dedi ve gitti

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve EU2 tarafından 13 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    13 Haziran 2008
    Konu Sahibi : EU2
  1. EU2

    EU2 Guest

    Tek bir söz bile söyleyemedim, ağzımı açtım ama sesim çıkmadı... çıkamadı belki de...
    belleğimi zorladım –gitme-den başka bir kelime gelmedi aklıma...
    niye diye sorsa verecek cevabım yoktu...
    alıştım sana bile diyemezdim ki daha alışmamıştım bile kendime... kendi yaşadıklarıma duygularıma yaptıklarıma bile her saniye şaşıran ben bir başkasına alıştım sana diyemezdim... demedim de...

    gitti...
    baktım arkasından... uzun uzun...
    hiç birşey hissetmediğimi anladığım an hüzünlendim... kızdım kendime... her zaman söyleyecek çok şey bulan ben, tek kelime bulamıyordum...

    avuttum mu kendimi böylesi daha iyi diye gerçekten de böylesi daha mı iyiydi bilmiyorum... sanırım bilemeyeceğim de...

    insan yalnız ve kendine dönük bir hayvan mıydı gerçekten... kaybettiklerinde birlikteliğine mi yoksa kendine mi üzülüyordu...
    daha fazla birlikte paylaşım yaşayamadığı için mi yoksa bir süre yalnız kalacağı için mi panik yaşıyordu...
    kalınca bir başına aklına güzel anıların gelmesi ve eğer yalnızlık uzun sürerse kötü günlerin azalıp geçmişin sanki bir peri masalına dönüşü bir aldanma mıydı?

    asla olmayacağını bile bile özlemek eskiyi, güzel bir filmmiş gibi bahsetmek yenisini bulamamanın bir sonucu mudur yoksa o kadar değerli miydi yaşananlar gerçekten...
    bunu bir gerçek varsaydığımda artıyor zaman zaman o gün tek kelime bile söyleyememenin verdiği tuhaf sızı...

    şimdi düşündüğümde söyleyecek çok şeyim var...

    ...gitme...
    ...çünkü...
    ...seni seviyorum...
    ...belki kendime alışamadım ama sana alıştım...

    ...gitme...
    ...ve beni mahrum bırakma gülüşünden...

    ...gitme...
    ...kendinden röfleli saçlarından...
    ...güzel ellerinden ve onları şekillendirme biçiminden...

    ...gitme...
    ...kulaklarım sesini özlemesin...
    ...gözlerim aramasın her yerde siluetini...

    ...gitme...
    ...benzer birini gördüğümde titremesin dizlerim durduk yerde...

    ...gitme...
    ...aşktandır hırçınlığım...

    ...gitme...
    ...tenim tenini özlemesin...

    ...gitme...
    ...yarım kalır her şey inan bana...
    ...konuşacak, yapacak çok şeyimiz var daha...

    ...gitme...
    ...ne olur...

    ...gitme...
    ...beni sensiz bırakma...

    ...diyemedim...
    ...gitti...

    Vazgeçmek bir tercih midir yoksa son noktayı koymak mıdır?
    Katı sınırlar içinde var olan bir fikir değiştirme zorunluluğu mudur yoksa paşa gönlün maymun iştahlılığı mıdır?Bir gidiş midir yoksa dönüş müdür?
    Hepsi birdendir; hiç biri değildir...

    Son noktayı koymanın vazgeçiş olduğu durumda; bize kuvvetli bir rüzgar gerekir. Çok kuvvetli bir rüzgar çıkmalı, savurmalı etrafa her şeyi ve işte gitmenin gerektiği o an gelmeli... Rüzgar cesaret üfürmeli.İnsan cesaret bulmalı ve sonra yol almalı.

    Her tercihin bir vazgeçiş olduğu durumlarda ise elimizdeki ipliğin acının,riskin iğnesinden geçmesine göz yummak gerekir. Çünkü yaşam vazgeçtiklerimizin akıbeti hakkında ipuç(lar)ı vermez bizlere.

    Kafamızda kalan "ya","acaba", "ama" gibi albenili sözcükler olur. Yüreğimizi kaplayan ise bazen şüphe bazen tedirginlik, çoğu zamansa heyecan olur...

