Denizli///Pamukkale

Konusu 'Adım adım Türkiye' forumundadır ve Elif tarafından 16 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    16 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.651
    Beğenildi:
    5.190
    Ödül Puanları:
    438
    Denizli’nin dünyaya açılan penceresi Pamukkale, travertenlerin sunduğu görsel zenginlikle, yılda 1 milyonun üzerinde yerli ve yabancı turisti misafir ediyor.


    - Doğa ile tarihin buluştuğu, UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası Listesi”nde bulunan Pamukkale, Türkiye’de deniz turizmine alternatif merkezlerden biri konumunda bulunuyor.

    [​IMG]
    Denizli’nin kuzeyinde yer alan ve antik kent Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20 kilometre uzaklıkta. Bergama Kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 197 yılında kurulan, adını da Amazonlar Kraliçesi Hiera’dan alan Hierapolis, aynı zamanda “kutsal kent” olarak anılıyor. Hz. İsa’nın havarilerinden St. Philip’in burada öldürülmesi ve onun adına anıt mezar yaptırılması, Hierapolis’in inanç turizmi açısından da öne çıkmasını sağlıyor.

    Apollon Tapınağı, St. Philip Martyriumu, Antik Tiyatro, Roma Kapısı, Kuzey Bizans Kapısı, Agora, bugün müze olarak kullanılan Roma Hamamı, su kanalları, Direkli Kilise ve nekropoller, Hiearapolis’teki başlıca tarihi yapılar. Bu yapıların bir bölümü İtalyanlar tarafından 1957 yılından bu yana sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılmış durumda. Yine kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.[​IMG]

    Pamukkale’nin batısında yer alan ve 3 yıldır kazı çalışmaları yapılan Eskihisar Köyü yakınlarındaki Laodikya, Buldan İlçesi’ne bağlıYenicekent yakınlarındaki Tripolis, Honaz İlçesi yakınlarındaki Colossea, Lycus Vadisi olarak anılan bölgedeki diğer antik kentler.


    TERMAL KAYNAKLAR

    Pamukkale’nin binlerce yıldır yerleşim merkezi olmasını sağlayan şifalı termal su, beyaz travertenlerin de hayat kaynağı. Uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum hidrokarbonat içeren suyun, havadaki oksijenle teması sonucu karbondioksit ve karbonmonoksitin uçtuğunu, kalsiyum karbonatın çökerek Pamukkale’ye adını veren travertenleri oluşturduğunu belirtiyorlar.

    Pamukkale’nin, hemen yakınındaki Karahayıt ve Gölemezli’deki termal kaynakların romatizma, kalp, damar sertliği, tansiyon ve deri rahatsızlıklarına iyi geldiği ifade ediliyor. Su ılık içildiğinde spazmlı mideleri rahatlattığı, idrar yolu iltihaplarında etkili olduğu, banyoyla birlikte deri altına yapılan gaz şırıngalarıyla damar iltihaplarına karşı kullanıldığı ifade ediliyor. Bölgedeki bazı oteller, termal tedavi konusunda eğitim almış uzmanpersoneliyle sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini sürdürüyor. Ayrıca bazı tesisler ve pansiyonlar, kaplıca tedavisi için gelenlere hizmet sunuyor. Pamukkale’deki termal havuz ise yaz-kış ısısı değişmeyen 35 derecelik suyuyla bölgeye gelen turistlerin keyifle zaman geçirdiği yerler arasında bulunuyor.


    ODUNCU GÜZELİ EFSANESİPamukkale’ye hayat veren termal suyun mitolojik çağlardan günümüzeöyküsünde anlatılanlara göre, beyaz cennetin yaslandığı Çökelez Dağı’nın eteklerinde yaşayan bir oduncu ve onun kızı varmış. Kızın her yeri çıban ve sivilceliymiş. Bu nedenle de aynaya bile bakamaz, durgun sularda kendini seyredemez, utandığından kimselere görünmezmiş. Ona rastlayanlar da yolunu değiştirirlermiş. Oğlan anaları, “Aman çirkin kız, Allah oğlumu senden esirgesin” diye dua edermiş. Altın kalpli kız ise çirkinliğine, bu nedenle insanların ona reva gördüğü haksızlıklara hiç alışamamış.

