itmekten hoşlanırlar.7-12 ay grubundaki bebekler genel olarak basit mekanizmaları çalıştırmaktan, dolap, çekmece, kutu gibi eşya dolu şeylerden ve nesneler içeren şey ile içerdiği şey arasındaki ilişkiden ve gözüküp kaybolan nesnelerden hoşlanırlar.Her yaştan bebekler kendi eylemleri ile sonuç yaratmaktan hoşlanırlar. Bu yaş grubundaki bebeklerin oyuncakları ağza götürme açısından güvenli, kırılmaz, ağız, kulak ve burna kaçabilecek küçük parçalar, toksik malzeme ve sert kenar ve köşeler içermeyen, parmak ve ellerinin sıkışmayacağı, uzun bağları olmayan oyuncaklar olmalıdır.

    Hangi oyuncaklar?
    Çıngıraklar ve müzikli oyuncaklar ,Yumuşak, sıkınca ses çıkaran oyuncak ve toplar (topların çapı en az 44 mm. olmalıdır).Kırılmaz aynalar,Dişlikler ,Karton bebek kitapları,Sert kumaş oyuncaklar,Kapağı açılınca içinden çeşitli nesneler fırlayan kutular,Doldurup boşaltabileceği nesnelerle dolu kutular,Üst üste istiflenebilen büyük ebatlı oyuncaklar,Banyo oyuncakları,Büyük tüylü oyuncaklar.İtme-çekme oyuncakları


    1-2 yaşındaki çocuklar
    Gelişim özellikleri
    Bebeğin bu dönem içerisinde sergileyeceği önemli gelişimlerden bazıları şunlardır:

    Fiziksel
    Basit büyük kas becerilerinin çoğunu kazanmıştır,Yüksek yerlerden atlama, tırmanma, asılma, yuvarlanma, zıplama, koşma gibi bol bol fiziksel sınamalar yapar.Her türlü nesneyi fırlatır ve tekrar getirir.Döner tekerli vasıtaları başarıyla kumanda ederek iter
    2.5-3 yaşında el ve parmak koordinasyonu oldukça gelişmiştir.Küçük nesnelerle bol bol aktif oyunlar oynar, oyun malzemelerinin farklı özelliklerini keşfeder

    Zihinsel
    Nesnelerin doku, şekil, ebat ve renkleri gibi özellikleri ile ilgilidir.Benzer nesneleri gruplandırabilir.İlk sayma becerileri.İlk yaratıcı aktiviteler (çizme, kurma, hamur, kil). Henüz süreçler sonuçlardan daha önemlidir.Bazı sorunları zihninden çözümler.Hayali fantezi oyunlar artar ve kendi başına veya bir yetişkinle fantezi oyunları oynar

    Sosyal
    Halen ilgisi esas olarak anne-babaya yöneliktir, ancak başka çocuklarla da işbirliği kurarak oynamaya başlar (özellikle 30-36 aylarda) .İsteklerini ifade etmek için dili kullanır.Resimli ve özellikle tekrarlar içeren kitaplardan okunan öyküleri dinlemekten hoşlanır.Güçlü bir bağımsızlık isteği gösterir, başarılarından gurur duyar.Gelişimsel düzeye uygun oyuncak önerileri

    Oyuncakların genel özellikleri
    Bu dönemde başkaları ile işbirliği içinde oynama başlar, taklit oyunlarına ilgi artar ve fiziksel aktivite büyük zevk veriri. Bu nedenle çocuklar kendi çabaları sonucunda hareket eden veya ses veren oyuncaklardan hoşlanırlar. Gerçekçilik isteği artar. Nesnelerin niteliklerine ilgi göstermeye başlarlar. Oyuncaklar çocuğun kaldırabileceği ve taşıyabileceği ağırlıkta olmalıdır. Parlak renkler tercih edilmelidir. Oyuncaklar kırılmaz olmalı, çocuk üstüne çıktığında ya da içine girdiğinde ağırlığını taşıyabilmeli ve küçük parçalara ayrılmamalıdır. Oyuncaklarda toksik olmayan malzeme kullanılmış olmalıdır. Keskin kenar ve köşeleri, parmak ve ellerini sıkıştırabilecek bölümleri olmamalı, yetişkin gözetiminde olmadığı müddetçe elektrikli parça içermemelidir.

