Dikkat! Pastorize sütün sağlığa zararları

Konusu 'Hamilelerden Haberler: Soru ve Sorunlar' forumundadır ve TIFF tarafından 24 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

    24 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : TIFF
  1. TIFF

    TIFF SAKARLAR KRALİÇESİ :) Üye

    Katılım:
    23 Ocak 2009
    Mesajlar:
    2.319
    Beğenildi:
    45
    Ödül Puanları:
    148
    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi. Hangi sütü içelim? Sütü nasıl tüketmeliyiz? İşte cevapları

    Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT'nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.

    Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ''Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor'' görüşünü dile getirdi.

    Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ''Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır'' diye konuştu.

    Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ''otoimmün-kendi dokularını tahrip edici'' hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.

    Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ''Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler'' dedi.

    SÜT, SAĞLAM KEMİKLERİ SAĞLAMLAŞTIRI MI?

    Aydın, ''Süt, sağlam kemiklere neden olur'' yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu.
    Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu, ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:
    ''Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD'dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve
    siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece derece azdır.''
    Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet
    Aydın, ''Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli'' dedi.

    SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN

    Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:
    ''Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böylece olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.''

    TGDF GÖRÜŞÜ

    Türk gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren 23 ayrı sektörel derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Başkanı Şemsi Kopuz da sütün, ''bileşimindeki protein, karbonhidrat, mineral ve vitaminler açısından dengeli beslenmede önemi tartışılmaz doğal bir gıda olduğunu'' bildirdi.
    Topuz, pastörizasyon ve UHT işleminin, ''çiğ sütte bulunan 'patojen-hastalık yapıcı' mikroorganizmalardan kaynaklanacak olası sağlık risklerini ortadan kaldırmak amacıyla, sütün besin değerlerini en yüksek derecede koruyacak sıcaklık ve sürede optimize edilmiş ısıl işlemleri olduğunu'' anlatarak, ''UHT tekniği ile üretilen sütlere uygulanan bu ısıl işlemlerin aksine sokak sütlerine evde uygulanan geleneksel kaynatma işleminde sütün içerisindeki mikroorganizmalar tam olarak yok edilemediği gibi sütün içerisindeki besin değerleri de kayba uğramaktadır'' dedi.

    Homojenizasyonun, ''süt içerisinde bulunan yağ damlacıklarının sütün her tarafına homojen bir şekilde dağılmasını sağlamak ve üst yüzeyde toplanmasını engellemek'' amacıyla uygulandığını kaydeden Topuz, homojenizasyon işlemi ile süt yağının homojen dağılımının sağlandığını, süt yağ globüllerinin daha küçük parçalara bölünmesiyle süt yağının sindiriminin kolaylaştırıldığını bildirdi.
     
    Son düzenleme: 4 Haziran 2009
  2. 4 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  3. MUTLUYUM1111

    MUTLUYUM1111 uğurum büyüyorrrrrrrrrr Üye

    Katılım:
    5 Eylül 2009
    Mesajlar:
    7.738
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    146
    doğru diyorsun katılıyorum sana sütümü kendim alıp mayalıyorum çok ta güzel en azından nasıl yapıldığını biliyorum ben yapıyorum
     
  4. 4 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  5. xkimyagerx

    xkimyagerx Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    6 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    615
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    şahsen uht sütlere sokaktaki sütçüden daha çok güveniyorum.
     
    nil61 bunu beğendi.
  6. 4 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  7. tugyann

    tugyann sehle84 Üye

    Katılım:
    1 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    258
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    evet bende öle yapıyom şuan hamileyim yoğurdu mayalayıp tüketiyom bol yeşillik yemeğe çalışıyom
     
  8. 4 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  9. estur

    estur Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    10 Nisan 2009
    Mesajlar:
    681
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    son günlerde kafamı kurcalayan bi konu bu süt mevzusu .. bencede pazarda satan insanlar var onlardan almalı diye düşünmeye başladım .. en iyisi köye yerşemek :) bikaç koyun ,tavuk alıp sebze ,meyve dkip hayatı sürdürmeli şehirde ne yesek zararlı ..
     
  10. 4 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  11. AySay

    AySay Popüler Üye Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    872
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Sütünüzü sokaktan alın salmonella gibi mikroplara davetiye çıkarın...

    Afiyet olsun...
     
