çulluk(sevgiyi itmeyelim)...

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve talin tarafından 8 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    8 Şubat 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Onunla yaşadığım yere yakın sahilde ilk karşılaştığımda, altı yaşında idi. Kendimi kötü hissettiğim her seferinde, üç veya dört mil mesafedeki bu sahile gelirim. Küçük kız kumdan bir kale veya onun gibi bir şey yapıyordu ve deniz kadar mavi gözleri ile bana baktı.

    “Merhaba” dedi.

    Başımı sallayarak yanıt verdim, küçük bir çocuk tarafından rahatsız edilmeme havasında.

    “Bina yapıyorum” dedi kız.
    “Görüyorum. O nedir ?” diye sordum, gerçekten önem vermeyerek.
    Oh, bilmiyorum, sadece kumu hissetmeyi seviyorum”

    Bu iyi görünüyor, diye düşündüm ve ayakkabılarımı çıkardım.
    Yanımızdan bir çulluk uçup geçti.

    “Bu neşe” dedi kız.
    “Ne ?”
    “Neşe. Annem çullukların bize neşe getirdiğini söyler”

    Kuş sahilin aşağısına doğru süzüldü. Güle güle neşe, merhaba acı diye kendime mırıldandım, ve yürümeye devam ettim. Sıkılmıştım, hayatım tamamen dengesiz görünüyordu.

    “Adın ne ?”. Kız vazgeçmiyordu.
    “Robert” diye yanıtladım.” “Robert Peterson”
    “Benim ki Wendy … Altı yaşındayım”
    “Merhaba Wendy”
    Kıkırdadı. “Komiksin”

    Sıkıntıma rağmen, ben de güldüm ve yürümeye devam ettim. Onun müzikal kıkırdaması beni takip etti.”

    “Yine gel, Bay P.” Dedi. “Başka mutlu bir günümüz daha olacak”

    Bundan sonraki birkaç gün birkaç toplantı ve rahatsız annem ile geçti. Bir sabah, ellerimi bulaşık suyundan çıkarırken, güneş parlamaktaydı. Bir çulluğa ihtiyacım vardı, ceketimi giydim.

    Deniz kenarının hep değişen tesellisi beni bekliyordu.
    Meltem serindi, ama ihtiyacım olan sükuneti yakalamaya çalışarak uzun adımlarla yürüdüm.

    “Merhaba Bay P.” Dedi kız. “Oynamak ister misin ?”
    “Aklında ne var ?” diye sordum, can sıkıntısının ıstırabı ile.
    “Bilmiyorum. Sen söyle”
    “Sessiz sinema?” diye sordum.
    Kahkaha yine patladı. “Bunun ne olduğunu bilmiyorum”
    “O zaman sadece yürüyelim”
    Ona bakarken, yüzünün narin dürüstlüğünü fark ettim. “Nerede yaşıyorsun ?” diye sordum.
    “Orda” Yazlık kulübeleri işaret etti.
    Garip diye düşündüm, kışın ortasında.
    “Okula nerede gidiyorsun ?”
    “Okula gitmiyorum. Annem tatilde olduğumuzu söylüyor.”

    Sahilde yürürken, gevezelik etti, ama zihnim başka şeylerdeydi. Eve döneceğim zaman, Wendy mutlu bir gün geçirdiğini söyledi. Şaşırtıcı şekilde daha iyi hissederek, ona gülümsedim ve onayladım.

    Üç hafta sonra, paniğe yakın bir durumda sahilime koştum. Wendy’e selam bile verecek ruh halinde değildim. Verandada annesini gördüğümü ve çocuğunu evde tutmasını istediğimi düşündüm.

    “Bak, eğer sakıncası yoksa, bugün yalnız kalmak istiyorum” dedim, Wendy yanıma geldiğinde. Aşırı derecede solgun görünüyordu. “Neden ?” diye sordu.
    Ona döndüm ve bağırdım, “Çünkü annem öldü !” ve “Allahım, neden bunu küçük bir çocuğa söylüyorum” diye düşündüm.
    “Oh,” dedi sakince, “o zaman bugün kötü bir gün”
    “Evet, dedim, “ve dün de, önceki gün de, - git burdan !”
    “İncitti mi ?” diye ısrar etti.
    “Ne incitti mi ?”
    “Öldüğü zaman ?”
    “Tabi ki, incitti !” deyip uzaklaştım.

    Bir ay sonra, sahile gittiğimde, orada yoktu. Suçlu, utanmış hissederek ve onu özlediğimi kabul ederek, yürüyüşten sonra kulübesine gittim ve kapıyı çaldım. Bitkin görünen genç bir kadın kapıyı açtı.

    “Merhaba” dedim, “Ben Robert Peterson. Bugün küçük kızını özledim ve nerde olduğunu merak ettim.”

    “Oh evet, Bay Peterson, lütfen içeri girin. Wendy sizden çok bahsetti. Korkarım sizi sıkmasına izin verdim. Eğer sizi sıktıysa, lütfen özrümü kabul edin.”
    “Hayır – o hoş bir çocuk” dedim, aniden söylediğim şeyin ne anlama geldiğini kavrayarak.
    “Wendy geçen hafta öldü, Bay Peterson. Kan kanseri idi. Belki size söylememiştir.”

    Bir sandalyeye çöktüm. Nefes almaya çalıştım.

    “Bu sahili seviyordu, buraya gelmeyi istediğinde, hayır diyemedik. Burada daha iyi görünüyordu ve bir çok mutlu günleri vardı. Ama son birkaç hafta, hızla çöktü….”

    Sesi duraksadı, “Sizin için bir şey bıraktı, onu bulabilirsem. Biraz bekler misiniz ?”
    Aptalca başımı salladım, zihnim bu sevgi dolu genç bayana söyleyecek bir şeyler aradı. Bana, üzeri koyu çocuk yazısı ile “Bay P.” yazılmış bir zarf verdi. İçinde parlak renkli kalemle yapılmış bir resim vardı – sarı bir plaj, mavi bir deniz ve kahverengi bir kuş. Altına dikkatle şöyle yazılmıştı :

    ÇULLUK SANA NEŞE GETİRİR.

    Gözlerimden yaşlar aktı ve hemen hemen sevmeyi unutmuş bir kalp genişçe açıldı. Wendy’nin annesine sarıldım, “Üzgünüm, üzgünüm, üzgünüm.” Tekrar tekrar söyledim ve birlikte ağladık. Değerli küçük resim şimdi çerçeveli ve odamda asılı. Bana uyum, cesaret ve talep etmeyen sevgiyi anlatan sözcükler.

    Bana sevgi armağanını öğreten mavi gözlü ve kum renkli saçı olan bir çocuktan bir armağan.


    ~Robert Peterson~

    senağlama
     
  2. 4 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : talin
  3. zuzucybel

    zuzucybel Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    595
    Beğenildi:
    44
    Ödül Puanları:
    88
    Çok güzel bir yazı teşekkür ederim:KK43: çok hüzünlendim
     
  4. 4 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : talin
  5. diller

    diller Aktif Üye Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2008
    Mesajlar:
    86
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    çok güzel bir yazı paylaşım için sağol sevgiyi unutanlar varsa buradan hatırlatabiliriz