çocuklu yaşama hazırlanmanın adımları

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve roxett tarafından 21 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    21 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  1. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    1-) Köşe başındaki süpermarkete gidin. Hiçbirşey satın almadan kasaya yönelin ve cebinizdeki bütün parayı kasiyere verin. Daha sonrada yandaki eczaneye gidin kredi kartınız ile ilaçlar alın.

    2-) Akşam saat 17:00 ile 22:00 arasında elinizde yaklaşık 4 kg. Ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde yürüyün. Saat 22:00'de ağırlığı yatağa bırakın, saati 24:00'e kurun ve yatın uyuyun. Saat tam 24:00'de kalkın 4 kg. ağırlığı tekrar elinize alın ve saat 01:00'e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun. Saatin alarmını da 03:00'e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar kalkın ve bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolanıp durun. Saat 02:45'de koltukta kendinizden geçin. 03:00'te çalan alarm ile fırlayın, 15 dakikalık uyku sersemliği ile yatağa yönelin ve ağırlığı elinize alın. Saat 04:00'e kadar karanlıkta elinizde ağırlık varken dolanın ve bu arada yüksek sesle de şarkılar söyleyin. Kendi kendinize konuşun. Saati 05:00'e kurun ve kendinizden geçerek bir süre daha uyuyun. Böylece toplam uyku miktarınız 45 dakikaya yükseltin. Kahvaltıyı hazırlayın. Güleryüzlü olun ve bu dediklerimi 5 yıl boyunca her gece tekrarlayın.

    3-) Eve bir ahtapot getirin... Ve 5 yıl boyunca onu her sabah düzenli bir şekilde giydirmeğe çalışın. Ayrıca ahtapotu bir çuvala, hiçbir kolu dışarda kalmıyacak şekilde, en kısa zamanda sokmanın provasını yapın. (Bu prova sonunda çocuğunuzu her sabah minimum hasarla giydirmeyi öğreneceksiniz.)

    4-) Bir kavun satın alın. Kavunun bir bölümüne küçük bir delik açın. Sonra kavunu uzunca bir iple duvardan aşşağıya sallandırın. Ve kavunu iki yana sallayın. Kavun sağdan sola durmadan sallanırken, bir kaşık sıcak suyu alın. Durmadan sağdan sola sallanan kavunun üstünde daha önce açmış olduğunuz deliğe, bir tek damla yere dökmeden sokmağa çalışın. (Bunu başardığınızda o mini minnacık, sevimli mi sevimli yavrunuza en az hasarla yemek yedirmeyi öğrenmiş olacaksınız.)

    5-) Ağzınızdan çıkan her cümleyi en az beş kere daha tekrarlıyarak konuşmaya alışın. Bunu bir yaşam biçimi haline getirin.

    6-) Dışarıya çıkmak için giyinin. Banyonun kapısı önünde tam tamına yarım saat bekleyin. Aşağıya inin. Kapının önünde beş dakika bekleyin.
    Sonra tekrar eve dönün. Tekrar dışarıya çıkın. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın. Çok ama çok yavaş yürüyün. Yürürken de yerde gördüğünüz
    her sigara izmaritini, cikleti, kirli kağıt ve mendili ve ölü karıncayı dikkatle ve uzun uzun seyredin. Aniden << yeter artık senden çektiğim diye avazınız çıktığı kadar bağırın. Eve geri dönün. ( Bu provayı yaptığınız zaman da küçük çocuğunuzla yürüyüşe çıkmaya hazır hale geleceksiniz.)

    7-) Süpermarkete gidin ve yanınıza da orta büyüklükte bir keçi alın. Süpermarkete girince keçiyi serbest bırakın. Daha sonrada keçinin içerde kırdığı, tahrip ettiği herşeyin parasını sorgusuz sualsiz ödeyin. (Evet, bununla da çocuk ile birlikte alışverişe hazır duruma gelmiş bulunuyorsunuz.)

    :cool: Evdeki koltukların üzerine tereyağı sürün. Perdelere reçel bulaştırın. Mutfakta pişmekte olan bir adet balığı çalın ve onu misafir odasında bir yere saklayın. Balığın odada 5 ay kimse tarafından bulunmadan kalmasını sağlayın. Evdeki yeni sulanmış çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurlar ile temiz duvarlar üzerine figürler yaratın. (Evet, artık ev de çocuk için provalı hale geldi.)

    Tamam mı ? Tamamsa, bütün bunları yaptıysanız, artık çocuklu yaşama
    hazırsınız demektir.
     
  2. 24 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  3. VENUS_

    VENUS_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    462
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    :KK46: :1w000t: :1w000t:

    koptum ya ..

