Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

Konusu 'Tuvalet Alışkanlığı ve Eğitimi' forumundadır ve Adivar tarafından 10 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    10 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Adivar
  1. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
    Tuvalet alışkanlığı kazanma, çocuğun hayatında önemli bir gelişimsel olaydır. Tuvalet eğitimine çocuğun ve anne-babanın hazır olduğu bir dönemde başlanması çok önemlidir.

    Tuvalet alışkanlığı kazandırılmasına 24. ayında başlanabilir.

    Tuvalet eğitimine başlayabilmek için;

    * Çocuk yürüyebiliyorsa,
    * Basit emirleri yerine getirebiliyorsa,
    * İsteklerini kelimelerle konuşarak anlatabiliyorsa,
    * Kendi kendine basit giysileri çıkarabiliyorsa,
    * Genellikle gün içinde 2-3 saat kuru kalabiliyorsa, tuvalet eğitimine hazır olduğu düşünülebilir.

    Çocuk hasta ise, kabızlık problemi varsa, yaşamında önemli bir değişiklik varsa (yeni bakıcı, yeni kardeş, taşınma, ölüm vb.) anne kendisini gergin, sinirli hissediyorsa, yeterli zaman ayıramayacağını düşünüyorsa tuvalet eğitimine başlamak için uygun zaman beklenmelidir.

    Çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırılırken anne-babanın yapabilecekleri;

    * Tuvalet alışkanlığı kazandırılmaya başlamadan önce, anne-babanın bir planı olmalıdır. Eğitime ne zaman, nasıl başlanacağı, ne gibi malzemelerin gerekli olduğu vb. konular önceden belirlemelidir,
    * Tuvalet alışkanlığı kazandırmak ilgi ve zaman gerektirdiği için, anne ve babanın sabırlı olmaları çok önemlidir,
    * Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara sıra altına kaçırabilir. Bu durumda çocuğa kızılmamalı, ayıplanmamalı, cezalandırılmamalıdır. Kaslarını kullanmayı öğrenirken kaçırmalar olağandır ve biraz zaman alabilir,
    * Tuvalet eğitiminin her aşamasında çocukla konuşularak, çocuğu cesaretlendirmek gerekir,
    * Tuvalet eğitiminin her olumlu aşamasında çocuk övülmeli ve takdir edilmelidir,
    * Tuvalet eğitiminde geri dönüşler olabilir. Anne-baba başarısız tuvalet eğitimini otoritelerine direkt bir saldırı olarak yorumlamamalıdırlar,
    * Çocuk tuvaletini yaptığında kakasından ve çişinden nefret etmesine neden olabilecek (ay ne pis, koktu vb.) sözler söylenmemelidir,
    * Çocuğun tuvalet eğitimindeki başarısı veya başarısızlığı, hiçbir zaman çocuğun zekasıyla eşdeğer tutulmamalıdır.

    Tuvalet eğitimi süreci;

    * Başlangıçta çocuğun anne-baba ile birlikte tuvalette bulunmasına, sifonu çekerek, oynamasına izin verilmelidir,
    * Oyun oynadığı alana oturak konularak incelemesine ve oturağın kendine ait olduğunu anlamasına yardım edilmelidir,
    * Çocuğun günde bir kez giyinik olarak oturağa oturması sağlanmalıdır,
    * Daha sonra çocuğun giysilerini çıkartarak oturağa oturması sağlanmalıdır. Bu aşamalarda korkuları varsa, oturağa oturmak istemiyorsa, kesinlikle zorlanmamalı, hazır olduğu zaman oturması beklenmelidir,
    * Bu dönemde çocuğa bol, kolay çıkartılabilen giysiler giydirilmelidir,
    * Çocuğa kakasının veya çişinin nereye gideceği anlatılmalıdır. Bezine kaka yaptığı zaman, oturağa oturtularak bezi çocuğun gözü önünde oturağa boşaltılmalıdır. Bu durum çocuğun oturma ve kaka yapma arasındaki ilişkiyi anlamasına yardım eder. Oturağı tuvalete döktükten sonra sifon çocuğa çektirilip "Güle güle" gibi kelimelerle kakasının gidişini görmesi sağlanmalıdır. Korkuyorsa kesinlikle zorlanmamalıdır,
    * Çocuk oturaktayken anne-baba çocuğu yalnız bırakmamalıdır. Çocuğun hoşuna giden masallar anlatılıp, kitap okunarak çocuğun kaygıları azaltılmaya çalışılmalıdır,
    * Çocuk gündüz düzenli olarak kuru kalıyorsa, evin içinde bezsiz alt çamaşırlarıyla dolaşmasına izin verilmelidir,
    * Çocuk, çişi geldiğinde oturağı kullanması konusunda cesaretlendirilmelidir,
    * Çocuk, düzenli olarak yatağa girmeden önce tuvalete götürülmeli ve oturak yatağın yanına-yakınına konularak, çocuğun oturağa kolay ulaşması sağlanmalıdır.