  12. 4 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  13. estur

    estur Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    10 Nisan 2009
    Mesajlar:
    681
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    ya canım ne içeceğimizi bilemez olduk artık pastörize iyi değil açık süt mikroplu sütsüz mü kalacağız ne yapsak bilemedik ? bilmiyorumkismilebilmiyorumkismile
     
  14. 5 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  15. TIFF

    TIFF SAKARLAR KRALİÇESİ :) Üye

    Katılım:
    23 Ocak 2009
    Mesajlar:
    2.319
    Beğenildi:
    45
    Ödül Puanları:
    148
    bu başlığı aylar önce açmıştım ki o zaman hamile bile değildim, üzerime vazife bilip anne adaylarını uyarmak istemiştim naçizane fakat pek talep görmedi. mutluyum arkadaşım yeniden gündeme getirdiğin için teşekkür ederim sana.

    pastorizasyon işleminin yararları ve zararları yukarıda anlatılıyor benim üzerine herhangi bir şey eklememe gerek yok elbette. sadece pastörize süt içerken aslında süt değil herhangi bir içecek içtiğinizi söylüyor prof. ahmet aydın. bu arada ahmet aydın bir bilim adamıdır, beslenme bülteni adında çok kapsamlı bir sitesi vardır ve bu açıklamalarından ötürü büyük süt firmalarından tehditler almaktadır. ama o yine de doğru bildiklerini söylemekten çekinmeyen cesur biridir.

    ille de ben pastörize içeceğim diyorsanız şayet; günlük pastörize sütü tercih edin. bu arada sütü dışardan alıp içmeye başladığımdan ve yoğurdumu kendim yapmaya başladığımdan beri süt ve süt ürünlerini sevmeye başladım. hele ki yoğurt (!) ev yoğurdunun tadını sizlere tarif etmem mümkün değil. yıllarca nasıl da unutturdular bize ev yoğurdunun tadını. mikroptan korkup, hijyen delisi olup temizlik gereçlerine kimyasallara sardırdığımızdan beridir neslimiz günden güne hasta, bağışıklık sistemi zayıf ve güçsüz olmaya başladı. ben gelecek mikrobun doğadan gelmesi taraftarıyım, herhangi bir kimyasaldan zarar görmek istemem açıkçası.

    bu arada katkı maddelerini de araştırmanızı tavsiye ederim. aşağıdaki yazıyı süt dünyası isimli sanal dergiden kopyalıyorum. sizde ufak bir taratmayla bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilirsiniz. sütün içerisine konulan yasal katkı maddeleri var ve bu maddeler tamamen legal. iyide ben neden hijyen temizlik diyerek bu katkı maddelerini doğmamış çocuğuma ya da kendime içireyim ki?

    işte bu maddeler:


    Süt sektöründe katkı maddeleri kullanımı

    ASİTLİĞİ DÜZENLEYİCİLER

    Gıdaların asitliğini ve bazlığını değiştiren veya kontrol eden maddeler olarak tanımlanıyor. Peynir yapımı sırasında asitliği düzenleyicilerin soğuk süte katılarak sütün ısıtılması sonucunda düzgün bir jel yapısı oluşturuluyor. Kültürlü süt ürünlerinin üretiminde, yavaş asit oluşumunda da kullanılıyor. Ayrıca süt işletmelerinde temizleme ajanı olarak da kullanılıyor.

    EMÜLGATÖRLER (GDO)

    Üretim kapasitesini artırmak ve dokuyu, ürünün raf ömrünü modifiye etmek amacıyla kullanılır. Dondurulmuş sütlü tatlılarda, özellikle dondurmada, karışımın dondurulmasından önce, dağılmış ve süspansiyon haldeki yağları koruyarak yağ emülsiyonunun stabilitesinin sağlanmasına yardımcı oluyor.

    GAMLAR

    Jelleştirici, kıvam artırıcı, stabilize edici ve suspansiyon oluşturucu ajanlar olarak geniş bir şekilde kullanılıyor. Gıdanın özellikle dokusunu etkilemesi nedeniyle tercih ediliyor. Dondurma, süt, peynir ve yoğurt yapımı başta olmak üzere süt ürünlerinde çok geniş bir şekilde kullanılıyor. Dondurmada gamların kullanılmasının en önemli nedeni, dokuda pürüzsüzlüğü sağlamak, depolama sırasında buz-kristal gelişimini azaltmak veya geciktirmek, üründe tekdüzelik sağlamak ve erimeye karşı direnç gösteren bir yapının oluşturmak. Dondurma üretiminde tek başına kullanılması tavsiye edilmiyor. Dondurmalarda buz-kristal oluşumunu kontrol ederek dondurma dokusunda çok etkin rol üstlenen keçiboynuzu gamı, guar gam, CMC ve bunların kombinasyonları ise, dondurma öncesi karışımın depolanması sırasında ve dondurmanın erimesi süresince serum ayrılmasına olan eğilimi artırıyor...
     