    Bir gün Denizli Beyi’nin oğlu, Çökelez Dağı’nda keklik avlarken su birikintisinin içinde sırma saçlı, güzel yüzlü bir kız olduğunu fark eder. Hemen onu alıp bir ağacın gölgesine yatırır. Bir süre sonra kendine gelen oduncunun kızı “Ben ölmedim mi” diye ağlamaya başlar. Neden ölmek istediği sorulduğunda çirkin olduğunu, bu nedenle herkesin kendisiyle alay ettiğini anlatır.

    Bey oğlu, “Sen mi çirkinsin oduncu güzeli? Eğil suda kendine bir bak, senden güzeli var mı?” deyince, korkarak sudaki siluetine bakar.Bir de ne görsün... Sivilceli, her tarafı yaralardan geçilmeyen kız gitmiş, onun yerine dünya güzeli biri gelmiş. Meğer, Çökelez’in taşlarını Pamukkale yapan sırlı sular, oduncunun kızını da eşi bulunmaz bir güzele çevirmiş.


    GEZİLECEK DİĞER YERLER
    Güney İlçesi’ndeki Güney Şelalesi, Honaz’ın Kaklık Beldesi’nde bulunan ve “yeraltındaki Pamukkale” olarak anılan Kaklık Mağarası, Acıpayam İlçesi’ndeki Keloğlan Mağarası, Çardak İlçesi yakınlarındaki Acıgöl Kuş Gözlem Yeri, Beyağaç İlçesi’ndeki Anıt Orman ve Kartal Gölü, Denizli’de doğal güzellikleriyle dikkat çeken yerlerden bazıları.

    Bir tekstil kenti olan Denizli, birçok ilden alışveriş yapmaya gelenlere Bayramyeri, Kaleiçi Çarşısı ve çevresindeki mağazalarla, ürün seçenekleri sunuyor.

    NEREDE YENİLİR?
    Denizli’de, Pamukkale ve Karahayıt’taki tesislerde yemek yenilebilecek yerler mevcut olduğu gibi, farklı damak tadı arayanlar için de gidilebilecek yerler bulunuyor.

    Açık havada mangal yapmak isteyenler merkeze bağlı Goncalı Köyü’nü, değişik lezzetleri tatmak isteyenler Mantar Restoran’ı, yüksek ağaçlarla çevreli bir yerde alabalık yemek isteyenler merkeze bağlı Kayhan Beldesi’ndeki Değirmende Alabalık Tesisleri’ni tercih edebilirler.
     
  2. 27 Ocak 2007
    Konu Sahibi : Elif
  3. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    *PAMUKKALE'NİN KISA TARİHÇESİ
    *

    *Eski çağlarda Pamukkale, Hierapolis adında bir kaplıcaydı. Bu
    kaynakların
    sağlığı iyileştirdiği o günlerde de bilindiğinden, bu sular o
    zamanda en az
    bugünkü kadar ünlüydü. Hierapolis kutsal bir kentti. Eski
    tarihçilerin bize
    anlattıklarına göre, burası putperestlerin tapınma merkeziydi ve
    Hıristiyanlar gelerek buraya kendi tanrısı için manevi binalar
    yapıncaya
    kadar da öyle kaldı. Çevre 1334'deki bir zelzelede harap oldu.
    Bugüne dek
    yapılan kazılarda, dini yapılardan yalnızca Apollo Tapınağı
    ortaya
    çıkarılabilmiştir. Bölge çok erken dönemlerde ( ca.1900)Batı
    Anadolu'nun en
    eski sakinlerinden olan Luviler de dahil olmak üzere pek çok
    uygarlık
    tarafından iskan edilmiştir. Eski toplumlar buranın kutsallığına
    inanmışlardı. Bunun nedeni yalnızca Pamukkale'ninşifalı suları
    değil aynı
    zamanda aşağıda anlatılan kutsal bir mağaranın burada bulunması
    idi. M.Ö 500
    yılından sonra komşu Idrara(Kydrara) şehri önemini yitirmeye
    başlayınca
    İnsanlar bu kutsal mağaranın etrafında toplanmaya başladılar. *

