Doğum kontrol yöntemleri !!!

Konusu 'Aile Planlaması' forumundadır ve selda71 tarafından 25 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    25 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : selda71
  1. selda71

    selda71 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    66
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    76
    -Mini Haplar


    Yeni jenerasyon (düşük doz) doğum kontrol hapları

    Doğum kontrol hapları yaklaşık 40 yıldan beri kadında gebeliği önlemede kullanılan ve gebeliği önleme başarı oranları oldukça yüksek olan ilaçlardır. Gebeliği önlemedeki başarı oranı spiral, prezervatif, takvim yöntemi, geri çekme gibi yöntemlerle karşılaştıramayacak kadar yüksektir.

    1960 yılında ilk kullanıma sunulduklarında oldukça yüksek dozda hormon içeren bu ilaçlar zaman geçtikçe değişime uğramışlar, ilk kullanılan östrojen dozu olan 50 mikrogram daha sonra 35 ve hatta 30 mikrograma kadar düşürülmüştür. Östrojen dozundaki azalmanın gebelikten koruyucu etkiyi azaltmadığının gözlenmesi üzerine araştırmalar hapların içindeki dozun daha da azaltılıp azaltılamayacağı üzerine yoğunlaştırılmıştır.

    Günümüzde en yeni jenerasyon doğum kontrol haplarının içinde artık 20 mikrogram östrojen bulunmakta ve bu dozu içeren hapların koruyuculukları daha yüksek doz içerenlerle eşit bulunmaktadır.

    Ülkemizde şu anda hem 50 mikrogram, hem 35, hem 30 hem de 20 mikrogram östrojen içeren ilaçların tümü bulunmaktadır. 50 mikrogramlıklar artık doğum kontrol amacıyla değil başka amaçlara yönelik olarak kullanılırken diğer dozlar kadının bünyesel özelliklerine göre doktorlar tarafından gebelikten korunmak isteyen kadınlara reçete edilmektedir.

    Doktordan doktora değişmekle beraber doğum kontrol amacıyla reçete edilen bu ilaçlarda çoğu doktor en düşük doz içeren ilaçları reçete etmektedir. Bazı durumlarda önceden daha yüksek doz ilaçla korunan kadınlara da daha düşük dozlu haplara geçiş imkanı sunulabilmektedir.

    En düşük dozu içeren hapların daha yüksek doz içerenlere göre çok sayıda avantajı vardır:
    Bunlar arasında en önemlileri bulantı, baş ağrısı, kilo alma, ruh hali gibi değişikliklerin daha düşük oranda gözlenmesidir. Ancak düşük doz haplar yüksek dozlulara göre daha yüksek oranda lekelenme tarzında kanamalara yol açabilmektedir. Bu yan etki ise genellikle 4 kutuluk kullanımdan sonra ortadan kalktığından büyük bir dezavantaj olarak görülmeyebilir.

    Çocuk doğurmamış genç bir kadının gebelikten korunması için günümüzde en etkili ve en uygun yöntem doğum kontrol hapıdır. Jinekolojik değerlendirme sonucunda kadının düşük doz ilaçlardan fayda görüp görmeyeceği anlaşılacak (ki bu büyük bir olasılıktır) ve yan etki profili daha az olan bu haplarla etkili bir korunma yöntemi sağlanabilecektir.
    --------------------------------------------------------------------------


    -Cilt Altı Norplantlar


    Deri altı kapsülleri ( Norplant) doğal kadınlık hormonu olan progesteronun sentetik formunu içeren deri altına yerleştirildikten sonra yavaş salınan ilaçlardır. Kadının daha az kullandığı kolunun üst iç kısmın deri altına altı adet olarak yerleştirilirler.

    Nasıl etki ederler?

    Yavaş ve sabit hormon salımı ile hem yumurtlamayı baskılar, hem de rahim ağzındaki salgıları koyulaştırıp erkek tum hücresinin (sperm) rahime girişine engel olarak gebeliği önlerler.

    Etkililikleri nedir?

    Gebelikten koruyuculuğu %98.8’dir.

    Faydaları nelerdir?