  16. 5 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  17. xkimyagerx

    xkimyagerx Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    6 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    615
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    Açıkta satılan sütlerde bulunan patojen bakteriler hamile kadınlarda düşüklere neden olabiliyor.
    Süleyman Demirel Üniversitesi Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sami Özçelik, açık satılan sütlerdeki bakterilerin hamilelerde düşüğe neden olabileceğini belirterek uyarıda bulundu.
    Dünya Süt Günü, nedeniyle Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu`nda düzenlenen panele katılan Prof. Dr. Sami Özçelik, tüketicilerin çocuğunun sütü, daha ucuz olduğu için sokak satıcılarından aldıklarını belirterek, Oysa, açık süte katılan su ve içinde bulunan bakterilerle tüketimi sonrası verdiği zararlar dikkate alındığında sütün ucuz olmadığı görülüyor.
    Sağlıklı koşullarda hazırlanan sütü kullanıp, sağlımızı ve cebimizi koruyabiliyoruz. Açıkta satılan sütler her türlü bakteriyi barındırıyor. Sütteki patojen bakteriler hamile kadınlarda düşüklere neden olabiliyor. Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketimi halk arasında `Peynir Hastalığı' olarak bilinen `Brusella' hastalığına yol açıyor dedi.


    Sokak sütü ne içerir?

    Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyatetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tanju Besler, Türkiye’de üretilen sütün yüzde 42’sinin tüketiciye sokak sütü veya açık süt olarak ulaştığını belirterek, "Herhangi bir ısıl işlem geçirmemiş sütün büyük bir oranı, insan sağlığını tehdit eden çeşitli hastalık etkenlerini içermektedir" dedi.

    Her yaşta tüketiliyor

    Besler, süt ve süt ürünlerinin, insan beslenmesinde önemi olan besin ögelerinin tamamına yakınını bileşiminde bulundurmasından dolayı, yaşamın her evresinde tüketilmesi gereken temel besinlerin başında geldiğini söyledi.

    Kapınıza gelene dek...

    Sütün, insanda hastalığa neden olabilen zararlı mikroorganizmaların üremesi için elverişli bir içecek olduğunu ifade eden Besler, brusella (yavru atar hastalığı), tüberküloz, tifo, paratifo, şap, şarbon, sarılık gibi hastalık etkenlerinin çiğ sütten insana geçebildiğini anlattı.

    ışlenmiş süt oranı yüzde 18

    Sağımdan tüketiciye ulaşıncaya kadar açıkta kalan süte, süt sağıcısından, kaplardan, hayvan memesinden ve çevreden, toz, toprak, haşarat ve gübre atıkları gibi bulaşanların geçebildiğine işaret eden Besler, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’de üretilen sütün yüzde 42’sinin tüketiciye sokak sütü veya açık süt olarak ulaşmaktadır. Modern işletmelerde işlenen süt oranı yüzde 18-20’dir.

    Oranlar yurtdışında daha yüksek

    Ne denli hijyen şartlarına uyduğu bilinmeyen mandıralarda işlenen süt miktarı ise yüzde 40’dır. AB ülkelerinden Yunanistan’da üretilen sütün yüzde 75’i, ıspanya’da yüzde 78’i, Danimarka ve Hollanda’da yüzde 96’sı, ırlanda’da yüzde 98’i kooperatifler ve diğer organizasyonlar aracılığı ile toplanarak, soğuk zincir içerisinde ve hijyenik şartlarda sanayi kuruluşlarına verilerek işlenmektedir.

