çocuklar neden yalan söyler

Konusu 'Nasıl Anne Babalarız ?' forumundadır ve BenCano tarafından 31 Ocak 2007 başlatılmıştır.

    31 Ocak 2007
    Konu Sahibi : BenCano
  1. BenCano

    BenCano ~HürGeneral~ Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    148
    Yalanı tarif etmek gerekirse şöyle diyebiliriz:
    Yalan, bir insanın bilinçli ve kasıtlı olarak, başkalarını aldatmak, çıkar sağlamak, küçük düşmekten ve ceza almaktan kurtulmak için gerçek dışı sözler söylemesi ve akla uygun bahaneler bulmasınıdır. Çocuklar 5 yaşına kadar, bilinçli olarak başkalarını aldatmak ve bundan çıkar sağlamak için yalan söylemezler.
    Belki küçük düşmekten ve cezadan kurtulmak için yaptıkları bir şeyi “;ben yapmadım”; diyebilirler. Bunun dışında, çocukların söylediği gerçek dışı sözleri ve uydurma hikâyeleri yalan olarak değerlendirmek doğru değildir. Çocuklar, beş yaşına kadar zihinsel olarak henüz gerçek ile hayali birbirinden ayıracak olgunluğa ulaşmamıştır. Olmasını arzu ettikleri bir şeyi hayallerinden geçirdikleri zaman bunun gerçekleşeceğine inanırlar. Yeni doğmuş kardeşini kıskanan bir çocuk, onun ölmesini arzu etse ve kazara kardeşi hastalanıp ölse, “;Ölmesini ben istediğim için öldü.”; diye düşünebilir ve bu yüzden büyük bir suçluluk duygusuna kapılabilir.
    Çocuklar, beş yaşına kadar, canlı cansız ayırımı da yapamazlar. Onlara göre her şey canlıdır. Oyuncak atıyla canlıymış gibi konuşur. Rüya ile gerçeği de ayıramazlar. Rüyada gördüğü bir olayı yaşamış gibi gelip annesine anlatır. Bu gerçeği bilmeyen anne-baba “;Cocuğum yalan söylüyor.”; diyerek telaşa kapılabilir.
    Bir anne telefonda beni arayarak çocuğunun yalan söylediğini, bu yüzden çok üzüldüğünü söylüyor; “;Biz eşimle hiç yalan söylemeyiz, bu çocuk nerden yalana alıştı anlamıyorum.”; diyordu.
    Anneye çocuğunun kaç yaşında olduğunu sordum. “;Dört yaşında.”; dedi.
    Ne tür yalanlar söylediğini sordum. “;Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatıyor. Teyzesine gittiğini, sokakta bir kedi gördüğünü ve sevdiğini, hatta benim de yanında olduğumu... İşte buna benzer şeyler…;”; dedi.
    Güldüm. “;Niçin gülüyorsunuz beyefendi? Ben çocuğum yalan söylüyor diyorum, siz gülüyorsunuz?”; diyerek gülmeme tepki gösterdi. “;Hanımefendi, dedim, çocuğunuz size gördüğü rüyaları anlatıyor, bunda telaşlanacak bir şey yok. Çocuklar bu yaşta rüya ile gerçeği birbirinden ayıramazlar.”;
    Bundan sonra anne rahatladı, teşekkür etti.
    Sevgi ve ilgi, çocuğun güven duygusunu besleyen temel ihtiyaçlardır. Sevgi ve ilgi eksikliği çeken çocuklar, anne ve babanın dikkatini üzerlerine çekmek için hikâye uydururlar.
    Eğer bunda başarılı olmazlarsa, yaramazlık yaparak, azar işitme ve dayak yeme pahasına da olsa anne-babayı kendileriyle meşgul ederler. Okul öncesi çocuklarda abartma ve uydurmalar çoğunlukla hayal ürünüdür. Biri, “;Bizim iki arabamız var.”; dediğinde öbürü de altta kalmamak için hiç düşünmeden, “;Bizim de beş arabamız var.”; der.
    Ancak, bir çocuk, “;Benim babam senin babanı döver!”; derken samimidir. Çünkü çocukların gözünde babalar dünyanın en güçlü insanıdır.
    Çocuklar Yalanı ve İkiyüzlülüğü Büyüklerden Öğrenir Doğrusunu söylemek gerekirse, yalanı bol bir toplumda yaşıyoruz. Başkalarının yanında küçük düşmemek, akrabalarımızı, dostlarımızı, arkadaşlarımızı üzmemek ve kırmamak için yalan söylemekte, ikiyüzlü davranmakta bir sakınca görmeyiz. Buna da kimseye zararı olmadığı için “;beyaz yalan”; diyoruz. Beyaz yalanların zamanla siyah yalana dönüştüğünü görmezden geliriz. Yapılan bir davete canımız gitmek istemediği zaman, bunu dile getirmenin kabalık olacağını düşünür, hasta olduğumuzu veya bir işimiz çıktığını söyleyerek vaziyeti kurtarmaya çalışırız. Abartmalı övgülerin, başımızdan geçen bir olayı süsleyerek anlatmaların altında hep “;beyaz yalan”; dediğimiz küçük yalanlar vardır. Özellikle bayanlar arasında, dedikodu ve laf taşıma huyu oldukça yaygındır. Yalansız ve abartısız dedikodu da pek azdır. Kendi yalanlarımızı zararsız ve küçük, başkalarının yalanını büyük görmeye oldukça yatkınızdır. Bütün bunlar çocukların yanında yapılıyor ise, onların da yalana alışması kadar normal ne olabilir? Bir anne kapıya gelen komşusunu baştan savmak için, kapıyı çocuğa açtırır ve “;annem evde yok”; dedirtirse; kendi