Dünya Tiyatrolar Günü 27 Mart

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve terlik tarafından 23 Mart 2009 başlatılmıştır.

    23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  1. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    Dünya Tiyatrolar Günü hakkında genel bilgi

    Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır.
    27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasız gösteriler düzen­ler. Tiyatroyu halka sevdirmeye çalışırlar.
    Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazdı.
    Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl başladığı kesinlikle bilinmi­yor, Araştırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan sesleri çıkararak dans etmelerinden doğduğunu anlatırlar. Daha sonraları topluluk halinde yaşamaya başlayan insanlar yılın belirli günlerinde, belirli bir yerde toplanmaya başladılar. Bu toplantıda içlerinden bir kişi yüksekçe bir yere çıkarak güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, şarkılar söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla şenlikler geleneğini oluşturdu. Bir süre sonra tiyatroda kişiler ikiye, üçe çıktı. Daha canlı, daha ilgi çeki­ci konular bulundu. Böylece oyunlar, sanat niteliğine kavuştu. Tiyatro da meslek haline geldi.
    Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Konusu bakımından harekete, konuşmaya, bazen de müziğe yer verilir. Bu nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biridir.
    Tiyatroda oynayanla izleyen arasında yakın, sıcak bir iletişim vardır. ılk çağlarda oyunun yazılı metni yoktu. Yeteneklerine güvenen oyuncular ortaya çıkıp bir çeşit tuluat yaparlardı. Tuluat; oyuncuların o anda düzenle­dikleri hareketleri, tasarladıkları sözleri söylemeleridir. Tuluat, sahnesiz ve metinsiz bir tiyatro oyunudur.
    Yazılı tiyatro yapıtları çok sonra ortaya çıktı. Bir süre tiyatro sözsüz oynandı. Oyuncular olayları, el, kol, gövde, bacak ya da yüz hareketleriyle anlatırlardı. Bu sözsüz tiyatroya pandomima denir.
    Bizde tiyatro olgusu; çok eskilere dayanan orta oyunu ile onun gölge oyunu biçiminden başlar. Gölge oyunu arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde üzerine belli tipteki kuklaların hareket ettirilmesi ve konuşturulması ile yansıyan Karagöz oyunlarıdır.
    Bugün köylerimizde, çok eski geleneklerden kalma bir alışkanlıkla tiyatroya çok benzeyen eğlenceler düzenlenmektedir. Buna oyun çıkarma denir.
    Tiyatro oyunculuğu özel eğitimi gerektiren bir meslektir. Tiyatro öğre­timi konservatuar denilen okulda yapılır.
    Tiyatro; yazarların dram, komedi, trajedi türünde yazdıkları eserlerin sahnede oynanması sanatıdır. Tiyatro gösteri sanatı olarak tanımlanır. Belli başlı türleri şunlardır:
    Komedi : Oyunların, insanların, durumların gülünç yönlerini gösteren bir tiyatro yapıtıdır. Komedinin belli başlı türleri şunlardır :
    a) Vodvil, hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, içinde şarkılar bulunan hafif güldürüdür.
    b) Fars, olayların aşırı abartıldığı, taklitlerin sık sık tekrar edildiği bir komedi türüdür.
    Trajedi : Konusunu tarih, ya da efsanelerden alan acıklı sahne yapıtı­dır. .
    Dram : Yaşamımızda var olan umudu, sevinci, acıyı, bir arada sunan tiyatro oyunudur. Dram şiir ve düz yazı ile yazılabilir.
    Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılır.
    Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Yaşamı sergiler. Yaşama sevincini yaratır. Geçmişi, günümüzü, geleceği anlamamıza yardımcı olur. Tiyatro; Sorunlarımıza ışık tutar. Tiyatro, insanlar arasında halkın içinden doğmuş bir sanattır. Tiyatro hep iyiden, güzelden hoştan yana olmuştur.
    Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara bera­ber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar.