    Hangi oyuncaklar?
    İpinden çekebileceği oyuncaklar .Bebek arabaları, alışveriş arabaları, el arabaları gibi itme-çekme oyuncakları .Üç tekerli bisiklet.Tüm park oyuncakları .Tahta bloklar
    Legolar, küpler, içiçe geçirerek şekiller üretebileceği oyuncaklar .Yap-bozlar (2-2.5 yaş: 4-5 parça, 3 yaş: 6-12 parça) .Parçaları uygun boşluklara yerleştireceği yap-bozlar .Mıknatıslı tahtalar .Çok parçalı evcilik oyunları .Rakam/sayma oyuncakları
    Çeşitli şekilleri yerleştireceği şekil oyuncakları .Renkli/şekilli tombala .Kum ve su oyuncakları .Saçlı ve gözleri hareket eden daha gerçekçi oyuncak bebekler .Konuşan bebekler .Bebek aksesuarları .Gerçekçi, ünlü karakterleri temsil eden, anne-yavru kombinasyonu olan hayvan oyuncakları .Küçük el kuklaları .Çeşitli rolleri canlandırabileceği kostümler .Çocuk boyuna uygun ebatlarda fırın, ocak, buzdolabı gibi değişik gereçler .Tüm ev temizlik ve yemek gereçleri .Tam boy aynası
    Çiftlik, garaj, havaalanı gibi tanıdık, gerçeğine uygun oyun sahneleri .Küçük, gerçekçi arabalar .Büyük kamyonlar .Küçük trenler.Ziller, davullar, ksilofon gibi tüm ritim enstrümanları .Düdükler ve borazanlar .Boya kalemler, ve resim kağıtları .Oyun hamuru .Çocuk makası.Tebeşir, yazı tahtası.Müzik kutusu.Kaset çalar.Renklere, şekillere, seslere, rakamlara, kavramlara göre eşleştirme, sınıflandırma oyuncakları
    Basit kısa öykülerin, tekrarların ve tanıdık konuların yer aldığı kitaplar

    3-5 yaşındaki çocuklar
    Gelişim özellikleri:
    Çocuğun bu dönem içerisinde sergileyeceği önemli gelişimlerden bazıları şunlardır:

    Fiziksel
    Dengeli bir şekilde koşar, zıplar, atlar. 5 yaş itibariyle büyük motor becerileri oldukça gelişmiştir.Risk almayı sever, fiziksel gücü ve becerilerini sınar, akrobatik hareketlerden ve park oyuncaklarından hoşlanır.Parmak kontrolü artmıştır, küçük nesneleri parmakları ile tutabilir, makasla düz bir şekilde kesebilir, kalemi yetişkinler gibi tutar, küçük boncukları ipe dizer.Lego gibi oyuncakları kurma konusunda ustalaşmıştır. Küçük malzemeleri sever.5 yaş itibariyle basit kuralları olan ve puanlama yapılan top oyunları büyük ölçüde ilgisini çeker.

    Zihinsel
    Üçgen, kare, dikdörtgen ve daire gibi şekilleri ve temel renkleri bilir.Basit rakam oyunları, alfabe oyunları, harfleri kopyalama, eşleştirme, sınıflandırma oyunlarından hoşlanır.5 yaşında nesneleri aynı anda birden fazla özelliğine göre gruplandırabilir
    4 yaş civarında amaçlı ve hedefe yönelik davranmaya başlar, plan yapar.Yap-bozlar ve legolarla şekiller üretmekten hoşlanır.Gerçek kişi ve nesneleri temsil eden ilk resimlerini yapar.Gerçekçiliği tercih eder.Canlandırma oyunlarına çok büyük ilgi duyar, yetişkin mesleklerini canlandırır, kostümler kullanır

