Dünya Klasikleri Özet Listesi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve atessizprenses tarafından 27 Aralık 2011 başlatılmıştır.

    27 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  1. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Merhabalar arkadaşlar.

    Bu yeni topikte dünya klasikleri arasına giren yüzlerce kitabın özetini yazalım ve birbirimizi bu güzel kitap serisini okumaya teşvik edelim istiyorum.
    Okuduğumuz klasiklerin özetlerini burada paylaşalım.



    1... Maksim Gorki - EKMEĞİMİ KAZANIRKEN


    2... Nikolai Gogol - ÖLÜ CANLAR


    3... Victor Hugo - SEFİLLER


    4... Tolstoy - ANNA KARENİNA


    5... Stendhal - KIRMIZI ve SİYAH


    6... J. Steınbeck - FARELER ve İNSANLAR


    7... Dostoyevski - KARAMAZOV KARDEŞLER


    8... Dostoyevski - BUDALA


    9... Tolstoy - İNSAN NE İLE YAŞAR?


    10... Honore de Balzac - VADİDEKİ ZAMBAK


    11... Maksim Gorki - ANA


    12... Tolstoy - SAVAŞ ve BARIŞ


    13... Dostoyevski - SUÇ ve CEZA
     
    Son düzenleme: 15 Şubat 2012
  2. 27 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  3. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Maksim Gorki'nin ayrılmaz bir bütün oluşturan üç özyaşamöyküsü romanı, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına olduğu kadar 19. yüzyılın bitiminde Rus küçük burjuva katmanlarının hayatına da alabildiğine nesnel bir ayna tutar.
    Büyük kentlerin uzağında, dünyaları küçük, hayata yönelik talepleri ve ihtiyaçları sınırlı, basit, dini inanç ile batıl inancın karışımından oluşmuş bir tutuculuğun zemininde ayakta durmak için çalışan bu insanların arasında var olma ve oradan çıkışın öyküsü...
    Ekmeğimi Kazanırken, yazarın henüz bir çocukken dış dünyayı tanımaya ve hayata çok zor şartlarda tutunmaya çalışan insanların mücadelelerine tanık olma sürecini anlatır.
    Yazarın, ninesinin koruyuculuğu ile dış dünyanın acımasızlığı arasında gidip geldiği bu yıllarda, hayatının ikinci bir sığınağı da uzak akrabalarından bir mimarın yanıdır.


    Not: Çok akıcı bir dili olmadığından dolayı okumakta biraz zorlandım.
    İşyerinde, yolda ya da kalabalık ortamlarda okunacak bir kitap olmadığını düşünüyorum...
     
  4. 27 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  5. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Pavel İvanovich Chichikov,kendisini etrafına üniversite danışmanı olarak tanıtan düzenbaz bir kişidir.Aslında,bir süre gümrük dairesinde çalışmış kaçakçılarla işbirliği yaptığı anlaşılınca kovulmuştur.İnsanları överek kendini farklı bir yüzle tanıtarak kandırmakta zengin ve soylu kimselerin güvenini kazanmaktadır.

    Karakteri ve sahtekarlığı para kazanmak icin planladığı bir oyunu uygulamasında ona yardımcı olmaktadır.Dönemin kanun ve yasalarına göre,toprak sahipleri malikanelerinin sınırları içinde yaşayan canlıların sayısına göre vergi ödemek zorundadır.Her nüfus sayımında bu rakam tespit edilmekte,nüfus sayımına kadar da değiştirilmemektedir.

    Pavel İvanovich Chichikov,Rusya'yı gezerek son nüfus sayımında ölen ''ölü canların'' ölüm belgelerini satın alır.Toprak sahipleri,bu alışverişten memnundur.Her iki tarafında karlı çıktığı bir durumdur bu.Pavel İvanovich Chichikov,bu belgeleri toplayarak mevcut olmayan mülkü rehine koyar ve karşılığında para alır.

    Pavel İvanovich Chichikov,bu kasabaya gelir,planlarını burada uygulamaya kadar verir.Kasabanın ekonomik durumu,toprak sahiplerinin adları,devlet memurlarının özellikleri ve ölü canların sayısını öğrenir.Halk,onu önemli ve zengin bir kişi zanneder.Sevimliliği ile zenginlerin de kısa sürede güvenini kazanır.Varlıklı ailelerin evlerine davet edilir,onların yaşantısına sahip olur.Bu arada,pek çok ölü can belgesi toplar.Herkes topladığı belgelerle onun Ukrayna'daki çiftliğinde çalışacak işçi aradığını zannetmektedir.