    _alıntı_
     
    Son düzenleme: 23 Mart 2009
  2. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  3. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    Dünya Tıyatro Gününün Öyküsü

    Bundan otuz yıl önce A.M. Julien adında bir Fransız vatandaşı tasarladığı ilginç tiyatro festivalini gerçekleştirebilme olanağını bulamasaydı bugün bir 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nden söz edilemeyecekti. A.M. Julien’in önayak olduğu bu girişim 1954 yılı ılkbaharında, Paris’de, deneysel çalışmalarını sergileyecek yabancı topluluklara açık bir festival olarak doğdu. Adı da şöyle kondu : “THEATRE DES NATıONS” (Uluslar Tiyatrosu). Fransa dışından çeşitli uluslardan davet edilen tiyatro toplulukları o yıl Paris’e geldiler ve çalışmalarını sergilediler. 1955 ve 1956 yıllarında yinelenen bu festival o denli başarılı oldu ve ilgi topladı ki 1957‘de festivale resmi bir nitelik kazandırıldı ve sağlanan çeşitli olanaklardan yararlanılarak daha büyük boyutlarda uygulamaya geçildi. Nitekim 1957 yılı ılkbaharında Mart ayından Temmuz‘a dek Paris‘de “Sarah Bernhardt Tiyatrosu”nda birbiri ardından 16 topluluk 9 değişik dilde birbirinden başarılı oyunlar sergilediler.

    Bu tarihten başlayarak festivale katılan yabancı toplulukların sayıları giderek arttı.Gerek toplulukların, gerekse sergilenen oyunların nicel ve nitel yapısı genişledi ve A. M. Julien’in düşlediği evrensel bir kapsama ulaştı. Klasik, neo-klasik ve modern oyunlardan opera ve bale temsillerine; dans ve tiyatro karışımı gösterilere; belirli bir tür içine sokulamayan deneysel çalışmalardan Uzakdoğu‘nun “Pekin Operası” , “Kore Operası”, Japon “No” ve “Kabuki” Oyunları Dansçıları”nın “Exotic” olarak nitelendirilen gösterilerine dek yaygınlaşabilen geniş ve zengin bir “Evrensel Tiyatro Festivali” durumuna geldi.

    Festivalin ilginçliği yalnızca bu denli geniş gösteriler yelpazesine kapılarını açmasından kaynaklanıyordu. Seyirciler çeşitli ülkelerden gelen ve kendi dramatik geleneklerinin en seçkin örneklerini sergileyen, uzmanlaşmış toplulukları izlemek olanağını buluyorlardı. Örneğin Shakespeare’i ıngiltere’den gelen “Old Vic” den; Cehov’u Rusya’dan gelen ”Moskova Sanat Tiyatrosu”ndan; Brecht’i Doğu Almanya’dan gelen ”Berliner Ensemble’dan; Goldoni ve Pırandello’yu ıtalyan’lardan; O. Neill’i Amerikalılardan izleyebilme olanağı festivalin sağladığı küçümsenmeyecek başarılardan biriydi. Her ulus dünya tiyatro repertuarına kendi sanatçılarının getirdiği katkıyı kendi dil ve biçim anlayışıyla getiriyordu.

    Festivalin başka bir ilginç yönü bir ülkenin tiyatro geleneğinin ürünü sayılan herhangi bir yapıtın bir başka ülke tarafından nasıl yorumlanabileceğinin de izlene bilinmesiydi: Moliere’i Kanadalılar ve Faslılardan; Sartre’ı Almanlardan, Brecht’i ısraillilerden seyretmek hem tiyatro severler hem tiyatro sanatçıları açısından ilgi çekici ve yararlı oluyordu. Birbirinden farklı sahneleme ve oyunculuk anlayışlarını sergileyen bu denli değişik topluluğun kısa bir süreç içinde yaptıkları gösteriler sanatçıları birbirlerini tanıma izleme ve değerlendirme olanaklarını sağlıyor ve tiyatronun evrensel birleştirici, tüm insanlığı dostluk ve barış anlayışı içinde bir araya getirebilme niteliği somut bir biçimde gerçekleşmiş oluyordu.