    Allah sabır versin bütün Annelere....
     
  4. 24 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  5. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    aminnn. annelik en zor meslek:bigeek2:
     
  6. 24 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  7. liberty

    liberty NAZ ve BATU nun annesi Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    451
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ben bugünden başlıyımmmadem malum 4 ayım kaldı bunları yaşamaya
     
  8. 24 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    allah tamamına erdirsin. sağlıkli sihhatli olması dileği ile...
     
  10. 24 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : roxett
  11. oyanur29

    oyanur29 Guest

    daha öncede kpmuştum eşimden dinlemiştim ama burda birebir okumak daha güzel oldu bende 2 çocuk annaesiyim ilk çocuğumda 1. şıkkı yaşadım ama ikinci çocuğumda artık tecrübeliydim 1. şıkkı 4 ay sonra yaşamadım:)) ama diğerlerinin hepsi kaçınılmaz şeyeler gerçektende:)) ama ne güzelki insan bu hallerine gülebiliyor:))
    ellerine sağlık teşekkürler paylaşım için:)
     
  12. 4 Haziran 2008
    Konu Sahibi : roxett
  13. EU1

    EU1 Guest

    "2


    "Üstteki bu yazıya sayın Gülay Hanımın (eğer ağlamadan okuyabilirseniz)duygu yüklü cevabı
    Bir saglik problemimden dolayi izinliydim, Dönüste maillerimi kontrol ettigimde, üsttekiI METNI gördüm.Beni bu denli sasirtacak bir yaziyi kaleme alan kisinin bir çocugu olmadigi için bu düsüncede oldugunu, hosgörebilecegimi düsündüm. Herkesin düsüncesine saygi duydugumu belirttikten sonra, ben de 11 yasinda dünya tatlisi bir kiz annesi olarak birkaç düsüncemi sizinle paylasmak istedim.
    * Karnimda ilk hareketini hissettigimde, tekrar hareket etmesi için nefesimi tutup bekledigim anlar o kadar çoktu ki... Benimle kurdugu ilk iletisimiydi onun.
    * Bebegimin (cinsiyetini ögrenmek istemedim, dünyaya gelene kadar da bilmedim), karnimda 9 ayini doldurmasi için benden fazladan hiç bir sey istemedigini söyledi doktorum. Her zaman ne yiyorsam onu yemem gerekiyordu.
    *Dogal süreç onun beslenmesi için yeterliydi. Ancak, babasi ve ben onu öyle çok istiyor ve fasülye tanesi kadar bir varligi ne kadar çok seviyorduk ki, durmadan onu beslemeye çalisiyorduk. Oysa tek istegi sevgiydi, bu da bizde vardi zaten...
    * Öyle sirin bir hamilelikti ki, evden çikarken esime: " BIZ ise gidiyoruz hosçakal sevgilim" diye seslendigimde, onun karnimda degil yüregimde durup, babasina el salladigini görebiliyordum.
    * Bebegime merhaba dedigim dakikayi ömrüm oldukça unutmayacagim. Onu kucagima verdikleri, miniminnacik parmaklarini öptügüm; yumusacik tenine dokundugum; sanki bin yilda bir kez açmis bir çiçegi koklar gibi usulca mis kokusunu içime çekerek kokladigim o özel an... Tanrim! Ne büyük saadet!
    * Kizim... Bir kizimiz olmustu. Içimizdeki isik yumagini bölmüs, hiç eksilmeden artmistik.
    * Esim askti benim için, sevgiydi. Simdi de bebegimizle birlikte çogalmistik, artmistik, kocaman(!) bir aileydik artik.
    * Evimizdeki ilk gecesinde; bütün aile fertleri, yeni ünvanlarini sayesinde aldiklari muhtesem varligin etrafinda (anneanneler, babaanneler, dedeler, amcalar, dayilar, teyzeler, halalar..), çok çok özel bir konuga gösterilen
    ihtimam ve özen için kosusturuyorlardi. Oysa bebegim, herseyden habersiz uyuyordu. Onlarin kosturmalari yalnizca birkez kucaga almak içindi. Bir kralin önünde diz çöken askerin sövalye ünvani aldigi an, ayaga kalktiginda daha bir gururlu gözükmesi gibi; bebegimi kucagina alan herkesin yüzüne kocaman bir gülümseme yayiliyor, kendisini ayricalikli hissediyordu.
    * Uykumuzu öyle degisik bazen de tuhaf seyler için feda ederiz ki. Bir sevgi pinari için, degil uyku, herseyi feda edebilirdim...
    * Dünya ne kadar güzeldi ertesi sabah: günes hiç bu kadar parlak olmamisti, ne güzel isitiyordu isiklari, bizim evimizdeki isik topu da öyleydi. Bahar bebegiydi kizim, henüz kis soguklari sürüyordu yine de. Ama niye böyle birdenbire bütün agaçlar çiçek açmisti? Renkler ne kadar göz kamastiriciydi. Gönül kislari yasamamaliydi hiç kimse. Içimizde kuslar sarkilar söylüyordu. Kizimizin da bir tek sesini duymak için basinda, sessizce, gözgöze bakisarak beklemistik esimle. Sevdalanmak böyleydi iste, bir bebege, bir sese,
    küçücük bir varliga sevdalanmak böyleydi..
    Baska hiçbir seyde bulunamayan hazlar getirdi bu bebek hayatimiza....
    * Bize dogru ilk adimini attigi gün, ilk dogum gününü kutladigimiz gün, elinden tutup birlikte yürüdügümüz ilk park gezintimiz; ayni masali okudugumuz kaçinci gecede, masalin ayni satirinda ayni ses tonuyla yaptigi
