Çocuklarınızı kuzu gibi yetiştirirseniz, koyun gibi güdülürler.

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve kibela24 tarafından 23 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : kibela24
  1. kibela24

    kibela24 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2007
    Mesajlar:
    6.278
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Günümüzde birçok anne-baba, çocuklarının özgüven ve sorumluluk sahibi olmadığından şikâyetçi. Hakkını savunamayan, doğru bildiğini söyleyemeyen, bir toplum içine girdiğinde çekingen davranan, marketten yanlış aldığı bir ürünü değiştirmekten aciz, odasını toplamayan, ödevlerini kendi başına yapmayan çocuklar, günümüzde çok karşılaştığımız çocuk tipleri.

    Bu ve bundan sonraki yazı dizimde çocuklarda özgüvenin ve sorumluluğun nasıl kazandırılması gerektiğine değineceğim. Çünkü özgüven ve sorumluluk sorununu çözdüğümüzde, özgüven sahibi ve sorumluluk alan bireyler yetiştirdiğimizde, hem aileler daha mutlu olacak, hem de bu bireyler ileride devletlerine ve milletlerine önemli katkılar sağlayabilecekler.

    Özgüven konusuna girizgâh yapmadan önce kendi hayatımdan bazı paylaşımlarda bulunmak istiyorum. Ben de birçok Türk çocuğu gibi koruyucu bir ailede büyüdüm. Evin de ilk çocuğuydum. Haliyle seviliyordum. Ekmeğimi annem dürüp elime veriyor, ayakkabılarımı o giydiriyordu. Okul çantamı zaten annem hazırlıyordu. Annem ve babam, benim adıma neredeyse her işi yapıyordu. Böyle bir ortamda büyüdüm ben. Çekingen, sınıfta pek de söz almayan ama aynı zamanda çalışkan da bir öğrenciydim.

    Sanırım ilkokulun sonlarıydı. İzmit’te Yeni Cuma Parkı’nda oturuyordum. Dershaneden çıkmıştım. Aklıma ayakkabımı boyatmak düşüncesi geldi. Oradaki boyacılardan birini çağırdım. Çağırdığım çocuk benim yaşlarımdaydı. Ayakkabımı güzelce boyadı. Bittiğinde ona boya ücretini sordum. Şimdinin parasıyla 10 TL gibi bir fiyat söyledi. Hâlbuki o zamanlar ederi belki sadece 1 TL idi. Ben o çocuğa “Neden bu fiyat?” diyemedim. Sadece “10 lira mı?” dedim yeniden. Hakkımı arayamadım. Onunla pazarlık yapamadım. Cebimdeki tüm paramı o çocuğa vermek zorunda kaldım. Neden mi? Tabi ki özgüven sahibi olamadığım için.

    Kuzu Yetiştirmek

    Üniversite yıllarıma geldiğimde, üzerimdeki bu ölü toprağını ancak atabildim. Bunda üniversitemin ve hocalarım katkısı çok fazla. Hepsinin ellerinden hürmetle öpüyorum. Beni sürekli grup projelerinden görevlendiren ve neredeyse her hafta sınıfın karşısında sunu yaptıran eğitim sistemi sayesinde özgüvenim dirilmeye başladı.

    Yine bu yıllarda bir derginin arka kapak sayfasında meşhur Bostan ve Gülistan’ın yazarı Sadi-i Şirazi’ye ait olan bir söz okudum: Çocuklarınızı kuzu gibi yetiştirirseniz, koyun gibi güdülürler.

    Bu söz beni çok etkiledi. Belki de o an, hayatımdaki kırılma noktalarından birisiydi. Anladım ki, annem-babam o tertemiz olan niyetleri ve büyüklerinden elde ettikleri tecrübeler çerçevesinde beni kuzu gibi yetiştirmişlerdi. Zaten bizim kültürümüzde kuzuluk keçiliğe evla değil midir? Kuzuluk pekiştirilirken, keçilik yerilmez mi? Bu şekilde özenle yetiştirilen kuzucukları (evde aslandırlar da sadece dışarıda kuzu olurlar) hayatının çeşitli dönemlerinde boyacılar da güder, simitçiler de. Hele ergenlik döneminde gençlerin etrafı kuzu avcısı kötü şer odaklarıyla dolar. Kimi kuzuları kendi safına alıp sapkın düşünceleri onlara aşılar, kimisi de madde bağımlısı yapar. Kimi bu kuzucukları fuhşa, kimisi ise suça sürükler.