    Dünyanın hemen her köşesinden tiyatro severleri ve tiyatro çalışanlarını bir araya getirmeyi başaran “Theatre Des Nationes” yalnızca yılın belli bir döneminde oyunlar sergileyen bir ilginç festival olarak kalmakla yetinmedi.Yılda on bir kez çıkan bir de yayın organı oluşturdu. Başlangıçta: “RANDESVOUS DES THEATRES DU MONDE” (Dünya Tiyatrolarının Randevusu) başlığını taşıyan bu yayın günümüzde: “THEATRE: DRAME, MUSIOUE, DANSE” (Tiyatro: Dram, Müzik, Dans) adıyla tanınıyor.Tiyatro alanının seçkin kişilerine tiyatronun çeşitli konularında konferanslar hazırlatıyor. Bunları Fransa’dan ve dünyanın pek çok yöresinde üyesi bulunan binlerce okuruna ulaştırıyor. ılginç konularda tartışmalar açıyor daha özgün konularda kongreler düzenliyor; buralarda varılan sonuçları özel sayılar halinde yayınlıyor. Bütün bunların yanında “Uluslararası Tiyatro Teknisyenleri Birliği” ve “Tiyatro Eleştirmenleri Birliği” adı altında iki de önemli uluslararası örgütü oluşturmayı başaran bu kuruluş her yıl artan sayıda oyuncu, topluluk ve seyirciyi bir araya getirmeyi amaçlayan gelişim çizgisinde çalışmalarını sürdürmekte. 1947 yılı Haziran ayı içinde Paris’de ünlü ıngiliz oyun yazarı ve eleştirmeni J.B. Priestley başkanlığında yapılan bir toplantı sonunda Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu ”UNESCO”ya bağlı yeni bir kuruluş doğdu: ”International Theatre Institute”(Uluslararası Tiyatro Enstitüsü) adı verilen bu kurum tiyatro sanatçıları, tiyatro bilimcileri arasın da uluslararası düzeyde fikir alışverişine ve çeşitli araştırmalarda işbirliğine yardımcı olmak amacıyla 1948 yılı Haziranında Paris’deki merkeze bağlı 48 ülkede yerleşik ulusal temsilcilikler biçiminde örgütlenmesini tamamladı. “World Theatre” (Dünya Tiyatrosu) adıyla iki aylık sayılar halinde yayınlanan bir de yayın organı oluşturdu. Bu uluslararası örgüt de iki yılda bir kendisine üye ülkelerden birinin başkentinde dünya çapında bir kongre düzenliyor. Bu kongrelerin yanı sıra oyunculuk eğitimi, tiyatro mimarisi vb. özgün konularda konferanslar ve kollogyumlar düzenliyor. Dünya Tiyatro Günü’nün oluşumunda işte bu iki girişimin payı var. Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1962 yılından başlayarak kuruluş amaç ve ilkeleri doğrultusunda topluluğa üye ülkelerde kutlanmak üzere bir tiyatro günü saptanmasını kararlaştırdı. 2500 yıllık bilinen geçmişi boyunca tüm insanların ortak bir anlatım aracı durumuna gelmiş; dünya uluslarının birbirlerine yaklaşmalarında, birbirlerini anlamalarında değerli bir yer tutan tiyatro sanatının çağımızda, çağımız için yaşamak isteğini bir kez daha anlatmak; bu yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu hatırlatmak; eğitici ve yükseltici görevini belirtmek; kültür gelişmesindeki değerli yerini unutturmamak amacıyla düzenlenecek bu gün için bu amaçları uluslararası düzeyde 1954’den beri gerçekleştirmeye çalışan “Uluslar Tiyatrosu”nun açılış tarihi uygun görüldü: ”27 Mart.”






    _alıntı_
     
  4. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  5. arzuca9432

    arzuca9432 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2009
    Mesajlar:
    4.098
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    evet doğru yazdıklarınız.Sanırım o gün tiyatrolar bedava oluyor................................
     