    Sosyal
    Paylaşmayı ve sıra beklemeyi öğrenir, oyunda adalet kavramını anlamaya başlar
    5 yaşında işbirlikçi, pratik ve uyumlu oyun oynar.Grup halinde taklit oyunları ile ilgilenir.Stratejiye değil, şansa dayalı basit kutu oyunlarından hoşlanır.Oyunda aldığı rollere, ilgi alanlarına cinsiyet farkları daha fazla yansır.Kitaplara bakmaktan ve kitap okunmasından hoşlanır.Gelişimsel düzeye uygun oyuncak önerileri

    Oyuncakların genel özellikleri
    Okul öncesi çocuklar gerçekçi ayrıntıları ve işleyen parçaları olan oyuncakları tercih ederler. Taklit ve canlandırma oyunlarına ilgi artar ve beş yaşında canlandırma oyunlarına yönelik ilgi tepe noktasına ulaşır. Kukla oyunlarına ilgi de çok yüksektir. Genellikle planlı veya hedefe yönelik lego oyunları oynar. Küçük figürler ve arabalarla çeşitli canlandırma oyunlarına ilgi de tepe noktasına ulaşır. Bu yaş çocuklarının çoğu küçük parçalar içeren oyuncaklarla oynayabilir. Ancak çocuk hala nesneleri ağzına götürme eğilimi gösteriyorsa küçük parçalar içermeyen oyuncakları tercih etmelisiniz.
    Oyuncaklar sert yapılı olmalı, keskin kenar veya köşeleri olmamalı, kolayca kırılmamalı ve parçalarına ayrıldığında keskin köşeler çıkmamalıdır. Bir yetişkin gözetiminde olmadığı sürece elektrikli parça içermemelidir.

    Hangi oyuncaklar?
    Küçük trenler, el arabaları, bebek pusetleri, alışveriş arabaları gibi itme, çekme oyuncakları ,Üç tekerli bisiklet,Direksiyon mekanizması olan, ayrıntılar içeren, gerçekçi vasıtalar,Akülü arabalar,Beş yaştan itibaren destek tekerleri olan iki tekerli bisiklet,Park oyuncakları,Her ebatta top,Kızak,Hafif malzemeden frizbi,Sivri uçlu olmayan manyetik dart,Yüzme malzemeleri,İrili ufaklı tahta bloklar,Birbirine geçmeli bloklar,Legolar,Boncuk dizme,Basit dokumalar,Renk, şekil ve resme göre eşleştirme oyuncakları,Basit sayma oyuncakları,Coğrafya kavramlarını içeren oyunlar,Mekanik gereçleri veya doğal nesneleri kurabileceği basit model oyuncakları,Düğme ilikleme, bağcık bağlama oyuncakları,İri plastik iğneli basit dikiş setleri,Kum ve su oyuncakları
    Saçlı, gözü, ağzı hareket eden, ayrıntılı ve gerçekçi oyuncak bebekler,Düğmeler, giysiler gibi aksesuarları olan tüylü oyuncaklar,Ünlü karakterlerin gerçekçi görünümlü figürleri,Koleksiyon setleri,Gerçekçi, ayrıntılı kuklalar,Kostümler,Gerçekçi ayrıntılara sahip ekipmanlar-5 yaşında bunların gerçekten çalışmasını isterler.Oyuncak telefon, fotoğraf makinesi, doktor setleri,Askeri kostümler ve oyuncaklar,Garaj, çiftlik, havaalanı, uzay gibi çeşitli ve gerçeğine uygun oyun sahneleri,Birkaç odası, aksesuarları, mobilyaları olan bebek evleri,Her boy ve şekilde arabalar,Küçük gerçeğine uygun trenler,Yumuşak toplar atan silahlar,Her türlü ritim enstrümanı
    Üflemeli enstrümanlar,Piyano,Çeşitli boya kalemleri, resim kağıtları,Yuvarlak uçlu makas,Yapıştırıcı,Radyo, kaset veya CD çalar,Basit video oyunları,Domino
    Şansa dayalı basit kutu oyunları,Bingo (resimli),İnce motor koordinasyonu gerektiren oyunlar,Renkleri, harf sınıflandırmayı, sayıları ve sesleri öğreten basit bilgisayar oyunları,Bilim malzemeleri (büyüteç, mıknatıs, el feneri gibi),Abaküs,Oyuncak daktilo veya bilgisayar,Resimli kitaplar, alfabe kitapları, tanıdık yerleri ve kişileri anlatan kitaplar, gerçekçi öyküler,Şiirler,İnsanlar gibi davranan hayvanlara ilişkin öyküler..
     