    Türkiye’de üretilen ve herhangi bir ısıl işlem (pastörizasyon ve UHT) geçirmemiş sütün büyük bir oranı insan sağlığını tehdit eden çeşitli hastalık etkenlerini içermektedir."
    Standartlar belli

    Tanju Besler, Türkiye’de süt ve süt ürünleri standartları ile denetlenmesine dair yasa ve yönetmelikler bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Buna rağmen üretilen sütün yüzde 42’sinin açıkta satılan sokak sütü, yüzde 40’ının ise hijyen şartlarına uygun olmayan koşullarda işlenerek tüketiciye ulaşması düşünüldüğünde, konunun sağlık açısından ne denli önemli olduğu, hatta önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu anlaşılacaktır.

    Türkiye’de süt hayvancılığı ile uğraşan birimlerin küçük kapasiteli ve dağınık olması, mevsimler ve bölgelerden kaynaklanan üretim dengesizliği, sütün üretiminden işletmeye ulaştırılmasına kadar olan süre içinde hijyenik koşulların sağlanamaması ve soğuk zincir organizasyonunun kurulamaması da kaliteyi olumsuz etkilemektedir."
    Besin değeri azaltılmış olabilir

    Tanju Besler, sokak sütünün saf, taze ve doğal olduğu gerekçesiyle tercih edildiğine işaret ederek, "Oysa sokak sütleri denetimden uzaktır, su, nişasta gibi maddeler eklenerek, besin değeri azaltılmış olabilir ve her türlü mikroorganizmayı içerebilmektedir" dedi. Tüketicinin, kaynatma işleminin sütün içindeki mikroorganizmaları yok ettiğine inandığını ifade eden Besler, kaynatmayla bazı mikroorganizmaların sadece üremesinin durdurulabileceğini belirtti.

    Besler, çoğu tüketicinin, uzun ömürlü sütleri uygulanan ısıl işlemden dolayı "ölü süt" olarak değerlendirdiğini anlatarak, "Oysa teknik kısa sürede uygulandığından, kayıp, kaynatmaya göre çok daha azdır. Pastörize edilmiş sütler, ’günlük süt ve mutlaka soğuk koşullarda bulundurulması gereken sütler’ karşılaştırıldığında, kayıp değerleri yönünden çok büyük fark yoktur" diye konuştu.

    Katkı maddeleri ile ilgili hurafeler

    Uzun ömürlü süte işlem esnasında dayanıklılığı sağlamak amacıyla antibiyotik, antiseptik maddelerin katıldığı ve kullanılan ambalaj malzemesinin kanser yapıcı özelliği olduğu yönünde yanlış inanışlar bulunduğunu dile getiren Besler, bunun bilimsel geçerliliği olmadığını da söyledi.
    Sütün açıkta satılması

    "Yasal olarak sütlerin açıkta satılmasına izin verilmemeli" diyen Prof. Dr. Tanju Besler, şu önerilerde bulundu: "Açık süt satanların da yasal düzenlemelerle ve üretici firmaların katkılarıyla ısıl işlem geçirmiş süt satmaları sağlanmalı. Bu konunun denetimi sürekli kılınmalı.

    Etkin bir denetleme ile sokak sütleri kayıt altına alınmalı ve kayıt dışı olmanın sokak sütü satışına sağladığı avantajlar yok edilmelidir. Sağlıksız koşullarda üreticiden tüketiciye ulaşan, ısıl işlem geçirmemiş sütlerin birey ve dolayısıyla toplumun sağlığı üzerinde olası zararları her aşamada anlatılmalıdır.

    BU KADARI YETERLıDıR SANIRIM... BU ARADA @TIFF'IN EKLEDıĞı KATKI MADDELERı SÜTTE DEĞıL SÜTTEN ELDE EDıLEN HAZIR YıYECEKLERDE BULUNUYOR,ZATEN KENDıSı DE AÇIK AÇIK YAZMIŞ AMA GALıBA KENDıSı TAM OLARAK OKUMAMIŞ.
     
  18. 5 Mart 2010
    Konu Sahibi : TIFF
  19. PleaseTryAgainLater

    PleaseTryAgainLater oglumm - kizimm Üye

    Katılım:
    10 Şubat 2009
    Mesajlar:
    2.943
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    kafam karıştı valla bana dr.um hamileliğimbaşında herşeyin kapalı kutu olanını tuketiceksin demişti...bende ogün bu gündür pastörize kullanıyorum...açık peynir köy sütü falan kullanma bakteri olma olasılığı yüksek demişti çok kaynatılıncada besin değerleri ölüyomuş...ee neye göre hareket edicez yaaa pööffffff