eliyle çocuğun yalan söylemesine çanak tutmuş olur. Böyle bir anne, çocuğun yalanlarına ve abartmalarına kızdığı zaman, çocuk bocalar. Annenin çelişkili tutumu çocuğun gözünden kaçmaz. “;Kendisi yalan söylüyor ama benim söylememe kızıyor.”; diye düşünmeden edemez. Çocuk, anne-babanın her şeyi doğru bildiğine inanır. Onlar tarafından aldatılmayı kabullenemez. “;Ben temizliği bitirinceye kadar uslu durursan seni gezmeye götüreceğim.”; diyen bir anne sözünde durmadığı zaman çocuk aldatıldığı için öfkelenir: “;Sen yalancı bir annesin!”; diye bağırır. Çocuklar, anne ve babanın birbirine söylediği yalanları sezip bundan faydalanma konusunda ustadır. Özellikle anne, yalanına çocuğu da ortak ediyorsa, çocuk, “;Eğer dediğimi yapmazsan bugün nereye gittiğini babama söylerim.”; diyerek anneyi tehdit edebilir. Çocuğun isteğini yerine getiren ve sus payına alıştıran bir anne, otorite ve saygınlığını yitirir. Çocuk olmadık yerde annenin yalanını yüzüne vurup onu mahcup etmekten çekinmez.
    Çocuklar Neden Yalan Söyler?
    Sık yalan söyleyen çocukla, anne-baba arasında güven eksikliği var demektir. Anne-babalar, özellikle okul hayatında çocuklarından yetenek ve kapasitelerinin üzerinde başarı beklerler. Çocuk, yüksek not beklentisi olan âilesine düşük not aldığını söyleyemez. Sorulduğunda, azar işitmemek ve aşağılanmamak için, aldığı notu daha yüksek söyler. Karnesinde düşük notlar üzerinde düzeltme yapan veya babasının yerine imza atan öğrenci sayısı az değildir. Zayıf karneyle evine gidemeyen, geceyi sokakta geçiren, kimi zaman intihar eden çocuklar vardır. Karne zamanı, gazete ve televizyonlarda bu tür haberlere sık rastlarız.
    Çocuk yalan söylerken bir özlemini, bir eksikliğini veya bir ihtiyacını dile getirebilir. Babası hapiste olan bir çocuk, babasının Almanya’;da çalıştığını söylemişti. Arkadaşları, babasının hapiste olduğunu öğrenmeleri durumunda, onu dışlayabilir veya aşağılayabilirlerdi. Babasız bir çocuk da kendini arkadaşlarına babalı olarak tanıtabilir.
    Mükemmeliyetçi anne-babalar, çocukların yanlış yapmasını ve yalan söylemesini bir türlü kabul etmezler. Her şeyi, her zaman doğru yapmasını, hiç yalan söylememesini beklerler. Bu beklentilere cevap veremeyen çocuk, anne-babanın sevgisini kaybetmemek için yalana sığınabilir.
    Bazı otoriter anne-babalar, çocukları devamlı itirafa, özür dilemeye, bir daha yapmayacağına söz vermeye zorlar. “;Doğru söyle, sen mi yaptın? Doğru söylersen ceza vermeyeceğim.”; derler. Çocuk doğru söyleyince, “;Senin yaptığını biliyordum, dayağı ye de aklın başına gelsin!”; diyerek ceza verirler. Cezadan sonra, “;Bir daha yapmayacağına söz ver bakayım!”; derler. Çocuk elinde olmayarak bir yanlış yaptığı zaman, doğru söylese bile ceza alacağını bildiğinden, cezadan kurtulmak için yalana sığınmaktan başka çare bulamaz Yalan Söyleyen Çocuğa Nasıl Davranmalıyız?
    * Çocuklar anne-babayı taklit ederek büyürler. Çocuğun yalan söylemesini istemeyen anne-babalar kendileri iyi model olmalı, yalan söylememelidir.
    * Çocuklar, bazı doğruları ancak deneme ve yanılmadan sonra öğrenebilir. Çocuk, yanlış bir şey yaptığında veya yalan söylediğinde çocuğun kişiliği üzerinde değil, davranışı üzerinde durmalıyız. Ödevini yapmayan bir çocuğa, “;Sen tembel bir çocuksun.”; deyip onu aşağılamak yerine tembelliğin iyi sonuçlar vermediğini, tembel insanların iyi bir iş sahibi olamayacağını, fakir düşüp başkalarına muhtaç olacağını anlatmalıyız. Keza çocuk yalan söylediğinde, kendisine güveni ve saygısı olan bir insanın yalan söylememesi gerektiğini, yalan söyleyen insanlara toplumda saygı duyulmadığını anlatmalıyız.
    * Koyduğumuz kurallar çocuğun gücünü aşmamalı, bağımsızlık ve kişilik alanını daraltmamalıdır.
    * Çocuktan yapamayacağı şeyler istenmemeli, yeteneğinin üzerinde beklentilere girmemeli, önüne aşamayacağı hedefler konmamalıdır.
    * Anne-babalar iyi bir dinleyici olmalı, çocuğun; isteklerini, sıkıntılarını, kaygılarını ve endişelerini dile getirmesine fırsat vermelidir.
    * Çocukları, kıskançlık damarlarını tahrik edecek şekilde kardeşiyle veya başka çocuklarla kıyaslamamalıyız. Kıskanan çocuk, kıskandığı kimseleri gözden düşürmek için yalana başvurabilir.
    * Çocuklar arasında ayırım yapmamalı, sevgi ve ilgi konusunda âdil davranmalıyız.

    -alıntı-