    Gece kuruluğu nadiren gündüz kuruluğu ile aynı anda başlayabilse de, çoğunlukla gerçekleşmesi aylar, yıllar alabilir.

    Tuvalet eğitiminin tamamlanması çocuktan çocuğa değişmekle birlikte çocuğun 5 yaşına kadar altını ıslatmamayı, 4 yaşına kadar da altını kirletmemeyi öğrenmesi beklenir.

    Tuvalet eğitimi sürecinde geri dönüşler yaşanabilir. Geri dönüşlerde eğitime bir süre ara verilmelidir. Başarısızlık hissine kapılıp, panik olunmamalıdır.
     
  2. 10 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Adivar
  3. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
    Anne ve babaların çocuk yetiştirirken dikkat etmeleri gereken en önemli nokta çocukların bazı becerileri kazanabilmelerinde belli bir olgunluk düzeyine ulaşmanın gerekli olduğudur. Tuvalet alışkanlığının kazandırılması, yani çocuğun çişini ve kakasını haber vermesi çocuğun ancak belli bir biyolojik olgunluğa ulaşması sonunda gerçekleştirilebilir. Bu biyolojik olgunluk, kas kontrolü ile ilgilidir.

    Anne ve babanın, tuvalet eğitiminde sıra ile şu adımların kazanılmasını gözlemlemesi gerekmektedir: Çocuktan çocuğa küçük farklılıklar görülmekle beraber genelde tuvalet eğitiminin başlangıcında henüz kas kontrolü yeterli olmadığından idrar kesesi boşalma ihtiyacı duyduğunda bekleyemez. Bu nedenle, başlangıçta sık sık altını ıslatma son derece normaldir. Anneler, bu dönemde ev içinde gerekli düzenlemeleri yaparlarsa temizlik ve sağlık bilgisi nedeni ile duyulan kaygılar ortadan kalkar. Annenin, temizlik nedeni ile sinirli olması ve çocuğa bir an önce öğrenmesi için baskı yapması bu süreci olumsuz etkiler. Çocuklar, öncelikle ıslaklığı fark ederler. Bu nedenle yaptıktan sonra haber verirler. Bu dönemde, ebeveynler tarafından övgü alan, desteklenen çocukların haber verme davranışı giderek, yapmak üzere olduğunu hissederek haber vermesine dönüşür. Çoğunlukla, 2 yaşına gelindiğinde çocuklar tuvaletlerini vaktinde haber verirler. İki buçuk yaşa doğru, çocuklar tuvaletleri geldiğinde kendiliğinden tuvalete gitmeye başlarlar. Ancak, temizlenmek için yardıma ihtiyaçları devam eder. Anne ve babanın; sakin, kararlı ve destekleyici tutumları ile giderek çocuğun gün içinde kaçırmaları da azalır. Dört - beş yaşlarına kadar kaçırmaların olması son derece normaldir.

    Ebeveyn telaşlı olursa!

    *Anne ve baba eğer bu süreçte, sabırsız ve cezalandırıcı bir tutum içinde olursa çocukta ortaya çıkan korku ve endişe duyguları onu olumsuz biçimde etkiler. Bu çocuklardan bazıları ileriki yaşlarda bu konuda problemler yaşayabilirler (gece altını ıslatma). Bu konuda yaşanan bir başka yanlış tutum da, ailenin bu sürecin uzaması durumunda eğitimden -şimdi öğrenemeyecek diyerek vazgeçmeleridir. Bu durumda, çocuk için hem çok olumsuz bir deneyim yaşanmış olur, hem de çocuğun bir işi başaracağına ilişkin kendine ve çevresine olan güven duygusu yaralanmış olur.

    Her çocuk farklıdır!