    taklitler; mama yedirirken gülüsmelerimiz, ilk kez "anne" dedigi gün, "baba" dedigi ilk gün (aldigi hiç bir ünvan ve duydugu hiçbir seslenisin bu kadar haz vermedigini söylemisti), evimizin bahçesine ilk kez yalniz
    çikmasina izin verip gözlerimizle onu izledigimiz gün, anaokuluna ilk basladigi gün, çizdigi ilk resmini bana gururla gösterisi (benim ondan daha çok gurur duydugum gün), ask kavramini sormasi ve babasiyla ben açiklama yapmaya çalisirken, bize bakip bilgiç bilgiç "tamam anladim" dedigi an, ilk kavgasi ve bir filozof edasiyla kavga ettigi arkadasina nutuk çekmesi,kendi kavgalarini kendisinin halletmesi gerektigi kuralini arkadasinin annesine anlatisi, mutfakta yumuk elleriyle kurabiye yogurmaya çalismasi, asla basaramayacagim kurabiye kaliplari icat etmesi, içeriki odadan bana seslenip, sonra da "annecim seni seviyorum" dedigindeki mutlulugum, hiç bir güzellik uzmaninin basaramayacagi denli özgün bir makyaji denedigi gün yüzündeki çildirtan sirinlik, yatak örtümü kremle kapladigi gün yumuk ellerini gözlerinin önüne getirip "canim sagolsun dimi annecim" derken ki ses tonu (o günden sonra "canim sagolsun" diyebilmenin büyük mutluluklar getirdigi baska anlar), kitaplardan ögrenemedigim ama o minnacik beyninden,
    tatli dilinden ögrendiklerim, ondan ögrendiklerim, ondan ögrendiklerim, ondan ögrendiklerim...
    * Su çiçegi çikardiginda, kucagimdaki ates topu için ölebilecegim düsüncesi, anneanneye telefonda "hasta degilim, ben çiçek açiyormusum" diye suçiçegini tarif edisi, kabakulak oldugunda çok kilo aldim deyip yemek yemeyi reddedisi ve yüzündeki sislik iniyor mu diye elinde aynayla 5 dakikada bir kendini
    inceleyisi...
    * Ilkokula basladigi günün sabahi, okul önlügünü giydiginde bakmaya doyamadigim güzellik, ev ödevlerini zaten biliyor edasiyla yapmasi, ögretmeninin ve arkadaslarinin olusturdugu yeni dünyasini betimleyisi,
    çantasina evdeki bütün oyuncaklarini doldurup götürmeye çalistigi gün, ilk karnesi (çerçevelenen basari belgeleri için ayrilan duvarin önünden geçerken kasila kasila yürüyüsü), buz pateni yapmaya çalismasi; her seyi anneyle ve babayla yapmaya, her çocuk oyununa ve mutluluguna bizleri de ortak etmeye çalismasi (buz pateni yaparken ona eslik etmeye çabalayip gülmekten kirildigimiz gün), feminist bir bakis açisiyla çikarilan bir dergiyi konustugum arkadasim gittikten sonra kizimin bana "annecim feminist ne demek?" sorusunu sormasi, ben ona açiklama yaptiktan sonra "oooh rahatladim, ben de annem terörist mi acaba diye çok korkmustum" demesi,bize verilen tek bir yasami bile yeterince yasayamadigimizi düsünenlere inat
    gibi, kizimin gözleriyle yasadigim ikinci yasamim. Ilkokulu yeniden okumam,Türkçe dersindeki okuma parçalarini aklimiza hiç gelmeyecek sekilde yorumlayip bize ana fikirler anlatmasi, ailece havuz problemleri çözmemiz ("iki musluk havuzu doldururken, üçüncü muslugu açip bosaltmak ne kadar saçma" diyerek
    yürüttügü mantigin sirinligi)...
    * Gözlerimin önünde geçen zamanla, hiç bir anini kaçirmama istegiyle yasanan dolu dolu günlerle birlikte büyüyen güzellik. Askla, sevgiyle baglandigim varlik, hayatimdaki hiç kimsenin yerini dolduramayacagi kadar olaganüstü güzellikteki kizimla, yetiskin sohbetlerine çok benzeyen ama farkli bir gözlük takarak yapilan sohbetler, o artik bir genç kiz olma yolunda...
    * Bir bebegimiz olmasini istedigimizde hayatimiza güzellikler gelmesini zaten bekliyorduk, ancak bu kadarini biz bile hayal edemezdik. Esimle kizimizi büyütürken ona sadece sevgi verdik, sevgi, sevgi, sevgi...
    Karsiliksiz bir vermekti bu, ancak sirin bakan bir çift göz verilen sevgiyi fazlasiyla hemen yansitiveriyordu bize...
    * Ilerde esimin vefatiyla yalniz kalacagimizi bilmiyorduk, kizimin gösterdigi inanilmaz destek herkesi hayrete düsürdü. Bütün sevenlerimiz ve ben de dahil kizima karsi son derece dikkatli davrandigimizi düsünüp
    acimizi (onun acisini gidermek için) yansitmamayi seçtigimiz bir anda, "benim yanimda aglayabilirsin annecim, rahatlarsin" dedi o... ona sarilip tanriya sükrettim! "iyi ki varsin bebegim", ve paylastim, simdiye kadar nasilsevgimi açikça paylasmissam, acimizi da paylastik biz... O benim kizim,yavrum, askim, arkadasim, ben onu çok seviyorum.
    * Sonuçta istemek gerekir. Istemeyerek çocuk sahibi olunmaz.Mutlulugu da diger hersey gibi ister ve onun için emek veririz. Emek vermeden hiç birsey kazanamayanlar, kendilerine verilen ikinci yasamlari hakedenlerdir... "
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 4 Haziran 2008
  14. 4 Haziran 2008
    Konu Sahibi : roxett
  15. Laale

