Doğal sağlık ürünlerinden uzak durun

Konusu 'Bitkisel Kürler - Şifa Reçeteleri' forumundadır ve Evin Kedisi tarafından 14 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    14 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : Evin Kedisi
  1. Evin Kedisi

    Evin Kedisi Guest

    Doğal sağlık ürünlerinden uzak durun

    Son yıllarda bir ‘doğal beslenme ürünleri' çılgınlığı yaşanıyor adeta.

    Bunlar eczanelerde de bulunabiliyor, ama asıl marketlerde ve özel shop'larda satılıyor.

    Şimdilerde çoğu insanın, özellikle de hanımların çantasında Amerikan malı küçük turşu kavanozu cesametinde kahverengi şişeler var.

    -Ne bu ? diyorsunuz. Başlıyorlar sayıp dökmeye:
    -Bu, balina kıkırdağı; bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.
    -Bu?
    -Bu, yarasa kirpiği özü. Yaşlanmayı önlüyor.
    -Bu?
    -Bu, Çin sarmaşığı ekstresi saç dökülmesine bire bir.
    -Bu?
    -Bu, diye devam ediyor, sonu gelecek gibi değil.

    Birçok hasta artık doktorlarından ilaç yerine bu tür doğal ürünleri istiyorlar. Çünkü ‘doğal beslenme ürünü denilen şeylerin faydası olmasa da hiç değilse zararlı olmadıkları' sanılıyor. Adı üstünde doğal ya, eh o zaman ilaçlar gibi zararlı değildir bunlar; yan etkileri yoktur yanlışına düşülüyor.

    Bir kere, fabrikaya girmiş, bir takım fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçmiş, katkı maddeleri eklenmiş, tablet veya draje haline getirilip şişeye konulmuş bir madde artık ‘doğal' olabilir mi?

    İkincisi de, vitaminler ve antioksidan diye bilinen maddeler diyetle belirli miktarlarda alındıklarında gerçekten yararlı olmakla birlikte, öyle çarşıda pazarda satılan sebze ve meyveler gibi gelişigüzel tüketilecek şeyler değildir. Bunların gereğinden fazla alınmasının ölüme kadar gidebilen çok ciddi olumsuzlukları olabilmektedir.
    Ünlü antioksidan: selenyum

    Antioksidan olarak bilinen maddelerin en ünlülerinden biri de selenyum. Bu, bazı besinlerde doğal olarak bulunan bir eser element. Balık, özellikle ton balığı, karaciğer, kabuklu deniz hayvanları, tavuk eti, ceviz, buğday, soğan, sarımsak, domates selenyum bakımından en zengin olan yiyecekler.

    Selenyumun soğuk algınlığından kalp hastalıkları ve kansere kadar pek çok hastalığı önlemede etkili olduğu, bağışıklığı kuvvetlendirdiği, yaşlanmayı geciktirdiği iddia edilir durur.

    Benim de selenyum hapı kullanan pek çok hastam var. Bunların bir kısmı bunu eşin dostun ‘Ben aldım çok iyi geldi, turp gibiyim; sen de al' tavsiyesi ile alıyor.

    Bir kısmı ise selenyumu kendilerini ‘yaşam koçu' olarak adlandıran bir takım özel doktorların önerisi ile kullanıyor.
    Selenyum diyabet riskini artırıyor.

    Geçtiğimiz günlerde Amerika' da selenyumun deri kanserini önlemede ne derecede etkili olduğunu belirlemek için yapılan bir araştırma şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkardı.

    Sekiz yıldan beri günde 200 mikrogram selenyum hapı alanlarda diyabet, yani şeker hastalığı riski, selenyum kullanmayanlara göre yüzde 50 oranında fazla bulundu. Oysa, araştırmanın başlangıcında selenyum alanlarda diyabet ihtimalinin daha az olacağı umuluyordu.

    Araştırmacılar selenyumun diyabet riskini artırıcı özelliğinin, ek olarak verilen selenyumun toksik etkilerine bağlı olabileceğini düşünüyorlar, çünkü Amerikalıların neredeyse tümü diyetle yeteri kadar selenyum alıyorlar ve bunun içinde selenyumun fazlası göz çıkarmıyor, ama diyabeti ortaya çıkarıyor.

    Elbette tek bir araştırmanın sonucuna bakarak bundan kesin yargılar çıkarmak doğru değil, ama bu gene de çok uyarıcı bir bulgu. Selenyum hapı kullanıp da şeker hastası olanların kahverengi şişeleri önlerine koyup düşünmeleri gerekiyor.

    Her zaman söyler dururum, vitaminler de antioksidanlar da kahverengi şişerden değil, besinlerle alınmalı.
     