    *Çocuklarımızın bir alışkanlığı kazanma süreleri, bizim istediğimiz süre olmayabilir. Her çocuk için bu süre değişik olacaktır. Kendi çocuğunuzu, diğer çocuklarla karşılaştırmayın. Çevrenizden bu yönde gelen kıyaslamalara kulaklarınızı tıkayın. Tuvalet alışkanlığını kazandırma sürecini kendinizi ve çocuğunuzu tanımada önemli bir adım diye algılarsanız bu süreci hem kendiniz hem de çocuğunuz için keyifli bir öğrenme sürecine dönüştürebilirsiniz.

    Sağlıklı olan!

    BazI anne ve babalar, çocuklarına çok erken bu eğitimi kazandırmış olmakla öğünürler. Ancak, bu sağlıklı bir kazanım olmaz. Belli bir biyolojik olgunluğa erişmeden yapılan tuvalet eğitimi hiç bir işe yaramadığı gibi duygusal olarak da hasar verebilir. Bireysel farklılıklar olmakla beraber, tuvalet eğitimi kazandırmak için gerekli biyolojik olgunluk 18.ayda tamamlanır. Anne ve babalar, çocuklarını gözlemleyerek bu eğitime hazır olup olmadığını anlayabilirler. Bu konuda gerçekleştirilmiş ölçeklerden yararlanabilirler.

    Geceler kabusa dönmesin!

    Tuvalet eğitiminde anne ve babayı en fazla zorlayan nokta geceleri bu eğitimin nasıl yapılacağı konusudur. İyi bir gözlemleme süreci sonunda çocuğun hangi aralıklarla tuvalete kaldırılması gerektiği saptanabilir. Tuvalet eğitiminin başlangıcında, kısa bir süre, geceleri bez kullanmaya devam edilebilir. Ancak, hem gece hem de gündüz aynı kararlılığı göstermenin çocuk üzerindeki etkisi daha olumludur.

    Lazımlık ve çocuk

    Diğer önemli bir nokta, çocuğu lazımlığa oturturken bu konu ile ilgili duygularını önemsemenin gerekliliğidir. Genellikle, beslenmenin ardından çocuk lazımlığa oturtulur. Eğer, oturmak istemiyorsa çok fazla zor zorlanmamalıdır. Zorla lazımlığa oturtulan çocuklar, bu sürede tuvaletlerini yapmamakta, kalktıktan sonra çamaşırlarına yapmaktadırlar. Bazen çocuklar, zorla lazımlığa oturtulmalarına tepki olarak dışkılarını yapmamakta direnirler ve ciddi kabızlık sorunları yaşarlar.

    Ebeveynlerin tutumlarının niteliği

    Tuvalet alışkanlığının kazandırılmasında anne, baba ya da çocuğun bakımını üstlenen diğer ebeveynlerin tutumlarının niteliği çok önemlidir. Telaşlanmadan, sakin sakin, sinirlenmeden, yerinde övgülerin yapıldığı bir eğitim sürecinden, hem çocuk hem de aile kazançlı çıkar. Çocuk, başarması gereken bir gelişim görevinin üstesinden gelmiş olur. Aynı zamanda, bu alışkanlığı kazanırken ailesinin tutumunun özelliğinin farkına varır. Bu farkındalık hem kendine hem de ailesine güven duymasına yol açar.

    Çocuklarda karanlık korkusu

    Bebeklikten itibaren çocuklarda en sık rastlanılan korkuların başındaki `karanlık korkusu`, anne-babaların pekiştirdikleri korkudur. Özellikle gece, ışıkla uyumayı alışkanlık haline getirmek, çocukların karanlıktan tedirgin olmalarına neden olmaktadır. Bu tedirginlik, başka korkularla birleştiğinde veya başka kaygılar ve sorunlar eklendiğinde daha yoğun bir karanlık korkusuna dönüşebilmektedir.

    Ebeveynler model olurlar

    Tüm korkularda olduğu gibi bu korku türünün gelişiminde de model olmak önemlidir. Yakınları, özellikle anne ya da babasının karanlık korkusu yaşadığını bilen, bu korkuya tanık olan çocuklar ister istemez karanlığın korkutucu bir şey olduğu düşüncesini geliştirmekte ve benzer korku tepkileri vermektedirler. Özellikle 3-5 yaş arasında doğal olarak kendiliğinden ortaya çıkan karanlık korkusu anne-baba tarafından uygun bir şekilde yaklaşıldığında kendiliğinden kaybolabilmektedir.

    Karanlıkta ne var?

