Dağ Yolu /Hamdullah Suphi Tanrıöver

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Elif tarafından 1 Eylül 2010 başlatılmıştır.

    1 Eylül 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.596
    Beğenildi:
    5.125
    Ödül Puanları:
    438

    Kitabın birinci bölümünde;Kubilayın kesik başı bölümü şeriat yanlılarının başını kestiği aziz şehit Kubilayın bu uğurda verilen ilk şehit olmadığı daha önce verilmiş birçok şehit olduğu ancak türkiyede şeriat yanlısı halkı şeriata çağıran onlarca kurum oldukta sonra son da olmayacağı hakkındaki konuşmaları var Tanrıöverin.

    Kitabın ikinci bölümünde ise Türk ocaklarının tarihçesi ve iftiralara karşı cevaplarımızda;yeni başlayan fikir cerayanının istikbalinin tohumlarını taşıdığını bu kuvveti de bi kasırga gibi Türkocaklarını taşıdığını belirten Hamdullah Suphi İstanbulun işgali sırasında da bu büyük kurumun ilk hedef olarak görüldüğü ve en büyük tehlike olarak kkarşılandığı ve sürekli olarak ilk el konulan ve kötülenmeye çalışılan ;komünizm gibi akımların beşiği olduğunu savunmuş ancak aynı yüce kurumun Türk milletini birleştireceği ve Türk kadınının da erkeği gibi en ön saflarda olmasını sağlayacak yuva olarak anlatmıştır.

    Kitabın üçüncü bölümünde Saltanat ve hilafet müesseseleri inklab ve Türk gençliği bölümünde Türk halkının yıllar sırtında taşıdığı saltanat ve hilafetin Türkiyeye kök salmış olduğunu kolayca sökülüp atılamayacağım bunun da sebebinin günde beş vakit Türkiyenin dört tarafında binlerce minareden desteklenmesinden her köşe başındaki sebil çeşmelerişnde yazan dualardan anlaşılacağı gibi kolay olmayacağı ancak Türk insanını sefaletinin ve Türk kadının yerinin geriliğinin sebebi olan bu nusubetin atılması gereklliğini anlatıyor.

    Kitabın dördüncü bölümünde ise ;bugünkü tehlikeler ve halk peygamberliği bölümünde saltanat ve hilafetten kurtulunmuş bile olsa bugünkü en büyük tehlikeyi teşkil edebilecek olan sarıklıların halkı istismar edrek yönlendirebiecekleri buna karşı aydınlanmanın gerekliliği ve sürekli olrak halkın bunlardan kurtulması için aydınlatılması gerektiğini anlatıyor.

    Kitabın beşinci bölümü olan Türk ocakları merkez binasının açılması bölümünde yaptığı konuşmada ne kadar önemli bir kurumun açılışını yapıldığını anlatmak için :’eğer bir ifade olsaydı,şakaklarımı parmaklarımın arasında sıkar ve kendime,kalbinde ve dimağında en güzel ve en iyi ne varsa bugün karşındakilere vereceksin derim.’sözleriyle başlayan konuşmasıyla anlatmaya çalışmıştır.

    Kitabın altıncı bölümü olan milli şair Mehmed Emin Beyin doğumunun altmışıncı yıldönümü münasebetiyle Mahmud Esad Beyin verdiği ziyafette yaptığı konuşmada ise Türk ocaklarıyla yapılan fedakarlıklarla birçok yol katettğini Türk kadınınında bu ocaklarda ilk defa sahne aldığını bu milletin tarihinde bütün büyük hareketlerin büyük bir iman ve aşktan doğduğunu di,le getirmiştir.

    Kitabın yedinci bölümünde sanat ve istikbalimizi anlatan konuşmasında türk milletinin son nesillerinin milli ve mahalli sanatların umumi bir düşünlüne şahid olmaktan doğan bir mazi kadar kuvvet kaynağı olabilecek bir şey düşünülemez .

    Kitabın sekizinci bölümünde maarifimizde istikamet başlığında nutuk 17 Kasım 1992’de Ankara öğretmenler derneği kongresinde söylenmiş olan ve Hakimiyeti milliye gazetesinin 23,24,26 ve 27 Kasım 1922 trihli sayılarında da yayımlanan konuşmasına yer vermiştir.

    Kitabın dokuzuncu Türk sabrı ve anadolu zaferinde Türk halkının her türlü güçlüğe göğüs gererek nice fedakarlıklarla kazandığı zaferin öneminbden ve bunu korumak için yapılması gerkenlertden bahsediyor…

    Kitabın onuncu bölümünde niçin mücadele ediyoruz da bir camide yaptığı konuşmasında büyük millet meclisinin emriyle memleketin bugünkü vaziyeti hakkında bildiklerimi arz etmek hakkında konuşma yapmıştır.

    Kitabın onbirinci bölümünde istila önünde türk halkıyla Türk halkının istilaya karşı gösterdiği direnişi ve fedakarlıklarla aldığı zaferi anlatıyor…

    Kitabın oniki ve onüçüncü bölümleri olan İstanbul mitinglerinde konuşmasına ‘zavallı kadınlarımız’ diye başladığından da anlaşılacağı gibi başkaları son sözlerini söylemeden önce bizim halkça milletçe son sözlerimizi son kararlarımızı söylemek mecburiyetinde oluşumuzu çok geçmeden Türk düşmanlarının kendi hükümlerini vereceğini bunun da bize uymayacağını ancak bizim bunun için sonunu kadar mücadele etmemiz gerektiğini anlattığı konuşmaları yer alıyor.

    Kitabın ondördüncü ve son bölümünde Türk kadınına yaptığı konuşmanın yer aldığı Türk kadını bölümünde Türk kadının her zaman her yerde bu ülke için mücadele ettiğini ancak hep geride durup hiç bir şeyin tadını çıkarmadığını ama artık Türk kadınının da ön saflarda yerini alması gerekli olduğunu anlattığı konuşması yer alıyor…