    *
    *

    *M.Ö 2yy'da Bergama Kralı II. Attalos burada yeni bir şehir kurdurdu
    ve ona
    karısının ismi olan Hiera'nın adına atfen Hierapolis ismini verdi.
    Onun
    halefi III. Attalos İ.S 133de şehri bir vasiyetle Roma
    hükümranlığına
    devredince Hierapolis artık bir Roma şehri olmuştu. İ.S. 40
    yıllarından
    sonra bölgede Hıristiyanlık yayılmaya başladı. İ.S. 96 ve 192
    yılları
    arasında Roma Devleti güçlenince Şehir baştan başa yenilendi ve
    Antonius
    Pius (138-161),Septimius Severus (193-198) ve onun oğlu Caracalla'nın
    (211-217) tahtta bulunduğu dönemlerde tarihin en parlak dönemini
    yaşadı. Bu
    dönemde nüfus 60000'i aşmıştı. İ.S. 397'de Roma İmparatorluğu
    ikiye
    bölününce Hierapolis Bizans'a verildi ve bu dönemde şehir bir
    Piskoposluk
    oldu. Şehrin önemi gittikçe azaldı ve yeni hiç bir bina eklenmedi
    ve
    eskileri de korunmadı. 1071 Malazgirt zaferinden sonra batı Anadolu
    yavaş
    yavaş Türk egemenliğine girdi. *



    *Kuzey Nekropolis-Kuzey Mezarlığı: Şehrin Mezarlığı Büyük bir
    alanı
    kaplar. Burada 10,000'den fazla mezar bulunur. Mezarların tamamı
    antik
    çağdan günümüze kadar mezar soyguncuları tarafından
    soyulmuştur. Mezarlık
    bölgesini harabeye çeviren şey depremlerden daha çok mezar
    soyguncuları
    olmuştur. Antik çağda insanların öldükten sonra da mücevher,
    giyecek,
    yiyecek gibi eşyalara ihtiyaçları olacağı düşünülerek bu
    eşyalarla birlikte
    mezara konulmuştur . Fakat Nekropol'de en basit mezarların bile
    tahrip
    edildiği görülür. Bunun nedeni ölülerin mezara ağızlarında 1
    obolos (antik
    bir para birimi) değerinde bir sikke ile konulmalarıdır. Bu sikke
    cennete
    ulaşmak için Styks ırmağını geçerken Kharon isimli kayıkçıya
    ödenir.
    Kerberos isimli köpeğiyle ırmağın kıyısında bekleyen kayıkçı
    parayı ödeyeni
    teknesine alır, diğerlerini kıyıda bırakır. *