    Bir süre sonra,Pavel İvanovich Chichikov'un çalıştığı bazı kişiler yüzünden herşey anlaşılır.Valinin balosunda sarhoş bir toprak sahibi -Nozdryev- her şeyi anlatır.Bazıları,Pavel'in valinin kızı ile evlenmek istediği dedikodusunu ortaya atarlar.Bazıları ise Chichikov'un casus,hatta Napolyon Bonapart'ın ta kendisi olduğunu söyler.

    Kasabada tüm sahtekarlığı ortaya çıkan Chichikov kasabayı terk eder.Bir at arabasıyla başka bir macera için yola çıkar.
     
    Son düzenleme: 10 Ocak 2012
  6. 27 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  7. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    19 sene süren pranga mahkumiyetinden sonra şartlı olarak tahliye edilen JEAN VALJEAN, toplumdan dışlandığını görür.
    Sadece Digne piskoposu kendisine iyi davranır; buna karşın zorlu acı yıllar geçiren Valjean piskoposun bazı gümüş eşyaları çalarak ona ihanet eder. Valjean polis tarafından yakalanır ve geri getirilir.
    Piskoposun kendisini kurtarmak için yalan söylemesi ve buna ek olarak iki değerli şamdan hediye etmesi Valjean'ı çok şaşırtır.
    Böylece Valjean hayatına yeni bir başlangıç yapmaya karar verir.

    Not: Neredeyse okumayanamız yoktur bu klasiği.
    Oldukça akıcı, heyecanlı ve sürükleyici bir anlatımı var...
     
    Son düzenleme: 27 Aralık 2011
  8. 28 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  9. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Anna Karenina, Rus aristokrasisine mensup şık ve güzel bir kadındır.
    Kibarlığı ve saygıdeğer kişiliği ile çevresinde hayranlık uyandırmaktadır.
    Kocası, yüksek bir devlet memurudur. Anna Ka-renina’nın monoton bir evlilik hayatı vardır; bütün mutluluğu evinde ve çok sevdiği çocuğunda bulmaktadır.
    Bir gün, Anna Karenina’ya, ağabeyi ile yengesinin aralarının açıldığı haberi gelir.
    Anna onları barıştırmak için Moskova’ya gider.
    Orada Vronski adında yakışıklı, genç bir kontla tanışır.
    Kontun, Anna’nın akrabası olan bir genç kızla seviştiği haberi ortalıkta dolaşmaktadır.
    Aslında Kont Vronski, ilk görüşte Anna’ya hayran olmuş ve genç kadına kur yapmaya başlamıştır.
    Önceleri ilgisiz davranmaya çalışan Anna, bir süre sonra dayanamaz, Vronski’nin aşkına karşılık verir. Bu durum birçok dedikoduya neden olur. Genç kadın bunları umursamaz. Hatta durumu, kocasına bile anlatır.
    Ağırbaşlı, dedikodudan korkan bir adam olan kocası, karısının itirafları karşısında sarsılır, ama belli etmez.
    Çevreye karşı itibarlarının sarsılmaması için boşanmayı reddeder.
    Kocası, Anna’ya, çocuğunun geleceğini düşünerek bu ilişkiye son vermesini ister.
    Fakat Anna, Vronski’yle birlikte İtalya’ya kaçar.
    Anna ile Vronski İtalya’da gözlerden ırak yaşarlar.
    Dönüşlerinde hiç kimse onlarla arkadaşlık yapmak istemez; dışlanırlar.
    Bu durum Anna’nın sinirlerini iyice bozar.
    Sevgilisiyle aralarında huzursuzluk başlar.
    Vronski de kayıtsız, içe dönük bir kişi olmuştur.
    Anna, Vronski’nin artık kendisini sevmediğini düşünmeye başlar.
    İyice bunalıma girer.
    Yaptıklarından büyük pişmanlık duyar ve sonunda intihar eder.
    Anna’nın ölümünden sonra Vronski de manevi bir çöküntü içine girer.
    Çareyi orduya yazılmakta bulur.
     