  14. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  15. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Çocukla Geçirilen Kaliteli Zaman...

    Anne-babaların en önemli kaygılarından biri çocuklarıyla yeterli zaman geçirememeleri ve bunun çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi olmaktadır.

    Özellikle çalışan ve dolayısıyla çocuklarıyla baş başa geçirilecek zamanları yetersiz olan anne-babalar bu kaygıyı daha yoğun yaşamaktadırlar. Yoğun iş temposu, başka yaşam zorunlulukları zaman zaman anne-babaların eve çok geç saatlerde gelmelerine ve bu nedenle de bazen neredeyse çocuklarıyla hiç görüşememelerine neden olabilmektedir. Bu noktada bir çok uzman çocuklarla geçirilen zamanın miktarının değil kalitesinin önemine dikkat çeker. Ancak bir çok anne-baba da bu “kalilteli zaman” denen şeyin ne olduğu hakkında net bir bilgiye sahip değildir.

    Kaliteli Zaman Ne Demektir?

    Tüm insan ilişkilerinde olduğu gibi çocuk ile anne-baba ilişkisinde de zamanın paylaşım, etkileşim, karşılıklı duygu alışverişi şeklinde geçirilebilmesi önemlidir. Fiziksel olarak bir arada bulunmak, çocuklar için zamanın birlikte geçirilmesi anlamına gelmemektedir. Çocuklar anne-babalarının kendi dünyalarına aktif bir şekilde katılımına ihtiyaç duyarlar. Birlikte geçirilen zamanın mümkün olduğunda çocuğu dinlemeye, anlamaya, ihtiyaçlarını, sevinçlerini, mutluluklarını, kızgınlıklarını, üzüntülerini, kaygılarını anlamaya yönelik olarak geçirilmesi esastır. Ayrıca çocuklar kendi dünyalarındaki heyecanları anne-babalarıyla paylaşmaya ihtiyaç duyarlar. Kendileri için önemli olan her şeye anne-babanın da aynı ilgi ile katılımını beklerler. İşte çocukla geçirilen zamanın böyle bir paylaşım içinde geçirilmesi durumunda zamanın kaliteli olmasından söz edilmektedir.

    Çocuğu Tanımanın Önemi

    Anne-baba olmak bir çok beceriyi ve hassasiyeti gerektirmektedir. Çocuğun doğumundan itibaren onu izlemek, tanımak, ihtiyaçlarını, özelliklerini, farklılıklarını, duygularını ifade ediş biçimini kavramak gerekmektedir. Çocuğun söylediklerinin, davranış ve tutumlarının altındaki mesajları kavrayabilmek, söylediği ile söylemek istediği arasındaki farkı gözlemleyebilmek dikkat gerektirir. Bazen çocuklar bazı ihtiyaçlarını talep etmezler. Burada bizim onun ihtiyacını fark etmemiz önemlidir. Her çocuğun kendini ifade ediş biçiminin farklı olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle öncelikle çocukların bebekliklerinden itibaren çok dikkatlice gözlenmeleri önemlidir. Çocukla geçirilecek zamanın içeriğinde hem bir takım becerilerin geliştirilmesine olanak verilmesi hem de oyuna yer verilmesi gerekmektedir. Bu içeriğin belirlenmesi için de çocuğun ve çocuğun içinde bulunduğu gelişim döneminin çok iyi tanınması gerekmektedir Çocuğun bireysel özelliklerinin tanınmasının yanı sıra belirli yaşlara ait gelişimsel ve psikolojik özelliklerin de bilinmesi önem taşımaktadır. Örneğin bir çocuğun yaşadığı korkuların o yaşa ait doğal bir korku mu yoksa fobi mi olduğunu ayırd edebilmek ve ilişkide kullanılacak dili belirlemek önemlidir. Bir önemli konu da çocuğun yaşına uygun olarak yapabileceklerinin ve yapamayacaklarının ayırd edilmesidir. Bazen anne-babalar çocukların bazı becerilerinin gelişmesi için fırsat yaratmadıkları ve bu nedenle çocukların yaşlarına ait becerileri geliştiremedikleri bilinmektedir. Örneğin eline hiç kalem verilmeyen çocuk çizgi çizme becerisini geliştiremeyecektir. Birlikte geçirilecek zamanın içeriğinde çocuğun yaşına ait becerileri sergileyebilmesine ve geliştirmesine fırsat vermek de önemlidir. Bazen de tam tersi olarak aileler çocukların gelişim düzeylerinin çok üzerinde bazı becerileri sergilemeleri konusunda çocukları zorlayabilmektedirler. Böyle bir tutum da çocuğun yoğun performans kaygısı ve yetersizlik duygusu yaşamasına neden olabilmektedir. Yine bazı çocuklar yaşadıkları değişik duygusal ve algısal sorunlar nedeniyle bazı becerileri yaşıtlarına göre daha geç geliştirebilmektedirler. Böyle bir durumda da çocuğun yapabileceğinden daha fazlasını beklemek aynı tür kaygılara ve yetersizlik duygularına neden olabilmekte, bunun sonucunda da çocuğun daha da başarısız olmasına neden olabilmektedir.