    Karanlık korkusunun en tedirgin edici yanı, karanlık mekanda ne olduğunu görememek ve her türlü potansiyel tehlikeyle baş etmek zorunda kalmaktır. Hatta genellikle çocukların aydınlıkken gördükleri bir odada dahi, karanlıkla birlikte gelebilecek tehlikelere karşı tedirginlik içinde yaşamaları söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda çocuk, ışık yeniden yanmadıkça rahatlayamamakta, yine benzer bir şekilde, ışığı bir başkası tarafından yakılmayan bir odaya girememektedir.

    Temel güven duygusu

    Özellikle ilk 6 ayda çocuğa temel güven duygusunu kazandırmak önemlidir. Eğer çocuk bu dönemde her türlü tehditten uzak olduğunu, korunduğunu, her koşulda sevildiğini ve destek gördüğünü hissedebilirse temel güven duygusunu kazanabilir. Bu desteği ve güveni verdiğinize inanıyorsanız, buna rağmen çocuğunuzun korkularının azalmadığını gözlemliyorsanız, üstelik bu korkular çocuğunuzun günlük yaşamını, uyumunu, huzurunu etkiliyorsa bu konuda bir uzmandan yardım almanız gerekiyor demektir.

    Gerçek ihtiyacı saptanmalıdır

    Bazı durumlarda çocukların psikolojik gelişimlerinin yeterli olmamasıyla bağlantılı olarak anne-babanın yatağında uyuma eğiliminin olduğu ve bu tip yaşam krizlerinin bu eğilimi alevlendirdiği bilinmektedir. Böyle bir durumda da çocuğun gerçek ihtiyacının ne olduğu iyi saptanmalı, bunun gerçek bir korku mu, gelişim dönemiyle ilgili bir davranış mı, yoksa anne-babanın yatağına dönmek için kullandığı bir bahane mi olduğunun iyi ayırt edilmesi gerekir.
     
  4. 10 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Adivar
  5. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
    Standart Tuvalet Terbiyesi

    İşte çocuklarınızın tuvaletlerini oturaklarına yapabilmesi için altın öneriler..


    Eskiden bebekler düzenli olarak çişlerini yapana kadar oturağa oturtulurdu. Bu, bir taraftan ‘eğitildikleri’ izlenimini verirken, diğer taraftan en azından bir bezin ıslanmasını önlerdi. Örneğin; yemek sonrası çocuğunuzun bağırsaklarının hareketleneceğini bildiğiniz zaman onu oturağına oturtur ve tuvaletini yapana kadar beklerseniz; çocuğunuz oturağın ne işe yaradığını öğrenebilir, fakat bu ona bağırsak hareketlerini kontrol etmeyi öğretmez.

    Bu, ancak o gelişimini tamamlayıp buna hazır olduğunda gerçekleşecektir. Ayrıca, çocuğunuz bezi bırakmak isteyene kadar ona tuvalet alışkanlığı kazandırmanız mümkün olmayacaktır. Oturağa gidene kadar çişini tutmayı ve güzelce oturmayı fiziksel olarak kontrol edebilmelidir.

    Her bebeğin gelişim süreci kendine hastır. Genellikle tuvalet alışkanlığı 18-36. aylar arasında gelişir. Bazı bebeklerde bu süre 4, hatta 5 yaşına kadar ertelenebilir. Bu durum bebeğinizin kendini hazır hissetmesi ile bağlantılıdır.

    Yapılan araştırmalar da bebeklerin kendi mesanelerini ve rektumlarını 18 aya kadar kontrol edemediklerini göstermiştir. Daha güvenilebilir bir şekilde kontrol, 3 yaşından sonra başlar. Tuvalet alışkanlığı, gece-gündüz bağırsak kontrolü ve gece-gündüz mesane kontrolü sırasıyla gelişir.

    İradesini kontrol etmeye başladığı anda, tuvalet alışkanlığını da öğrenmeye başlar. Sonuçta, tuvalet alışkanlığı, çocuğunuz ancak kaslarını kontrol edebildiğinde mümkün olur.

    Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın; her çocuğun gelişim süreci farklıdır ve tuvalet alışkanlığı da buna göre değişiklik gösterir. Önemli olan çocuğunuza bir başlangıç noktası vermenizdir. Bu başlangıç noktasını verirken de çocuğun gelişimi ve bu konuda size verdiği ipuçları en iyi rehberinizdir.