  10. 28 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  11. BerilinAnnesi

    BerilinAnnesi bi beştaşım bile yok Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2010
    Mesajlar:
    650
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    atessizprenses çok beğendim bu topiği teşekkürler. okumaya fırsat bulamadığım ''anna karaninna'' gibi kitaplar konusunda fikir edinirim artık burdan.bende sefilleri yazma isterim şimdi ama vakit geç oldu kafamı toparlayamadım.başka zaman inş. selamlar...:18:
     
    Son düzenleme: 28 Aralık 2011
  12. 28 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  13. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Teşekkür ederim canım ilgin ve desteğin için:)

    Bu arada senden önce davranıp sefilleri yazdım ben:KK1:
     
  14. 28 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  15. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Stedhal’in yaşanmış bir ya da iki olayı birleştirerek kaleme aldığı bu romanın baş kahramanı Julien Sorel’in yazar ile birçok yönden örtüştüğü ileri sürülür.
    Orta sınıftan bir genç olan Julien, papaz okuluna devam ederken çocuklarına ders verdiği belediye başkanının karısı ile dedikodulara yol açan bir ilişki kurar.
    Paris’e gider.
    Orada da kendine kapılarını açan aristokrat bir ailenin kızı ile yaşadığı aşk, onu hayatın girdaplarına sürükleyecektir.
    Gururlu, kibirli, asi, ödünsüz bu genç adam, kendi bireysel değerleri soylu sınıfın değer yargılarına çarptıkça geri püskürtülür.
    Hastalıklı gibi görünen psikolojisi, belki de toplumsal yarılmışlıklara bir isyandır.
    Hayatı, yanından ayırmadığı iki bavuluna sıkıştırmış, ömrünün son yıllarını küçük bir İtalyan kentinde konsolosluk görevinden aldığı üç beş kuruşla sürdürmek zorunda kalmış Henri Beyle (Stendhal), aynen Julien Sorel gibi ödünsüz, aşkı, ömür boyu aşkı aramış, kendini kabul ettirmek istemiş ve hep yalnız kalmış, istediği, düşündüğü gibi değil, yaşayabildiği gibi yaşamıştı.
     
  16. 28 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  17. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    George ve Lennie çiftliklerde dolaşarak işçilik eden iki arkadaştır.
    George ufak tefek, canlı, yanık tenli, keskin bakışlı bir adamdır.
    Lennie ise iri bir insandır.
    Ölgün gözler düşük ama geniş mi geniş omuzlara sahiptir.
    George ve Lennie iki zıt kutup oldukları halde aralarında büyük bir dostluk vardır.
    Bu büyük dostlukta, birlikte hep çalışarak çiftlik ararlarken kat ettikleri yollar boyunca kendini göstermiştir.
    Birbirlerine çok bağlanmışlardır.
    George akıllıdır, işini bilir.
    Tabiatı sever.
    Lennie ise dev kuvvetine sahiptir.
    Fakat ruhen çocuktur. Halleri davranışları çocukçadır, aptalcadır.
    Lennie’nin yumuşak bulduğu her şeyi okşama alışkanlığı vardır.
    Bu ikisi Soledad kasabasının çiftliğinden bir iş haberi alırlar ve hemen yola koyulurlar.
    Oraya vardıklarında bu çiftliğin patronu bunları pekte iyi karşılamaz.
    Patronla kalmayıp birde patronun oğlu çıkar başlarına dert.
    Kendisi ufak tefek olduğundan Lennie gibi iri vücutlu insanlara gıcık kapar ve bu tip insanları hiç sevmez.
    Adamın adı Curley’dir.
    Ama Curley’nin başında da bir dert vardır.
    Yeni evlendiği karısı…
    Çiftlikte oynaşmadığı adam kalmadı, derler onun için ve gözünü yeni gelen George Ve Lennie’ye dikmiştir.
    Özellikle George’un çiftlikteki en iyi arkadaşları Slim’dir.
    Çiftliğin bunağı ise Candy denilen bir eli bileğinden kesilmiş olan bazıları için işe yaramayan yaşlı bir adamdır.
    George ve Lennie’nin planları bu çiftlikte bir ay çalışıp kendilerine bir çiftlik satın almaktır.
    Tabii Candy’i ve Candy’nin biriktirdiği parasını yanların alarak…