  6. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  7. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    H.Taner'in yayınladığı ulusal bildiri

    TıYATRO
    Tiyatro gününde yazarlarımızdan Haldun
    Taner'in yayınladığı ulusal bildiri.
    Her gece saat dokuz'da dünyanın dört bir bucağında binlerce perde açılıyor.
    Her gece saat dokuz'da milyonlarca insan ışıklandırılmış bir sahneden kendi dünyasının, kendi sorunlarının yoğunlaştırılmış bir kesitini ilgi ile izli­yor. Oyalanıyor; eğleniyor, heyecanlanıyor, düşünüyor, bilinçleniyor. Her günkü sürgit yaşamının akışı içinde tam fark edemediği, ya da edip de unuttuğu bazı ana sorunları yeni bir gözlükle görmeye başlıyor.
    Tiyatrolar insanlara «Koşun, bana gelin, size ilginç bir şeyler göstere­ceğim» derler. «Gelin, beni izleyin memnun kalacaksınız» derler.
    Bu alışkanlık yüzyıllardır sürüp gidiyor.
    Çünkü; tiyatroda etli canlı oyunculardan, etli canlı seyircilere ve sonra yine o etli canlı seyircilerden etli canlı oyunculara geçen karşılıklı bir elekt­rik alışverişi vardır ki, bu aynı çatı altında aynı anda birbirini tamamlama ve karşılıklı etkileme olayı tiyatroya benzersiz bir toplumsal yaşantı niteliği kazandırır.
    ınsanoğlu doğa karşısındaki korkularından başlayarak yüzyıllar boyunca acılarını, sevinçlerini, ihtiraslarını, düşüncelerini, düşlerini, özlem­lerini, taşlamalarını, dünya görüşlerini, savaşımlarını, her şeyini somutlaştırıp dile getirmiştir.
    Tiyatronun bunca yüzyıllardır varoluşu boşuna değildir, tiyatro, insan mayasının kopmaz bir öğesi, insandan ayrı düşünülemez bir gereksinmesidir. Doğada işlevini bitiren her şeyin varlığını sürdürebildiği görülmemiştir. Tiyatro sürüyorsa, sürecekse her devirde bir işlevi olduğundandır.
    «Tiyatro, iki kalas bir hevestir» sözü boşuna söylenmemiş... Tiyatronun mitolojik piri sayılan Dionisos'tan gelme bir coşkusu vardır. Bu coşku olmadan tiyatro çekici olamaz.
    Her gece saat dokuz'da dünyanın dört bucağında tiyatrocular ne oynar­larsa oynasınlar sahneden salona bu coşkuyu, bu gençliği, bu gücü, bu sağlıklı havayı estirirler.
    Her gece saat dokuz'da on binlerce perde dünya durdukça açılsın, dursun.
    Tiyatro olmasa, insanoğlu çok eksik, çok güdük kalırdı.
    Haldun TANER
     
    Son düzenleme: 23 Mart 2009
  8. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  9. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    Evet canım... keşke herkes hep gidip izlese; bilhassa çocuklara küçük yaşlarda tiyatro sevgisi aşılanabilse ; bazı kişilerle konuştuğumda çocuğunu ismini vermek istemediğim fast foodlara götürmeyi çocuğunu gezdirmek zannediyorlar bu da beni çok üzüyor...
    Benim 6 yaşında oğlum var küçüklüğünden beri tiyatroya , sinemaya ve müzelere
    götürürüz... Ve şimdi tiyatroyu seven bir çocuk; ne verirsen onu alıyorsunuz...
    Bol tiyatrolu günler dilerim size...
     
  10. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  11. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148