    ONA EŞLİK EDİN

    Tuvalet alışkanlığı kazanmaya hazır olduğunu gösteren bazı işaretleri takip edin. Bunlar ıslak bir bezden rahatsız olması, bağırsak hareketlerinin farkına varması ya da bazen çocuğunuzun mesanesinin daha fazla miktarda idrar tutabildiğinin göstergesi olarak bezinin uzun süre kuru kalmasıdır. Aynı zamanda, çocuğunuz oturağı kullanmaya istekli olarak sizi taklit etme eğilimi de gösterebilir.

    Çocuğunuza bağırsak hareketleriyle ilgili karmaşık mesajlar vermediğinizden emin olun. Eğer onun bu konudaki gayretlerini övüp, ardından da yaptığının kötü kokulu ve pis olduğunu söylerseniz, kafası karışabilir. Herhangi bir başarı karşısında olumlu olun, fakat kazalar olursa da görmezden gelin. Bu gerçekten çocuğunuzun elinde değildir.

    Her şeyden öte, bu sürece gereğinden fazla anlam yüklemeyin. Eğer çocuğunuz hazır olmadan tuvalet alışkanlığı kazandırmaya başlarsanız, çok kaza olur. Dolayısıyla çocuğunuz bu kazaları çok fazla tekrarlıyorsa, beze geri dönün. Stresli bir dönemde bezden külota geçmeye çalışmayın, daha sakin bir dönemi bekleyin.

    ZAMANA BIRAKIN

    Çocuğunuzun çişini yaparken oturağı kullanmaktan memnun olduğunu görseniz bile, bağırsak hareketi farklı bir konudur ve kakasını beze yapmaya devam etmek isteyebilir. Onun açısından bakarsak, kakasını oturağa ya da tuvalete yapmak bezine yapmaktan oldukça farklı bir duygudur, bazı çocuklar bunu biraz garip bulurlar.

    Çoğunlukla oturağa kaka yapmaktansa, bağırsaklarını boşaltmak için gece yatarken bağlanan bezi bekleyebilir. Çocuğunuzun endişesi zamanla geçecektir, merak etmeyin.

    KAKASINI KONTROL ETMEYİN!

    Öte yandan, 18. aydan itibaren, daha önce ağız çevresinde olan haz, anüs ve civarı dokulara yerleşir. Dolayısıyla artık ‘emzik’ faslı bitmiş ‘popo’ faslı başlamıştır. Kakası ona ait bir ‘eser’dir. Onu yapıp yapmama kararı da ona ait olmalıdır. Zaten insanın kararlı kimliği bu şekilde oluşur. Kendi kararlarını kendi verebiliyor olması, onun bağımsız kimliğidir.

    Sık sık koklayarak ya da bezini aralayıp bakarak, kaka ya da çiş yapıp yapmadığı kontrol edilmemelidir. Çocuk kakasını yaptıktan sonra, annesinden onu almasını, yine kendisi istemelidir.

    Bu dönem iyi doyurulursa, geleceğin kendi kararlarını verebilen, kararlarında tutarlı yetişkinin temelleri atılmış olur. Pişik tedavi edilir, ama yaptığı kakanın kabul görmemesiyle yerleşecek utanç duygusu ve inatçı karakter hayat boyu yerleşir. Utanç duygusu, aşağılanma hissi uyandırır ve yeteneklerin ortaya çıkmasına engel olabilir.

    DÜZEN İLE ÖZDEŞLEŞME

    1,5-3 yaş arasındaki dönem, temizlik ve düzen ile özdeşleşme dönemidir. Fakat annenin erken ve sıkı tuvalet terbiyesi, aşırı titiz davranması haz ilkesinin doyurulmasına engel olur. Çocukta yerine getiremediği her temizlik kuralı suçluluk duygusu yaratır.

    Kararsız ve verdiği kararlardan utanç duyan, aşırı titiz, cimri, inatçı; ya erotizm sergileyen ya da buna aşırı tepki gösteren bir kişiliğin temelleri atılır. Tam tersi, bu dönemde ilgisiz bir anne ile kakası içinde büyümüş olmak da çocuğun psikolojisini olumsuz etkiler. Çocuk temizlik ve düzenle yeterince özdeşleşemez. Kararsız, başkalarının kararlarını da kabul etmeyen itirazcı, dağınık, sado-mazoşist bir kişi olabilir.

    ‘Çocuk Gelişimi’/ALFA, Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin/