Çocuklara ölümü nasıl anlatabiliriz?

Konusu 'Çocuğum Büyürken' forumundadır ve seyran tarafından 6 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    6 Kasım 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Ölüm hepimiz açısından anlaşılması ve dayanılması çok zor bir olaydır. Özellikle okul öncesi dönemdeki çocukların ölümü kavrayabilmeleri ve aile fertlerinden birinin yokluğuna katlanabilmeleri daha da güçtür. Genellikle 3 yaştan önce çocuklar ölümü anlayamazlar. Bu nedenle yaşamlarının ilk 3 yılında yakınlarının ölümü ile karşılaşan çocuklar ölümü diğer yaş grubundaki çocuklara göre daha az korkutucu bulurlar. Çocuklar 4-5 yaş civarında ölümden ve yakınlarını kaybetmekten daha çok korkmaya başlarlar. Bu yaşlarda ölümü geri dönüşü de olabilen çok uzun bir yolculuk olarak algılarlar. Ölen bir yakınları ya da evcil hayvanları için ‘’yeter artık geri dönsün’’ veya ‘’doktora götürelim iyileşsin’’ gibi sözler söyleyebilirler. Çocuklar ancak 5 yaşından sonra ölümün geri dönüşü olmayan bir olay olduğunu ve yalnızca canlılar için var olduğunu öğrenmeye başlarlar. Altı-7 yaşlarında ise ölüm, hastalıkla ve yaşlılıkla bağdaştırılmaya başlanır. Çocuklar ancak ilkokul yıllarının sonuna doğru, 10-12 yaşlarında ölümün yaşamın sonu olduğunu ve ölen bir canlının asla geri dönmeyeceğini algılarlar. Okul öncesi dönemdeki çocuklara ölümü anlatabilmek için aşağıdaki örnek ifadeleri kullanabilirsiniz;

    Tüm canlıların yaşamlarının başladığı ve bittiği bir zaman vardır. Başlangıç ve bitiş arasındaki döneme yaşam denir. Bu yaşayan tüm canlılar için geçerlidir. Örneğin, cicivler yumurtadan çıkınca yaşamaya başlar, büyür, tavuk olur, sonra da yaşlanır ve ölürler. Bu tüm çiçekler, balıklar, kediler ve insanlar için geçerlidir. Tüm canlılar doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Canlıların hiçbiri sonsuza dek yaşamazlar. Ailedeki ölüm, yaşlanmadan kaza veya hastalık nedeniyle gerçekleştiyse, çok ağır bir hastalığın veya iyileşemeyecek kadar ağır yaraların da, yaşlanmadıkları halde canlıların ölümüne neden olabildiğini söyleyebilirsiniz. Yalnız hastalığın, normal hastalıklardan çok farklı olduğunu söyleyin ki, çocuk hastalığa karşı aşırı bir korku geliştirmesin. Tüm canlıların yaşam süreleri farklıdır. Kelebekler, birkaç hafta yaşar, kuşlar 3-4 yıl yaşar, kediler ise 10-15 yıl yaşarlar. Her canlının da kendi yaşam süresi farklıdır. 3 yıl yaşayan bir kuş da olabilir, 6 yıl yaşayan bir kuş da olabilir. Güçlü ve sağlıklı bir kuş, hastalanmaz ve yaralanmazsa diğer kuşlardan daha uzun yaşabilir. Bu insanlar için de böyledir; bazı insanlar 70 yıl yaşar, bazıları ise 90 yıl yaşar. Yaşam süresi yaşayan tüm canlılar için farklıdır, ama tüm canlılar mutlaka bir gün ölürler. Bu her yerde ve herkes için böyledir. Bu açıklamaları yaparken canlıların resimleri gösterilebilir veya renkli kalemlerle çocukla birlikte küçük ve yaşlı canlılar çizilebilir.