    * Uygulandıktan sonra beş yıl süre ile etkilidir.


    * Kullanımı kolaydır.


    * Emzirmeyi etkilemez. Emziren anneler de kullanabilir.

    Bırakıldıktan sonra gebe kalınabilir mi?

    Kapsüller çıkarıldıktan sonra kadın normal adet görmeye başlar ve yeniden gebe kalabilir.Bazen deri altı kapsülleri çıkarıldıktan sonra doğurganlığın dönüşü gecikebilir.

    Yan etkileri var mıdır?

    Kanama düzensizliklerine neden olabilir. Bazı kullanıcılarda baş ağrısı, huzursuzluk, kilo artışı ve iyi huylu over kistleri görülebilir.

    Kimler kullanamaz?



    * Gebelik veya gebelik şüphesi olanlar,


    * Aktif karaciğer hastalığı olanlar,


    * Damar hastalıkları olanlar,


    *Meme kanseri veya şüphesi olanlar,


    *Tanı konmamış vajinal kanaması olan kadınlar

    DİKKAT! Deri altı kapsülleri kullanırken:


    * Kolunuzda şiddetli ağrı olursa,
    * Uygulama yerinde iltihap veya kanama olursa,
    * Kapsüllerden birinin yerinden dışarı atılması halinde,
    * ?iddetli adet kanamanız olursa,
    * ?iddetli baş ağrınız olursa,
    * ?iddetli karın ve kasık ağrınız olursa,
    * ?iddetli göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa,
    * Sarılık gelişmişse,
    * Uygulamadan itibaren düzenli adet gördükten sonra adet gecikmesinin olması hallerinde,

    Mutlaka tıbbi kontrol için sağlık kuruluşuna başvurunuz

    Diyafram Uygulaması
    Diyafram/ Servikal başlık

    Etrafında esnek bir halkası olan elastik, yumuşak lastikten üretilmiş 'başlık'. Vaginaya yerleştirildiğinde, bir daire şeklini alır ve tam serviksin 'girişini' kapatacak şekilde yerleşir. Daha kolay yerleştirilebilmesi için, halkanın etrafına ve tepesinin her iki tarafına spermisid sürülür. Servikal başlık şekil olarak diyaframa benzerdir, fakat biraz daha sivridir.

    Nasıl etki eder
    Serviksin girişi 'kapatıldığı' için, spermler geçemez. Her zaman birlikte kullanılması gereken spermisid jel, spermi öldürür, ya da hareketsiz kılar. Serviksiniz için uygun ebatta olup olmadığını anlamak için ilk kullanımda doktor veya hemşire tarafından yerleştirilmesinde fayda vardır. En erken olarak, cinsel ilişkiden 6 saat önce yerleştirilmeli ve en erken olarak, cinsel ilişkiden 6-8 saat sonra (en geç 24 saat sonra) çıkartılmalıdır.

    Başarı oranı
    85%

    Artıları
    Çok ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaşılmaz
    Yerinde iken veya cinsel ilişki sırasında hissedilmez
    Yalnız gerekli olduğunda kullanılır.

    Eksileri
    Yanınızda taşımak için biraz büyüktür (spermisid tüpü ile birlikte!)
    Reçete gereklidir
    Cinsel ilişkiden sonra 6-8 saat çıkartılmamalıdır .
    Cinsel ilişkide bulunduğunuz her seferinde kullanılmalıdır
    Cinsel ilişki sırasında yerinden çıkabilir
    Yerine yerleştirmesi karmaşık gelebilir
    Her cinsel ilişkiden önce spermisidin yenilenmesi gerekmektedir
    Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir
    Bazı kadınlar spermiside ve latekse karşı alerjiktirler.
    --------------------------------------------------------------------------

    -Kadın Prezervatifi


    Erkeklerin kullandığı kondom (prezervatif) yanında, Amerika ve Avrupa'da birkaç yıldan beri kullanıma sunulmuş olan kadın prezervatifi artık yavaş yavaş Türkiye'de de yaygınlaşmaya başladı.