    Üç kişinin hayali; kendi topraklarını işlemek, kimsenin emri altına girmemektir.
    Lennie’nin tek isteği ise evlerindeki tavşanlara bakmaktır.
    Çiftlikte birde seyis vardır.
    Ama zenci olduğu için diğer çalışanlar tarafından dışlanıyordur.
    Çiftlikte akşamüstü iş bittikten sonra nal oyunu oynanır.
    Milletin tek eğlencesi bu oyundur.
    O sırada Lennie samanlıkta Slim’in ona verdiği köpekle oynuyordur.
    Ama daha önce fareyi severken öldürdüğü gibi bu köpek yavrusunuda oracıkta aşırı sevmekten öldürmüştür.
    Daha sonra Lennie’nin yanına Curley’nin karısı gelir.
    Lennie kadınla biraz konuştuktan sonra kadın aynen “benim saçım da yumuşaktır saçımı okşa” demiştir.
    Lennie tuttuğu saçı bırakmadığı için kadın korkuya kapılmıştır ve çığlıklar atarak samanlığı ayağa kaldırır.
    Lennie’de buna sinirlenerek kadının ağzını kapatır ve onu nefessizlikten öldürür.
    Oradan hızlıca kaçar.
    Bunun üzerine çiftlikteki herkes başta Curley olmak üzere Lennie’yi aramaya çıkarlar.
    Lennie ise daha önceden başlarına bir olay gelirse George ile anlaştıkları çalılıkların arkasına kaçmıştır.
    George’u buldukları yerde öldüreceklerini bilmektedir.
    Lennie çocuk ruhlu olduğu için kendini savunması çok zordur.
    George kahrolurken Lennie’nin saklandığı yere gelmiştir bile.
    Lennie elindeki küçük ölü köpek yavrusuyla onu beklemektedir.
    George Lennie’nin arkasına ona hüzünlü hüzünlü bakar.
    Lennie sahip olacakları evi ve bakacağı tavşanları hayal ederken bir el silah sesi duyulur.
    Curley ve çalışanlar yanlarına geldikleri zaman Lennie’yi yerde ölü olarak yattığını görürler ve George’a aptal aptal bakarlar.
    George olayın etkisinden kurtulamaz ve teselli için Slim’le birlikte olay yerinden uzaklaşır.
     
  18. 28 Aralık 2011
    Konu Sahibi : atessizprenses
  19. atessizprenses

    atessizprenses Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN

    Katılım:
    4 Şubat 2011
    Mesajlar:
    3.834
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Yapıt, psikolojik bir romandır.
    Dostoyevski, bu romanda insan ruhunun derinliklerine inmiştir.
    Olay, Rusya’nın bir taşra kentinde on dokuzuncu yüzyıl ortalarında geçer.
    Baba, Pavlovic Karamazov ahlaki düşünlükleri olan, bencil, zengin biridir.
    Zengin bîr kadınla evlenir, bütün malını aldıktan sonra, onu terk eder.
    Kadın yoksulluk içinde ölür.

    Bu evlilikten Dimitri (Mitya ) adında bir oğlu olur.
    Evlendiği İkinci karısından da İvan ve Aleksi ( Alyoşa ) adında iki çocuğu olur.
    Bu kadın da, Karamozov’un çektirdiği acılara dayanamayıp çıldırır ve ölür.
    Subay olan Dimitri, günün birinde annesinden kalan mirası babasından alacağını düşünür.
    İvan, üniversiteyi bitirmiş, ünlü bir yazardır.
    İkinci karısından olan Smerdiyakov saralıdır.
    Kardeşlerin en İyisi Aieksi ( Alyoşa ) bir papazdır.
    Dimitri soylu bir kız olan Katerina İle nişanlanır.
    Annesinden kalan mirası isteyince babasıyla arası bozulur.
    Bir gece baba Karamazov öldürülünce, Dimitri suçlanır.
    Tutuklanır, ivan, cinayeti Smerdiyakov’un işlediğini bilmesine karşın, Dimitri’nin karısı Katerina’ya aşık olduğundan sesini çıkarmaz.
    Fakat vicdan azabına dayanamaz, beyin kanaması geçirir.
    Smerdiyakov da kendini asınca, mahkemede gerçek ortaya çıkmaz.
    Dimitri Sibirya’ya yirmi yıllık sürgüne gönderilir.
     
    Son düzenleme: 28 Aralık 2011