    Vazgeçiş bir fikir değiştirme zorunluluğu kılığındayken; en çok hüzün taşır. Zorunluluğun bilincinde olmak, dayatmayı çok yakından hissetmektir.Dayatılan konu vazgeçmeyi buyuruyorsa insan hüzünlenir.Çünkü insan olmak elinde olmayanı özlemektir. Ve vazgeçilen hep özlenir.

    Rüzgar cesaret üfürürken,iplik acının iğnesinden geçerken fark etmeli; vazgeçmenin içinde neler barındırdığını...

    Vazgeçmek benliğinde "geçmek" eylemini bulundurur. Geçmek,geçebilmek için önce gelmek gerekir. Çünkü ancak geldikten sonra,belli bir noktaya vardıktan sonra mümkündür geçmek.

    Gelmek bir gidiştir;geçmek de öyle. Ama geçmek vazgeçmeye dönüştüğü anda yolculuk yönünü değiştirir. Gidiş dönüş olur. Zaten dönüşte bir gidiş değil midir aslında?

    Peki ya dönüşe geçmenin imkansız olduğu,kişinin çaresiz kaldığı durumlar??? Ölümü çağrıştıran durumlardır bunlar. Hatta bazen ölümden ziyade cinayeti çağrıştıran durumlardır.

    Cinayet...Severken vazgeçmek cinayettir. Birini sevmek; içinde duyguların en masum ve en yücesini saklamaktır. Birini severken vazgeçmekse kurşun sıkmaktır; içinde saklanan o duyguya-duyguların en savunmasız olanına-. Kanatmaktır yüreği. Cinayet işlemektir. İnsanın kendisini suçlu hissetmesidir. Ve sonra bir ömür boyu kurtulamamasıdır kendi yargıçlığından...

    Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan,"Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin.


    İki ucu keskin bıçaktır bu işin.Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen,"Ama senin için şunu yaptım" derken o,"Şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka hiç getirmediğin bir iddayla karşılaşacaksındır.


    Üzülme,sen aşkı yaşaması gerektiği gibi yaşadın. Özledin,içtin,ağladın,güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı?" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Senin hayatı ıskalama lüksün yok. Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.


    Her zamanki gibi yaşayacaksın sen."Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurkende mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun ki aslolan YÜREKTİR. Yürek sesini bilmeyenler,ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler.Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,güneşin çiçekleri dolduracak yüreğiniii....





     
  2. 13 Haziran 2008
    Konu Sahibi : EU2
  3. EU2

    EU2 Guest

    Sözleri düğümlenir gözlerinde
    Nerden başlasa birtürlü bilemez
    Gülemeyen gözleri içim mahçup
    Mağrurum,kırgınım
    Söyle nereye?

    Belli ki bir derin ahı yüreğinde
    Sanma ki; o ıslak sokaklarda bir sen başı önünde
    Gün olur melekler bile ağlar bu şehirde...
    Mağrurum,kırgınım
    Söyle nereye?

    Varsın aksın gözyaşların,
    Katsın kederleri önüne
    Sen derin bir nefes al hayattan yine
    Bir huzur uykusuna dal bu gece
    Melekleri de çağır baş ucuna
    Uyandığında sen yine umut şarkıları söyle.
    Söyle nereye?


    Her sabah evden cıkarken kapıyı sen cekiyorsan, otobüse binince tek kişilik koltukları tercih ediyorsan, okuduğun yıllarda en arka sıraları oturuyorsan büyük olasılık ya yalnızsın ya da yalnız kalmak istiyorsun. Oysa yalnızlık bir yılan gibidir. Sessizce, farkettirmeden girer hayatına ve öylesine sararki seni kendine geldiğinde ya ip boynunda ya silah başında yada kendine gelemeden mefta...

    Sabahları kahvaltıyı kendin hazırlıyor ve kendin yapıyorsan, kafelerde tek kişilk sipariş veriyorsan coğu zaman, gözlerin hep bir bir özenti ile bakıyorsa başka çiftelere sen ya yalnızsın ya da yalnız kalmak istiyorsun.. Akşam yemeklerinde sofrada tek tabak, tek catal bıcak oluyorsa, televizyonunda karşısında tek kişilik koltukta oturuyorsan, rahat rahat tüm lig maçlarını izleyebiliyorsan yalnızsın demektir. Geceleri yatakta tek tarafa dönüp üşüyerek uyuyorsan, sabah alarm calmaya başladığında sen kapatana kadar susmuyorsa, kalktığında içinde bir istemsizlik oluyorsa sen yalnızsın demektir.

    İçin sıkıldığında, derdin olduğunda, ağlamak istediğinde sessiz kalıyorsan ve herşey içinde yaşayıp bitiriyorsan (bitirebiliyorsan) sen yalnızsın demektir. Cok mutlu olduğunda, sevinçten göklere ucman gerektiğinde, mutluluk cığlıkları atman gerektiğinde ufak bir tebessümle geçiştiriyorsan anı yalnızsın demektir. Hastaneye yattığında rahat rahat hastane bahçesinde istediğin yere gidebiliyorsan ziyaretçinin gelmeyeceğini biliyorsun demektir. Birgünün bir güne uymuyorsa plansız yaşıyorsan kimseye zaman ayırmıyorsun ya da senin için zaman ayırman gereken özel birileri yok demektir. Yalnızsın demektir.


    Herbir hücreme dolan pırıltıdan ibaret yaşamak.. Sadece bir pırıltı..
    Varlığınla parlayan,yokluğunda acıtan..

    Kelepçelenmiş dudaklarına sahte gülücükler,ne yapsam boş. Oysa ben öyle çok uğraşmıştımki demir almamak için limanından,öyle çok yutkunmuştum ki...

    Boğazıma dolandı sevgime dair ne varsa. Kirpiklerime saklandı gözyaşlarım,bilme diye...
    Oysa iki adım ötemizde değil miydi mutluluk.Uzansak tutmayacakmıydık..

    Kim korkuttu senin ellerini böyle,yoksa kaçtığın benmiyim..
    Aylarca hasrete gebe bekledim durdum sensiz bu sessiz şehirde..
    Ne gözlerim kalktı yerden gün ışığına,ne ellerimi açtım ezan çığlıklarında..

    Bir kaç çoçuk gülüşüne baktım sırf sana benziyor diye.. Bir tek onlarınki saftı senin gibi,bir tek onlarınki sahici..
    Ve bir kez bile aklımdan geçirmedim "o gitti,dönmeyecek!" demeyi..

    Bir kez bile anlatmadım vapur düdüklerine gecelerce seni burda bekleyip hıçkırıklarımla dön diye denize yalvardığımı..
    Oysa benim öğrenecek daha ne çok şeyim vardı,ne çok..
    Her gün yeni bir gün ümidiyle başladım hep,gün sonunda bana kalan yokluğunun tortuları oldu..

    Sustum..
    İçimde fırtınalar koptu ben hep sustum..
    Gitmene dair söyleyecek ne çok şeyim vardı ah bir dinleseydin..
    Gitme diyecektim,bağırdım.. Ama sen çoktan gitmiştin..
    Seviyorum diyecektim gurursuzca,yalvaracaktım belki,ağlayacaktım..

    Ama ellerim sen görme diye gözyaşlarımı silmekle meşguldu,sevmiyorum dedin çektin gittin..
    Sonra sert rüzgarlar ardı ardına esip dağıttı gidişinle darmadağın benliğimi..
    Gücüm yetmedi itiraz etmeye,yoktu artık sebebim..
    Giden gitmişti,unutulan unutmuş..

    Yıllar geçti sonra aynalara küs yıllar..
    Gittiğin aylar sonra zonk etmişti beynime.. Çok geç kalmıştım ben hayata çok geç..

    Bu sefer aynalar küstü bana.. Tanımadığım biri karşımda..
    Şakaklarına kar yağmış,yüreği büzüşmüş hasretinden..
    İçimde kaldı koskocaman çocuksu hayallerim. Binbir parça pazzılı yapmaya çalışan 3 aylık bebekten farksızdım yokluğunda..
    Sonra hayat yoksunluğumdan istifade edip unutturdu bana senle ilgili ne var(yok)sa..

    Unuttum dedim adına boyumdan büyük acıların..
    Unutmadım ben hiç oysa..
     
  4. 13 Haziran 2008
    Konu Sahibi : EU2
  5. EU2

    EU2 Guest

    Durmadı... susmadı
    Dört duvar saat sesi... çınlayan yüreğim

    Bir varmış... çok- yokmuş-lu masallar dinliyorum
    Yaşama dayadığım başım yorgun, efkarım uykuya hasret
    Söyle ne olur, ne zaman biter sızılar
    Hangi denize dökülür, özlemi taşıyan nehirler
    Kendi yatağımda çağlıyorum... ağlıyorum
    Işıltısı kesildi kesilecek yakamozların,
    Heyecanı bitmelerin ucunda –az ötesi- boşluk
    Dipsiz, umudun düştüğü yar...


    Gündökümü anların hasat zamanı, sararıyor ömür
    Soluk yüzlü akşamlar doğuruyor her çığlık
    Yolunu şaşırmış mutluluk – hangi $afakta- bulunmuyor
    Bilinmiyor... adresi silinmiş. Belki de yok
    Kızılında tortulanıyor duygular, şarabi anılar demleniyor
    Korkuyorum... Çok korkuyorum, yalpalayan avuçlarımdan
    Parmak uçlarımdan feryatlar yükseliyor
    Gözlerim sırılsıklam sarhoş... kör -baktığım sevdalar-
    Şimdi üşüyorum. Sıyrılmış üstümden ısındığım aşk.
    Çıplak soluğum buz tutuyor... donmakta son çabam
    Ölüme çeyrek var...


    Günlerdir, aklımdan yürüyen sözcüklerin yüreğimdeki sızıya her dokunuşunda biraz daha kızgın biraz daha küskün cümleler kurdum. Şimdi mi, şimdi hüzün zamanı…

    Evet ayrıldık!

    Hayaldi ve gerçeğe çarptığımız an bitti. Belki de suya yazılmış bir aşk masalıydı bizimki. Hani zamanında her şeye inat beraber ayakta kalabilme çabalarımız filan aklıma gelince, sonumuza bakıp derin bir acı çekiyorum ciğerlerime. Dönüşü olmayan bir yola ürkmeden adım atabilme cesaretimiz içinse hiç övünemiyorum biliyor musun? Aşk, gerçeklere ne kadar yakınsa sonsuzluğa o kadar uzakmış meğer…

    Benim için artık bir yabancısın. Oysa hayattan aldığım her darbede çevireceğim acil numaram, en yakın dostum, sevgilim, hayat arkadaşım olduğunu sanmıştım.

    Şimdi yaşamak için yeni sebepler arıyorsundur kendine ve her gece başını yastığa koyduğun anda benden kalan parçaları içindeki ateşle yakıp uyuyorsundur. Tanırım seni! Yüreğini yeni bir yüreğe açman biraz süre alır ama hayat devam ediyor mantığınla bunu da aşarsın!

    Doğruların- hani şu asla, ne pahasına olursa olsun değiştiremeyeceğin doğruların-bir gün hangi kadının el değmesiyle doğru olmaktan çıkar işte onu bilmiyorum.

    Ben senden gittim; hem de bir hastanenin acil servis kapısının önünde öylece yolunu gözlerken

    Ben senden gittim; telefonun diğer ucundaki suskunluğuna bağırıp çağırıp ağlarken

    Ben gittim artık; sana ayrılmalıyız, derken
    Ve şimdi…
    Unuttum seni demek için çok erken belki de çok geç!

    Vakit ayrılık vaktiydi; bitti

    Senin için tüm iyi dileklerim, yüreğimin ta derinlerinden sesleniyor..


