Disiplin, Eğitim, Beyin ve Hastalıklar

Konusu 'Eğitime Dair (Eğitim Şart !)' forumundadır ve Zehranur tarafından 8 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

    8 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : Zehranur
  1. Zehranur

    Zehranur Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    820
    Beğenildi:
    84
    Ödül Puanları:
    113
    İnsanları diğer canlılardan üstün kılan özellikler, beynin ön bölgesinin çalışmasıyla anlam kazanır. Dikkatli olmak, sabır, planlama, kendini kontrol edebilme,
    yargılama (muhakeme), sağduyu, içgörü, hatalardan ders çıkarma, duyguları ifade etme ve anlama, sorunları çözme, ayrıntılı düşünme gibi özellikler beynin
    bu bölgesinin ürünüdür. Bu bölgede yeralan farklılıklar insan kişilik özelliklerinin diğerlerinden ayrılmasını sağlar.

    Farklılıkları belirleyen hassasiyetlerdir.
    Grinin tonları gibidir. Tonlar koyulaştıkça hastalık derecesinde kişilik özellikleri, tonlar açıldıkça daha verimli çalışan bir beyin.Aceleci, sabırsız bir insanın beyin ön bölgesinde belirgin hassasiyet olduğu söylenebilir. Kararlarını çabuk, iyi düşünmeden verdiğinden sonuçlar da başarısız
    olacaktır. İyi düşünememek ve yargılama sorunu nedeniyle hayatını kendisine uygun olmayan biriyle evlenerek geçirebilecektir.

    Farklı şiddetlerde olabilen bu özellik bozukluklarının temeli daha doğarken atılır. Alın yazısının tıpça adı olan genetik, anne ve babadan alınan beyin
    çalışma ve hassasiyet özelliklerini doğan bebeğe aktarır. Doğumundan itibaren gelişen farklı çevre özellikleri kişinin beyin hassasiyetini değiştirerek
    kendine özgü bir birey olmasını sağlar. Daha annesinin karnındayken annenin aldığı bir madde bebeğe geçerek beyin gelişimini hafif ya da ciddi biçimde
    etkileyebilir. Doğum anında alet kullanılması bebeğin kafa darbesi almasına neden olacak ve bu darbenin etkisiyle genetik hassasiyetler değişebilecektir.
    Bebeklik döneminde geçirilen ateşli hastalıklar, çocukluk döneminde ve sonraki hayatında aldığı kafa darbeleri gene beyin hassasiyetlerin gelişmesine ya
    da değişmesine yolaçabilecektir. Ancak tüm bu sayılan nedenler insanların değiştiremediği, hayatın akışında her insanın başına gelebilecek sorunlardır.
    Asıl önemli olan beyin sağlığımız ile ilgili yapabileceklerimizdir.

    Kaan 11 yaşında. Başağrısı şikayetiyle anne-babası tarafından getirildi. Daha önce bu şikayet nedenle göz hekimi dinlendirici gözlük önermiş ama ağrılarına
    faydası olmamış. Çocuk hekimi sinüzit teşhisi ile 10 günlük antibiyotik tedavisi başlamış. Birkaç gün geçen ağrı sonra tekrar başlamış. Ağrıları özellikle
    okulda ders dinlerken oluyor, bulanık görüyor ve uykusu geliyormuş. Bu nedenle dersi dinleyemiyormuş. Başka bir şey düşündüğünde , hayal kurduğunda ağrı
    hafifliyormuş. Bilgisayar oyunlarını çok seviyor hemen hergün saatlerce oynuyormuş. Evde annesi ona hep sevdiği yemekleri yapıyormuş. Ayrıca televizyon
    izlerken cips, çukulata gibi şeyler yemekten hoşlanıyormuş. Sabahları annesi Kaan’ı güçlükle uyandırıyor, bazen de servisi kaçırdığı için babası onu okula
    bırakıyormuş. Hafta sonları ise kendiliğinden uyanabiliyor ve hemen bilgisayarın başına oturuyormuş. Kaan ders çalışmayı sevmiyormuş. Zorla bir şey yaptırmaya
    kalkarlarsa başı ağrıyor, sıkılıyormuş. En çok dedesini seviyormuş çünki dedesi her dediğini yapıyor her istediğini alıyormuş. Başağrısı nedeniyle Kaan’ın
    üstüne çok düşmüşler. Ailesi; “son zamanlarda fazla şımarttık galiba” diyor.

    Beyin haritalama (QEEG) sonucu Kaan’ın beyin ön bölgesinde hassasiyet görülüyor. Bu hassasiyet nedeniyle dikkati sağlamada ve sürdürmede sorun yaşıyor.
    Bu nedenle derste başı ağrıyor, gözleri sulanıyor ve uykusu geliyor.

    Kaan’da neden böyle bir rahatsızlık ortaya çıktı ? Aileden alınan genetik özelliklerin etkisi olduğu söylenebilir. Ancak kesin olan bir neden yetiştirilme
    tarzıdır.

    Beyin bencildir. Kendisi için ne gerekiyorsa onu sahibinden ister. Beynin isteme yöntemi öğrendikleriyle sınırlıdır. Ona verilen her şeyi öğrenir. İyi kötü
    diye ayırt edemez. O rahat çalışabilmek için öğrendiklerinden faydalanır ve ister.

    Adrenalin ve benzeri hormonlar insan yapısında bulunur ve salgılanırlar. Beyni uyarıcı özellikleri vardır. Heyecan ile adrenalin salınımı artar. Artan adrenalin
    beynin ön bölgesini uyarır ve hassasiyeti geçici olarak düzeltir. Beyin öğrendiği bu özelliği kullanarak Kaan’dan heyecan yaratmasını ister. Bilgisayar
    oyunları heyecanlıdır. İstediklerini yaptırmakta öyle. Oysa ders dinlemenin ya da rutin günlük işlerin heyecanı yoktur. Hayal kurmak daha heyecan vericidir.
    Adrenalin gibi beyni uyarıcı özellikleri olan hormonları artırmanın diğer bir yöntemi, ilginçtir ama, azar işitmektir. Anneler “sanki çocuğum beni çıldırtmak
    istercesine tavırlar sergiliyor” derler. Nedeni ne yazık ki hormonlar ve ona ihtiyacı olan beyin hassasiyetleridir. Sabrı taşan anne azarlayacak ve çocuk
    birden bürüneceği o durgun ve masum tavır içinde beyni rahatlayacaktır.

    Kaan artık heyecan peşinde koşacak ya da istemeden de olsa azar işitme yönünde davranışlar gösterecektir. Davranışlarını buna göre ayarlayacaktır. Davranışları
    değiştikçe daha çok isteyecek ve ders dinlemek gibi günlük işler çok daha sıkıcı olacaktır. Kaan kendi kurallarını koyduğu sürece davranış modelini de
    kendi belirleyecek ve bu öğrenilmiş model hayatı boyunca onu yönetecektir.

    Beyin ön bölge hassasiyeti etkisinde olan Kaan hatalarından ders almayacak, aceleci ve sabırsız olacak, yanlış kararlar verecek, sorunlarını çözmede zorlanacaktır.
    Kaan’ı bekleyen gelecek bununla sınırlı değildir. Çünki beyinde gereğinden fazla yeralan adrenalin, vucut savunma sistemlerini (İmmün sistem) zayıflatarak
    hastalıklara davetiye çıkartır. İmmün sistem bozulmasıyla ortaya çıkan bazı hastalıklar; allerji, cilt hastalıkları, romatizmal hastalıklar, multipl skleroz
    vb..

    Beyin ön bölgesi diğer beyin merkezleri ile sıkı ilişki halindedir. Burayı etkileyen hassasiyet diğer beyin bölgelerinin çalışmasını da bozabilir. Özellikle
    beyin hassasiyetleri stres, üzüntü ve kafa darbesiyle belirgin biçimde artarak diğer sistemleri de etkileyebilir. Bunun sonucu unutkanlık, sinirlilik,
    tahammülsüzlük, uyku bozuklukları, kulak çınlaması, baş dönmesi, kadınlarda regl dönemi şikayetleri, baş, boyun, sırt, kol, bel’de olan yaygın vucut ağrıları,
    sinirsel denen ve nedeni sinire bağlanan şikayetler gelişebilir.

    Kaan’ın iyileştirilmesi (tedavisi) mutlaka aileden başlamalıdır. Beyni adrenalin bağımlılığından kurtarılmalıdır. Ev içinde kurallar konulmalı, uyulmadığı
    taktirde hak mahrumiyeti ile cezalandırılmalıdır. Kaan disiplinize edilmelidir.

    Örneğin bilgisayar oyunu günde 30 dakika ile sınırlandırılarak başlanabilir. Akşam yemeğine tüm aile bireyleri birlikte oturmalı, Kaan aç ya da tok olsun
    mutlaka sofrada yerini almalıdır. Yemek bitiminden sonra örneğin sadece meyve servisi açık olmalı, her canı istediğinde yemek yeme olayı kaldırılmalıdır.
    Atıştırmak kesinlikle önlenmeli, örnek olması için anne baba da bu kurallara uymalıdır. Beyni geliştiren beslenme programı uygulanmalıdır. Kaan’ın canı
    her istediğinde isteği yapılmamalı, belirli kurallar çerçevesinde haklarını, yapabileceklerini önceden bilmeli ve kurallar konusunda taviz verilmemelidir.
    Kaan bu yeni yaşam biçimine uymakta zorlanacaktır. Ancak gelecekte kurallarla dolu bir dünyada yaşayacağını aile ortamında öğrenmesi gerekir.

    Okulda disiplin gereklidir. “zaten at yarışı misali sınava hazırlanıyorlar, rahat bırakalım çocukları” yaklaşımı doğru değildir.. Gelecekle ilgili öngörüsü
    olmayan, kuralsız ve saygısızlığa alışmış, hayatıyla ilgili doğru kararları veremeyen bir çocuğun üniversite ya da lise sınavlarında başarıyı yakalaması
    beklenebilir mi?

    Eğitim disiplin ile başlamalıdır. Disiplin sağlıklı beyinler için gereklidir. Okullarda toplum ve okul kuralları sürekli eğitimin içinde yer almalıdır.
    Her şeyin başı sağlık, sağlığın başı da beyindir.


    http://www.rehberogretmen.biz/disiplin-egitim-beyin-ve-hastaliklar/#more-604