Çocukluğumun mutlu sesleri...

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve seyran tarafından 18 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    18 Kasım 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Çok eskiden, ben küçükken,

    ne zaman üzülsem, bir arkadaşımla kavga etsem veya öğretmenime kızsam

    ya da hasta olsam,

    annem bana bisküvili pasta yapardı.

    Ben salondaki üçlü koltukta otururdum genelde, annem hem bana birşeyler anlatır mutfaktan, hem pastamı hazırlardı.

    Bitince yanına giderdim, ojesiz kısacık tırnaklarıyla, pastaya üçgen şekli verirken sardığı torba da, -evet torba alümünyum folyolar yoktu eskiden-

    tencerenin dibini bana uzatırdı.

    Çok sıcak diye yiyemezdim, beklemekte istemezdim.

    Bu kez mutfak leğenine su koyar, içine buz atar, tencereyi ona oturturdu, ben yemeye başlardım.

    Şimdiki anneler gibi “bekle o zaman “ demezdi bana, ya da “sabretmeyi öğren” , incilerimde dökülmedi hani, hayat bana sabretmeyi öğretti bir şekilde ama

    annemi hep güzel hatırladım.

    Tenceredeki ılık bisküvili pastayı yerken bütün sıkıntılarım biterdi, evet o zamanlar o kadar basitti.

    Birden olan biten ne ise anlamını yitirir, sadece annem, ben ve pasta kalırdık,

    evimizin sıcacık huzurunda, tüm sıkıntılar kapının dışında,

    ikimiz yanyana otururduk ve annem bana masal anlatırdı; “boyalı adam, boyalı kadın ve bacı”.

    Ağzımın kenarlarında ve burnumun üstünde pasta lekeleri annemi öperdim beni mutlu ettiği için, hiç huylanmazdı,

    ağzımın kenarından parmağıyla aldığı bir parça pastayı ağzına atardı, sonra da

    ıslak parmağıyla temizlerdi yanağımı.

    “Git ellerini yıka hemen” demezdi bana, ellerim çukulatalı severdi beni bir müddet, peki ben öğrenmedim mi ellerimi yıkamayı?

    Öğrendim elbet ama

    annemi hep güzel hatırladım.

    Dün akşam oğluma bisküvili pasta yaptım, leğene oturttuğum tencerenin içinden tahta kaşıkla tencerenin dibini yemesini izledim. Ben de annem gibi dibinde bolca bıraktım.

    Oğluma en sevdiği vikingli masalı anlatırken kendi ojesiz, kısacık tırnaklı ellerime takıldı gözüm.

    Sadece tencereyi suya oturtmakla halledemeyeceğimi anladım.

    Kendi yatağında uyusun diye, yemekten önce ve sonra ellerini yıkasın diye, okula gimeden önce ve akşam yatmadan önce dişlerini fırçalasın diye, üzerinde pijamayla yemek yemesin diye oğluma ne çok talimat verdiğimi düşündüm.

    Gözüm ellerimde bir bir geçti aklımdan, “önce eller yıkansın, sonra masaya...” çırpınışlarım.

    Oğluma baktım,

    Ağzının kenarındaki bir parça çukulatayı alıp parmağımla kendi ağzıma götürdüm, bana “anne pislik yapma dedi”, güldüm,

    ama aslında çok acıdı canım.

    Sonra ellerini yıkamadan oğlumun, birlikte yattık yatağına, koyun koyuna uyumaya karar verdik, kakao kokuları arasında.

    “Ben uyuyunca kendi yatağına gitcek misin?” dedi, “hayır” dedim.

    “Birlikte mi uyuycaz” dedi, “evet” dedim.

    “Hani herkes kendi yatağında yatacaktı?” dedi, “boşversene, canım seni koklaya koklaya uyumak istiyor” dedim.

    “Canım annem” dedi bana.

    Hiç ama hiçbir kurala uymadan,

    uyuya kaldık...

    mehtap erel




     
  2. 20 Kasım 2007
    Konu Sahibi : seyran
  3. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Paylaşımın için teşekkürler
    çok güzeldi hayatımızı kurallar içinde boğuyoruz daha özgür yaşamayı hem kendimiz öğrenmeliyiz hem de çocuklarımıza öğretmeliyiz.