    Erkek prezervatifi 100 yıllardan beri biliniyor ve lateks adı verilen yapı maddesinin ve nonoksinol-9 adlı spermisit (sperm öldürücü) maddenin keşfedilmesiyle gelişimini hemen hemen tamamlamış durumda. Ancak bildiğimiz bir gerçek var ki, erkeklerin önemli bir kısmı prezervatif kullanmayı sevmiyor. Ya takması zor geliyor, ya da ilişkinin "kalitesini düşürdüğü" iddia ediliyor. Böyle durumlarda cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve gebelikten korunma fırsatı ve özgürlüğü, bu iki durumun sonuçlarına kendisi katlanmak durumunda olmasına karşın, kadının elinden alınmış oluyor. İşte kadın prezervatifinin geliştirmesine motivasyon teşkil eden nokta da bu: kadına kendi inisiyatifi altında koruma sağlamak.

    Kadın prezervatifi 17 cm. uzunluğunda, yumuşak ve ince bir poliüretan tabakasından yapılmış, vajinanın içini tümüyle kaplayan, tek tarafı kapalı silindir bir kılıf. Poliüretanın özelliği nedeniyle vajinanın içine yerleştirildiğinde kısa zamanda vajina duvarlarına sıkı bir şekilde tutunuyor ve vücut ısısı ile uyum sağlıyor. Kılıfın açık olan ucunun etrafını saran ve bir tane de kapalı olan ucun içinde serbest olarak bulunan bükülebilir iki halkası var. Kapalı olan kısımdaki halka serviksi (rahimağzını) sararken, açık uçtaki halka kadının dış genital sisteminde kalıyor. Böylece dış genital kısmın en ucundan tüm vajinanın iç yüzeyini kaplayarak yukarı doğru uzanan prezervatif, serviksi de tümüyle kaplayarak, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve spermlerden olabilecek maksimum korumayı sağlıyor. Özellikle dış genital kısmın da "örtülmüş" olması HPV'ye (genital siğil hastalığı yapan virüs) karşı korunmada kadın için önemli bir avantaj olarak görülebilir.

    Tüm kadın prezervatifleri tek kullanımlık olarak standart boyda üretiliyor ve kayganlaştırıcı madde olarak silikon kullanılıyor.

    Kadın bu prezervatifi ilişkiden saatlerce öncesinde (üreten firmaya göre 8 saat öncesine kadar) takabiliyor.

    Poliüretan yapı olarak erkek prezervatifinin yapı maddesi olan lateksten yaklaşık iki kat daha kalın ve laboratuar deneylerinde virüslere geçirgenliği çok daha düşük bulunmuş bir madde.

    Kullanım güvenliğine bakıldığında veriler, gebelik oluşma olasılığının özellikle ilk kullanımlarda erkek prezervatifindekinden biraz daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak teorik olarak kullanım tecrübesi arttıkça, bu prezervatif türünün de yaklaşık olarak erkek prezervatifi kadar koruyucu olması gerekir.

    *

    Avantajları

    En önemli avantajı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma inisiyatifinin kadın kontrolünde olması. Erkekte var olan AİDS virüsünün cinsel ilişkiyle kadına bulaşma olasılığının kadından erkeğe bulaşma olasılığına göre 15 kat daha yüksek olduğu ve kadınlarda AİDS'in arttığı göz önünde bulundurulduğunda bunun ne kadar önemli bir avantaj olduğu daha iyi anlaşılır.

    Poliüretandan yapılmış olması, erkek prezervatiflerinde bulunan lateks maddesine alerjik olan kadınlar (ve erkekler) için önemli bir avantaj teşkil ediyor).
    Üreten firma bu prezervatifin kadının adetli olduğu dönemlerde de kullanılabileceğini belirtiyor.

    Bunun dışında yine üreten firmanın prospektüsünde yer alan bilgiye göre kadın prezervatifi "ilişki kalitesini" çok az etkiliyor.
    Üretici firma bu prezervatifi kadının saatlerce öncesinden takabilmesinin büyük bir avantaj olduğunu vurguluyor. Bu sayede erkek prezervatifinde olduğu gibi prezervatifi takmak için ilişkiyi bölmeye gerek kalmıyor. Bunun özellikle ileri yaşlardaki erkekleri için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Zira yaş ilerledikçe ereksiyon (penisin sertleşmesi) süresi uzuyor ve ereksiyon sağlandıktan sonra ileri yaş erkeklerin "dikkatinin başka bir noktaya odaklanması" ereksiyonu olumsuz etkileyebiliyor.