    Sevgili Arkadaşlar!
    1948 yılında kurulan Uluslararası Tiyatro Enstitüsü, 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Bu enstitüye üye ülkeler, her 27 Mart gününü Tiyatro Bayramı olarak kutlamaktadır.
    Tiyatrolar Gününde, tiyatroyu halka sevdirmek için etkinlikler yapılır. Hayatın bir parçası ve güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biri olan tiyatro da, harekete, konuşmaya ve bazen de müziğe yer verilir. ılk çağlarda tiyatro, yazılı bir metin olmadan oynanırdı. Yeteneğine güvenen oyuncular sahnede istedikleri gibi konuşurlardı.
    Bizim kültürümüzde tiyatroyu; orta oyunu, gölge oyunu, köy seyirlik oyunları, meddahlık, danslı ve taklidi oyunlar şeklinde görürüz. Gölge oyununda, arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde vardır. Karagöz ve başka tipteki kuklalar bu perdenin üzerinde oynatılıp konuşturulur. Güzel hikayeler anlatarak halkı eğlendiren kişilere Meddah denir. Köylerimizde hâlâ, oyun çıkarma adıyla seyirlik oyunlar düzenlenmektedir.
    ınsan hayatı içinde var olan umudun, acının ve sevincin, hep birlikte verildiği oyunlara dram diyoruz. Komedi, insan hayatı içindeki komik ve gülünç şeylerin oyunlaştırılmasıdır. Konularını tarih ve efsanelerden alan acıklı sahne oyunlarına ise, trajedi diyoruz.
    Tiyatro eğitimi, konservatuar denilen okullarda verilir. ınsanları eğiten, eğlendiren tiyatro, aynı zamanda düşündürür de. Bir arada yaşayan insanların birlikte güldüğü, birlikte ağladığı ve hep birlikte düşündüğü tiyatro salonları, insanca duyguların da öğrenildiği yerlerdir.
    Sözlerimi, ünlü tiyatro yazarımız Haldun Taner’in bir cümlesi ile bitiriyorum:
    Tiyatro olmasaydı, insanoğlu çok eksik, çok güdük kalırdı.
     
    Son düzenleme: 23 Mart 2009
  12. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  13. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    * Tiyatro, toplum kültürünün aynasıdır.

    * Tiyatro, gönüller arasında bağ kurar.

    * Tiyatro, kalp perdesini açan bir sanattır.

    * Tiyatro, adamı insan eden sanattır.

    * Tiyatrosu olan bir ülkede kötülükler, çirkinlikler, yanlışlıklar sürüp gitmez.

    * Tiyatrosuz bir toplum yeni doğmuş bir çocuk sayılır.
     
  14. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  15. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    Dünya Tiyatro Günü


    Dünyanın her yerinde
    Yirmi Yedi Mart günü.
    Tüm coşkuyla kutlanır
    “Dünya Tiyatro Günü”.

    Bildiri yayımlarlar
    Dünya tiyatroları.
    ınsanlara sunarlar
    En güzel oyunları

    Hiçbir ücret almazlar
    O gün seyredenlerden.
    Tiyatronun zevkini
    Tattırırlar derinden.

    Güneş nasıl dünyayı
    Aydınlatıyor ise,
    Tiyatrolar da öyle
    Işık tutarlar bize.

    Tiyatronun önemi
    ınkâr edilmez asla.
    Onu seyredenleri
    Etmeyenle kıyasla.

    Fark edersin o zaman
    Tiyatro cevherini;
    Anlarsın tiyatronun
    Toplumdaki yerini.

    Naim YALNIZ


    [​IMG]
     
    Son düzenleme: 23 Mart 2009
  16. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  17. terlik

    terlik İYİLİK MELEĞİ Pro Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    Sahneler
    Umutlarla sevgiler
    Hayal ile gerçekler
    Dramlar komediler
    izlenir sahnelerde

    Sahnede oyuncular
    Alıp bizi götürür
    Güldürür düşündürür
    Düşündürür güldürür.

    Orda bir başka yaşam
    Yaşanır çoğu akşam
    Başarılı bölümler
    Alkışlanır her akşam.

    Dünyanın her yerinde
    On binlerce sahnede
    Sorunlar mutluluklar
    izlenir sahnelerde.

    Erol YAVUZ
     
  18. 23 Mart 2009
    Konu Sahibi : terlik
  19. arzuca9432

    arzuca9432 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2009
    Mesajlar:
    4.098
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Evet haklısın.Bende küçüklüğümde çok baleye ve tiyatroya gitmiştim.............
    Simdi televizyonlar ve bilgisayarlar bu gibi faaliyetlerin yerini aldı maalesef.....................