Çocuklarda yalan

Konusu 'Nasıl Anne Babalarız ?' forumundadır ve Adivar tarafından 3 Ekim 2009 başlatılmıştır.

    3 Ekim 2009
    Konu Sahibi : Adivar
  1. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
    [​IMG]

    Hülya Ünlü

    Yalan, gerçek nedeni veya durumu açıklamak istemediğimizde söylediğimiz gerçekdışı sözlerdir. Günlük yaşantımızda hepimiz küçük ya da büyük yalanlara maruz kalırız. Kimi zaman karşımızdakini incitmemek, kimi zaman da kendimizi korumak için yalan ihtimali ile karşı karşıya geliriz. Hangi nedenle olursa olsun yalanda başkalarını aldatma amacı vardır. Bu yönüyle yalan ayıplanan ve reddedilen bir davranıştır. Öyle ki çocukluğumuz da bu konu da hikâyeler, masallar anlatılır yalancı çobanın hikâyesi tekrarlanır dururdu. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar sözüyle de yalanın günün birinde ortaya çıkacağına dair korkutulurdu.

    Çocuklarda ise yalan davranışı yaşlarına ve durumlarına göre daha farklı yorumlanır:

    5 yaşına kadar söylenen yalanlar hayal gücü ile ilişkilidir. Öyküler uydururlar, taklit oyunları oynarlarâ�¦ Yaş ilerledikçe ve çocuğun gerçekleri kavrama yeteneği geliştikçe bu durum normale döner.

    Okul çağındaki hatta ergenlik dönemindeki çocuklar, kendilerince utanç duydukları gerçekleri gizlemek için, özlemini duydukları kişiler ya da elde etmek istediği eşyalarla ilgili yalan söyleyebilirler.

    Kendini koruma ve savunma ihtiyacı da yalana yönlendirebilir. Örneğin; çok fazla eleştirilen, mükemmel olması beklenen, başarısızlıklarında sert tepki gören çocuklar aldıkları düşük notlarla ilgili yalana başvurabilirler.

    Zaman zaman başkalarının hayranlığını kazanmak için de yalan

    söyleyebilirler. Örneğin; sahip olmadığı eşyalara sahipmiş gibi anlatabilir, gerçeği abartabilirler.

    Yalan söyleme büyük oranda öğrenmeyle ve yetişkinlerin çocuklar tarafından model alınmasıyla ilgili bir davranıştır. Çocuklar anne- babasından birinin yalan söylediğine tanık olduğunda bu davranışı taklit ederek yalan söylemeyi alışkanlık haline getirebilirler. Ayrıca ebeveyni tarafından çeşitli 'sus payları' ile yalana ortak edilmesi bu davranışın pekişmesine neden olur.

    Yalan söyleme alışkanlığı davranış bozukluğuna dönüşmüşse; çocuk yalana karşı çok endişesiz ve korkusuzdur. Yalanın ortaya çıkması halinde umarsız ve kaygısızdır. Çocuk okulla ilgilenmez, aile içindeki olaylara kayıtsızdır, sosyal ilişkilerinde aşağılık duygusu hâkimdir ve güç isteği vardır. Belli bir çıkar için yalan söylemeyebilir, her şey onun için konuşulabilecek uydurulabilecek bir malzemedir. Yaşından küçük görünür, davranışları oldukça çocuksudur. Duygusal ve ahlaki bakımında olgunluğa ulaşmamıştır. Çocuk yalana çok sık başvuruyor ve bunun yanında başka davranış bozuklukları var ise patolojik yalanı düşündürür.

    Çocukların çeşitli nedenlerle söyledikleri yalanlar, özellikle 7â�'8 yaş döneminde gerçekleri kavrama yetenekleri arttıkça azalma göstermelidir. Yalan söyleme bu yaşlardan sonra sıklıkla devam ediyorsa davranış bozukluğu olma ihtimali söz konusudur. Buna engel olmak için bazı önlemler alabiliriz. Alınacak bu önlemlerle çocuklarımızın ahlaki gelişimlerine de önemli katkı sağlamış oluruz.

    Öneriler ve Önlemler

    Yalan söyleme alışkanlığına karşı alacağımız önlemlerden ilki çocuğun neden buna başvurduğunu anlamaktır. Yukarıda açıklanan sebepler nedenini anlamamıza yardımcı olacaktır.

    Çocuğun, gerçeği kavrama yeteneğinin henüz oluştuğu 4â�'6 yaş civarında hayal gücü ile anlattığı çeşitli hikayelere ve olaylara ahlaki bir yanlış olarak bakmak, kızgınlıkla tepki vermek ve cezalandırmak gereksizdir. Bunun yerine önceden, doğru söylemenin övülecek ve olması gereken bir davranış olduğu anlatılmalıdır.

    Çocuğun kişilik, ahlak ve davranış gelişimlerinde anne-babalarıyla kurduğu ilişki ve onları model alması çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu sebeple her durumda olduğu gibi yalan söylememek konusunda da örnek olmak gerekmektedir. Olumlu davranışlarını takdir ederek pekiştirmelidir. Çocukların yaşına uygun bir dille doğruyu söylemek önemlidir.

    Çocuğun yalanları karşısında nedenlerini konuşmadan ve hatasını düzeltmesine fırsat vermeden aşırı kızgınlık, öfke ve kınama göstermemeli, ceza verilmemelidir. Bu yaklaşım çocuğun suçluluk duyguları yaşamasına ve yalana daha çok yaklaşmasına sebep olur.

    Hareketlerinde, oyunlarında, arkadaşları ile ilişkilerinde vb. yaşantıları için normalden fazla korumacılık, müdahale ve kısıtlama gösteriyor olunması da, yalanla anne-babasından kaçmasını tetikleyecektir. Kurallar, beklentiler çocuğun başarabileceği boyutta olmalıdır. Olağan istekleri engellenmemelidir.

    Her çocuğun kabiliyeti ve özellikleri kendine hastır. Bir çocuğun başarısı veya erdemi diğer çocukta görülmeyebilir. Çocuğun arkadaşları ile sürekli kıyaslanması kendini yetersiz hissetmesine bundan kurtulmak için de yalan söylemesine sebep olabilir. Gereksiz kıyaslamalardan ve başaramayacağı isteklerden vazgeçilmelidir.

    Yalandan sonra çocuğun hatasını anlayarak özür dilemesine ve doğruyu söylemesine yardımcı olunmalıdır. Çocuk suçlanırsa doğruyu söylemesinin bedeli ağır ödetilirse çocuk için doğruyu söylemenin değeri kalmayacaktır.

    Çocuk 'baban duymasın' veya 'annenden saklanmalı' gibi yalanlara ortak edilmemelidir.

    Yalanlarından ötürü ne olursa olsun 'yalancı ' etiketi çocuğa yapıştırılmamalıdır. Atalarımızdan gelen bir inanç vardır; bir şeyi kırk kere söylerseniz olur. Bu durum bazı psikolojik araştırmalara konu olmuş ve sonucunda haklılık payı bulunmuştur.

    Yalan davranışına karşı çocuk bilgilendirilmeli, konuşulmalı ve kendisi için yapılan bu mücadeleye dâhil olması sağlanmalıdır. Bu mücadelede kendisine yardım etmek, destek olmak anlamında güven verilmelidir.

    Kaynak: DunyaBulteni.Net