Dikkatinize Dikkat Edin !

Konusu 'Bunları biliyor muydunuz ?' forumundadır ve sozyasi tarafından 18 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    18 Kasım 2007
    Konu Sahibi : sozyasi
  1. sozyasi

    sozyasi Hüzün Dostu..! Üye

    Katılım:
    31 Ekim 2006
    Mesajlar:
    1.151
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    148
    Dr. Hasan AYDINLI

    Dikkat; eşya veya hâdiseye yönelme, daha sonra bununla bağlantılı zihin enerjimizi yoğunlaştırıp devam ettirebilme kabiliyetidir. Dikkatimizin eşya ve hâdiselere odaklanması ve bunun devam ettirilebilmesi, birçok hayatî fonksiyonun düzenlenmesine yardımcı olan beynimize gördürülen bir vazifedir. Dikkatimiz, zihin enerjimizin yoğunlaşmasını; bu durum, algılamamızı; bu da öğrenmemizi sağlar. Bir diğer ifadeyle, kişinin zihin enerjisi, dikkatinin çekildiği alana yoğunlaşır. İnsan, zihin enerjisini yoğunlaştırdığı nesne ve hâdiseleri algılayıp öğrenebilir ve bunların üzerinde tefekkür edebilir. Özellikle beynin ön bölgesindeki frontal korteks (beynin ön kabuk bölgesi), şuurun aktif rol oynadığı dikkat fonksiyonlarının çalışmasında vazifelidir. Dikkat, hayatımızın her kademe sinde bize yardımcı önemli bir lütuftur. Yaşımız ve mesleğimiz ne olursa olsun, dikkat hepimiz için gereklidir.
    Doğum öncesi dönemde ceninin dıştan gelen sesleri duyması, ona verilen işitme ve dikkat nimetinin bir sonucudur. Doğumla beraber, dikkatin dış dünyaya yönlendirilmesiyle bu fıtrî hususiyet, kendini daha yoğun gösterir. İnsan beş duyu vasıtasıyla iradî veya otomatik olarak, herhangi bir şeye yoğunlaşarak dikkatini devam ettirebilir. Doğum sonrasında daha çok işitme ve görmeyle tetiklenen dikkat kullanılır. Dikkat; günlük hayatın tanzim edilmesi, öğrenmenin gerçekleşmesi, fertler arası münasebetlerin düzenlenmesi, görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi, okuma, dinleme, talimatları takip etme, ayrıntılara yoğunlaşma gibi birçok hâdisenin gerçekleşmesinde gereklidir.

