Detox-arinma Kürleri

Konusu 'Anti-Aging - Sağlıklı Yaşam ve Yaşlanma' forumundadır ve Elif tarafından 28 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.619
    Beğenildi:
    5.147
    Ödül Puanları:
    438
    Günümüzde çevremizdeki ve bedenimizde tahrip edeci toksinlerin artması, toksin temizleyici, detoksifikasyon yöntemlerini popüler hale getirmiştir. Sağlık konusunda doğal yöntemlere yöneliş ve hastalıkları gelmeden önlemeye yönelik koruyucu yaklaşımların öncelik kazanması, toksinlerinden korunma yöntemlerine önem kazandırmıştır.

    Bu noktadan hareketle bu yazıda vücudu mahveden toksinlerin neler olduğu, hangi faktörlerle toksinlerin oluştuğu, bunları temizleyecek evde uygulanan basit yöntemlerin yanında, bir mükemmel sağlık sistemi olan Ayurveda’nın en temel yöntemi olan Panchakarma arınma ve yenilenme küründen söz edeceğim.

    Toksinlerle yakın ilgili hastalıklar:

    Modern tıptaki gelişmeler birçok ciddi hastalığın oluşmasında ve ilerlemesinde toksinlerin önemli bir yer tuttuğunu ortaya çıkarmıştır. Toksinlerle ilgili hastalıkların listesi uzun ve rahatsızlık vericidir.

    Kanser

    Atheroskleroz (Damar Sertliği)

    Kalp hsatalıkları

    Felçler

    Amfizem

    Tip 2 Diabet (ileri yaşta ortaya çıkan)

    Romotoid artrit

    Ülserler

    Katarakt

    Chorn hastalığı (Bağırsağın iltihabi bir hastalığı)

    Behçet hastalığı

    Reynaud hastalığı (Bir damar hastalığı)

    Yaşlanma

    Osidatif toksin saldırısı, ciddiyeti daha az, fakat yine de sıkıntı verici olan yaşlanma belirtilerinin (ciltte kırışma ve pörsüme, saçlarda beyazlaşma ve dökülme ve bedensel sertleşme gibi ortaya çıkmasına yardım eder. Son 20 yıl içinde serbest radikal modeli, bu hastalık ve yaşlanmanın sınırını ortaya çıkartmaya yardım etmiştir. Serbest radikal olarak adlandırılan toksin modelinin altında yatan temel anlayış da, atmosferik kaynağı olan oksijenin aynı zamanda dejenerasyonun, hastalıklarının ve nihai olarak da ölümün de kaynağı olmasıdır.

    Oksijen paradoksu:

    Oksijenle kuşatılmış ve oksijenle dolu bir şekilde yaşıyoruz. Şimdi birdenbire suyun balığı öldürdüğünü keşfetmiş gibiyiz, oksijenin hücreleri, dokuları ve sonuçta tüm bedeni öldürdüğünü keşfetmiş bulunuyoruz. Oksijenin bu iki yönlü doğası ‘oksijen paradoksu’ olarak tanımlanır. Yepyeni bir otomobil oksijenin insafına bırakılacak olursa zamanla çürüyüp bir pas yığını haline gelecektir. Oksijen yiyecekleri bozar fırsat bulursa tutuşabilecek her şeyi yakıp kül eder. Oksijen hidrojenle bir araya gelip çeşitli kararsız ve ileri derecede reaktif serbest radikal molekülleri oluşturduğunda en tahrip edici hale gelir. Beden, büyük ölçüde oksijenin yaptığı tahribata bağlı olarak ortaya çıkar. Oksijen hem hayat verir, hem de onu geri alır.

    SERBEST RADİKAL ORTAYA ÇIKARTAN NEDENLER:

    Enerji üretimi: Her hücredeki enerji üretim sürece zararlı atık olarak sürekli ve çok miktarda oksiradikal oluşturur.

    Bağışıklık sistemi: Zararlı mikroorganizmalarla mücadele etmek için tahrip gücü yüksek oksiradikalleri oluşturur.

