Depresyon - Dr.phil. R.Meltem Kavcar Sırmalı

Konusu 'Psikoloji - Ruh Sağlığı ve Hastalıkları' forumundadır ve Kuzey tarafından 7 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    7 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  1. Kuzey

    Kuzey Popüler Üye Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2007
    Mesajlar:
    2.039
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    DEPRESYON

    Depresyon sözcüğünün Latince kökü ‘depressus’tur. Aşağı doğru bastırmak, çekmek, bitkin, gamlı, kederli anlamına gelir.

    Depresyon genel olarak hayata ve geleceğe kötümser bakış, ümitsizlik ve değersizlik duyguları,düşünce ve hareketlerde yavaşlama, boşluk duyguları ve bazı durumlarda zihnin ölüm ve ihtihar düşünceleri ile çok sık meşguliyeti ile semtomatize olur.

    Depresif bozukluk tüm bedeni etkileyen bir durumdur. Bedeni, duygudurumu ve düşünceleri etkiler. Beslenme ve uyku düzenini, özalgılamayı ve düşünce işlevleri etkilenir.

    Eğer bir kişide aşağıdaki belirtilerden dört ya da daha fazlası varsa, kişi kendi çabasıyla bu durumdan çıkamıyorsa ve belirtiler iki haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa, bir uzmana başvurması gereklidir.

    Genel olarak depresyondaki semptomları 4 alanda toplayabiliriz:

    1. Duygudurum alanı: Çökkün, kederli, üzgün ve acı verici duygular baskındır. Bu duygular hastanın kendisi tarafından söze dökülebilir. Yüz görünümünden, ses tonundan ve davranışlarından anlaşılabilir ya da yakınları üzgün ve mutsuz olduğunu anlatır. İlgi ve istek azlığı, hoşlandığı etkinliklerden ve yaşamdan zevk alamama (anhedoni) belirgindir.

    2. Psikomotor etkinlik: daha sıklıkla psikomotor yavaşlama belirgindir. Devinimlerde yavaşlama, yorgunluk, bitkinlik, konuşmada yavaşlama, zamanın yavaş geçmesi görülür. Psikomotor ajitasyon da olabilir.

    3. Bilişsel alan: Düşünce içeriğinde kayıp düşünceleri, umutsuzluk, karamsarlık, yetersizlik, değersizlik, suçluluk ve ölüm düşünceleri olur. Geçmiş hatalarla uğraşma, cezalandırılma düşünceleri ve depresif temalı sanrılar olabilir.

    4. Vegetatif alan: Uyku ve iştah bozuklukları, menstürel düzensizlik, cinsel isteksizlik gözlenir.

    Ayrıca depresyon belirtilerinin arka planda olduğu veya hiç görülmediği, kişiler arası ilişkilerde bozulmanın olmadığı bir depresyon çeşidi olan maskeli depresyonda hastalar sıklıkla psikolojik belirtileri ve yaşamsal sorunlarını inkar ederler ya da olduğundan daha az gösterirler. Bunlar yerine hekime; bedensel belirtiler (uyku bozuklukları -sıklıkla uykuya dalmakta güçlük, gece sık uyanma, sabah erken uyanma -, iştah bozuklukları -sıklıkla iştahta azalma ve kilo kaybı), cinsel isteksizlik, menstürel düzensizlik, enerji kaybı ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvururlar. Ayrıca zun süreli ağrılar, kabızlık-ishal, bulantı kusma gibi bedensel belirtiler görülebilir, alkol-madde kullanımı oluşabilir.

    Klinik depresyonu olan çoğu kişi kendini yalnız hisseder. Kendilerinin bu hastalıktan dolayı acı çeken tek kişi olduklarını sanırlar. Aslında klinik depresyon oldukça yaygın bir hastalıktır.

    Klinik depresyon, duygularınızı, aile ve arkadaşlarınızla ilişkinizi, işinizi ve yaşama bakışınızı dramatik bir biçimde değiştirir. İhmal edilirse evliliği, arkadaşlıkları, mesleki kariyeri bozabilir. Tedavi edilmediği takdirde umutsuzluk ve hayatın yaşamaya değmediği duygusu uyandırabilir. Bazı hastalarda intihara dahi yol açabilir.