    Birlikte Geçirilen Zamanın İçeriği

    Çocuk denince akla gelen ilk şey oyundur. Çocuklar dünyayı oyun aracılığıyla tanırlar. Bazen oyun için bazı malzemeler kullanırlar. Oyuncaklar, çevredeki objeler, kişiler, olaylar, doğa, yapılar, araçlar, hayvanlar, yollar çocuk için oyun, öğrenme ve eğlence malzemesi olabilir. Bu nedenle de anne-babanın oyun oynaması, oyunun bir parçası olması veya oyuna aracılık edebilmesi çok önemlidir. Oyun hem çocuğun ihtiyacını karşılayan, hem de anne-babanın çocuğu yakından tanımasını ve takip etmesini sağlayan bir aktivitedir. Oyun oynarken çocuğun özgür olması, kendini rahat ifade edebilmesi ve yargılanmaması önemlidir. Bize daha çocuksu veya bebeksi görünen bir oyun ve oyuncak çocuğumuzun önemli bir ihtiyacını karşılıyor olabilir. Oyun oynayabilmek anne-baba için her zaman kolay olmamaktadır. Bazı kişilerin böyle bir yatkınlığı olmayabilir. Böyle bir durumda da oynayabileceğimiz, keyif aldığımız oyunlarla keyif almadıklarımızı birbirinden ayırmak önemlidir. Belki de anne ve babanın oyun paylaşımı yapmaları gerekmektedir. Örneğin anne evcilik oyununu daha keyifli oynayabilirken baba da top ve bahçe oyunlarında çocuğa eşlik edebilir. Çünkü sıkılarak, keyif almadan oynanan oyunlar çocukların da sıkılmasına ve oyundan tatmin olamamalarına neden olmaktadır. Tabi tüm oyunlar sizi sıkıyorsa bu durumda çocuğunuzda oyun paylaşabilme olasılığınız olmayacaktır. Bu nedenle her anne-babanın oyun öğrenmek, oynamak ve yatkınlık kazanmak konusunda çaba sarfetmesi gerekmektedir.