    Laale Aşikârdır Zat-ı Hak Pro Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    19.290
    Beğenildi:
    21.363
    Ödül Puanları:
    363
    Çocuk konusundaki yorumum hiç değişmez,hep aynıdır;

    "Allahım maddi ve manevi olarak çocuk yetiştirme gücü olan herkesin kucağına bebiş versin, hem de istedikleri sayıda ve cinsiyette.."tatlicadiarzu
     
  16. 4 Haziran 2008
    Konu Sahibi : roxett
  17. Kxixzxixm Nazo

    Kxixzxixm Nazo Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    77
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    okadar güzel anlatılmışkibir yaşam bende kızımda bunlarımı yaşıyıcam hayatına bu kadar güzellikler katarken ortak mı olucam allahım bir evlat sahibi olmak bu kadarmı farklı olur bu kadarmı sevgi dolu duygular yaşanır bilmiyorum ama gerçekten çocuk sahibi olmayı erteliyenler varsa hata yaptıklarını bir gün öyle bir anlıycaklarki .......
    diyecek bir lafım yok anlatılmaz YAŞANIR............
     
  18. 4 Haziran 2008
    Konu Sahibi : roxett
  19. EU1

    EU1 Guest

    yazıların tamamı bir sayfaya sığmıyordu o yüzden ayrı ayrı ekledim. yazıda bahsi geçen kız Melike benim, ikinci yazıyı da ben küçükken annem yazmıştı:) şimdi 19 yaşındayım, bir forumda insan kendisiyle ilgili böyle yazılar görünce bir tuhaf oluyor, duygusallaşıyor doğrusu...

    hala annemle telefonda konuşurken evdeyken günde en az 5 kez şu konuşmayı yaşıyoruz:

    -Canım annem benimmm
    -Canım kızım benim iyi ki benim kızımsın
    -Yine sevgi yumağı olduk:)

    bazen annemin işyerindeki arkadaşları şaşırıyorlarmış telefonda birbirimize " seni seviyorum canım benim" dedikçe:)

    bu sitedeki bayanların çoğundan çok daha küçüğüm, ama yine de hatırlatmak istedim. yaşam hızla akıp gidiyor, sevmeyi ve sevdiğinizi söylemeyi asla ertelemeyin. ufak tefek şeyler yüzünden sürtüşmektense sahip olduğunuz anın, sahip olduğunuz insanların kıymetini bilin.