Dünyadaki aç çocuklarimizi hatirlayalim mi

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve Fahriye tarafından 7 Ekim 2007 başlatılmıştır.

    7 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Fahriye
  1. Fahriye

    Fahriye Popüler Üye Üye

    Katılım:
    15 Mart 2007
    Mesajlar:
    288
    Beğenildi:
    20
    Ödül Puanları:
    108
    Slayt için resmin üzerine tiklayin lütfen..Bu resimler, bana cok düsündürücü geldi. Bazen, begenmeyip yemedigiz ya da fazla geldigi icin bozulan ve cöpe giden yiyeceklere ne kadarda cok insanin ihtiyaci var. Özellikle, büyüme caginda olan günahsiz yavrularin.. Onlar, sadece oyuncaklarla-oyunlarla kafalari mesgul olmasi gerekirken, maalesef zihinlerinde sadece bir yudum ekmek parcasi nerden bulurum düsüncesine sahipler. Cocukluklarini bile yasamiyorlar. Offf:KK43:(( bu resimler beni cok etkiledi..Ayrica sizlerle, nette buldugum "Ah çocuk" isimli ALINTI bir yaziyida paylasmak istedim. Kimin yazdigini bulamadim ama yazan kisi hakikatten yürekten yazmis.

    [​IMG]


    Ah! Çocuk

    Mutluluklar pazarlarda alınıp satılır oldu. Betonlaştı gözyaşları, yürekler katılaştı. Kimse kimseyi sevmiyor, kimse kimseye acımıyor, yanmıyor. Güzellikler bile parayla alınıp satılıyor artık. Namussuzlar çoğaldıkça namuslular azaldı. Makamlar büyüdükçe beyinler küçüldü. Herkes firsattan istifade edip cebini şişirmeye çalışıyor, yetimin, yoksulun hakkına tecavüz ediyor. Gözlerde güneşin sıcaklığı, vicdanlarda doğruluğun aklığı kalmadı çocuk. Yürekler gibi gözlerde kirlendi. Sevinçlerimizi, şiirlerimizi, kitaplarimizi yok ettiler, alıp götürdüler bizden uzaklara insani duygularımızı. Toprağımız küs şimdi bize, ğögümüz de küs. Bilmem ki nasıl anlatılır sahtekarlığın, cüzdanın ve vicdanın kirlenmişliği bir ülkede . Erdemin, fazilletin, sevginin ve dostluğun çürümüşlüğü.

    Gökyüzü hepimizin değil mi? ya yeryüzü. Neden vicdanları gibi gökyüzünüde, yeryüzünüde kirletirler çocuk. Doğaya, insana, kuşa, çiçeğe, emeğe bu düşmanlık niye... Bilmezlermi ki, bunları sevmekle başlar yaşam. Bu kin, nefret ve düşmanlıkla nereye varacak dünyamız. Bunlar sevmeyi bilir mi çocuk? zerre kadar bir vicdan taşımışlar mı yüreklerinde?
    Hayatta hiç sevmişler mi bir ırmağın türküsünü? Gümbürtüsünü bir ormanın durup dinlemişler mi? bir pınarın akışını, yağmurun yağışını?. Bir türkünün, bir şiirin güzelliğini, bir dostluğun ve sevdanın sıcaklığını yaşamışlar mı hiç? Gülümsemişler mi çocuklara bahar gülleri gibi, okşamışlarmı saçını bir öksüzün. Vurmuşlar mı sesini dağlara, çağlayanlara? Oturup ağlamışlar mı yavrusu vurulmuş bir cerenin acısına. Duymuşlar mı oğlu mahpus bir ananın feryadını yüreklerinde...

    Yalvarma güzel çocuk, dillerini utandırma. Utandırma dillerini, dillerin ki dağ yelidir senin; Pınarların sesi, kuşların ötüşüdür. Bükme boynunu gözlerini utandırma, gözlerin gökyüzüdür senin, mavi gülüşlü bir çiçek. Yalvarma çocuk; sesini utandırma. Gülün kokusudur sesin; rüzgarın nefesi, ırmağın türküsüdür. Yalvarma çocuk; ellerini utandırma. Yokluk, yoksulluk kötü bilirim. Umudu, sevinci, onuru utandırma. En güzel senin ellerindir çocuk ekmeği tutan, suya uzanan.

    Ey çocuk yoksulluğunu öfkeli bir bıçak gibi taşı yüzünde ama yalvarma, utandırma yüzünü. Utancını ve hıncını güneşin sarısı gibi yüreğinde sakla. Unutma seni ağlatanları. Unutma utanması gerekenleri ama sen ağlama, utandırma gözyaşlarını. Aşk için ağla, dostluk ve sevgi için. Ama yoksulluğun için ağlama, yalvarma, utandırma gözyaşlarını çocuk. Bırak dereler ağlasın senin yerine, rüzgarlar, pınarlar ağlasın ama sen ağlama. Deli taylar gibi sev yaşamı, aşkı sevgiyi ve umudu. Yüzün her koşulda onuru, öfkeyi, sevinci, direnci taşısın; Yılgınlık, bezginlik olmasın. Yeri geldiğinde sormalısın yoksulluğun hesabını..

    Elimden tut ey çocuk; utandırma ellerini. Tut elimden güneşe yürüyelim, sevince, umuda, neşeye yürüyelim. Tutki güneş doğsun, serçeler sevinsin. Zulümler, karanlıklar çekilsin üstümüzden. Tut ki tomurcuklar açsın, büyüsün çocuklar, serceler ucsun, tohumlar ekilsin, yeşersin umutlar. Bir demet ışık saçılsın dünyaya, kapılar açılsın, kalmasın esaret, ezilmişlik, açlık. Kimse kimseye avuç açmasın, çocuklar ağlamasın, utanmasın analar, babalar yoksulluktan yokluktan.

    Ah… çocuk!
    vakitsiz açan ,bir çicçek tarlası gibi yüreğin
    beyaz kardelenler, sarı papatyalar
    bükmüş boyunlarını ip - ince boynundan
    güneşe bakıyorlar...

    her iç çekişte
    dünyanın bütün çiçekleri kanamada
    bütün kuşları havalanmada
    umudun evi yok, sevincin adresi
    neylersin çocuk...

    ah…. çocuk!
    vereceksen, rüzgarlara ver sesini, tomurcuklara
    baharı muştulasın yarınlara

    mümkünü yok artık, gittiğim her yere
    soluk yüzünü taşıyacağım
    ve seni her düşündüğümde
    çağımın utancını yaşayacağım ah! çocuk
     
  2. 9 Ağustos 2011
    Konu Sahibi : Fahriye
  3. ozlem1004

    ozlem1004 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    317
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    61
    super bisey eline saglik