    Günlük hayatta dikkat
    Bir an için dikkat ve odaklanma süremizin kısa olduğunu düşünelim. Bu durumda okurken, yazarken, dinlerken veya çalışırken kısacası günlük hayatta birçok işte yeterince verimli olamayacaktık. İlgimizi tam olarak devam ettiremediğimiz için, vazifelerimizi yerine getirmekte oldukça zorlanacaktık. Meselâ birisini dinlerken, yoğunlaşarak o kişiyi uzun süre takip edemeyecektik. Dikkat eksikliğimiz olduğunda ise, basit hatalar ve sakarlıklar yapacak, ayrıntıları fark etmede zorlanacaktık. Yürürken önümüzdeki engeli fark edemeyip, takılıp düşebilecek; okula gitmek, okumak veya masa başında çalışmakta oldukça zorlanacaktık.
    'Odaklanma' veya 'konsantrasyon' dediğimiz durum, dikkatimizi derinleştirme kabiliyetimizdir. Odaklanma; eşya ve hâdiselerdeki tefekkürümüzde, herhangi bir konuyu idrak etmemizi kolaylaştırmada, kâinat kitabını daha iyi okumada ve gereksiz uyarı almamıza engel olmada da vazifelidir. Kur'ân-ı Kerim'de insan sık sık dikkat etmeye ve tefekküre çağrılmaktadır. Kâinattaki muhteşem âhenge, Esmâ-i Hüsnâ'nın tecellilerine yeterince dikkat edip, tefekkür ederek bunlara daha iyi vakıf olabiliriz. Bu sebeple imanda derinleşme ve kulluktaki mükemmelliğe ulaşmada dikkat ve tefekkürün önemli bir rolü vardır.
    Hayatta her işittiğimizi algılayıp bunlara ilgimizi verseydik, birçok rahatsız edici şeyi duyacak veya görecektik. İşitmenin belli ses sınırları içinde olması ve bu sınırlar dışındaki seslerin duyulmaması, insan için çok önemli bir rahatlık sağlarken, işitme sınırları içinde de dikkatimizin her uyaran ile birlikte dağılmaması çok büyük bir nimettir. Eğer bu şekilde olmasaydı, bir iş yaparken duyduğumuz ufak bir ses bile, ilgimizi dağıtıp, odaklanmamızı bozabilecekti. Aynı şekilde bir yerde çalışırken görme alanımıza giren her cisim, bizim görmeye ait dikkatimizi dağıtarak verimliliğimizi düşürebilecekti. Aktif dinleme veya çalışma esnasında gereksiz uyaranlarla ilgimizin dağılmaması bizler için önemli bir fayda sağlar.
    Dikkatimizi yeterince derinleştirebilme, yani odaklanma kabiliyetimiz daha iyi öğrenmemize, karar almamıza ve günlük hayattaki verimliliğimizin artmasına yardımcıdır. Bize anlatılan şeylerin hafızaya alınmasında, çalıştığımız konunun iyi öğrenilmesinde ve tekrar hatırlanmasında o anki dikkatimizin derinliği önemlidir. Eğer ilgilendiğimiz şeye yoğunlaşamazsak, tam anlamı ile öğrenemez, öğrendiklerimizi de daha çabuk unutabiliriz. Yoğunlaştığımız konuları hafızaya daha iyi alabilir ve daha kolay hatırlayabiliriz. Tehlike anında veya ilgimizi çeken konularda dikkatimiz o kadar çok yoğunlaşır ki, kendimiz ve odaklandığımız şey dışında hiçbir şeyi görmez ve duymayız. Bu durum, kişinin istediği zaman istediği şeye odaklanabileceğini gösterir.

    Dikkat fonksiyonlarındaki arızalar
    Her insanda belli ölçüde dikkatsizlik olabilir. Tehlikeleri fark etmede, dikkat fonksiyonlarımız oldukça önemlidir. Günlük hayatta, bazen ufak tefek zararla atlatılan bazen de hayatî tehlikeler oluşturan kazalara baktığımızda, bunların birçoğunun dikkatsizlikten kaynaklandığını görürüz. Dikkat eksikliği yaşayan kişiler, günlük hayatta daha fazla kazalarla karşılaşır. 'Dikkat etmemişim, dikkatimden kaçtı.' gibi sözleri sık sık duyarız. Dikkatsizliğin aşırı olması sebebiyle günlük hayatta bazı sıkıntıların yaşanması problemlere yol açabilir. Unutulmamalıdır ki, birçok çocuk özellikle de dikkat eksikliği olanlar çeşitli kazalar sebebiyle önemli sağlık problemleri, hatta ölümle sonuçlanabilen hâdiseler yaşamaktadır.
    Dikkati bozan biyolojik ve psikiyatrik hastalıklar vardır. Dikkat fonksiyonlarına en fazla tesir eden durumlar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan kişilerde, hem zihin performansını gerektiren konularla ilgilenme süresinin kısalığı, hem de dikkat dağınıklığı söz konusudur. Depresyon, endişe, aşırı stres gibi durumlarda dikkat ve konsantrasyonda da bozulmalar söz konusudur. Bunların görüldüğü kişiler, önceden tek okumada anladıkları konuyu birkaç defa okumalarına rağmen zor anlamakta, dikkatini tam olarak verememekte ve uzun süre dikkat gerektiren görevleri yerine getirememektedir. Demans (bunama), epilepsi (sara) gibi bazı nörolojik hastalıklarda da konsantrasyon bozukluğu, ilgisini devam ettirememe ve dikkat dağınıklığı gibi şikâyetler görülebilir. Ayrıca bazı ilâçların yan tesirleri de dikkat bozukluklarına sebep olabilir.
    Motivasyon eksikliği, gâye ve hedeflerin tam belirlenememesi, kişinin kapasitesinin çok üstünde veya çok altındaki görevleri yapması, ayrıca aşırı heyecan ve endişe durumlarında da dikkat problemleri olabilir. Görme veya işitmeye ait çok fazla uyarı alındığında, kişinin dikkat sisteminde, öğrenme sürecinde bozukluklar olabilir. Bu durum özellikle fazla tv izleyen ve bilgisayar başında gereğinden fazla kalan çocuklarda görülmektedir. Televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen uzun zaman dilimi içerisinde, görmeye ve işitmeye ait uyaranlar farkında olunmadan, fazla alınır. Beynin işleme kapasitesini aşan bu uyaranlar, aşırı veri yüklemeye, dolayısıyla da öğrenme ve dikkat konusunda problemlere yol açabilmektedir. Bu yüzden aşırı uyaranlardan kaçınalım ki, dikkat eksikliğine ve konsantrasyon problemlerine maruz kalmayalım.