    *AFRODISIAS ve PAMUKKALE*

    *Afrodisyas, çok dikkatli bir kazı yapılarak, kent yaşamının
    sürdüğü
    zamanlardaki görünümü ortaya çıkarılan yerlerden biri olmuştur.
    Bu başarı,
    1961 yılında yeniden yapılandırma çalışmalarını titizlikle
    başlatan ve halen
    de çabalarının devamı için destek fonları aramayı sürdüren
    Türk arkeologu
    Kenan Erim'e aittir. Kendisinin iş aşkı, Aşk Tanrıçası
    Afrodit'e adanan bir
    şehir için uygun düşse gerek. Çevrede bulunan çanak çömlek,
    Bronz çağda
    burada yaşayanlar olduğunun kanıtı olurken, şehrin Afrodisyas
    adını alışının
    M.Ö. 6.yüzyılda olduğu görülür. Afrodit Tapınağı, Tanrıça
    Afrodit'e ithaf
    edilen orjilere katılmaya gelen inançlıların (hacıların)
    ziyaretleri için
    bir ibaret yeri oldu. Bu ziyaretçilerin kentte harçadıkları paralar
    ve özgür
    bir kent olarak vergiye tabii olmayan statüsü Afrodisyas'ı zengin
    bir kent
    yapmış, bu durum Hıristiyanlığın putperestliğe son vermesine
    kadar
    sürmüştür. M.S. 5.yüzyılda Hıristiyanlar bu kentin adını
    Stavropolis'e
    çevirdiler ve Afrodit Tapınağı'nı bazilikaya (bağımsız eski
    tarz kilise)
    çevirmişlerdi. Bugün tapınağın sütünlarından bazıları
    destekli olarak
    dikilmiştir. Ancak ziyaretçilere bu aşk evinin geri kalanını
    hayal etmek
    düşer. Kentin diğer görünümleri daha iyi durumdadır. Örneğin
    30,000 oturma
    kapasiteli stadyum Greko-Romen yaşamından arda kalan en iyi
    örneklerden
    biridir. Ayrıca kazı sırasında ortaya çıkan diğer örnekler
    arasında Hadriyan
    Hamamları, sıcak atmosferli odeon ve harikulade mavi mermer sütunlu
    Piskopos
    Sarayı vardır. Buradaki en popüler olay ise kat kat aşağıya
    doğru inen
    muhteşem beyaz dağdan aşağı dökülen sıcacık su olsa gerek.
    Kalsiyum yüklü
    sıcak su kaynakları, yüzyıllar boyunca setlerin kenarından taşa
    taşa aşağı
    döküldükçe, ardında, "Pamukkale" adına layık bir görünüm
    oluşturmuş. Her yıl
    buraya birlerce kişi gelerek buradaki küçük havuzlara oturuyor,
    dinleniyor.
    Havuzların ısısı kaynağa olan uzaklığına göre değişiyor.
    Roma
    İmparatorluğu'ndan kalma diğer harabeler geniş bir alana
    dağılmış olup,
    kaplıcaya gitmeden önce, bunların arasında dolaşmak gerekir.
    Harabelerin
    arasında, entansif boru sistemiyle Roma banyoları, kısmen yeniden
    yapılandırılan Apollo Tapınağı, oyma ve fresklerle dekore
    edilmiş su deposu,
    geniş nekropol ve eski çağlara has mezarlıkta 1,200'den fazla mezar
    bulunmaktadır. Roma hamamlarında da ayrıca ufak bir müze
    bulunmaktadır. *

    *Pamukkale tarihi açıdan oldukça zengin yörelerimizden.
    Pamukkale'nin tarihi değerlerini gezerken kendinizi geçmiş zamana
    kaptırıp
    kendinizi AMAZON savaşçılarının prensesi Artemisias veya
    mitolojideki ünlü
    Heraklius olarak hayal etmekten alıkoyamazsınız. Yörenin bir diğer
    önemli
    özelliği de şifalı suları tabii ki. Buranın tarihi ve doğal
    güzelliklerini
    gün boyu gezerken yorgunluktan ayak tabanlarınızda ve dizlerinizde
    oluşan
    ağrıları şifalı kalplıca sularında yüzerek dinlendirebilir ve
    enerjinizi
    tekrar geri kazanırsınız. Pamukkale' ye gittiğinizde bir süre
    kalsiyum
    içeren suların içinde bekletilerek şişenin çevresini tamamen
    beyaz kireçle
    kaplanmış bir biçimde hediyelik olarak satışa sunulan
    şaraplardan anı
    olarak almanızı tavsiye ederim. *
     
  4. 15 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Elif
  5. EU1

    EU1 Guest

  6. 1 Şubat 2008
    Konu Sahibi : Elif
  7. EU1

    EU1 Guest

    UYARI!!!!begendikleriniz icin rep ve tesekkur butonlarini kullanalim bölümümüze resim ve bilgi harici paylasimlar yapmayalim lutfen
     
  8. 27 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Elif
  9. brnklc

    brnklc Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    620
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Bir Denizlili olarak Pamukkale mutlaka görülmesi bir yerdir ülkemizde bulunan diğer değerli yerler gibi..ayrıca denizli sakin bir kenttir ve kızımız tozumuz horozumuz meşhurdur.. :))
    hepinizin gelip görmesi dileğiyle..
     
  10. 10 Ocak 2009
    Konu Sahibi : Elif
  11. GeceDeniz

    GeceDeniz muallaktayım Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2007
    Mesajlar:
    133
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    denizlili olmak bir ayrıcalık ne güzel
    :lepi:
     
  12. 7 Mart 2009
    Konu Sahibi : Elif
  13. nazarboncugum

    nazarboncugum naz kızım hoşgeldin...... Pro Üye

    Katılım:
    11 Ocak 2009
    Mesajlar:
    10.733
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    196
    paylaşım için tşk :)