    Oyunda çocuğu gözlemek ve duygularını ifade etmesi için ortam yaratmak da önemlidir. Özellikle okul öncesi yaşlarda evcilik, kukla gibi dramatizasyon oyunları çocukların iç dünyalarını yansıtmaları için çok önemlidir. Bu tip oyunlar için gerekli malzemelerin bulundurulması da bu açıdan önem taşır. Ayrıca resim de çok önemli bir oyun ve ifade aracıdır. Çocuklar dış dünyayı, kendi duygularını ve yaşadıklarını resim ve boyalar aracılığıyla genellikle çok açık bir şekilde ifade ederler. Bu nedenle bol bol resim malzemesi almak ve bu konuda onu desteklemek önemlidir. Tüm diğer oyun ve aktivitelerde olduğu gibi resim sırasında da çocuğa öğretici olmak yerine serbest bırakmak önemlidir. Örneğin çocuğun kırmızıya boyadığı bir bulutun ısrarla maviye boyanmasını istemek yerine boyadığı kırmızı bulutun onun için ne ifade ettiğini konuşmak birlikte geçirilen zamanın daha kaliteli geçirilmesi anlamına gelecektir. Elbetteki çocuklara bilgiyi öğretmek de önemlidir. Ancak özellikle oyun sırasında bu zamanın bir paylaşım ve rahatlama zamanı olduğu unulutmamalı, çocukta performans kaygısı yaratacak şekilde öğretici ve zorlayıcı olmamaya özen gösterilmelidir.

    Kaliteli zamanın içeriğinde en önemli hususlardan biri de çocukların duygularının anlaşılması yani empatik olunmasıdır. Empati çocuğun duruşundan, bakışından, söylediklerinden, bazen söylemediklerinden ne hissettiğini anlamaya çalışmak ve bunu çocuğa geri bildirmek anlamına gelmektedir. Çocukların da tıpkı yetişkinler gibi daha kolay ifade ettikleri duygular vardır. Örneğin çocuklar öfkeyi daha kolay ve çabuk ifade ederler. Ama genellikle öfkenin altında daha farklı, bazen yumuşak, üzücü, sıkıntı veren başka bir duygu olabilir. Bizim bu altta yatan duyguyu anlayabilmemiz ve bunu çocuğa fark ettirmemiz önemlidir. Çünkü ifade edilen duygular, kabul göreceğinden kuşku duyulmayan duygulardır. Eğer biz çocuğumuzun her türlü duygusunu kabul edeceğimizi ona fark ettirirsek onun da bu duyguları ifade edebilmesi kolaylaşacaktır. Empati bir çok kişide doğuştan var olabilen ama aynı zamanda öğrenilebilen bir beceridir. Ancak üzerinde düşünmeyi ve çalışmayı gerektirir. Söylenen sözlerden direkt anlamlar çıkarmaya alışık olmamız durumunda söylenenin altında yatan gerçek duyguyu anlama fırsatını da kaçırabiliriz. Bu nedenle her anne-babanın öğrenmesi gereken bir başka beceri de empatidir.

    Çocuğumuzla geçirdiğimiz kısa zamanda onunla açık, yakın, anlayan, dinleyen bir rolde ilişki kurabilirsek, çocuğumuzun da böyle bir zamandan tatmin olma olasılığı artacaktır. Böylece birlikte olunan zamanlara problem taşınmayacaktır. Çocuklar birlikte olunan zamanlar gergin olduğunda anne-babadan ilgi alma yolu olarak kızgınlığı, agresyonu, problem durumlar yaratmayı kullanmaktadırlar. Oysa birlikte kaliteli zaman geçirmek çocuğu tatmin edeceği için anne-baba ile ilişki için başka bir yol denemesine gerek kalmayacaktır.


    --------------------------------------------------------------------------------

    Hazırlayan: Belgin Temur (Uzman Pedagog) Haziran 2004
     
  16. 23 Ocak 2008
    Konu Sahibi : çokoprens
  17. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Yıllar önce prof. üstün Dökmen in bir programını izlemiştim.
    Çocukluğunda yaşadığı bir anısını anlatıyordu.
    5-6 yaşlarındaymış. Annesi çalışan bir bayanmış.
    Bir gün işten eve geldiği bir akşam, annesine parka gitmek istediğini söylemiş. Annesi çok telaşlıymış. bir yandan evi toparlıyor bir yandan da yemek yapmaya çalışıyormuş. tekrar annesinin yanına gidip parka gitmek istediğini söylemiş. annesi onun seviyesine kadar eğilmiş:
    "eğer bana 1 saat izin verirsen şu işlerimi halledip seni kısa süreliğine de olsa parka götüreceğim"...demiş.
    Üstün Dökmen: "annem çok meşgul olduğu için bir kenara çekilip oyun oynamaya başladım hiç ümüdim yoktu, çünkü annem çok yoğundu. 1 saat sonra annem hazırlandı.""hadi gidelim"" dedi.
    "nereye anne " dedim.
    "sana söz verdim ya seni parka götüreceğim diye hadi çıkalım." dedi.
    ""o gün annem bana yalan söylememişti. beni kandırmamıştı ve ben o günden bu güne kadar hiç bir şekilde yalan söylemedim""... ""çocuklarınız sakın yalan söylemeyin onları oyalamak için bile olsa"".. diye anlatmayı sürdürdü...

