Dünya Tarihinde Türk Hayranlığı

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve CXIXMEGXIX tarafından 29 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    29 Ocak 2008
    Konu Sahibi : CXIXMEGXIX
  1. CXIXMEGXIX

    CXIXMEGXIX ..AYAZDA İKİ YÜREK.. Üye

    Katılım:
    22 Ekim 2007
    Mesajlar:
    206
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    - Bilindiği gibi Türk ordusunda çok kuvvetli bir disiplin vardır. Bir Türk askeri sefer esnasında bir dilim ekmekle iktifa etmekte, yerli ahaliye hiçbir zarar vermemektedir. Öyle ki, halk asla rahatsız edilmez, işi ve gücü ile meşgul olur. Bunun için de vergisini kolayca verir.

    1684'te avusturya Kralı I.Leopold'a verilen bir rapordan...

    - Türkler, insaniyetli, faziletli, doğru, zayıflara yardımı sever, aile namusuna riayet eder insanlardır. Küçük bir iki kusurlarına rağmen onlar dünyanın en yüksek ve en asil milletidir.

    D'atrak

    - Dünyada hiçbir kral, paşa ve diplomattan beni herhangi bir siyasi ve askeri mağlubiyete uğratır diye korkmadım. Yalnız (eliyle haritada İstanbul'un yerini göstererek) buradaki diplomatlar müstesna...

    Sazanof

    - Müsallah milletin en canlı misali Türklerdir. Türk ata biner gibi oturur. Türk ata biner gibi uyanık yürür.

    Moltke

    - Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler, fakat kazanç getirirler.

    Komenius

    - Türklerin vatanlarına bağlılıkları her hasletlerinin üstündedir.

    Cahiz

    - Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.

    Tavsend

    - Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası da vardır.

    Çernayef-Rus Komutanı

    - Türkler gerçekten merhametli ve musamahacı insanlardır. Düşmana saldırırken amansız bir aslan olan Türkler, dostlarının yanında ve silahsız rakiplerinin karşısında pek munistirler. Mukaddesatlarına saldıranları affetmezler. Fakat inanmadıkları inançlara sahip olanlara ses çıkarmazlar. Bu bir necibane hareket değil de nedir?

    Şatobriyan

    - Ruslara mağlup olarak Türkiye'ye sığınan İsveç kralı Demirbaş Şarl hakkımızda şöyle demişti: Poltavada esir oluyordum. Bu, benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi. Önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püskürten güneş! Su beni boğmak, düşman beni parçlamak, güneş beni eritmek istiyordu. Gene kurtuldum. fakat bugün esirim. Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar yaptılar, beni esir ettiler. Ayağımda zincir yok, zindanda da değilim. Hürüm, istediğimi yapıyorum. Lakin gene esirim. Şefkatin, uluvvücenabın, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar şefkatli, bu kadar alicenap, bu kadar asil ve bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı!

    İsveç kralı XII. Şarl

    alıntıdır(yeniçağ)