    Ölüm çocuklara ne kadar iyi anlatılırsa anlatılsın, çocuklar özellikle anne-babalarını veya çok bağlandıkları bir yakınlarını kaybettiklerinde çok ciddi sorunlar yaşayabilirler. Bu sorunlar aşağıdaki gibi özetlenebileceği gibi bunlar dışında da başka sorunlar ortaya çıkabilir;
    - Uyum ve davranış bozuklukları (alt ıslatma, çalma, kekemelik, saldırganlık, hırçınlık, parmak emme, tırnak yeme vb.)
    - Kabuslar, gece korkuları
    - Uykusuzluk
    - Yeme bozuklukları
    - Ağrılar (baş, karın vb.)
    - Bayılma, titreme nöbetleri
    - Çeşitli tikler
    - Okul başarısızlığı
    - İçine kapanma
    - Bulantı, kusma
    Bu tip sorunlar yaşayan çocukları olan ailelerin, çocuğun bu davranışını bastırmamasını, göz ardı etmemesini ve bu gibi sorunlarla karşılaştıklarında zaman kaybetmeden bir psikoloğa başvurmalarını öneriyoruz. Aileler, bu tip sorunların ölüm olayından hemen sonra yaşanabileceği gibi, yıllar sonra da ortaya çıkabileceğini unutmamalılar.
    Ailelerin ve tüm yetişkinlerin yakınını kaybeden çocuğa verdiği mesajlara dikkat etmesi gerekir. Çocuğun ölümle bağdaştırmasının sakıncalı olduğu kavramlarla ilgili mesajlar çocuğa verilmemelidir. Bu tip mesajlar nedeniyle de çocuklar ciddi psikolojik sorunlar yaşayabilirler. Çocuğun topraktan, uykudan korkmasına, Allah’ı cezalandıran bir otorite gibi görmesine veya çocuğun, Allah’ın iyi kulu olmamak için kötü davranışlar sergilemesine neden olabilir. Bunun dışında, bu tip mesajlar nedeniyle çocuk yakınının ölümü nedeniyle sorumluluk, suçluluk veya öfke duyabilir. Bu duygular da çocuğun sağlığını kaybetmesine neden olur.
    Çocuğa verilebilecek mesajlara dikkat etmenin yanısıra, bir yakının ölüm haberini çocuğa verirken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar da vardır; bunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir;
    1.) Ölüm haberi, çocuğa aniden verilmemelidir. Kaza, kalp krizi ve bunun gibi ani ölümlerde ölüm haberi verilmeden önce çocuğa kaybedilen kişinin hasta olduğu, durumunun ağır olduğu, doktorların hastanede onu iyileştirmeye çalıştığı gibi sözler söylenerek çocuk ölüm haberine alıştırılmalıdır. Çocuğun durumuna göre bu süre uzun ya da kısa tutulabilir. Ancak çok uzun süreler bu haberin çocuktan gizlenmesi sakıncalıdır. Çocuk ölüm haberini çevredeki diğer insanlardan öğrenebilir veya durumu hissedebilir; bu da çocuğun bu durumdan daha kötü etkilenmesine neden olabilir.
    2.) Çocuğun yanında hiçbir şey yokmuş gibi rahat davranmak da, bağırarak kendini yerden yere atarak ağlamak da sakıncalıdır. Çocuğun davranışlarını kontrol altına almaya çalışmak ,böyle bir dönemde çocuğu nasıl davranması konusunda yönlendirmek sakıncalıdır. Çocuklar da yetişkinler gibi böyle bir haber karşısında farklı sürelerle farklı davranışlar gösterebilirler. Çocuğu davranışlarından dolayı eleştirmek ,suçlamak, aşağılamamak gerekir. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin verilmelidir. Çocuk bu konuda konuşması için zorlanmamalı ancak hiçbir zaman geri çevrilmemeli sorduğu sorular yanıtsız yaşına uygun biçimde yanıtlanmalıdır.
    3.) Çocuğa ölüm haberini veren kişi çocuğa duygusal anlamda en yakın kişi olmalıdır. Haberi veren kişi ile çocuk ortamda yalnız olmalıdır. Böylece çocuk aldığı habere başkalarının varlığından rahatsız olmadan tepki gösterebilir.
    4.) Çocuk olaydan hemen sonra yas tutan diğer aile fertlerinden uzaklaştırılıp başka bir ortama gönderilmemelidir. Yetişkinler gibi çocuklarında bu dönemde bir arada olmaya ve acısını paylaşmaya ihtiyacı vardır.
    5.) Okul öncesi dönemdeki çocukları cenaze törenlerine veya ölünün temizlendiği ortamlara götürmek çok sakıncalıdır.