    Yaşam boyu prevalansı genel olarak %15, kadınlar için %25 olan ciddi ve yaygın bir hastalıktır. Genel gözlem bu hastalığın ülke yada kültürel farklılıklardan bağımsız olarak kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görüldüğü şeklindedir. Bu durumun hormonal farklılıklara, doğum yapmaya, çeşitli psikososyal stresörlere maruz kalmaya bağlı olarak gelişebileceği düşünülmektedir. Kadınlarda depresyonun daha sık görülmesinde, hormonal faktörler örneğin menstrüel siklus değişiklikleri, hamilelik, düşük yapma, doğum sonrası dönem, menopoz öncesi ve menopoz rol oynayabilir. Pek çok kadın ayrıca hem evde hem de işteki sorumluluklar, tek ebeveyn olma, çocukların ve yaşlanan ebeveynlerinin bakımı gibi ek stres faktörleriyle karşı karşıyadır.
     
  2. 7 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  3. Kuzey

    Kuzey Popüler Üye Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2007
    Mesajlar:
    2.039
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Başlangıç yaşı 20-50 arasında değişmekle birlikte ortalama başlangıç yaşı 40 tır. %50’si 40 yaşından önce, %10’u 60 yaşından sonra ortaya çıkar. Kadınlarda 35-45 yaşlar arasında, erkeklerde 55-70 yaşlar arasında pik yapar. Irksal farklılık yoktur. Sosyokültürel faktörler; ailede alkol öyküsü, depresyon ve 13 yaşından önce ebeveyn kaybı öyküsü olanlarda ve düşük sosyoekonomik düzeydeki kişilerde risk daha fazladır. Birinci derece akrabalarda risk yaklaşık %10-13tür. Tek yumurta ikizlerinde de risk artışı saptanmıştır.

    Ülkemizde yapılan çalışmalara göre; depresyon 40 yaş üstünde daha yaygındır (40-50 yaş arası en sık). Somatizasyon (bedenselleştirme) yaygın olarak görülür (vakaların yaklaşık %20 sinde). Prevalans: %8-20 arasında değişmektedir. Endojen depresyonun reaktif depresyona göre daha sık tekrarladığı saptanmıştır. Sosyal destekleri iyi olan orta ve ileri yaş hastalarda prognoz daha iyidir. Fiziksel hastalığın eşlik ettiği depresyonda prognoz daha kötü bulunmuştur.

    Depresyon genelde yaşanan travmatik bir olayın akabinde görülür. Travmatik olayları kısaca listelemek gerekirse:

    * Bir yakının kaybı
    * Evde yada işte ciddi problemler
    * Uzun süredir devam eden veya kronik hastalıklar
    * Trakilizan, antihipertansif, steroid (prednizone), codeine ve indomenthacin türü ilaçların kullanımı
    * Madde kullanımı
    * Madde kulllanımından arınma safhası

    Depresyonun sebepleri, biyolojik ve psikososyal olmak üzere iki ana başlıkta toplanabilir. Nörokimyasal olarak, azalmış biyojenik amin (serotonin, norepinefrin, dopamin) etkinliği söz konusudur. Adrenerjik-kolinerjik sistemde kolinerjik baskınlık yönünde düzensizlikler görülür. Hipotalamo-hipofizer-adrenal eksen depresyonda hiperaktiftir ve kortizol hipersekresyonu görülür. Ayrıca depresyonda TSH yanıtı küntleşir, GH, FSH, LH ve testosteron seviyesi azalır. İmmün fonksiyonlar depresyonda azalır. Duygudurum bozukluğu olan hastaların %60-65’inde uyku anormaldir. Depresyonda REM yoğunluğu ve tüm REM süresi artar. Uykuya daldıktan sonra ilk REM döneminin başlamasına kadar geçen süre (REM latansı) ve evre 4 uykusu azalır. Genetik ilişki her zaman doğrulanmamakla birlikte ebeveynlerden birinde majör depresyon varsa çocukta risk %10-13’tür. Tek yumurta ikizlerinde bu risk %50 ,çift yumurta ikizlerinde %10-25’tir. Nöronal plastisite kavramı da depresyon etyolojisinde önemli bir kavramdır. Nöronal plastisite beynin bilgi edinmesinde ve bu bilgiyi ilişkili uyaranlara ve çevreye uygun adaptif yanıtlar vermesinde temel süreçtir. Stres durumunda özellikle hipokampusta piramidal nöronlarda atrofi gözlenir. Antidepresanlar ise hücre proliferasyonundaki azalmayı ve bu atrofiyi önler.