    Ben sevgimi tüm kalbine eşit pay etmişken, şimdilerde bu bölüşmenin hüznünü yaşıyorum kimi zaman.. Ama sakın merak etme bu defa hesap sormayacağım..Çünkü ben artık olmayacağım.
    Gidiyorum artık. Aldığın kitabı da hediye ettim yeni aşka yakalananlara. Gidiyorum artık, gittiğim yeri bıraktığım gözyaşlarıyla da bulamayacaksın arasan da. Onlar artık içime akıyor, içimde de yok oluyor. Bundan böyle ne sahiller görebilecek beni ne de dertleştiğim yıldızlar.Ne gülüşlerime tanık olan yıldızlar ne de ağladığımı gören insanlar.. Kimse bulamayacak beni artık.. Sevgilim, ben artık gidiyorum.Bir başka aşkı sipariş ettim kalbime. Hazmı zor ama sevmesi kolay olsun diye.Düşünmekten uyuyamadığım gecelerde kaç sigara söndürdüm kül tablalarında. Kaç kez dilekler tuttum gökyüzündeki yıldızlarla. Ama hiçbiri bu masalın bitmesine en gel olamadı.Sen bile!

    Şimdi aldım başımı gidiyorum. Omuzlarımda eskimeye yüz tutmuş bir kalbin ağırlığı, gözlerimde akıtmamaya çalıştığım son damla yaş ve bedenimde yorulmuşluğun verdiği bitkinlik.,, gidiyorum. Sevmek için kucak açmış kimseye doğru..Sevilmek için ise vaktin çok geç olduğunu bilmeden.. Zaman gerektirdiğini bilmeden bir umut doğmuş yüreğimin tam ortasına..Tam sever gibi olurken kırıldığımı hissettiren, tam kızarken sevdiğimi gösteren bir umut! Gün ışığı gibi yol tutmakta şimdilerde bana. Bir ömür ışığım olsun diye çırpınıyorum.Gidiyorum ben bilesin bil ki gitmek istemiyorum!

    Kararsızlığımın dibe vurduğu günlere inat sertleşiyor gitgide adımlarım.Kalbim katılaşıyor sanki,hissediyorum,aldırmıyorum! Durmadan su katamam ki ona! Varsın katılaşsın!
    Bu sondu artık, ben gidiyorum. Varsın beklediğim telefon gelmesin, haberci güvercin hiç uğramasın pencereme... Bir ümit yok artık içimde!Var olan ümit için heyecanlanacak his de yok kalbimde.

    Arta kalan ne varsa senden onlara dönüp bakan namert olsun! Mektuplarını teker teker yeni baştan bıkmadan sıkılmadan okumakta yok artık, mektupların da yok! Büyük bir aşkın izlerini taşıyan kalbime küsmekte yok! Aldım başımı gidiyorum.Vurgun yemeyeceğimi düşündüğüm bir başka aşkın gölgesinde gitmeye çalışıyorum. Bu kez patikadan gitmek de yok, çamurlara basmakta! En zoru en imkansızı seçmek hiç yok!

    Korkma, geri dönmeyeceğim bu kez. Sabahları seni görerek başlamayacağım işe, bir kutu sürdüğün jölene de kızmayacağım. Bu defa elini tamamen bırakıyorum. Zaten kaç kere el ele tutuştuk ki Yüreğimin kırıklarını onararak gidiyorum. Kafamı kaldırıp da bakmayacağım yıldızlara. Kaymasını beklemeyeceğim bu kez. Adına ettiğim onca dualar benimle olacak. Ne kaybettiğini gördüğünde çok geç olacak! Ben, içimde yeşermeye yüz tutmuş bir umudun gölgesinde olacağım.Beni getirse getirse o umut getirecek kendime. Geri kalanını savurucam kimsenin bilmediği ve gitmediği diyarlara, uçurumlara!Koparacağım içimdeki cam kırıklarını kanaya kanaya.

    Bil ki ben gidiyorum. Benim hikayeme eklediğim virgüller yerini noktaya bırakıyor artık.Senelerce nokta koymamak için bekledim,bekledim,bekledim..Anladım ki yüreğimdeki bu sessizlik boşunaymış,,İnan ki bu kez, bu gidiş için verdiğim sözlerin ve ettiğim yeminlerin haddi hesabı yoktur.Ben simdi gidiyorum ama Her şeye rağmen sana "seni seviyorum" diyebiliyorum..!


    NOT: ALINTIDIR...