Çocuklarda alerjik kökenli astım

Konusu 'İmmunoloji - Allerji ve Bağışıklık Hastalıkları' forumundadır ve Elif tarafından 7 Nisan 2009 başlatılmıştır.

    7 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.653
    Beğenildi:
    5.192
    Ödül Puanları:
    438
    Çocukluk çağının önemli hastalıklarından ‘Astım’ın belirtilerinin ve bronşlardaki aşırı duyarlılığın, alınacak çevre tedbirleri ile belirgin derecede azalmasının mümkün olduğu, çevre tedbirlerinin yetersiz kaldığı durumlarda ise hastalarda havayolu ile akciğerlere çekilip bronşları tedavi eden sprey ilaçlar kullanıldığı bildiriliyor.

    Uzmanlar, astımı, “Hava yollarının çeşitli uyaranlara artmış cevabının söz konusu olduğu, tekrarlayıcı, kendiliğinden veya tedavi ile tamamen veya kısmen geri dönüşümlü öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi belirtilerinin yer aldığı bir hastalık” olarak tarif ediyor.

    Astımın, çocukluk çağında yüzde 90 oranında alerjik kökenli olduğunu vurgulayan uzmanların belirttiğine göre, yıl boyu maruz kalınan ev içi alerjenlerin bronşlarda yol açtığı alerjik iltihabi durum, soğuk hava, egzersiz, viral solunum yolu enfeksiyonları, kimyasal buharlar, hava kirliliği ve sigara dumanı gibi nonspesifik uyaranlarla temas sonucu astım belirtileri ortaya çıkıyor.

    Astım teşhisi alan çocukların çoğunun, hayatın ilk 2 yılında belirti verdiğinin tespit edildiğini, ilk yıllarda öksürük ve hırıltının ana uyaranının viral solunum yolu enfeksiyonları olduğunu ifade eden uzmanlar, bu yaşlarda akciğerlerin gelişiminin henüz tamamlanmamış ve küçük hava yolu çaplarının dar, kıkırdak dokunun az olmasının, tekrarlayıcı bronş daralmasına katkıda bulunduğuna dikkat çekiyor.

    Uzmanlar, 4-5 yaşlarında akciğerlerin gelişiminin tamamlanması ile erken yaşlarda astım belirtileri gösteren birçok çocukta klinik olarak düzelme gözlendiğini, düzelmeyen bir grup hasta ve daha geç astım teşhisi almış çocukların bir kısmının da ergenlik çağında klinik bir iyilik dönemine girdiklerini kaydediyor.

    NASIL TEŞHİS EDİLİR?
    Öksürük, hırıltı veya nefes darlığı belirtilerinin ve gece kötüleşmesinin şiddetle astımı düşündürdüğünü vurgulayan uzmanlar, yattıktan sonra veya sabaha karşı yaklaşık 30 dakika süreyle devam eden ve bronş genişletici ilaçlara olumlu cevap veren öksürüğün, aksi ispat edilene kadar astım kabul edilmesi gerektiğini bildiriyor.

    Uzmanlar, astımda akciğer fonksiyonlarının ölçülmesinin, gerek teşhis gerekse tedaviye cevabın değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını da hatırlatıyor.

    Astıma sebep olması muhtemel alerjinin hangi maddeye karşı geliştiğinin tespit edilmesinde deri testleri kullanıldığını ifade eden uzmanlar, ön kol ön yüzüne veya sırta delme metodu ile uygulanan bu testte, ciltteki kızarma ve kabarmanın şiddetine göre değerlendirme yapılıp, hastanın neye alerjisi olduğunun tespit edildiğini belirtiyor.

    Uzmanlar, alerji deri testi uygulamasının mümkün olmadığı 3 yaş altı çocuklar, yaygın alerjik egzaması olan hastalar, antihistaminik içeren ilaç kullanmakta olanlar, ciltte dermografismus adı verilen cilde bastırma sonucu kabarma reaksiyonu verenlerde, kanda spesifik immünoglobulin E düzeyi belirlenmesi yöntemiyle alerjen tespiti yapılabildiğini kaydediyor.

    Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi astımda da birinci basamak tedavinin, alerji geliştirilmiş maddeden uzak durmak olduğunu vurgulayan uzmanlar, “Uygun öneriler doğrultusunda alınacak çevre tedbirleri ile hastalık belirtilerinin ve bronşlardaki aşırı duyarlılığın belirgin derecede azalması mümkündür” diyorlar.

    Uzmanlar, çevre tedbirlerinin yeterli olmadığı durumlarda, hastalarda havayolu ile akciğerlere çekilip bronşları tedavi eden sprey ilaçlar kullanıldığını bildiriyor. Bunların, sadece bronşları gevşetici özelliğe sahip rahatlatıcılar ve alerjik iltihabın meydana getirdiği aşırı bronş duyarlılığını azaltmak yoluyla tedavi edici özelliğe sahip olanlar olarak ikiye ayrıldığını ifade eden uzmanlar, son yıllarda bu amaca yönelik kana karışma oranı en aza indirilmiş, kortizonlu ilaçlara has yan etkileri ağızdan alınanlara kıyasla çok az olan yeni jenerasyon kortizon bazlı sprey ilaçlar geliştirildiğini de kaydediyor.
     
  2. 1 Eylül 2014
    Konu Sahibi : Elif
  3. KadifeNaz

    KadifeNaz Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    3 Haziran 2014
    Mesajlar:
    103
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    33
    Alerji ve egzaması olan çocuğunuz varsa, mutlaka probiyotik takviyesi almasını sağlayın. Kullandığınız probiyotik takviyesinin Lactobacillus ve Bifidobacterium türü bakteriler içermesine ve bağırsakta çözünen kapsüller olmasına dikkat edin. Eğer midede çözünen kapsül olursa, bakteriler mide asidinde ölürler ve tedavi edici özelliklerini yitirirler. Kaynağını incelemeni tavsiye ederim.
    ocukluk Çağı Alerji ve Egzamalarında Probiyotiklerin Rolü
    Amerikan Pediatri Akademisi, tüm çocukluk çağı alerji ve egzamalarının tedavisinde, probiyotik takviyesi kullanılmasını önermektedir.

    Özellikle Lactobacillus ve Bifidobacterium türü bakteriler alerji ve egzamaların tedavisinde kullanılmaktadır.

    Bağırsaklarımız, bağışıklık sistemimizin çok önemli bir organıdır. Genel kanaatin aksine, tek fonksiyonları sindirim ve dışkı üretmek değildir, bağışıklık cevabının oluşmasında ve vücudun hastalıklardan korunmasında çok önemli görevler üstlenirler. Bağışıklık hücrelerinin en önemlileri olan B Lenfositlerinin %80’i ve T Lenfositlerinin %60’ı bağırsaklarımızda barınırlar. Aslında bağırsaklarımız, vücudumuzda bulunan en büyük bağışıklık sistemi organıdır. Geçmişte boş bir boru olduğu düşünülen bağırsaklarımızın, bugün artık “İkinci Beyin” olduğu söylenmektedir. Bağışıklık sistemimizin dengeli ve uyumlu çalışmasını sağlayan en önemli organımız, bağırsaklarımızdır.

    Alerji ve egzamalar, bağışıklık sisteminin aşırı ve anormal reaksiyonları sonucu ortaya çıkan hastalıklardır. Bu nedenle, bağışıklık sisteminin en büyük organı olan bağırsaklar ile alerjiler doğrudan ilişkilidir.

    Alerji ve egzaması olan çocuğunuz varsa, mutlaka probiyotik takviyesi almasını sağlayın. Kullandığınız probiyotik takviyesinin Lactobacillus ve Bifidobacterium türü bakteriler içermesine ve bağırsakta çözünen kapsüller olmasına dikkat edin. Eğer midede çözünen kapsül olursa, bakteriler mide asidinde ölürler ve tedavi edici özelliklerini yitirirler.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 17 Eylül 2014