    Psikososyal boyutuna bakıldığında; sevilen kişinin simgesel veya gerçek kaybı reddedilme olarak algılanır. Depresyon,kaybedilen objeye yönelik öfke ve saldırganlığın kendi benliğine dönmesi ile açıklamaktadır. Kaybedilen objeye karşı ambivalans önem taşır. Geri dönen öfke ,depresyonun dinamik açıklamasında en iyi bilinen formülasyondur. Bu formülasyon kendini suçlama, benlik saygısında azalma ve cezalandırma gereksinimini de açıklar.

    Depresyon büyük oranda başarı ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Çeşitli ilaç tedavileri ve beraberinde uygulanan psikoterapi bir çok hastada iyi sonuçlar vermektedir. Bu iki yöntem birlikte uygulandıklarında eni iyi cevap alınır.

    Bütün hastalık belirtileri geçtikten sonra yapılması gereken şey en az 6 ay daha ilaç kullanımı ve belirli aralarla terapistinizle görüşmektir. Unutmayın bir kez depresyon geçirmek ikincisinin daha kolay gelmesine işarettir.

    Dr.phil. R. Meltem Kavcar Sırmalı
     
  4. 7 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  5. NohutluPilav

    NohutluPilav :)))))))))))))))))))))))) Pro Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    8.279
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    146
    3. Bilişsel alan: Düşünce içeriğinde kayıp düşünceleri, umutsuzluk, karamsarlık, yetersizlik, değersizlik, suçluluk ve ölüm düşünceleri olur. Geçmiş hatalarla uğraşma, cezalandırılma düşünceleri ve depresif temalı sanrılar olabilir.



    ben bunların hepsini yaklaşık bir haftadır yaşıyorum.......tek çözümüde aglayıp rahatlamakta buluyorum paylaşım için çok teşekkürler...
     
  6. 10 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  7. molihua

    molihua Prof. Dr.Yasemin =)) Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2008
    Mesajlar:
    134
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ilginc Allah kimsenin basina vermesin
     
    Son düzenleme: 4 Ocak 2009
  8. 10 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  9. gunesce

    gunesce Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Kasım 2008
    Mesajlar:
    78
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    sevgılı molıhua
    sana en azından yalnız olmadıgını hıssettırebılecek ınsanlara ıhtıyacın var dıye dusunuyorum.ben de cok agır depresyon gecırmıs bırı olarak eger benımle dertlesmek ıstersen lutfen hıc cekınmeden yaz. en azından senı dıgerlerınden daha ıyı anlayabılecegımı dusunuyorum.rastlantıya bak kı bıraz once en yakın kız arkadasımla onun ıcınde bulundugu depresıf ruh halını konusup ona bıraz olsun yardım etmeye cabalıyordum.lutfen kendını bu dunyada yalnız hıssetme .ınan bana senın gıbı olan onca ınsan ve ozellıkle kadın var kı yeryuuznde.ozelden de bana ulasabılırsın ıstersen.sırtını bırılerıne dayamaktan cekınme lutfen.hepımız ınsanız ve yalnız basetmek oyle zor kı . cok ıyı anlıyorum karamsarlıgını
     
  10. 26 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  11. buyumeyenbebek

    buyumeyenbebek yupii kızım oldu:) Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    428
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    mrb bende sorunluyum sanırım sureklı aglamak gulmek arasında gıdıp gelıyorum yanı aglarken gulebılıyorum hastalıgımdan vede maddı ımkanlardan dolayı mutsuzum kendımı cok yanlız hıssedıyorum benı anlayan derdımı paylasacagım kımsem yok caresızlıkler ıçınde bı hayat nerdeyım nreye gıdıyorum ne yapıcam hıç bole olmamıştım ben rahım agzı sııllerım var benım kanser asısı yaptırıyorum bı kere yaktırdım 3 ay oldu ve yıne tekrarladı neden dıyorum hep ben bu kaderın yuku bnmle ugrasmak ınanın bunu yazarken bıle ellerım tıtrıyo oglum olmasa belkı suan yasamazdım tek sebebım o bu hayattta eksıler okadar fazlakı artıları hep goturuyo neden neden neden benn?sıktıysam ozur dılerım cvp verırsenız sevınırım saolun
     
  12. 27 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  13. serpcan03

    serpcan03 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2007
    Mesajlar:
    2
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Merhaba,Ben nasıl başlasam!!! kendimi bazen çok mutlu,bazen çok mutsuz,umutsuz,çaresiz, düşkün vs... gibi hiisediyorum bununla başa çıkamıyorum bazen keşke ölsem derkne veya acaba intihar etsem diye buluyorum.Çok çabuk sinirleniyrum kendimi kontrol edemiyorum bu açıdan...
     