    İşte, çocuklarda özgüveni yıkan, sarsan, zedeleyen anlayışların başında onları kuzu gibi yetiştirme çabası geliyor. Kuzu gibi çocuk isteyen ve böyle de çocuk yetiştiren anne-babalar bu kuzular büyüdüklerinde ise şikâyetçi oluyor: “Kendi başına bir iş yapamıyorsun.”, “Bilmem ne kadar adam oldun hala baba eline bakıyorsun.”, “Bir baltaya sap olamadın.”

    Bu kuzular bizim eserimiz, anne-babalar! Onlara kızmaya gerek yok ki? Çünkü onları güdülerek bir iş yapmaya alıştıran biziz. Bir baltaya sap olabilmeleri için bir çobanın gidip onları bir baltaya takması gerekiyor. Nasıl “kendi başına” iş yapsınlar ki? Küçükken kendi başlarına iş yapmaya kalkıştıklarında, biz onları inatçılıkla, söz dinlemezlikle ve asilikle suçlamadık mı? “Keçilik yapma!” demedik mi? Yıllardır onun adına işleri biz yapmadık mı? Şimdi nasıl kendi başlarına bir şeyler yapmasını bekleriz bu kuzucuklardan? Kısacası suç bizim, yani anne-babaların.

    Nedir Özgüven?

    İsterseniz şöyle yapalım. Özgüveni açıklayıp özgüveni zedeleyen diğer anne-baba yaklaşımlarına önümüzdeki hafta değinelim. Sonra da özgüveni nasıl kazandıracağımızı konuşalım. Bir sonraki adımda ise sorumluluk duygusuna değiniriz.

    Özgüven, kişinin kendi benliğine karşı olumlu hisler beslemesi, yapabileceğine, yetenekli olduğuna inanmasıdır. Bir şeyleri başarabilmek için gerekli olan enerjiyi kendi içinden (yeteneklerinden, becerilerinden) alabilme gücüdür.

    Yeni Cuma Parkı’nda bir boyacı karşısında ben çaresiz kalmıştım. Çünkü ben, o boyacıya karşı çıkabileceğime inanmıyordum. Bunu yapabileceğimi zannetmiyordum. Yapmaya kalkıştığımda ise başarısız olacağımı düşünüyordum. Çünkü bana karşı çıkmak değil, tabi olmak öğretilmişti. En sevdiğim, en yakınım iki insana, anne-babama bile karşı çıkamazken elalemin yedi kat yabancısına nasıl karşı çıkacaktım ki?

    Psikolojik Danışman&Pedagog Mehmet Teber
     
  2. 24 Haziran 2012
    Konu Sahibi : kibela24
  3. ehlimana

    ehlimana Popüler Üye Üye

    Katılım:
    11 Haziran 2010
    Mesajlar:
    3.240
    Beğenildi:
    41
    Ödül Puanları:
    108
    çocuklara hiç olmazsa fikir soralım. ''sence'' demek bu kadar zor mu?
    onun da fikrini alın.
    herşeye boyun eğen çocuklar yerine hakkını arayan çocuklar yetiştirelim.
     
  4. 24 Haziran 2012
    Konu Sahibi : kibela24
  5. ladyyuppi

    ladyyuppi namidiger platonik_ask ;) Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    3.323
    Beğenildi:
    83
    Ödül Puanları:
    153
    cok begendim bu yaziyi,
    paylastigin icin tesekkür ederim :KK16::KK16:
    o kuzu gibi yetistirilenlerden biride benim, hatta benim bir ablamda öyle..
    maalesef böyle yetistirildik.. korkumuzdan, kücükken yasadiklarimizdan dolayi,
    hep cekindik, hep geride durduk.. baska caremizde yoktu hani..
    zavalli annem 4 cocukla baska türlü nasil bas etseydiki ? bide o dönemler kayinvalide kayinbabayla birlikte yasarken ?
    bazen kendi kendime ugrasirim özgüven kazanabilmek icin..
    eskiden cok daha cekingen cok daha icine kapaniktim..
    simdiki halime o cocukluk dönemime göre cok cok daha iyi tabi..
    ilk, is'e girdigim zaman özgüvenim artmisti.. is'e girince ilk kez özgüvenim olmustu..
    fakat tabi hala bazen kuzu gibi kaldigim durdugum bir cok mesele, veya an var maalesef..
     
    Son düzenleme: 24 Haziran 2012