  2. 17 Temmuz 2012
    Konu Sahibi : Evin Kedisi
  3. kralichee

    kralichee hayırlarla gel miniğim :) Üye

    Katılım:
    7 Mart 2010
    Mesajlar:
    393
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    çok güzel ede çok doğru bir yazı.acaba hangi dr .un yazısı.

    insan neye inanacağını şaşırıyor.
    bir ürünün reklamı çok yaplıyor ve övülüyorsa uzak duralım bari.ticari kaygılar olabilir.
     
  4. 26 Temmuz 2012
    Konu Sahibi : Evin Kedisi
  5. canndann

    canndann Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2012
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenildi:
    174
    Ödül Puanları:
    103
    Doğalından ne alınabilir ki? Eğer doğalından alalım diyorsak yani madem öyle alınabiliyorsa meyvenin, sebzenin, domatesin biberin yumurtanın vs. vs. vs. organik adı altında satılanları var!!! Niye ki? Diğerleri başka bir şey mi???

    Yok eğer öyleyse doğal ve organik olanları sadece belki üzerlerine bir takım maddeler eklenmiyor diye hemencecik organik doğal veya sağlıklısı mı oluyor???

    Toprak aynı toprak değil mi? Yani artık neredeyse 40 metre derinliğe kadar zehir dolmuş olduğunu söylemiyorlar mı bir yandan da uzmanlar???

    Ya da, bu toprağa ekilen tohum hani o taaa dedelerimiz ninelerimiz zamanındaki meyve ve sebze tohumu mu ki, ondan yetişen de doğal ve organik olsun???

    Ben bunları hep sorguluyorum kafamda ve sonuç olarak pek de farkı yok gibi düşünmekten başka bir sonuca varamıyorum.

    Bilmem yanılıyor muyum??? Peki doktorlar bunların farkında değil mi???

    İnsanların besin takviyesi almaları şart. Çağımızda artık bu yıllardır tespit edilen bir durum. Öyle yediklerimizden gereken vitamin ve mineralleri alabilme zamanlarımız çok eskilerde kalmış. Güzelim dünyayı havayı toprağı suyu bunca kirleten insan, kendi sonunu nasıl hazırladığını niyeyse hiç öngörmeden doğayı hep aynı şekilde kendine hizmet edecek sandı herhalde ama öyle olmadı. Zaten mantıken de bu sonuç apaçık bilinebilir.

    Ama ben de ne yazık ki bu konudaki önyargılarımı ve asla"larımı, evet ne yazık ki bunları iki yıl öncesine kadar hiç terketme gereği bile, irdeleme gereği bile hissetmediğim için hayatım boyunca bir tane bile besin takviyesi kullanmamak konusunda direndim durdum. Fakat nedenlerini araştırıp öğrendikten sonra çok ama çok geç de olsa hayatıma besin takviyelerini aldım. Ve benim için artık birinci önceliğim haline geldi. Başta ailem ve sevdiklerimi kendimden daha başa alarak bu konuyu ekmek ve su kadar önemsiyorum.

    Haaa, bu durumda ortaya çıkan bir başka tablo da, mantar gibi bir dolu bir dolu şeyin gözlerimize sokula sokula, zihinlerimize kazına kazına her an ama tv de, ama nette, ama yolda belde adım başı sağanak gibi yağdığı bir manzara.

    Eğriyi doğruyu, sapı samanı ve olması gerekeni yapabilmek için çok ama çok iyi araştırıp, sağlığımızı korumak adına gereğini yerine getirmeliyiz. Bunu kabul etsek de etmesek de bu böyle.

    En azından dünyayı korumaya başlama çalışmalarımız herşeyi doğal hale getirinceye kadar en doğru şey bu gibi ne yazık ki. Artık yüzlerce yıldır bunca tahri edilen doğanın tekrar ilk haline dönebilmesi için ne kadar yüzlerce yıl zaman lazım bunu da sizlerin taktirine bırakıyorum.


    Sevdiğim ama çok sevdiğim ve benim hayatımda her konuda, her alanda çok önemli yeri olan ve çok çok kullandığım bir sözle bitirmek istiyorum müsaadenizle.

    "Akıllı insanlar öğrenmek istedikleri şeyleri, Orta insanlar ise başkalarının öğrenmelerini istedikleri şeyleri öğrenirlermiş."

    Sanırım kendi adımıza en doğru şeylere ulaşabilmek adına, hepimizin ilk gurupta olması çok önemli ve öyle olmamız gerekiyor.

    Görüşmek üzere herkese sevgilerimi sunuyor, sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.