  14. 20 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  15. ayliin

    ayliin Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Ocak 2008
    Mesajlar:
    10
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    slm ben 3 çocuk annesi 38 yaşında 1 bayanım boşluktayım gel gitler yaşıyorum saçmalıyorum boş yere ailemi etrafı mı kırıyor sonrada büyük vicdan azbı çekerek kahroluyor eve kapanıp uyuyor bol bol yiyiyor eşime kötü davranıyorum ergenlik çağında kızım var bana yaptığı herşey ters geliyor iletişim bozukluğu yaşıyorum genelde aile içine yapacağımı bilmiyorum çok asebileştim dışarıyla bağımı kopardım kimsye gelip gitmiyorum hep evdeyim tv pc ve rütün ev işleri haricinde hiç 1 meşgalem yok ekonomik sıkıntımız da çok büyük ssk m da yok dr da gidemiyorum yardım alayım kendim kendimide aşamıyorum ve her geçen ay bi önceki ayımdan daha çekilmez itici ve sinirli oluyor şaşkınım çaresizim ne yapacağımı bilemiyorum nefret edilen anne eş konumuna gelmek üzereyim bilmem belkide geldimde ben kendimi kandırıyorum siz bunları ni,çin yazıyorum hiç bir fikrim yok am şu ana kadar yazdıklarım bile sanki beni azda olsa rahatlattı okuduğunuz için tşkrlr hoşça kalınız
     
  16. 24 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  17. NGN

    NGN Aktif Üye Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Slm benim eşim depresyonda dunya yansa umrunda değil.benim için deli olan adam şimdi beni hiç umursamıyor.ailesi ve ben dahil hiç kimseyi sevmedğini söylüyor.yaklaşık 2 aydır doktoro gidiyoruz ve ilaç tedavisi uyguluyoruz ama değişme göremiyorum ve geleceğimizden çok endişeliyim ona üzüldüğümden 1,5 aylıkken bebeğimi düşürdüm ama hiç önemsemiyor.hep onun iyileşeceğini umuyorum ama yavaş yavaş umutlarım sönüyor.birde sürekli kocamı kıskanıyorum.köşeye sıkışmış gibiyim her gün ağlıyorum.ne yapacağımı bilmiyorum lütfen bana yardım :KK43:(
     
  18. 29 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kuzey
  19. lilyum2

    lilyum2 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Aralık 2008
    Mesajlar:
    52
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    ve arkadaşlar...benimde söyleyeceklerim var.Yazılanları okuyunca yazmadan edemedim çünkü içim sızladı.30 yaşımdan sonra hayatın özünü,(tabi kendime göre) keşfetmiş biri olarak diyeceklerim var.
    Yaşam denen olgunun bana göre tek bir püf noktası var. Oda sadece..MORAL,MORAL,MORAL...
    Olumsuz hertürlü düşünce insanı HASTA YAPIYOR. Bu 2.2=4 eder kadar gerçek birşey.
    Ben işitme engelliyim.Yoğun stress ve sürekli olumsuz ruh hali nedeni ile kulaklarımı,o güzelim sesleri kaybettim.Bunun ne demek olduğunu anlatamam kimseye,ancak yaşayan bilir dedikleri türden birşey.Oldukça beter günler geçirdim ama bugün çok şükür iyiyim ve hayata,içindekilere çok farklı gözlerle bakıyorum artık.Yer yüzünde SAĞLIK EN BÜYÜK VARLIKmış gerçekten.
    Kendimce çoook büyük dersler çıkardım ben.Umarım bazı insanlarada birşeyler ifade eder cümlelerim.
    Lütfen kimse kendini üzmesin şu kısacık hayatımızda.Kendimizden daha değerli ne varki...İş bunu görebilmekte.
    Zor değilmiş aslında mutlu,huzurlu olmak.Yapılacak sadece çaba göstermek.Bunu başaramayacak hiçbir kadın yoktur hayatta.Yeterki kendinin farkına varsın.
    Herkese sağlıklı günler dilerim.