    Kirlilik ve diğer çevresel maddeler : Modern yaşamda bedende serbest radikal oluşumuna neden olan maddelere sürekli olarak maruz kalmaktayız. Gübreler, haşere ilaçları, reçeteli pek çok ilaç serbest radikal oluşturur. Sigara dumanı ve alkol de güçlü serbest radikal yaratıcısıdır. Her türden elektromanyetik radyasyon, güneş ışığı da dahil serbest radikal oluşumuna yol açabilir. Güneş ışınlarından cildi yaşlandıran, kırıştıran etkisi daha güçlü olursa cilt kanserine yol açabilir.

    STRES: Stresin hangi mekanizmayla hastalıklara yol açtığı artık biliniyor, stres vücuttaki serbest radikal düzeyini arttırarak hastalıklara davetiye çıkarır.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 27 Mayıs 2009
  2. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.619
    Beğenildi:
    5.147
    Ödül Puanları:
    438
    SERBEST RADıKALLERıN KONTROL ALTINA ALINMASI:

    ınsandaki serbest radikal etkisizleştirici sistem takviyeye ve dışarıdan yardıma gereksinme duyulmaktadır. Bu nedenle son zamanlarda yapılan araştırmaların çoğu, bedenin kendi savunma sistemlerini yoğunlaştırma üzerinde yoğunlaşıyor.

    FARMASÖTıK (ıLAÇ NıTELıĞıNDEKı) ANTıOKSıDANLAR: Probukol, PBN gibi maddeler bulunduysa da tatmin edici bir sonuca ulaşılmamıştır.

    GÜÇLENDıRıCı ENZıMLER: Süperoksit dismutaz (SOD) mükemmel bir antioksidan enzimdir. Ancak ağızdan alındığında sindirim enzimleri tarafından parçalanır. Enjeksiyon yoluyla kullanmak da güçtür, çünkü kandaki yarı ömür çok kısadır.

    ANTıOKSıDAN GIDALAR: Bedenin C, E vitaminleri, B grubu vitaminleri doğal savunma sistemlerinde kullanmaktadır. Antioksidan gıdaların çoğu bitkiseldir, çünkü bitkiler fotosentez yoluyla oksijen ürettiklerinden, güneş ışığı ve oksijen birlikteliğinin öldürücü etkisiyle başa çıkmak için antioksidan savunma mekanizmaları geliştirmişlerdir. Ayurveda’nın MA-4 ve MA-5 kod adlı, birlikte Amrith Kalash (Ölümsüzlük kabı) adı verilen çok değerli formülünün toksinleri nötrolize edici etkisi vitaminlere göre çok daha güçlü bulunmuştur.

    SERBEST RADıKAL NEDıR?

    Atomların dış yörüngesinde elektron eksikliği olan moleküllerdir. Bu durum, eşleşmemiş elektronun, bir başka elektronla bir araya gelmesi için büyük bir özlem yaratır. ışte böyle istikrarsız ve reaktif haldeki bir atoma veya moleküle serbest radikal adı verilir. En önemli serbest radikaller şunlardır.

    Süperoksit
    : Moleküler oksijenin bir elektron yakalamış halidir, genellikle ilk meydana gelen oksijen olarak bilinir.

    Hiroksiradikal: Bilinen en tahrip edici serbest radikaldir. Bir kısım oksijen ve bir kısım hidrojenden oluşur. Hücre zarı lipitleri, büyük enzim kompleksleri, C vitamini ve DNA dahil olmak üzere dokunduğu her şeyi bozar.

    Lipit peroksi radikal: Hücre zarında bulunan yağlı moleküller hücuma uğradığında bu serbest radikal meydana gelir. Diğerlerine göre daha büyüktür ve daha uzun ömre sahiptir. 7 sn.

    Yalın oksijen: Reaktif oksijen türlerinden birisidir, fakat canlı sislerde nispeten nadir olarak bulunur.

    Hidrojen peroksit: Süresiz biçimde varlığını devam ettirebilir, hücre zarında zincirleme reaksiyon başlatabilir ve pek çok biolojik molekülü yavaş yavaş parçalayabilir.