    Çocuklarımızı eğitmenin en iyi yolu sanırım örnek iyi bir örnek olabilmek.
    Doğan Cüceloğlunun içimizdeki çocuk adlı kitabını okuduğum zaman her seferinde ağlarım. anne olarak ne kadar çok hata yaptığımı gördüğüm için....

    Anne baba olarak özellikle çalışan anneler hep şundan yakınır. çocukalrıma ayıracak vakit bulamıyorum. Çok haklılar. Ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirim ancak . çalışmadığım için bilmeme imkan yok...

    Ben burada yazarken prensesim de kitaplarını alır okur, sonra günlüğünü alır yazar, resim yapar . arada bir ""anne beni edebik e üye yap ne olur" der. biraz daha büyü "söz" diyorum ben de..

    (Kulakları çınlasın znta kardeşim hep derdi abla getir çocukları burada bakarız büyürler aramızda. şimdi onu hatırladım)...
    Geçen akşam ben burada yazarken kızım çözemediği test sorusuna yardım etmemi istedi. hemen kalktım soruyu beraber çözdük. o uyuduğu zaman çözdüklerini kontrol ediyordum zaten. Kontrol ediyormuş gibi tekrar baktım hepsine yıldız attım. yıldız a bayılır öğretmeninden her gün bir yıldız koparmadan okuldan gelmesdi .:)) Sonra günlüğünü beraber okuduk.
    10 yaşında ki bir çocuğun bunları yazabileceğine asla inanamazsınız...ben bile çok şaşırdım. ne demek istediğini o kadar güzel ifade etmiş ki; ancak okuyunca bana hak verebilirsiniz.
    o kısacık zamanın onu nasıl mutlu ettiğini gördüm.
    her sabah kahvaltı ederken mutlaka çizgi film izleriz. Bu anlar gün içinde birlikteliğimizin en güzel anları....
    Oğlum büyüyor, artık değişiyor, duyguları değişiyor, bedeni değişiyor ve ben ona yetişememekten korkuyorum.
    Şunu anlatmak istiyorum.
    Çocuklarla çok zaman geçirmek önemli değil diye düşünüyorum.
    Onlarla kaliteli zaman geçirmek çok önemli. her anne baba çocuğunun nelerden hoşlandığını bilir.
    beraber geçirilen vakti keyifli kılmak için çocuğun o anı beraber geçirmeye istekli olduğu anı yakalamak gerekir.
    Bazen görüyorum çocuk bir şeyler önünde onunla o kadar yoğun, o oyuna o kadar dalmış ki; anne yada baba bunu görmüyor. çocuğun önüne hemen başka oyuncaklar veriyor bazen zorluyor "bununla oyna" diye .
    yada çocuğun o yoğun anında "çocuğum bir kere baba de görsünler" bu çocuk için oyun olmaktan çıkıp eziyete dönüyor.
    Anne babaların çocukları ile kaliteli zamanlar geçirmeleri dileği ile....
    Aynı dilekler benim için de geçerli tabiii.

    not:..alıntıdırrr
     
  18. 16 Haziran 2013
    Konu Sahibi : çokoprens
  19. ehlimana

    ehlimana Popüler Üye Üye

    Katılım:
    11 Haziran 2010
    Mesajlar:
    3.240
    Beğenildi:
    41
    Ödül Puanları:
    108
    Güzel bir paylaşım olmuş.
    özellikleri türk babalar çocuk bakım kısmında aktif değiller.
    Babaların daha fazla teşvik edilmesi lazım.