Doğal antioksidan almak için brokoli ve domates yiyin!

Konusu 'Sağlıklı Beslenme' forumundadır ve dids tarafından 3 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    3 Nisan 2008
    Konu Sahibi : dids
  1. dids

    dids f & d Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.543
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Vücudunuzun ihtiyacı olan antioksidanı alabilmesi için, sebze-meyve ağırlıklı beslenmelisiniz. Özellikle brokoli, karpuz ve domates size gerekli olan antioksidanı fazlasıyla verecektir. Piyasadaki antioksidan ilaçları ise hem çok pahalı ve hem de faydası yok.

    Bitkisel Sağlık Merkezi Direktörü Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, vücudun ihtiyacı olan doğal antioksidanlarla ilgili merak edilen soruları yanıtladı:


    * Antioksidan nedir?

    Antioksidanlar; serbest radikalleri yok eden kimyasal maddelerdir. Bunu vücudumuz gerektiğinde kendisi üretiyor. Bu moleküllerin vücutta gerekli seviyelerde bulunabilmesi için, yüksek oranda antioksidan içeren çay, meyve ve sebze gibi besinler alınmasına dikkat edilmelidir.


    * Antioksidanlar gençleştirme mucizesi mi?

    Tablet halinde satılan antioksidanların hem faydası yok hem de çok pahalı. Doğal yollardan antioksidan alınmasını öneririm. Hekimlerin onayı olmadan herhangi bir tablet kullanılmamalıdır.


    * Yani doğal yollardan mı almalıyız?

    Evet, doğal yollardan beslenme ile daha zengin antioksidanlar alıyoruz. Brokoli, karpuz ve domateste çok miktarda bulunan likopen, kuversitin, sülforafen, E ile C vitaminleri gibi doğal antioksidanlardır.


    * Peki, doğal yoldan alınan antioksidanlar neden bağışıklık sistemini bozmuyor?

    Doğal yoldan (sebzemeyve) alınan antioksidanların beraberinde çok sayıda yardımcı, medyatör, fonksiyonel ve segonder beraberinde almaktayız. Halbuki, tablet olarak alınan zenginleştirilmiş antioksidan maddelerle birlikte bulunması gereken onlarca fonksiyonel, yardımcı ve de medyatör özellikli maddeler bulunuyor.


    * Antioksidan tabletlerin gerçekten antioksidan etkisi var mı?

    Lycopen veya quercetin gibi antioksidan içerikli tabletlerin hemen hemen hiçbir etkisi yok. Çünkü, gerek lycopen ve gerekse de quercetin adı verilen antioksidan maddelerin vücudumuz tarafından alınabilmesi için beraberinde yardımcı, etkin maddeleri de içermesi gerekir. Bu yardımcı maddelerin tabletlerde bulunmaması nedeniyle vücudumuz tarafından alınmaları da söz konusu değildir.


    * Tablet olarak kullanılan antioksidanların zararı nedir?

    Vücut serbest radikallere karşı savaşı antioksidanlarla yapıyor. Antioksidanlar bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Aynı zamanda vücudun bazı hallerde zararlı serbest radikallere de ihtiyacı var. Serbest radikaller hücre zarına zarar verip yaşlanma etkisine sebep olur.

    Hücrenin içindeki DNA'yı olumsuz etkileseler de onlarla ilgili ürkütücü ve korkutucu düşünmemek gerekir. Vücuda bir bakteri veya virüs girdiğinde de serbest radikallere ihtiyaç var. Örneğin; hidrojen peroksit, serbest radikal özelliği taşır. Siz bu esnada dışardan bir antioksidan tableti aldıysanız vücut savaş halindeyken vücudun bağışıklık sistemini zayıflatıp, bu virüse veya bakteriye karşı direnç kazandırmış olursunuz.


    * Antioksidanlar nasıl depolanır?

    Vücudun bağışıklık sistemi 2n saat içerisinde sürekli denetim yapıyor. Bunun karşılığında antioksidanları kendisi üretir ve gerekli olanlarını depolar. Besinlerden aldığımız bazı antioksidanları vücut organlarda, kanda, yağ dokusunda depolar.


    * Bazı antioksidanların kanser riskini artırdığı doğru mu?

    1990 yılların ortalarında Yeni Zelanda ve Avustralya üzerindeki ozon tabakasının oldukça inceldiği tespit edildi. Güneş ışığındaki kanser yapıcı ultraviyolenin altındaki dalga boyları, canlıların üzerine daha fazla düşmeye başladı. Bu da daha çok deri kanserine yol açtı.

    Avustralya Sağlık Bakanlığı'nın izni ile deri kanseri üzerine yapılan ve 10 yıl süren araştırmalar, ilginç sonuçlar ortaya koydu. Deri kanserini önleyen antioksidanlardan olan 'betakoraten'i, zengin bir şekilde dışardan aldığınız zaman; eğer sigara içiyorsanız akciğer kanserine yakalanma riski yüzde n0; prostat kanserine yakalanma riski de yüzde 50 oranında artıyor.

    NOT: Yazıda yer alan bilgilerin herhangi bir hastalığa teşhis amacı yoktur. Eğer bir sağlık şikâyetiniz varsa önce hekime başvurun.




    (alıntıdır)