    Hipoklorik asit: Hidrojen peroksit ve klorun bir araya gelmesiyle oluşur ve acımasız bir yıkıcılığa sahiptir. Hem proteinler ve onların yapıtaşları amino asitler için, hem de DNA yapıtaşları için bilhassa tahrip edicidir.

    ARINMA KÜRLERı:

    Sağlık ve doğru beslenme konularında dikkat edilse de, çevresel, gıdasal, psikolojik ve zamana bağlı faktörlerle toksinler oluşması ve birikmesi kaçınılmazdır. Bu da arınma, detox yöntemlerinin gerekliliğini gündeme getirmektedir. Arınma yöntemlerinin önemlilerini ve uygulanabilir olanlarını basitten gelişmişe doğru inceleyeceğiz.

    SICAK SU KÜRLERı: Kür esnasında her yarım saatte bir, yarım su bardağı kadar kaynamış su, sıcak olarak içilir. Sabahtan içim başlar ve yatmadan yarım ila bir saat önce kesilir. En fazla bir hafta uygulanır. 2-3 hafta uygulanması idealdir. ıçimin aksamaması önemlidir, onun için kişinin yanında ufak bir termos taşıması gerekir. Sıcak yaz aylarında su kaynadıktan, sonra hafif ılımaya bırakılır. Kür esnasında normal zamandan biraz daha hafif beslenilmesi yararlıdır.

    SEBZE KÜRÜ: Ayda birkaç günlük bir süre sadece sebze türü gıdalarla beslenmesi esasına dayanır. Sebzeler tercihen yağsız veya çok az yağla pişirilmesi önerilir, ayrıca sebze suları ve püreleri de bu arada kullanılır.

    MEYVE KÜRÜ: Yine yada birkaç günlük sürelerle, o sırada sadece meyvelerle beslenmeye dayalı bir rejimdir. Meyveler çiğ veya pişmiş olarak kullanılabilir. Meyve püreleri ve meyve suları da miktar kısıtlaması pek olmadan kullanılabilir.

    SIVI GIDA REJıMı: Bir veya iki haftada, bir gün sadece sıvı gıdaların alınması şeklindedir. Katı hiçbir şey yemeden, farklı birçok sıvı türleri tüketilebilir, örneğin kaynatılıp süzülmüş pirinç çorbası, blenderden geçirilmiş sebze çorbası, süt, ayran, taze meyve suları miktar kısıtlaması olmadan alınabilir. Rejim gününe yumuşak girip yumuşak çıkmaya dikkat etmelidir. Ayrıca o gün fiziksel olarak fazla yorucu şeyler yapılmamalıdır. Yukarıda anlatılan kürlerde, kişi kür esnasında hafif sindirimi kolay yiyeceklerle beslenerek vücudun birikmiş toksinleri yakmaya yönelmesi şeklinde bir yarar görebilir, ayrıca bazı meyvelerin ve sebzelerin, elma, enginar, limon gibi bir arındırma etkisi de vardır. Ancak bedenini zararlı maddelerden temizlemek isteyen kişi şunu bilmelidir ki sadece hafif yiyerek tam bir arınma sağlayamaz. Dokulara iyice yerleşmiş yapışmış toksinleri yerlerinden söküp atmak için daha aktif arıtıcı işlemlere gereksinme vardır. ışte böyle bir ihtiyaca Ayurvade’nın en temel yöntemi Pancha-Karma kürü yanıt verebilir.

    PANCHA-KARMA ARINMA KÜRÜ: Yaklaşık 5000 yıl öncesindeki eski Hindistan’daki aydınlık çağdan kaynaklanan bir mükemmel sağlık sistemi.

    Ayurveda’nın sağlığı korumak ve geliştirmek için kullandığı birçok yöntem içinde en güçlü olan yöntemdir. Sadece toksinlerden arınmayı değil, aynı zamanda fizyolojinin dengeye gelmesini de sağlar. Fakat diğer yöntemler gibi kişinin evde kendi başına yapabileceği bir yöntem değildir. Bir Ayurveda sağlık merkezinde bu konuda yetişmiş bir ekip tarafından kişiye uygulanır.

    Panchakarma kürünün 1) Hazırlık, 2) Ana kür, 3) Kür sonrası geçiş ve korunma, olmak üzere üç büyük bölümü vardır.