    Dikkat fonksiyonlarını korumak için tavsiyeler
    Organize etme, sıralama, düzenleme ve plânlama beynin ön bölgesinin vazifelerindendir. Bu vazifelerin yerine getirilmesinde dikkat önemli roller üstlenir. Ders çalışma ve talimatları yerine getirmede, bu özellikler gereklidir. Dolayısıyla bu alanlardaki başarısızlıklarda dikkat fonksiyonlarının normal olup olmadığını fark etmek gerekir. Öğrencilerin başarısına tesir eden önemli faktörlerden biri, dikkat fonksiyonlarıdır. Herhangi bir öğrencinin yaşıtlarına oranla dersle ilgilenme süresi ve dikkatinin dağılma derecesi onun başarısında önemlidir. Derste öğretmenine yeterince ilgisini veremeyen ve dikkati sık sık dağılan çocukların başarısında düşmeler olur. Öğrencinin derse ne kadar katıldığı, dinliyormuş gibi görünse de gerçekten dinleyip dinlemediği önemlidir.
    Aşağıdaki hususlara önem vererek, dikkat fonksiyonlarımızı daha iyi bir şekilde devam ettirebiliriz. Bu tavsiyelere uyulması kişinin dikkatini toplamasına yardımcı olur, sonuçta kişinin zihin performansı artar:
    - Ruh dünyamızın huzurlu olması sağlanmalı.
    - Aşırı yorgunluktan kaçınılmalı.
    - Aşırı rahat ve motivasyon azaltan ortamlardan uzak durulmalı.
    - Vitaminleri dengeli almalı.
    - Dikkatimizi dağıtacak seviyede renk, ses ve ışık uyaranlarının alınması azaltılmalı.
    - Çalışma alanımızda gereksiz eşya ve kirlilikten uzak durulmalı.
    - Rahat bir yerde ve yeterince uyunmalı.
    -Gürültüsüz ortamlarda çalışmaya ve bulunmaya özen gösterilmeli.
    - Stresten uzak durulmalı.
    - Aşırı yemekten kaçınılmalı.
    - Yeterince kitap okunmalı.
    - Hafızayı güçlendiren (bazıları ezbere dayanabilecek) zihin egzersizleri yapılmalı.
    - Tv gibi görmeye dayalı uyarıcılardan uzak kalmaya çalışılmalı.
    - Çocukluk döneminden itibaren dikkat süresi uzatılmaya çalışılmalı. Bunun için günlük hayatta çocuğun yaşına göre oyuna, çalışmaya, dinlenmeye ve eğitim faaliyetlerine yer verilmeli.
    - Toksik maddelerden (sigara dumanı, hava kirliliği, petrol ürünleri, gıda katkı maddeleri vb) mümkün olduğunca uzak durulmalı. Depresyon ve endişe gibi durumların olup olmadığına dikkat edilmelidir.
    İleri seviyedeki dikkat ve konsantrasyon bozukluklarının düzelmesinde bunlar yeterli olmayabilir. Dileyenler, bu hususta profesyonel tıbbî ve özel eğitim yardımı alabilirler.
    Netice itibariyle; açıkça görülmektedir ki, insanın, zihin enerjisini ve dikkatini, kendisine bir defa verilen ömür sermayesini heba etmeyecek konulara teksif etmesi, hem dünyasını hem de ahiretini mâmur etmesi açısından önem arz etmektedir. Bundan dolayı, sahip kılındığımız enerji ve imkânların verimli şekilde kullanılması, 'dikkat'imize dikkat etmekle mümkün olabilir