    *

    Erkek prezervatifine göre dezavantajları

    En büyük dezavantajı kadının bu prezervatifi takmakta zorlanması. Bu prezervatifi kullanmak için kadının kendi anatomisini iyi bilmesi gerekiyor. Doğru bir yerleştirme de tecrübe gerektiriyor.
    Diğer bir dezavantajı da fiyatının erkek prezervatifine göre nispeten daha pahalı olması.
    Bu dezavantajları nedeniyle kadın prezervatifi erkek prezervatifi gibi geniş kitlelerce ulaşılabilecek bir korunma yöntemi olmayacak gibi görünüyor.
    eşi prezervatif kullanmayı reddeden bir kadın için kadın prezervatifi korunma özgürlüğünü ona bırakan çağdaş bir yöntem olarak aile planlaması yöntemleri arasında hakkettiği yeri almış durumda.


    Fitil, Köpük, Tablet ve Sperm Öldürücüler
    Fitil, köpük, tablet ve benzeri sperm öldürücüler, hazneye konularak erkek tum hücrelerini öldüren kimyasal maddelerdir. Bu yöntem her kadın için uygundur. Yöntemin güvenilirliği doğru kullanıma bağlıdır. Her cinsel ilişkide ve doğru olarak kullanıldığında koruyuculuğu yüksek (% 97) bir yöntemdir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı kısmen koruyucudur. Bu maddeleri kadınlar kendileri uygular. Bu yöntemi kullananlar, her cinsel ilişkiden 15 dakika önce hazneye bir adet fitil koymalı, köpük ilişkiden sonra 6-8 saat haznede kalmalı, hazne temizliği daha sonra yapılmalıdır. Her cinsel ilişkide yeni bir fitil uygulanmalıdır.
    --------------------------------------------------------------------------




    -Hormonlu Spiral (Mirena)
    Spiralin (RIA) etkin bir doğum kontrol yöntemi olmasına karşın taşıdığı bazı dezavantajlar, kullanımını kısıtlamaktadır. Söz gelişi; spiral kullanıcılarında adet kanaması miktarında bir artış söz konusudur. Ve bu yakınma bazı durumlarda spiralin çıkarılmasını dahi gerektirebilir.

    Son birkaç yıldır yaygın olarak kullanılmaya başlanan hormonlu spiraller işte bu yan etkileri önlemektedir.

    Mirena şu an Türkiye' de bulunan ve yaygın kullanılan tek hormon içeren spiraldir. Bu nedenle burada ticari ismi ile anılmaktadır.

    Etki mekanizması; spiral ile aynıdır. Ek olarak, üzerinde taşıdığı progesteron hormonu rahim iç dokusunu incelterek gebeliği önlemedeki başarıyı arttırmaktadır.

    Doğum kontrol yöntemi olarak kullanımının yanı sıra, adet kanamalarının aşırı olduğu durumlarda tedavi amacıyla da kullanılmaktadır. Adet kanamasının miktarını genel olarak azaltır. Bu nedenle özellikle adet kanamasından şikayet eden hanımlarda tercih edilebilir.

    Genellikle adet döneminde takılması tercih edilir. Öncelikle dikkatli bir jinekolojik muayene yapılır. En uygun takılma günü belirlenir. Uygulanması spirale benzer. Ancak; rahim ağzının kapalı olduğu durumlarda dilatasyon gerekeceğinden anestezi uygulanabilir.

    Mirena ile ilgili bir dezavantaj, maliyetinin diğer spirallere göre daha fazla olması. Ancak etkinliğinin yüksek olması nedeniyle bu dezavantaj göz ardı edilebilir.
    --------------------------------------------------------------------------
    kesin cözüm tabiiki Kanallari baglatmak!
    ama bu cözüm de ne derece tavsiye edilir; tartisilir...benneyaptımki