    Hazırlık bölümü toksinleri yumuşatıp sökülmeye hazırlamak içindir. Evde veya iş temposunu yavaşlatarak uygulanabilir. Arıtılmış tereyağ olan sadeyağ özel bir taktikle kullanmak ve öğünlerde çok hafif beslenmek esasına dayanır. Hazırlık kürü üç ila beş gün sürer.

    ıkinci bölüm olan ana kür esnasında kişi her gün 2,5 saat kadar Ayurveda merkezine gelir, ana kür 5-7 gün veya daha uzun sürebilir. Bu dönemde bitki buharlarıyla uygulanan ısı uygulamalarıyla, içine arıtıcı bitki özleri katılmış yağlarla yapılan çok hoş masajlarla hazırlıkta yumuşatılan toksinler yerlerinden sökülerek boşaltım sistemine yöneltilirler. Daha sonra çok rahat ve etkili bağırsak temizleyici yöntemlerle vücut dışına atılırlar. Kişi rahatlayıp hafifler, ortalama 4-6 kilo çok zorlanmadan verilir. Daha sonra burun ve sinüsler temizlenir, akan ılık yağlarla alına ve başa ve tüm vücuda uygulanan çok rahatlatıcı masajlarla sinirler ve kaslar gevşer, hücreler yenilenip canlanır, bağışıklı tümör ve mikroorganizmalara karşı güçlenir, zihin berraklaşır ve streslere karşı bir direnç kazanır. Kişi ana kürde de hafif beslenmeye devam eder. Kür sonrası dönemde kişi 5 gün içinde normal dietine döner ve vücudunun zayıf bölgelerini güçlendirici ayurvedik formülle hazırlanmış bileşimler kişiye önerilir
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 27 Mayıs 2009
  4. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  5. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.619
    Beğenildi:
    5.147
    Ödül Puanları:
    438
    Panchakarmada uygulanan belli başlı uygulamalardan bazıları şunlardır:

    Abhyanga: Çift teknisyen tarafından zenginleştirilmiş susam yağı kullanılan rahatlatıcı ve gevşetici tüm beden masajıdır.

    Vishesh: Daha derin toksinlere yönelik biraz daha bası uygulanan masajdır.

    Shirodhara: Alına ve başa özel bir ritimle uygulanan susam yağı akımıdır. Gevşetici, rahatlatıcı ve zihni derinleştirici etkiye sahiptir.

    Svedana: Bitki buharıyla uygulanan ısı yöntemidir. Kafa dışarıda kaldığında kişi ısıdan olumsuz etkilenmez. Isıyla genişleyen cilt deliklerinden hem öncesinde uygulanması tavsiye edilen masajın şifalı yağı, hem de buhardaki şifalı bitki özleri vücuda nüfuz eder.

    Pizzi-chili (Kral masajı): Akan ılık yağlar altında vücudun tüm bölgelerini çift taraftan uygulanan rahatlatıcı bir masajdır.

    Nasya: Burun ve sinüs bölgelerini arıtma işlemidir. Sadece bir temizlik işlemi olmayıp beyin kökü yoluyla sinir sistemine de tonik bir etki yapar.

    Pancha-karma yöntemi 1998 yılından beri ülkemizde de uygulanmaktadır. Pancha-karma yöntemiyle sağlanacak arınmanın getireceği faydalar şöyle özetlenebilir.

    Yanlış beslenmeden ötürü biriken toksinler vücuttan atılır.

    Birçok hastalık metabolizmanın gücü artar.

    Birçok hastalık tedavi edilir ve normal sağlık kazanılır.

    Kişi güçlü, canlı ve kuvvetli bir bedene sahip olur, yaşlılıktan etkilenmez, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürer.

    Vücudu gençleştirir ve hastalıklara karşı direnç sağlar.

    Stres, zihin yorgunlukları ve unutkanlık gibi yakınmalar fark edilir şekilde azalır, zihin ve zeka parlaklık kazanır.


    Dr. Kemal ÇETİNBAHADIR
     
  6. 29 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Elif
  7. sxuxrmeli_kxixz

    sxuxrmeli_kxixz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    3 Ekim 2007
    Mesajlar:
    200
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    ğer vücudunuzun bir toksin deposuna dönüşmesini istemiyorsanız toksin kaynaklarından uzak durun.

    Sahip olduğunuz detoks sistemlerinin iyi çalışmasını sağlayın. Vücudunuzun daha çok toksin atmasını sağlayacak (arınma) detoks yöntemlerinden yararlanmak üçüncü aşamadır.

    Daha az toksin yüklenmek istiyorsanız, temiz bir hava solumaya, sigara kullanmamaya, sigara ve kirli havalı ortamlardan uzak kalmaya çalışın. Çalıştığınız, yaşadığınız ortamları sık sık havalandırın. Havalandırma sistemlerinin, soğutma-ısıtma yöntemlerinin birer toksin üretme merkezleri haline gelebileceğini unutmayın. Halılarla kaplı, boya, plastik ve benzeri maddelerle sıvanmış, gece-gündüz doğru düzgün filtre edilmemiş "temiz hava (!)" pompalanan ortamların "hasta-bina sendromu"na yakalanmış sağlıksız insanlar yarattığını bir kenara not alın.

    Ne içeceksiniz?
    Toksinlerden korunmada ne içtiğinizin de önemi var. Temiz ve kaliteli su içmeye çalışın. En iyi ve güvenli içeceğin su olduğunu unutmayın. Sudan başka bitki ve meyve çaylarından veya yeşil-siyah-beyaz çaydan da faydalanmaya çalışın. Meşrubat tüketirken ölçülü davranın. Konsantreler yerine taze meyve-sebze sularını tercih edin. Alkol kullanmayın. Kullandığınızda 1-2 bardakla sınırlayın.

    Ne yiyeceksiniz?
    Yiyecek seçimlerinizde de dikkatli davranın. Fazla miktarda şeker ve şekerli yiyecek tüketmekten kaçının. Çok yağlı, şekerli, kızartılmış, barbekü edilmiş yiyecekler yerine; haşlanmış, ızgara edilmiş, buharda pişirilmiş yemekleri tercih edin. Yiyeceklerinizin taze ve doğal olmasına özen gösterin. Mümkün olursa "organik besinler" yemeye bakın. Hazır besinler yerine doğal yiyecekleri kullanın. Tütsülenmiş gıdalardan uzaklaşın. Mandıra ürünlerini satın alırken dikkatli davranın. Hazır yiyecekleri satın alırken etiketlerini dikkatle inceleyin. ıçinde "doymuş yağ" veya "trans yağ" bulunanları azaltın. Katkı maddelerinin yoğun olduğu yiyecekler yerine, doğal ve taze olanlarını satın alın. Mümkün olduğu kadar her yiyeceği özellikle sebze ve meyveleri- mevsiminde tüketmeye bakın. Cildinize kullandığınız sabunların, kremlerin, kozmetik ürünlerin, kokuların birer "toksin üreticisi" haline gelebileceğini hatırlayın. Kalitesiz şampuanlar, sabunlar, deterjanlar sadece cildinizin değil vücudunuzun da bir "toksin çöplüğü" haline gelmesini kolaylaştırır.

    Fazla egzersiz toksin üretir…
    Aşırı bedensel egzersizlerin (özellikle anaerobik egzersizlerin) dikkat edilmezse serbest radikaller ve bazı toksinler, örneğin -laktik asit- üretebileceği biliniyor. Egzersiz seçimlerinizi yaşınızı, kilonuzu, sağlık düzeyinizi dikkate alarak yapın. Form tutacağım derken yorgun, bitkin sabah koşucularından biri haline gelmemeye çalışın. Kısacası egzersizinizi de abartmayın. Bazı egzersiz danışmanların ısrarla söyledikleri "ağrı yoksa fayda da yoktur" deyimine inanmayın. Ağrı ve yorgunluğun egzersizle ortaya çıkan toksinlerden kaynaklandığını unutmayın.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 27 Mayıs 2009
  8. 20 Eylül 2010
    Konu Sahibi : Elif
  9. madison

    madison Aktif Üye Üye

    Katılım:
    7 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    56
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    aovvvvvvv